milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

27 MAY 2012 PAZ
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • FETİH NAMAZI
  • FETHİMİZ MÜBAREK OLSUN!
  • FETHİN ERLERİ HOCASIYLA BULUŞTU
  • MİLLİ GÖRÜŞ BARIŞIN DİLİDİR
  • İSTANBUL, İSLAM DÜNYASININ LİDERLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • BU OLACAK AYASOFYA!
  • TERÖR DEHŞETİ
  • KAHRAMAN POLİS CAN KAYBINI ÖNLEDİ
  • ŞOK DETAY

Bosna’dan ‘kalbimiz’i ziyarete geldi

23 HAZİRAN 2010
ÇAR 02:35

[-] Normal [+]
  • Kültür
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Boşnak sanatçı Zeyd Şoto ilk albümü "Kalbe Ziyaret"le aşk ve inancın ortak noktasının kalbimiz olduğuna vurgu yapıyor. Moral Prodüksiyon'dan çıkan albümünü konuşmak üzere Sultanahmet'te bir araya geldik sanatçıyla ve İstanbul'dan yola çıkış amacını sorduk. 'En iyi ziyaret, kalbe ziyarettir' diyen sanatçıyla kalbiniz ziyarete açık mı sorusunun cevabını da aradığımız söyleşi boyunca ayrı dillerden aynı kalpten konuştuk.

  • Bosna’dan ‘kalbimiz’i ziyarete geldi -

Bosna'da bir okul. Savaş bütün ağırlığıyla ülkenin üzerine çökmek üzere. Avrupa'nın orta yerinde bir halk resmen haritadan silinmeye çalışılıyor. Kameraların çok uzağında bir yerde enstrümanların sesi duyuluyor. Az sonra onları susturacak büyük bir gürültüyü adeta bastırmak istercesine müziğin sesi yükseliyor.

Sonraki gün. Şehirler altüst olmuş durumda. Saraybosna dünyanın gözleri önünden perdeleniyor. Kimsenin konuşamayacağı kadar büyük bir yıkımdan geçirilen ülkenin Aliya'sının yüzündeki hüzne yansıyor kıyımlar. Müzik okulunda akordiyon sustu, gitar sustu, müzikle buluşan çocuklar sustu. Artık anı defterinde acı bir sayfa okudukları okul. Yıkılan sınıfları görüyorlar, dağılan notaları... Parmakları piyanonun tuşlarına basamayacaktı artık. Ülkenin her yanından yıkıntılar çoğalıyor ve çocuklar ve büyükler ve yaşlılar ve kadınlar uzun sürecek ıstırabın içinde 'dua'ya iltica edecek, uzaklardaki kardeşlerinin uzattığı elin kendilerine ulaşmasını dileyeceklerdi. Sonra bitti savaş. Sonra antlaşmalar, sonra yeni dönem, sonra savaşan tarafların birlikte yönetmek zorunda kalacağı bir ülke. Peki ama bu ülkede her şeye rağmen susmayan sanatçıların dünyaya söyleyecekleri sözler yok muydu? Abdullah Sidran'ın yüzüne yerleşen hüzün 'kusursuz çember'in dışına çıkmamıştı. Şu az ötede bizimle şakalaşan Prof. Dr Cemalettin Latiç'in ortaladığı ve bir Hakan'ın (Albayrak) bir Sadık'ın (Battal) aldığı bu topa ben vurmalı mıyım yoksa o tebessüm eden yüzün ardındaki hüzünde yolculuk mu etmeliyim?

En iyisi Leyla Jusic'e kulak vermeli, birlikte dolaşmalıyız Bosna'yı ve inancımızın coğrafyasını. Yetmez, bir de Dino Merlin dinlemek gerek ve birlikte söylemek: Aliya...

Çıkalım dünün defter yapraklarından, bugüne gelelim. Az sonra bir araya geleceğimiz sanatçı ilk albümünü çıkardı aslında. Biz elbette onu müzik gruplarıyla çalışmasından biliyoruz. Selam veriyoruz, karşılığında bize ait diyarlardan bir ses karşılık veriyor: "Ve aleykümselam" Elbette yanımızda tercümanımız var. Ama Türkçe konuşuyor, aralarda espriler yapıyor. Sesini ilk duyduğumuz andan bu yana yaptığı çalışmalarına kulak veriyoruz. Anlatıyor. Dün yine birlikte yaptığımız sohbetin devamını getiriyor gibi. Araya büyük engeller koymadan, yabancılaşma efektleri kullanmadan. Masada değerli dostlar var. Zeyd'in müziğini bize ulaştıran Moral'li dostlar. Beklediğim haberi Gültekin Alihocagil vermişti. "Kalbe Ziyaret"i dinlemiş, Zeyd Şoto'nun gelişini beklemiştim. Bir Cuma günü çayımıza katık ettiğimiz sohbeti içtiğimiz kahvelerle taçlandırırken farklı dillerde aynı anlamı nasıl yakalayabildiğimize de hayret etmiştik. Kalpler konuşurken bize de eşlik etmek düşer!

