Türkiye‘de bir ilk olan bayanlar arası Sada‘yı Kur‘an yarışmasının ikincisinin finali, bu hafta sonu Ankara‘da düzenlenecek...
İlkini 2006 yılında düzenlediklerinde büyük ses getiren Sada‘yı Kur‘an programının ikincisinin finalini bu hafta sonu düzenleyecek olan Anadolu Gençlik Derneği Hanım Kolları Genel Başkanı Ebru Asiltürk ile Kur‘an-ı Kerim‘in çağlar üstü şifasının topluma etkilerini ve programın finalini konuştuk...
İlkini 2006 yılında düzenlediklerinde büyük ses getiren Sada‘yı Kur‘an programının ikincisinin finalini bu hafta sonu düzenleyecek olan Anadolu Gençlik Derneği Hanım Kolları Genel Başkanı Ebru Asiltürk ile Kur‘an-ı Kerim‘in çağlar üstü şifasının topluma etkilerini ve programın finalini konuştuk...
Böyle bir çalışmaya neden ihtiyaç duydunuz?
Anadolu Gençlik Derneği olarak manevi değerlerine bağlı, imanlı, vasıflı, ayakları yere sımsıkı basan eğitimli güçlü karakterli, gençler yetiştirmek için uğraşıyoruz. Yaşadığımız çağın çıkmazların sebebini şöyle bir değerlendirdiğimiz zaman günümüzün sosyal hayata bakışındaki değişimlerini görmek gerekir. Bu gün daha iyi yaşamak, açıkçası çok para sahibi olmak, günümüz insanının temel gayesi olmuştur. Gaye bu kadar sığ ve dünyalık olunca milli ve manevi değerlere sahip imanlı ve inançlı olmak, millet severlik gibi erdemli duygular yerini maddiyata bırakmış. Toplumun değer yargıları ve kriterleri bu şekilde olunca genç kendini hayata karşı başarısız görmekte ve buna doğru sürüklenmektedir.
Yani madde tek başına yeterli olmuyor öyle mi?
Şimdi burada asıl olan bir kuşun iki kanadı gibi maddi ve mana aleminin bir arada tutabilmektir. Nasıl ki bir kuş tek kanatla uçamaz, bir insanda sadece madde ya da sadece mana ile hayatı karşılayamaz. Biz iyi bir doktor, iyi bir mühendis, iyi bir avukat olarak yaratılmadık. Bizim yaratılış gayemiz iyi bir kul olmaktır. Hayatımızın kalbine öncelikli olarak iyi bir kul olmayı yerleştirmeliyiz. Etrafımıza şöyle bir baktığımızda
toplumda bir çöküşün olduğunu görmekteyiz. Özellikle içki tüketiminin arttığı, zinanın alanen yapıldığı, hırsızlık gaspın normalmiş gibi yaşandığı bir dönemdeyiz
Toplumda da şiddet giderek artıyor. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Şiddetin toplumun her tarafını kapladığını görüyoruz. Annesini, babasını öldüren çocuklar, uyuşturucu batağına düşen gençlerimiz o kadar çok ki. Gün geçmiyor ki bir tecavüz bir cinayet haberi duymayalım. Hatta anneler gününde meydana gelmiş olay insanın kanını donduruyor. Ya da 44 kişinin öldüğü olayda sözler kifayetsiz kalıyor. Yine İstanbul‘da Münevver Karabulut‘un öldürülmesi, bir Müslüman olarak bizi çok derinden yaralamaktadır.
Sizce böyle bir toplumda çözümü nerede aramak gerekir?
Bunun çözümü hiç kuşkusuz ki tekrar Kur‘an-ı Kerim‘e bağlanmaktır. Kurtuluşun yolu, Efendimizin sünnetini hayatımıza dahil etmekten geçiyor. Bir zaman yolculuğuna çıkarsak bin dört yüz yıl öncesine gidersek gittiğimiz bu toplumda da fuhşun alenen yapıldığı, kul hakkına girmenin normal sayıldığı, faizin toplumun her tarafına yayıldığı ve o günün gerçeği olduğu, kızların kadının bir meta olarak alınıp satıldığı, hatta kız çocuklarının öldürüldüğü bir dönemi ifade edelim. Bu dönemin adına biz cahiliye devri diyoruz. Böylesine bir toplumun içerisine bin dört yüz yıl önce Efendimiz bir güneş gibi doğdu. O güneş ve getirdiği mesaj ile böylesine çukurda olan karanlık bir toplumu Asr-ı Saadet‘e çevirdi
Modern Cahiliye Devri yaşanıyor
Günümüzde yaşanan olaylar da aynı dönemi yansıtmıyor mu?
