Tam 12 senedir Türkiye, milletin sırtında taş taşıyarak, cebindeki son kuruşu bağışlayarak evlatları dinini daha iyi öğrensin diye yaptırdığı İmam Hatip Liselerini ve yüz binlerce gencin meslek edinebilmek için gittiği Meslek Liseleri‘ne zulmetmekle uğraşıyor.
Halkın okullarını kapatmakla uğraşan devlet, onun evlatlarına da kendi bölümleri dışında, başarılı dahi olsalar herhangi bir üniversiteyi okumayı tam 12 yıldır yasaklıyor. Adına katsayı denilen ve aileleri ile birlikte milyonlarca insanımızı mağdur eden bu adaletsizlik nihayet, Yüksek Öğretim Kurulu‘nun (YÖK) geçtiğimiz aylarda aldığı sağduyulu bir kararla çözülmüştü. İmam Hatip Liseleri ve Meslek liselerinden mezun öğrencilerin, üniversiteye girişte önünde katsayı adında bir engeli adaletsiz bulan YÖK, yerinde bir kararla bu zulme son vermişti. Katsayı adaletsizliğinin uygulandığı 12 yılda yaklaşık 10 milyon öğrenci üniversite okuma hakkından mahrum oldu. YÖK, geç de olsa milyonlarca öğrenciyi yakından ilgilendiren bir kararla gasp edilen bir hakkı sahibine iade etti. 12 yıllık sürede mezun olacak 500 bin İmam Hatipli ve 10 milyona yakın meslek liseli de katsayı uygulamasının kurbanı oldu. 28 Şubat sürecinde dış etkilerle ‘Siyasi hayatıma mal olsa da bunu gerçekleştireceğim‘ diyen Mesut Yılmaz‘ın imzasıyla 1997 yılında kabul edilen 8 yıllık kesintisiz eğitim uygulaması ve Kemal Gürüz‘lü YÖK yönetiminin 1998 yılında hayata geçirdiği üniversiteye girişteki katsayı adaletsizliği milyonlarca gencin istikbalini kararttı.
Bütün Liseler Mağdur
Süreçte sadece İmam Hatipliler değil; Teknik Liseler, Endüstri Meslek Liseleri, Ticaret Liseleri ve daha kamuoyunun adını bile duymadığı diğer meslek liselerinde okuyan ve hatta mezun olup üniversite hayali kuran yüz binlerce evladımız ve aileleri de mağdur edilmiştir. Düz liseler, Anadolu Liseleri ve Fen Liselerinde okuyan, farklı alanlara yönelmek isteyen öğrenciler de bu işin mağduru. 1 milyona yakın meslek liseliler içerisinde İHL‘lerin oranı yüzde 8 civarında. Yüzde 92‘lik oran ise diğer meslek liselerinde okuyor. Sorun, ısrarla İHL meselesi olarak lanse ediliyor ancak bu durumdan İHL‘ler dışındaki milyonlarca öğrenci ve ailesi mağdur oluyor. Sadece katsayı adaletsizliğinin çözümü konusunda değil, başörtüsü sorunu ve "açılım" üstüne açılım yapılan diğer eğitim ve insan hakları ile ilgili konularda da en kalıcı çözüm referanduma götürülecek yeni ve sivil bir anayasa değişikliğidir. Ancak İmam Hatiplerin ve Meslek liselilerin önlerinde duran ÖSS sınavının aciliyeti nedeniyle daha ivedilikle el atılması gereken sorunlarının çözümü gerekmektedir. Sorunun acilen çözülerek sınava hazırlanan çocukların rahatlatılması gerekmektedir.
Kendini yalanlıyor
Kanun maddesi açık:
2547 Sayılı Yükseköğretim Yasası‘nın ‘yükseköğretime giriş‘ başlıklı 45‘inci maddesi: "Yükseköğretim kurumuna girecek öğrencilerin ne şekilde o kurumlara kabul edileceğiyle ilgili gerekçeler YÖK tarafından belirlenmektedir."
Konuyla ilgili bir açıklama yapan Mazlumlarla Dayanışma Derneği (Mazlumder) ise daha çok Danıştay‘ın almış olduğu karardaki hukuki garabete dikkat çekti. YÖK‘ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini oy birliği ile durduran Danıştay‘ın aynı dairesinin buna benzer başka bir davada "katsayı belirleme ve sınav sistemini değiştirme kararının YÖK‘te" olduğuna hükmettiğine dikkat çekilerek, ancak Danıştay‘ın bu kez geçmişte verdiği kararları yalanlamak pahasına meslek okulu öğrencilerinin geleceklerini karartacak bir karara imza attığı vurgulandı. Mazlumder‘in açıklamasında, Danıştay 8. Dairesi‘nin kanunen YÖK‘ün sorumluluğunda bulunan bir alana yetkisi dışında müdahale ederek geçmiş kararlarını yalanladığı ve İdari yargının geçmiş kararlarını yalanlamak pahasına verdiği bu karar ile yargının güvenilirliğini tartışma konusu yaptığı belirtildi.
Danıştay‘ın "kıvraklığı"
Türkiye‘nin Kurban Bayramı‘na gireceği gün, Danıştay 8. Dairesi, YÖK ‘ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini ‘eşitliği‘ gerekçe göstererek oybirliği ile durdurdu. İstanbul Barosu Başkanlığı‘nın, YÖK‘ün katsayı kararının uygulanmasının iptali için Danıştay‘a açtığı dava sonuçlandı ve Danıştay 8. Dairesi, YÖK ‘ün kararının yürütmesini oybirliğiyle durdurdu.