İstanbul'dan yola çıkmak 'hayırlı bir iş'

Bosnalı sanatçı Zeyd Şoto'nun ilk solo albümü dünyaya Türkiye'den ulaşıyor. Moral Prodüksiyon imzasıyla çıkan "Kalbe Ziyaret" Türkçe, Arapça, İngilizce ve Boşnakça eserlerle kalbimizin kapısını çalıyor. Kimdir Zeyd Şoto, neler yapmıştır, önce kısa bir fragman izleyelim: Zeyd Şoto 1979'da Bosna Hersek'in Konjic şehrinde doğdu. Beş yaşına gelmeden ilgi duyduğu müzik onu enstrüman çalmaya götürdü. Müzikle geçen hayatının semeresi 2007 yılında Seyfullah İlahi Grubu'yla ortaya çıkardıkları "Sjeta" albümü oldu. Birçok ülkede konser veren Şoto, Türkiye'yi çok sevdi, ülkemizde yapılan Kardeşlik Geceleri'nin aranan yüzü olması bu yüzden hiç de şaşırtıcı değil. Sami Yusuf, Yusuf İslam, Zain Bhikha, Nativee Deen, Outlandish, Mesut Kurtiş, Mustafa Demirci gibi Bosna Hersek'ten ve yurtdışından birçok sanatçıyla birlikte çalıştı. Söz ve müziğini kendi yaptığı ilk solo single çalışması "Dear Rose" 2008'de yayımlandı. "Kalbiniz ziyarete açık mı" sorusunu sorduğu albümü "Kalbe Ziyaret" ise yakınlarda dinleyicilerle buluştu. Zeyd ilk albümünde çalışmalarını Türk sazlarıyla yorumluyor. Dindar bir aileden gelmektedir, medrese eğitiminden geçmiştir Zeyd. Geleneksel bir ailede büyümüştür. Albümünün İstanbul'dan başlamasını 'hayırlı bir iş' olarak görüyor. Yaklaşık iki milyon Müslüman'ın yaşadığı Bosna'da daha çok tanınıyor ama farklı ülkelerden konser teklifleri de geliyor.

