"Biz umut ediyoruz ki Çin bu yanlış uygulamalarından bir an önce vazgeçer. Aksi takdirde o coğrafya, Çinliler için de Doğu Türkistanlılar için de adeta bir cehenneme dönecek. Çünkü Çin bütün alt kimliklerini sömürürken Doğu Türkistan'ın gerçek sahiplerini de asimile ederek, imha ederek, göçe zorlayarak tarih sahnesinden silmeye çalışıyor. Hem canımıza hem malımıza kast ediyor. Doğu Türkistanlılar da varlığını sürdürebilmek için mutlaka ve mutlaka başkaldıracaklardır. Onun için Çin'i insaflı, mantıklı ve insani olmaya davet ediyorum"
Doğu Türkistan, Çin'in en batısında bulunan bölgenin adı...
Yüz ölçümü olarak Türkiye'nin 2 katı büyüklüğünde. Zengin yeraltı ve yer üstü kaynaklara sahip olan Doğu Türkistan'da 35 milyon Müslüman Uygur Türkü yaşıyor.
1949 yılında Çin'in işgaliyle birlikte baskı, Uygur halkının hayatından hiç eksik olmadı.
Uluslararası İnsani Yardım Vakfı İHH tarafından düzenlenen "Hür Doğu Türkistan Sempozyumu"nda Çin'in yarım asırdır Uygur Türklerine uyguladığı baskı masaya yatırıldı.
Söz konusu sempozyuma yurtdışından ve yurtiçinden önemli konuklar katıldı.
Katılımcıları arasında yer alan Dünya Uygur Kongresi Başkan Yardımcısı ve Doğu Türkistan Kültür - Dayanışma Derneği Başkanı Seyit Tümtürk ile Doğu Türkistan'ı konuştuk.
Tümtürk'ün çarpıcı görüşlerinin yer aldığı söyleşiyi sunuyoruz:
Doğu Türkistan'da neler yaşanıyor. Örneğin 5 Temmuz olayları ...?
Çin'in Doğu Türkistan'da gerçekleştirdiği katliamları, 26 Haziran'da yaşanan yatakhane baskını sonrası gelişmeler biçiminde açıklamak; sathi- yüzeysel bir açıklama olur.
Bunun arka planında, 1949'da bağımsız bir devletin toprak bütünlüğünün ihlal edilerek komünist Çin yönetimi tarafından işgal edilmesi yatıyor. Yani; Doğu Türkistan'ın işgali yatıyor. Doğu Türkistan'da 61 yıldır kültürel, demografik, etnik, siyasi ve ekonomik açıdan sistematik bir asimilasyon politikası uygulanıyor.
Bölgede 40'lı yıllarda yüzde iki buçuk olan Çinli göçmen sayısı bugün yüzde elliye ulaştı. Gelecekte demokratikleşme olsa dahi yapılacak bir referandumla Doğu Türkistan'ın Çinlileştirilmesinin altyapısı temellendirilmiş durumda. Biliyorsunuz, nükleer denemeler sonucunda hayatını kaybedenler, zenginliklerin sömürülmesi, eğitimdeki çifte standart, zorla mülteci olan kardeşlerimizin o bölgede mahkum kalması, genç kızlarımızın köle-işçi gibi çalıştırılmak için Çin'e götürülmesi ve nihayet yatakhane olayı 5 Temmuz olaylarını körükledi.
Şüphesiz resmi rakamlar gerçeği yansıtmamakta. Peki, sizin elde ettiğiniz rakamlara göre 5 Temmuz olaylarında hayatını kaybeden Uygurların sayısı nedir?
Bu katliamda bizim rakamlarımıza göre en az beş-altı bin Doğu Türkistanlı hayatını kaybetti.
* Uygurların bölgede terör eylemlerinde bulunduğu şeklindeki Çin tarafından sürekli olarak ortaya atılan iddialar konusunda neler söyleyeceksiniz?
Doğu Türkistanlılar için hiçbir biçimde terörist ifadesi kullanılamaz. Çünkü komünist ülkelerde fertlerin terör eylemi yapmaları mümkün değil; böyle bir örgütlenmeye izin verilmez. Ancak o ülkelerde devlet teröründen bahsedilebilir. Bugün Çin'in Doğu Türkistan'da yaptığı devlet terörüdür.
Olayları bahane eden Çin polisinin çok sayıda tutuklama yaptığı haberlerini aldık. Bu konuda size ne tür bir bilgi ulaştı?
