Başörtüsü değil şapka çıktı

YÖK‘ün üniversitelerde başörtüsü yasağını sona erdireceği beklentisi oluşturan yazı ile ilgili tartışmalar artarak sürüyor. Sonradan içeriğinin başörtüsü değil de şapka olduğu ortaya çıkan YÖK yazısının, Anayasa ve yasalarda yapılan değişikliklerin 40 yıllık kangren sorunu kökünden çözemeyeceğine dönük kanaatleri güçlendiriyor. Çünkü  ‘madem çözüm iki satırlık yazıyla mümkündü 8 yıldır iktidarda olan AKP neyi bekledi?‘ sorusuna samimi bir cevap verilemiyor.  Ayrıca başörtüsü sorunu çözüldü pembe haberlerine rağmen, Türkiye‘de birçok üniversitede şu anda bırakın derse girmeyi kampusun kapısından bile girmek hala yasak. Yani YÖK yazısıyla birlikte sorunun çözüldüğü ve yarından itibaren çözüleceğine ilişkin beklentinin hiçbir gerçekliği yok.

Bitmez bu çile

AKP ve CHP arasında başörtünün üniversitelerde serbest bırakılmasına yönelik anayasal çözüm tartışmaları devam ederken, YÖK‘ün İstanbul Üniversitesi‘ne gönderdiği yazı, 40 yıllık kangren sorunu bir kez daha gündeme taşıdı.

Tartışma Cerrahpaşa Tıp Fakültesi‘nde bir öğrencinin başörtüsü giydiği iddiası nedeniyle dersten çıkarılması ile başladı. Sorun kendisine ulaşan YÖK,  konuyu görüştükten sonra üniversiteye gönderdiği yazıda, öğrencinin disiplin yönetmeliğine aykırı durumu nedeniyle sınıftan çıkarılamayacağına ve dersten çıkaran öğretim görevlisi hakkında soruşturma açılacağına karar verdi.

Başörtüsü değil şapka

Ancak iki gündür süren tartışmaların kaynağı olan yazının başörtüsü değil şapka olduğu ortaya çıktı. Üniversiteye gönderilen ve öğrencinin dersten çıkarılamayacağı uyarısında bulunan YÖK, bu uyarıyı başörtülü değil başında şapka bulunan öğrenci için yapmıştı.

Konuya açıklık getiren YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan,  İstanbul Üniversitesi‘nde dersten çıkartılan öğrencinin başında başörtüsü değil, şapka türündeki bir giysinin bulunduğunu söyleyerek, "Şapka türü giysi başörtüsü yasağı dolayısıyla öğrencilerin taktığı bir giysi oluyor. Yani mevzuata aykırı bir durum söz konusu değildi. Ama o halde dahi sınıftan çıkartılması gerçekten yanlış bir uygulamadır" diye konuştu.

Çözüm bu kadar basit miydi?

YÖK‘ün yeni girişimi, bu konuda artık çözümden ümidini kesmiş yüzbinlerce öğrenci ve onların ailesini yeniden umutlandırdı. Özellikle siyasetçilerin başörtüsü yasağına çözüm konusunda yeni tartışma ve çözüm arayışlarını gündeme getirdiği bir sırada ortaya çıkan YÖK yazısı, ‘Gerçekten 40 yıllık kangren sorun artık çözülüyor mu?‘ beklentilerini yeniden canlandırmıştı.

Çünkü bu sorun; AKP‘nin yasal ve Anayasal girişimlerindeki kritik hatalar yüzünden defalarca duvara toslamıştı. Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen ve AKP‘ye kapatma davası açılmasına neden olan Anayasa değişikliğindeki stratejik hatalar, başörtüsü yasağını artık içinden çıkılamaz hale getirmişti. Özellikle çıkarılan yönetmelik ve genelgeler ise, idare mahkemeleri ve Danıştay‘dan birbiri ardına dönmüştü.

8 yıllık AKP iktidarında yaşanan bu sonuçsuz adımların ardından şimdi YÖK yönetiminin bu yeni girişimi, hem mağdurlar hem yakınları arasında çok küçük de olsa bir çözüm kıvılcımı yaktı. Ancak hem siyasi iradenin çözüm konusundaki samimiyetsiz tavrı ve başta Danıştay‘ın bu konudaki net tavrında bir değişiklik olmaması beklentileri hayalden öte götürmüyor.

Yasak hala sürüyor!

Öte yandan şu anda başörtüsü konusundaki uygulamalar, üniversitelere göre farklılık gösteriyor. Rektörleri değişen veya yeni açılan üniversitelerin çoğunda kampuslara başörtülü girilebiliyor. Ancak derslere girişi yasak. Bazı üniversitelerde, dersliklere de girilebiliyor. Ama çoğunluğunda, hem kampusa hem de dersliklere başörtülü olarak girmek maalesef mümkün değil. Ancak uygulama, aynı üniversitenin değişik fakültelerine veya bölümlerine, hatta hocalarına göre bile değişebiliyor.

Ancak İstanbul, Marmara ve Boğaziçi üniversitelerinde, kısmi olarak bir rahatlama var. Türkiye genelinde; 31 üniversitede, hem kampusa hem dersliklere giriş hala yasak. Başörtüsünün kampus içerisinde serbest ancak derslerde yasak olduğu üniversite sayısı 31‘i buluyor. 19 üniversitede, fakültelerine ve hocalarına bağlı olarak derslere başörtüsü ile girilebiliyor.