Zeyd'e müzik sevgisinin kendisine nerelerden bulaştığını soruyorum öncelikle. İngilizce ve Türkçe dinliyorum onu. Şunları söylüyor Zeyd Şoto: "Çocukluktan başladı bu sevgi. Bebekken bile meşhur şarkıları bağırarak sesli bir şekilde söylermişim. İlk bağlantım müzikle amcam vesilesiyle oldu. Profesyonel olarak olmasa da müzikle oldukça alakadardı. Dört yaşında başlamak isteyişimin ardında yatan sebep ilgimin bir zemin bulabilmesiydi aslında." Akordiyon çalarak başlangıç yapar Zeyd Şoto, ama gitar çalmayı da çok istemiştir. Sonrası mı? Dinleyelim: "Başlangıçta babam bir rock star olacağımdan korktuğu için ilkokul başlarında akordiyona yöneldim. Ailem oldukça dindardı. Onları örnek alarak devam ettim yaşantıma. Ezan, cami, Kur'an başlangıçtan bu yana hayatımda hep vardılar. Çok sevdiğim şeyler vardı. Salavat, tekbirler... Ailemle dini vecibelerimi yerine getirmek hoşuma gidiyordu." Zeyd Şoto'nun güzel başlayan müzik hayatı büyük bir trajediyle kesintiye uğrayacaktır. "Savaş başladığında on üç- on dört yaşlarındaydım. Müzikle ilgili her şey okulumuz da dahil yandı kül oldu. O sıralarda beraber zaman geçirebilmek için bir grup oluşturduk. Daha çok ilahiler söylüyorduk Seyfullah grubuyla. Profesyonelce değildi, özel günlerde birlikte söylüyorduk. Dini gecelerde olduğu kadar kültürel etkinliklerde de birlikte söylemeye başladık, öyle de devam etti sonra. Bu da benim çok hoşuma gitti." Zeyd Şoto'nun asıl yeteneğini ise beş yıl öncesinde koroyla çalışan biri keşfeder: "Bütün bildiklerimi neredeyse o koroda çalışırken tanıştığım kişi öğretti. Biraz utangaçtım. Kendimi sahne için hissetmiyordum. Daha özel bir şeyler hazırlamamız gerekiyordu. Yakınlarımdan biri kayıt oluşturmak için yardımcı olacağını, destek vereceğini söyledi. Ama yaptığımız çalışmalar daha çok kendimiz içindi. İnsanların biraz daha yakından tanıması içindi belki de. Onun desteğiyle Seyfullah İlahi Grubu'nun ilk kayıtları oluşturuldu. Her yerden telefonlar almaya başladık, ama yine de hazır olmadığımızı hissediyorduk. Daha fazlasını yapabilmek için zamana ihtiyacımız vardı. Gruptakilerin her biri kendi çalışmasını yapıyor, bir araya geldiğimizde müzik yapabiliyorduk. Piyasadan biriyle tanıştık ve bize albüm yapacağını söyledi. Onun desteğiyle birkaç kopya yaptık. Çok büyük bir üretim olmadı. Adeta bir ödev gibiydi. Bütün bunlar içimdeki müzik aşkını da büyütmeye başladı, itici gücüm oldu." Zeyd Şoto müzikle ilgili bütün bilgilerini yenilemeye gittiği bu dönemde piyano çalmaya başlar. Teknik müzik bilgilerini de geliştirmeyi ihmal etmez. Kendi melodilerini yapmaya başlamıştır artık: "Olduğum yerden çok daha fazlasına gitmeye başlamıştım. Mostar'da bana ait bir stüdyo gibi bir şey hazırladılar, kendi müziklerimi yapmaya başladım. Sanki rüyaların gerçek olması gibi bir şeydi o an. Bu sayede Türkiye'deki arkadaşlarımla tanışmaya başladım. Melih Berse beni Türkiye'ye davet etti. İki yıl önce bir ramazanda geldik. Sonrasında albümün hazırlıklarına giriştik. Artık Türkiye'de albüm yapabilmek için asıl çalışmalara başlamış olacaktık. Bir buçuk yıl boyunca sanki bunun için çalıştım, neredeyse her gün en iyiye ulaşabilmek için uğraştık. Sürekli bir şeyleri değiştirdik. Yaptığım çalışma beni mutlu etmiyorsa, içime sinene kadar çalışmayı adet edinmişim. Sanki bir şeyler hâlâ tam hazır değildi. Her şey bittikten sonra bir rahatlama oldu bende. Bunun, gerçekten kalbimden gelen bir şey olduğuna inandım. Hiçbir şeyi planlayabileceğime inanmıyorum. Son üç ayda 'bitiyor dediğinizde bitmiyor, hazır olması gereken zamanda hazır oluyor' duygusunu yaşadım."

Albümdeki on eser on gün içinde çıkagelir. Bir buçuk yıllık çalışmasını bitiren duygu onu şöyle konuşturacaktır: "Her şeyin Allah'tan olduğuna inanıyorum" ve artık albüme son şeklini veren stüdyo anları: "Sanki müziği duydum ve o anda arkadaşlarımla son çalışmamı yaptım, albüm hazır hale geldi."

"Her şey için binlerce kez Elhamdülillah!"

Bosna'da büyük manevi destek aldığı İHH Bosna Yardım Koordinatörü Mukadder Tanok Kırbaş, sanatçının adeta ikinci annesi gibi olur: "Mukadder hanım belki beni dünyaya getirmedi ama ikinci annem gibi oldu. Umuyorum ki, Allah nasip eder de ona yeterli şekilde teşekkür edebilirim. Beni hep destekledi, yanımda oldu. Bazen ona, peki şimdi ne yapacağım, dediğimde 'kalbini ferah tut, içinde ne geliyorsa onu yap' dedi."

Moral Prodüksiyon'la çalışmaya başladıktan sonra Türkiye'den 'ilham kaynağı' olan Türkçe sözler de gelir. Sanatçıya şu sözleri söyleten de galiba ortak duyguların yoğunluğu: "Her şey için binlerce kez Elhamdülillah!"