Ancak ne olduysa oldu ve yıllardır "YÖK, kendi işleyişini daha iyi bilir. Katsayı kararı da hukuku değil YÖK‘ü ilgilendirir" diyerek kendisine yapılan başvuruları reddederek topu YÖK‘e atan Danıştay, bu kez nedense YÖK‘ün aldığı kararın "yanlış" olduğunu, öğrenciler arasında yükseköğrenim eşitliğinin söz konusu olamayacağını vurgulayan bir kararla, katsayı uygulamasına son veren yönetmeliği durdurma kararı aldı. Hem de Kurban Bayramı‘na bir gün kala. Yani Arefe günü. Yüz binlerce öğrenci ve ailesi için adeta bayramı zehir eden bu karara YÖK itiraz etti. Bu defa Danıştay, çok ironik bir şekilde hem de tüm dünyada Dünya İnsan Hakları Günü‘nün kutlandığı bir günde YÖK‘ün itirazını da reddeden bir karar aldı.
Danıştay daha önce ‘katsayı konusunda yetki YÖK‘tedir‘ şeklinde verdiği kararın aksine hukuka olan inancı zayıflatan ve kendisiyle çelişen bu kararı ile siyasi ve ideolojik bir karar veren hukuk mercii izlenimini pekiştirdi. İstanbul Barosu da konunun tarafı olmadığı halde dava açarak meselenin ideolojik yönünün ağırlığını deşifre etti. Siyasi anlamlar taşıyan bu kararın çocukları daha fazla mağdur etmesine ve geleceklerini karartmasına ise hem aileleri hem de sivil toplum kuruluşları büyük tepki gösteriyor.
Anayasa Profesörü Mustafa Kamalak:
İstenilirse çözülür!
Katsayı meselesi, en yüksek makamlar nezdinde siyasi ve ideolojik bir biçimde eleştiriliyor, değerlendiriliyor. Olaylar, salt hukuki açıdan ele alınmıyor. Şartlar, atmosferler hesap ediliyor, güç dengesine bakılıyor. Katsayı sorunun çözümü için YÖK yeni bir düzenleme yaparak meslek lisesi mezunlarını mağdur etmeyecek şekilde, hakkaniyete ve adalete uygun yeni bir çözüm bulabilir. Veya TBMM, YÖK Kanunun 45. Maddesinde bir değişiklik yapar. Ve Danıştay 8. Dairesi‘nin dayandığı hükümleri düzenler. En kalıcı çözüm bu olur."
YÖK Başkanı Özcan: Uykularım kaçıyor
Danıtay‘ın ret kararını değerlendiren YÖK Başkanı Prof. Dr. Ziya Özcan, Türkiye‘nin imam hatip liseleri meselesini bir şekilde artık çözmesi gerektiğini belirterek, Danıştay‘ın, katsayı kararının yürütmesini durdurmasının ve itiraz başvurularının da reddedilmesiyle ilgili 17 Aralık‘taki YÖK Genel Kurulu‘nda konuyu ele alacaklarını söyledi. Özcan, "B,C,D, E‘ye kadar planımız var. Tahmin ettiğimiz için her şeyi en baştan hazırladık. 1,5 milyon öğrenci ve aileleriyle birlikte 7,5 milyon insanı ilgilendiren bir sorun. O çocuklara zarar gelmesin diye uykularım kaçıyor" dedi. Özcan konuşmasını şöyle sürdürdü: "Eşitsizlik nerede var anlayamadım? Bu durum dünyanın hiçbir yerinde yok. İsteğimiz bir bölüme geçişin serbest olmasıdır. Kanunun hiçbir ayrımı olmadığı liselerde siz ayrım yaparsanız yanlış yaparsanız" diye konuştu.
ÖNDER Başkanı Hüseyin Korkut:
Sabırlar taşmak üzere
İmam Hatipliler ve Meslek liseliler, yıllardır ısrarla birileri tarafından "öteki" konumuna sokulmak isteniyor ve eğitim yarışında önlerine engeller çıkartılıyor. Yıllardır bu "hak gaspı"na göz yumulmakta ve çocuklarımızın gelecek hayalleri karartılmaktadır. Düz liseler, Anadolu Liseleri ve Fen Liselerinde okuyan, farklı alanlara yönelmek isteyen gençlerimiz de bu işin mağdurudur. Konu kamuoyuna İmam Hatip Lisesi sorunu olarak lanse edilmektedir ki bu doğru değildir. 1 milyona yakın meslek liseli içerisinde İHL‘ler yüzde 8 civarındadır. YÖK‘ün değişikliğinden sonra Danıştay‘ın katsayı konusunda vermiş olduğu yürütmeyi durdurma kararı artık sabırları taşma noktasına getirmiştir. Kısa vadede sınav yapılacağı için acil bir karar alınması ve sınava hazırlanan çocukların rahatlatılması gerekmektedir.
MAZLUMDER: Danıştay kendini yalanladı
YÖK, 21 Temmuz 2009 tarihinde yükseköğretime girişte katsayı puanı uygulamasını kaldırarak, 28 Şubat darbesinden buyana süre gelen bir haksızlığı ve adaletsizliği sonlandırmıştı. Danıştay 8. Dairesi, İstanbul Barosu‘nun başvurusu üzerine YÖK‘ün üniversiteye girişte katsayı farkını kaldıran kararının yürütmesini oy birliği ile durdurdu. Danıştay‘ın aynı dairesi buna benzer başka bir davada "katsayı belirleme ve sınav sistemini değiştirme kararının YÖK‘te" olduğuna hükmetmiş, ancak bu kez geçmişte verdiği kararları yalanlamak pahasına meslek okulu öğrencilerinin geleceklerini karartacak bir karara imza attı. Türkiye‘de yargı bağımsızlığının önündeki en büyük engel yargıcılardır ve Türkiye‘de yargının en büyük sorunu yargı bağımsızlığı değil, yargının tarafsızlığıdır.