Bu insanları karanlık çukurda çıkaran tamamen imanları idi. Yani Allah‘a ve onun uyun dediklerine inanmak, teslim olmak, onlara kalben ve dil olarak söyledikleri gibi amel etmek gerekir. O günkü hayat düzeni ile bu günkünü bir araya getirdiğimiz zaman aslında bire bir aynı şeyi yaşadığımızı, aslında bir modern cahiliye devri yaşadığımız görmekteyiz. O dönemde yaşananların çözümü nasıl Kur‘an oldu ise şimdiki modern çağdaş, günümüz insanının çıkmazlarının, temel çözümü de Kur‘an‘ın çağlar üstü şifasında gizlidir. Yani şimdi yeniden Kur‘anla buluşmak, Kur‘anla hemhal olma zamanı, yeniden Kur‘an-ı dilimize gönlümüze ve amelimize sokma zamanıdır. Yani efendimizin sünnetine sarılma zamanı.
Günümüz insanı her zamankinden daha çok Kur‘an‘a ve sünnete muhtaçtır. Biz tıpkı o zamanki ashabın yaptığı gibi yaşadığımız, şikayet ettiğimiz bu modern cahiliye döneminde imanımızı tazeleyerek yeniden Kur‘an ve sünnete sarılarak, tıpkı ashabın yaptığı gibi, ahlakı ile şuurlu Müslüman olarak, saadet zamanına çevirebiliriz
Yaş sınırlaması kalkmalı
Kur‘an eğitimi ile ilgili sınırlamalara ne diyorsunuz?
Bu gün kendi ülkemizde insanlarımızı en doğal hakkı olan eğitimi bile alamıyor. Kur‘an-ı Kerim‘i öğrenme yaşı 12‘ye yükseldiğini herkes biliyor. AB uyum yasa tasarıları içerisinde alınan bu kararlar, bizi millet yapan bu değerlerimizle asla bağdaşmamaktadır. Bu tespitleri yaptıktan sonra bilmeliyiz ki bütün bu anlatılanların çözümü Kur‘an-ı Kerim‘in mesajında gizlidir ve biz bu noktadan yola çıkarak Kur‘an-ı Kerim‘i tekrar yeniden, gençlerimizin özellikle yarının toplumunu hazırlayacak olan kadınlarımızın, genç kızlarımızın, bu ahlaka sokmak gayreti ile böyle bir çalışma yapmayı düşündük.
Toplumun imarında kadın vardır
Kadınların bu programlara bakışı nasıl?
Ne yapalım dediğimiz zaman ilk önce aklımıza kadının eğitimi geliyor. Çünkü, toplumu imar edecek, şikayet ettiğimiz sıkıntılardan kurtaracak ilk merci kadınlardır. Kadın eğitimli olursa öncelikle kendisini ve kendisi ile berber ailesini eşini ve bir taşın suya atıldığı gibi çevresini eğitecektir. Bu noktada dediğim gibi Kur‘an-ı Kerimle hemhal olmaları için Kur‘an-ı Kerim‘i güzel okuma yarışmasını düzenlemeyi doğru bulduk. Biliyorsunuz bundan daha önce Kur‘an-ı Kerim Ziyafetleri programları çerçevesinde yurtdışından dünya birincilerini getirmiştik.
Sada‘yı Kur‘an programlarından sonra sanırım Diyanet‘te bayanlar arasında böyle programlar yapmaya başladı?