İstanbul'un özel bir anlamı var mı? Albüm ilgi görmezse ne olur? İşte Zeyd Şoto'nun cevabı: "Albümümüz Moral Prodüksiyon'un destek ve ilgisiyle çıktı. Herkese ulaşabilecek albüm, bu konuda endişem yok. İstanbul'dan yola çıktım, başlanacak en güzel yerdi benim için İstanbul, dünya üzerinde. Umarım bu iyi niyetlerim notalarla birlikte insanların kalbine dokunacak, insanlar en azından güzel duygular içinde olacaklar, hissedecekler bunu. Neler olacağını hesaplamıyorum. Dünyada hepimizin var olma sebebi var. Nafakamız bir yerlerden geliyor. Mesele helal mi haram mı? İnşallah her şey helal ve iyi olur. Gerisi benim için önemli değil."

Albümü dinleyen insanların geri dönüşleri nasıl? Nasıl bir beklenti içinde Zeyd Şoto? Kahvesinden bir yudum alıp, Sultanahmet'in havasını içine çekip cevaplıyor sorumu: "Şu ana kadar dinleyicilerden hep iyi yorumlar duydum. Tek beklediğim, hissettiklerimin bir kısmını da olsa hissetmesi dinleyicilerimin. Pasif olmamalarını, düşündüklerini söylemelerini istiyorum." Dinleyiciyle arasına mesafe alan bir isim değil Zeyd Şoto. Bu biraz da aldığı eğitimden, aile terbiyesinin getirilerinden kaynaklanıyor. Sanatçı kaprisini değil, karşılıklı etkileşimi önemsiyor. Şoto'ya göre "müzik evrensel ve dünya üzerindeki tüm dilleri konuşanlar için notalar aynı şeyi ifade ediyor. İnsanlar müziği her durum için bir şekilde kullanıyorlar. İyiyi ve güzeli yansıtmak için müzik çok önemli." Sanatçı, müziğin Müslümanlar için çok önemli olduğunu ise özellikle belirtiyor.

Meselelerimizi halletmek için müzik bir şey ifade eder mi? Farklı kültürlerin bir arada yaşadığı bazen de karşı karşıya geldiği bir ülkeden gelen sanatçı bu konuda olumlu bir görüş içinde: "Benim müziğimi dinleyen herkesin Allah ve Peygamber Efendimiz'le ilgili, Müslüman olsun olmasın benim taşıdığım duyguları taşımalarını istiyorum. Hayattaki tüm yanlış anlamalar doğru iletişim kuramamaktan kaynaklanıyor çoğu kez. Müziğimle iletişim kuruyorum. Birbirimizden korkmamız kötü duyguların oluşmasına, karşılıklı konuşmamamıza sebep oluyor. Her iki taraf ta kendini tutsak ediyor. Müzikle konuşuyorum o yüzden, iletişim kuruyorum ve üstesinden gelemeyeceğimiz hiçbir şey olmaz diye düşünüyorum"

Sami Yusuf'la stillerimiz farklı

Sanatçıyı kızdırmak pahasına sorular da sormam gerekiyor. Daha önce yaşadığımız hayal kırıklıklarından olsa gerek, biraz tedirgin başlıyoruz cümleye. İster istemez söz Sami Yusuf'a kadar gidiyor. Bir kompleksi var mı? Yarın 'benim müziğim yanlış tanıtıldı' diyebilir mi? Yok, kızmıyor Zeyd Şoto, bu soruları istemese de bekliyor elbet: "Kötülüğü defeden, iyilikten bahseden her şey bir şekilde dini destekliyor. Dini müzik yapıyorum evet, ama bunu melodilerimle modern bir şekilde destekliyorum. Aslına bakarsanız çok da bir sınıfa sokmuyorum müziğimi; ama modern melodilerimizin olduğunu biliyorum. Aynı zamanda sözlerime bakacak olursanız dini içerikli. Bu ayrımlar benim düşündüğüm bir şey değil. İlla ki modern olayım ya da müziğimi bir gruba sokayım gibi düşünceler içinde olmadım hiçbir zaman. Sami Yusuf'a gelince. Kendisi saygı duyduğum bir sanatçı. Harika bir sanatçı olduğunu düşünüyorum, beraber de çalıştık. Ancak müzik konusunda farklı stillerimiz var. Bu benim ilk solo çalışmam olduğu için insanlar karşılaştırma ihtiyacı duyuyorlar. Yeni olduğum için aynı ya da benzer olmamamıza rağmen belki de ihtiyaçtan karşılaştırıyor insanlar."