Doğu Türkistan'daki olayların akabinde yapılan açıklamalar; tutuklananların sayısının on binin üzerinde olduğunu gösteriyor. Kesin bilgi yok...
Siz de mi bu konuda bilgi sahibi değilsiniz?
Evet... Çünkü ailelerin ve akrabaların kayıpları hakkında araştırma yapmaları genelgeyle yasaklanmış durumda.
* Eğer araştırma yapmaya kalkarsa ne ile karşılaşıyor?
Bir yakınının akıbetini araştıran birisi direkt olarak tutuklanır. Dolayısıyla böyle bir ortamda kaç kişinin öldüğünü, kaç kişinin tutuklu bulunduğunu öğrenebilmeniz mümkün değildir.
5 Temmuz'dan sonra Doğu Türkistan'da neler yaşandı?
Doğu Türkistan Çin tarafından tamamen izole edildi ve bu izolasyon sonucu internet, telefon ve cep telefonlarıyla iletişim yolları kapatıldı. Bir ay öncesine kadar biz Doğu Türkistan ile haberleşemiyorduk. Bu sürede maalesef tutuklamalar, yargısız infazlar, idamlar, cezaevlerindeki kardeşlerimize yapılan işkenceler gibi pek çok insanlık dışı uygulamalardan haberdar olamadık.
Pek çok Uygur da komşu ülkelere kaçtı?
Evet, başka ülkelere kaçtılar ama maalesef bu mültecilerin çoğunu o ülkeler Çin'e iade ettiler. Son örnek, Kamboçya'daki 20 Uygur mültecinin bir milyar iki yüz bin dolar karşılığı Çin'e adeta satılması. Hatta bir gazete "Ver parayı, al Uygur'u" diye başlık atmıştı. 21. yüzyılda köle ticaretini görmek çok acı bir şey. BM, insan hakları örgütleri, uluslar arası kuruluşlar ne işe yarıyor? On binlerce insanın akıbeti belli değil. Kim bunların hesabını verecek? Doğu Türkistanlılar hakikaten çaresizlik ve belirsizlik içerisinde yaşıyorlar.
Bu coğrafya Çinliler için de Uygurlar için de cehenneme dönecek
Bu sorun böyle devam edecek mi?
Biz umut ediyoruz ki Çin bu yanlış uygulamalarından bir an önce vazgeçer. Aksi takdirde o coğrafya, Çinliler için de Doğu Türkistanlılar için de adeta bir cehenneme dönecek. Çünkü Çin bütün alt kimliklerini sömürürken Doğu Türkistan'ın gerçek sahiplerini de asimile ederek, imha ederek, göçe zorlayarak tarih sahnesinden silmeye çalışıyor. Hem canımıza hem malımıza kast ediyor. Doğu Türkistanlılar da varlığını sürdürebilmek için mutlaka ve mutlaka başkaldıracaklardır. Onun için Çin'i insaflı, mantıklı ve insani olmaya davet ediyorum.
Çin, Batı'nın Müslümanlara bakışını kullanıyor
Türkiye'yi soykırımla suçlayan batı dünyasının Doğu Türkistan'daki soykırıma sessiz kalmasına ne diyorsunuz?
Batının çifte standardı artık alışılmış, her zaman var olan bir şey. Doğu Türkistanlıların şanssızlığı Türk ve Müslüman olmaları... Biliyorsunuz Batı'nın Türk fobisi ve İslam fobisi hep var olmuştur. Osmanlının barış ve huzur adına başarmış olduğu işler onların adeta kâbusu gibidir. Çin de Batı'nın bu bakışını çok iyi manipüle ederek kullandı. Doğu Türkistan'daki bu olayları, Doğu Türkistan teröristleri, Doğu Türkistan İslami Hareketi gibi, hem Uygurlarla hem de İslam'la özdeşleştirip aynı zamanda 11 Eylül'ü bir araya getirip, Batı'nın İslamafobisini çok iyi kullandı. Böylece Batı'dan Doğu Türkistan'a karşı oluşabilecek iyi niyet girişimlerini önledi. Burada ciddi bir manipülasyon ve ciddi bir bilgi kirliliği oluştu. Bunlarda kısmi bir başarı sağlandı ama inanıyorum ki pek çok yazar gerçekleri dünyaya gösterecektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Hüseyin Altınalan / Dünya
Etiketler:



