Toplumumuzda, çalışan bir çok anne, çocuğu hiç tanımadığı birine bırakmaktansa, kendi annesine bırakmayı uygun görüyor.

Geleneğimizde ise, aile bağları oldukça kuvvetlidir ve büyük ebeveynler torunlarına çok bağlıdırlar ve masallarıyla onlara hayatı öğretirler. Uzmanlar çocukla anne arasında güven eksenli bir bağlanma oluşabilmesi ve çocuğun güven duygusunun gelişmesi için, ilk iki yıl onun bakımını annenin üstlenmesinin daha doğru olabileceğini ifade ediyorlar. Ancak yaşadığımız hayat şartları, annenin aileye ekonomik olarak katkı sağlama ihtiyacı ve çeşitli sebeplere bağlı olarak anne çocuğunu bakıcıya bırakmak zorunda kalabiliyor. Bu durumda anne, kendisi gibi çocuğa şefkat gösterebilecek ve onun gelişimine katkı sağlayabilecek birini tercih ediyor.

Büyükanneler, bu konuda en uygun kişi olarak düşünülüyor ve bu durum iki nesil arasındaki bağı da güçlendiyor. Elbette bunun büyük avantajları ve bazı dezavantajları da vardır. Her şeyden önce çocuğunu güvendiği ve inandığı birine bırakan annenin bu konuda içi rahattır. Ayrıca büyükanne çocuğu sevgisinden mahrum etmeyip, onun bakımıyla en iyi şekilde ilgilenmeye çalışmaktadır. Bununla beraber büyük ebeveynlerimiz, kültürümüzü, geleneğimizi çocuklarımıza taşımaları bakımından da önemlidir. Ancak burada dikkat edilmesi gereken bazı durumlar da vardır. Mesela büyükanne mümkünse çocuğa evinde bakmalı ve çocuk akşamları anneyi de görmelidir. Bu durumda çocuk, sabit bir odada ve aynı kişiyle alış veriş halinde olduğundan süreklilik duygusunu geliştirecek ve kendini güvende hissedecektir.

Kuşkusuz, büyükanne, güvenilirliği açısından ve çocuğa şefkatle yaklaşması bakımından önemli biridir. Ancak bazen, anneyle büyükanne arasında, disiplin konusunda farklılıklar olabiliyor. Aynı görüşü taşımayan anne ve büyükanne bu durumu çocukla ilişkilerine de yansıtabiliyorlar ve çocuk çelişki içinde kalıyor. Mesela bize mektupla ulaşan bazı annelerimiz "ben bir kural koyuyorum büyükanne bu kuralı bozuyor çocuk da beni hiç dinlemiyor, büyükanneye yaklaşıyor..." diyorlar. Bu durum çocuğun iç dünyasında bir tutarsızlığa neden olabileceği gibi, onun temel alışkanlılar edinmesinde de sorun olarak ortaya çıkabiliyor. Çocuk anneyle büyükanne arasındaki bu durumu çok rahat kullanabilir ve istediğini kime yaptırabiliyorsa ona yaklaşıyor ve annenin koyduğu kuralları bozarak büyükanneyi istismar edebiliyor.

Çalışan anne doğal olarak bebeğini güvenebileceği birine bırakmak istiyor. Bu anlamda birinci derecede yakınları ve özellikle büyükanne önemli bir kişidir. Ancak, anne burada büyükanneyle işbirliği halinde olmalı ve karşılıklı çatışmalardan ve çocuğu etkileyecek davranışlardan kaçınmalıdır. Burada özellikle büyükanne annenin koyduğu kuralı çocuğun ısrarlarına dayanamayıp bozmamalı, "annen öyle dediyse uymalısın" demeli ve anneye yardımcı olmalıdır. Eğer büyükanneyle anne işbirliği halinde ve dayanışma içinde hareket ederlerse çocuk daha rahat ve güvenilir bir ortamda yaşayacaktır...