2006 yılında biz bu çalışmaya karar verdiğimiz vakit böyle bir programın daha önce ülkemizde yapılmadığını gördük. Sadece Diyanet olarak kurum içi Kur‘an okuma ya da hafızlık yarışması yaptığını Kur‘an-ı Kerim‘i güzel okuma noktasında bir faaliyetleri olmadığını biliyoruz. Biz burada güzel okuma noktasında bir çalışma yapabilir miyiz diye düşündük ve ismini de Sada‘yı Kur‘an koyduk. Kur‘an biliyorsunuz Peygamber Efendimiz, güzel okuyanlara okuttururmuş ve onlardan dinlemeyi severmiş. Kur‘an‘ın kalbe inmesi için güzel okunması gerekir, kalbe sirayet etsin diye.
Türkiye‘de bu tarz programlar da ilk değil mi?
Türkiye‘de bu şekilde bir program bu güne kadar düzenlenmedi. Biz AGD olarak bunu 2006 yılında yaptık. Zaten Diyanet‘te sonrasında böyle bir çalışma başlattı. Yani biz bu anlamda bir kapı açtık ve Diyanet‘te buna devam etti.
Final programı 27 Haziran‘da
Hangi aşamalardan geçildi. Yarışmaya kimler katıldı?
Biz burada bir sınır tanımadık. 13-14 yaşındaki bütün hanımları buna davet ettik. Yaşı 14 olanda, 70 olanda kendisini bu yarışmada buldu. Yaş şartı aramadık. İstedik ki tüm imam hatip öğrencileri, Kur‘an‘a meyil veren kardeşlerimiz bu yarışmada kendisini bulsun. Biz de bu insanları ödüllendirelim. Biz Türkiye‘de 81 ilde teşkilatlı bir derneğiz. Her ilimiz bu yarışma vesilesi ile tanıtımını yaptı. Her il kendi birincisine yarışma prosedürü içerisinde belirledi. Nisan ayında Kutlu Doğum Haftası içerisinde il başkanlıklarımız kendi birincilerini seçti. Her ilin birincisi yarışma sonrasında AGD şubelerimizde salon programları icra etti. 26 Haziran‘da AGD Genel Merkezi‘ne gelecekler. Çok kıymetli jüri üyelerimiz var. Bu jüri dereceye girenleri seçecek. Birinci, ikinci ve üçüncümüz 27 Haziran 2009 tarihinde ANFA B Altınpark Salonu‘nda saat 14:00‘de düzenleyeceğimiz ödül töreninde bir araya gelecek. Bu yarışmaya 5 bin 700 kadar bayan başvurdu.
Uluslararası bir şekil alacak mı?
Bizim temel amacımız bu hizmetin herkesin gönlüne girmesidir. Aslında bunun dünya çapında bir program olmasını düşünüyoruz. Bunun için çalışmalar yapmayı planlıyoruz. Özellikle İran, Malezya ve Mısır‘dan birçok bayan Kur‘an okumada dünya birincisi oldu. Bu şekilde devam edersek ilerde bunu dünyaya mal olmuş bir program haline getirebiliri.
Kadınlardan nasıl tepki alıyorsunuz?
Kadınlarımız, özellikle gençlerimiz bu konuda çok hassas. Hele hele yaşlı insanlarımız daha çok ilgileniyor. Bu programlar gençler üzerinde de büyük etkiler bırakıyor. Onları ödüllendirerek, bu şekilde Kur‘an‘a karşı olan ilgilerini artırmayı hedefliyoruz. Toplumsal birlik beraberliğimizin ortak paydası da Kur‘an. Bu payda da buluşabilmemiz için de bu alanda kendilerini geliştirmiş bireyler yetiştirmeyi amaçlıyoruz.
Birinciye Umre ödülü
Peki yarışmada dereceye girenlere ödül var mı?
Kendini toplumu bir parçası olan ve sorumluluk hisseden bütün kardeşlerimizi, bu çalışmayı destekliyor. Bizde bu çalışmayı yapıyoruz. Halkımızın buna destek vermelerini canı gönülden istiyoruz. Birinciye bir Umre hediyemiz var. İkinciye 15 çeyrek altın hediyemiz var. Üçüncüye de 10 çeyrek altın hediye edeceğiz.