Karar umut oldu

YÖK‘ün başörtülü öğrencilerin sınıftan atılmaması yönündeki kararı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ)‘ne bağlı Eğitim ve Hukuk fakültelerinde sevinçle karşılandı. Başörtülü oldukları için eğitim haklarını kaybetmek istemeyen kız öğrenciler, şapka ve perukla derse girme yoluna gidiyordu ancak bu bile dünyaya ideolojik gözlükle bakan bazı akademisyenlerin keyfi uygulamalarına takılıyordu. Son olarak şapka ve perukla sınıfa giren dört öğrenci hakkında tutanak tutulurken bazıları da sınıfta olmalarına rağmen yok sayıldı. Buna itiraz eden mağdur öğrencilereyse, "Cumhurbaşkanı, Başbakan düzeltemiyor. Ben ne yapayım?" denerek alaycı bir ifadeyle kapı gösteriliyordu.

YÖK‘ün başörtülü öğrencilerin sınıftan atılmaması yönündeki kararı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ)‘ne bağlı Eğitim ve Hukuk fakültelerinde sevinçle karşılandı. Başörtülü oldukları için eğitim haklarını kaybetmek istemeyen kız öğrenciler, şapka ve perukla derse girme yoluna gidiyordu aak bu bile dünyaya ideolojik gözlükle bakan bazı akademisyenlerin keyfi uygulamalarına takılıyordu. Son olarak şapka ve perukla sınıfa giren dört öğrenci hakkında tutanak tutulurken bazıları da sınıfta olmalarına rağmen yok sayıldı. Buna itiraz eden mağdur öğrencilereyse, "Cumhurbaşkanı, Başbakan düzeltemiyor. Ben ne yapayım?" denerek alaycı bir ifadeyle kapı gösteriliyordu. Benzer bir mağduriyet de İstanbul Üniversitesi (İÜ) Cerrahpaşa Tıp Fakültesi‘nde bir öğrencinin, türbanı sebebiyle dersten çıkarılmasıyla tekrar alevlendi. Konunun intikal etmesiyle toplanan YÖK, bundan sonra başörtülü öğrencilerin disiplin yönetmeliğine aykırı durumu sebebiyle sınıftan çıkarılamayacağını, çıkaran öğretim görevlisi hakkında soruşturma açılmasını kararlaştırdı. Öğretim görevlisinin hiç kimsenin eğitim hakkını kısıtlama lüksü bulunmadığı, kılık kıyafetle ilgili bir durumda ise sadece tutunak tutma yetkisi olduğu hatırlatılan karar, daha sonra İÜ Rektörlüğü‘ne gönderildi. Rektörlük de öğretim görevlilerinin e-posta adreslerine yolladı. Bunun emsal bir karar olduğunu belirten YÖK Başkanı Prof. Dr. Ziya Özcan da, "Tüm üniversitelerde uygulanacak. Hiç kimsenin yaka paça dışarı atılmasını kabul edemeyiz." demişti. Başörtüsüne Özgürlük İzmir Platformu Grup Sözcüsü Sıdıka Çetin, siyasi liderlerin bile biraraya gelerek bu meseleyi çözmek için gayret gösterdiği bir dönemde bazı üniversite hocalarının şapka ve peruk avına çıkmasının utanç verici olduğunu vurguladı.

Kararı sevinçle karşılayan Buca Eğitim Fakültesi öğrencilerinden T.D., "Yrd. Doç. Dr. Necip Beyhan, ders başında, ‘T.D., seni derste yok yazıyorum.‘ dedi. Aynı kişi, geçen yıl da derse şapkalı girmemden dolayı beni sınıfta bırakmıştı. Ben de, ‘Nasıl yani hocam? Ben burada olmama rağmen nasıl yok yazıyorsunuz?‘ dedim. O da bunun üzerine sesini yükselterek sınıfın içinde bana, ‘Bu meseleyi Cumhurbaşkanı, Başbakan çözemedi, sen mi çözeceksin? Bana şapkayla derse girebileceğine dair bir belge getir, seni ona göre derse alayım. Yoksa şapkanı çıkaracaksın.‘ dedi. Ben de YÖK Kanunu ve Anayasa‘da şapka takmaya dair herhangi bir yasak bulunmadığını söyleyince ses tonunu daha da yükselterek ve üstüme doğru çok sinirli bir şekilde yürüyerek, ‘Sen derse böyle girerek benim pes etmemi istiyorsun ama pes etmeyeceğim, etmem de!‘ diye bağırdı." dedi. Bu olaydan bir gün sonra, 23 Eylül 2010‘da ise "drama" dersine giren T.D., bu defa da Yrd. Doç. Dr. Hülya Hamurcu tarafından, ‘Biliyorsun şapka takmak yasak‘ diye uyarılıp hakkında tutanak tutuldu. Bir gün sonra da Hayat Bilgisi dersine giren Yrd. Doç. Dr. Hanife Keskin tarafından tutanakla cezalandırıldı. DEÜ Hukuk Fakültesi‘nde de Sema Y. isimli öğrencinin, derse şapka takarak girdiği için Yrd. Doç. Dr. Münevver Aktaş tarafından tutanak tutularak kurallara uymadığı gerekçesiyle disiplin kuruluna sevki istendi.

Muhabir: Haber Merkezi