Evimizdeki doktor

Sağlığımız için elma

Bir İsveç atasözü "günde bir elma ye ve doktoru evden uzaklaştır" diye başlar. Elma ülkemizde bol yetişen ve sağlığımıza büyük faydaları olan bir meyvedir. Kış aylarında mutfağımızdan hiç eksik olmayan elmanın faydaları saymakla bitmiyor. Uzmanlar elmanın, içinde bulunan kimyasal bileşenleri sayesinde kansere karşı korucu etkisinin olduğunu ifade ediyorlar. ABD Cornell Üniversitesi bilim adamlarından Prof. Rui Hai Liu ve arkadaşları, elma kabuğunda bulunan flavanoid ve polytdchemicals adlı kimyasal maddelerin kansere karşı koruyucu özellikler taşıdığını ifade ediyorlar. Elma evimizde adeta gizli bir doktor gibi. Anneler çocuklarına çikolata almak yerine, onları elmayla tanıştırırlar ve elma yemeye teşvik ederlerse  sağlıklı beslenmelerine katkı sağlamış olurlar.

Manavlarda, semt pazarlarında rahatça bulabileceğimiz elmanın sindirim sistemimize büyük faydaları var. Uzmanlar 50 miligram elma özünün kalınbağırsak kanseri riskini yüzde yirmi dokuz oranında azaltabileceğini belirtiyorlar. Ayrıca aynı miktardaki elma özününün de, karaciğer kanseri hücrelerini yüzde 57 önleyebileceğini vurguluyorlar. Son yapılan araştırmalara göre elmanın beyin hücreleri üzerinde de olumlu etkilerinin olduğu saptanmıştır. Kolayca elde edebileceğimiz elma suyundaki antioksidan bileşiklerin,  polifenoller ve askorbik asit olduğu belirtilmektedir. Buna göre, hammadde ve işleme koşullarına bağlı olarak elma suyunda çeşitli miktarlarda polifenolik bileşik bulunmaktadır. Polifenolik maddelerce zengin olan elma sularının tüketiminden 2 saat sonra plazma antiotsidan kapasitesinin arttığı tespit edilmiştir. Fenolik bileşiklerin; serbest radikal yok edici, antikanserojenik, bağışıklık sistemini düzenleyici, tümor oluşumuna neden olan enzimleri inhibe edici bir çok kimyasal ve farmakolojik özelliğe sahip olduğu belirtilmektedir. Elma ve benzeri gıdaları sıklıkla tüketenlerin,  kalp hastalığı ve kanser riskine karşı korunabileceği ifade ediliyor.

Anneler, Pazar alış verişlerine çocuklarıyla birlikte gitmeliler ve çocuklarına buradaki yiyeceklerin faydalarını anlatarak, sağlıklı beslenme konusunda onları bilinçlendirmelidirler.

Elma kültürümüzde farklı şekillerde kullanılmaktadır. Kırsal kesimlerde kurutulan elma kışın komposta şeklinde değerlendiriliyor. Ayrıca mutfağımızda hazırladığımız elma suyu iyi bir içecek olarak sağlığımızı koruyor. Elma suyu, yemeklerde içildiğinde, alınan yağların vücutta birikmesini engelliyor, bedensel ve zihinsel yorgunluğunuzu alıyor. Elma ayrıca kalp ve damar hastalıklarına ve kansere karşı da koruyucu işlev görüyor. Salatalarda, turşularda sık sık kullandığımız elma sirkesi ise, kolostorülü düşüyor ve bağışıklık sistemimizi güçlendiriyor.

Elma sirkesi özellikle, bal ve su ile karıştırılıp kullanıldığında, bağışıklı sistemini güçlendiriyor, vücudumuza dinçlik veriyor. Ayrıca sirkenin içerdiği yüksek miktarda potasyum sayesinde kas yapısını güçlendiriyor. Bununla beraber havaların soğuk olduğu şu aylarda grip ve soğuk algınlığına karşı da koruyucu işlev görüyor.

Ailelerimiz elmayı, beslenme programlarına dahil eder ve mutfaktan eksik etmezlerse mücizevi faydalarından istifade ederler.

Birkaç söz

*Dişlerini fırçalarken musluğu kapat ve suyu boşuna harcama.

*Seninle aynı fikirde olmayan kişilere tahammül etmeyi öğren ve bu kişilerle tartışmanın sana hiçbir faydası olmayacağını unutma.

*Her gün sekiz bardak su iç, yürüyüş yap, sabahları erken kalk.

*Keşkelerle vakit kaybetme bundan sonra ne yapabilirim sorusunu sor ve ayağa kalk

*Birisi hakkında bir şey söylediklerinde doğru olup olmadığını araştır ondan sonra karar ver.

*Öfkene yenik düşmekten kaçın, öfken seni değil sen öfkeni yönet.

* Kendine ve başkalarına karşı bağışlayıcı ol.

Muhabir: Haber Merkezi