İlerde yapacağı işlerde neyi sevebileceğine dikkat ettiğini söyleyen Şoto, 'resmilik canımı sıkıyor, nefes alamaz hale geliyorum' diyor. Büyük organizasyonlardan çok, samimi ortamları tercih ettiğini dile getiren Zeyd Şoto, Türk müziğini özellikle de Barış Manço'yu çok sevdiğini ekliyor sözlerine. Mustafa Demirci ve Sami Savni Özer'in de aralarında olduğu çok sayıda ismi sıralıyor sonra. Bosna'da arkadaşlarıyla bir araya geldiklerinde ise, ilahiler ve geleneksel sevdalinka şarkıları söylediklerini aktarıyor.

Zeyd Şoto'yu dinlerken Bosna'yla ruh akrabalıklarımızı düşünüyorum elbet. Ama bir yandan da müzikteki akrabalık bağlarının daha da güçlendirilmesi üzerinde düşünüyorum. Türkiye'de kesintili bir süreç izleyen müziğimiz gelenekselden kopuşla araya giren yabancılaşmaya rağmen oluşturulan çalışmaların bir türlü istenilen seviyede olmadığını görmezden gelemiyorum. Bu çok iyi sanatçılarımız olmadığı anlamına gelmiyor elbet. Kolaycılıktan kurtulamayan, içerdiği maneviyata yaslanıp albümlerini dinleyiciye sıradanlaştırarak ulaştıran ticari yapıyı ortadan kaldırabilecek kaliteli çabaların art arda gelmesi. Bu yüzden Türkiye'de müziğinin alt yapısını oluşturan, sözlerinin anlam içeriğini zenginleştiren isimlerin dünya müziğiyle ortak hareketi belki de müziğimizin de nefes almasını sağlayacak. Kendi içine kapanmış müzikalitenin medeniyet eksenli bir müzikle yer değiştirmesi gerekiyor.

Zeyd Şoto eminim sesine, sözüne ve düşüncesine yankı bulacaktır. Sanatçıların yanı sıra dinleyicilerin bile çıta yükselttiği ülkemiz eminim, onu müzikal anlamda da besleyecektir. Eh bize de konserlerinde eserlerinin arasına yerleştireceği 'sevdalinka'lara dalıp gitmek düşecek!

Zeyd Şoto'nun gözüyle Bosna Hersek

Bosna Hersek'teki durumları iyi analiz etmek gerekiyor. İnsanlar arasında çok fazla ayrım yok, birlikte çalışıyoruz, kimse kimseyi rahatsız etmiyor. Bazı negatif etkiler var ama çoğunlukla dıştan gelen etkiler. Halklar arasındaki birlikteliği bozmak isteyenler çoğunlukla bunun için 'korku'yu kullanıyorlar. Birbirleriyle konuşmadıkları için birbirlerinden korkuyorlar. Sırplar, Hırvatlar... Halbuki korkulacak varlık varsa o da Allah. Kimsenin kimseden korkmasına gerek yok. Boşnaklarda ya Sırplar yeniden üstünlük sağlarlarsa korkusu, Sırplarda ya Boşnaklar üstünlük sağlarsa korkusu. Medya ayrılığı ve korkuyu tetikliyor. Mesela Bosna'da Srebrenitsa'da bir şey olmadı denilmesine izin bile vermemek gerekiyor. Aynı masada oturup da geçmişte yaşanılan katliamların üstünü kapatmaya çalışan insanlar var. Türkiye etkin olmak istiyor ama sorun ülkeler arasında değil, içerde şu an. En büyük kütüphane Saraybosna'daydı, Sırplar yaktı, yıktı, bir şey yapılmadı. Bir İslami Birlik derneğimiz var. İslami kültür açısından burayı kullanabiliyoruz. Savaş sonrasında kültürel anlamda bir şey yapılabilmiş değil. Bir ilerleme yok. Biraz da korku içindeyiz. Arşivlerimiz, belgelerimiz değişik yerlere dağılmış vaziyette. Ortak mirasımızı koruma açısından çok önemli arşivlerimiz. Yakın tarihten kalan belgeler bile çok uzağımızda yerlerde. Türkiye'deki Boşnaklar zaman geçtikçe bizden uzaklaşıyorlar. Türkiye'deki Boşnak dernekleriyle görüştüğümde, Bosna devletinden destek beklememelerini söylüyorum. Bu mümkün değil. Eğer bir karar alınacaksa üç ayrı yerden; Sırplar, Hırvatlar ve Boşnak'lardan geçmek zorunda Bosna'da. En doğrusu, maddi durumu iyi olan Boşnakların toprak alması, yatırım yapması. Eğitim açısından yatırımlar yapılabilir. Sonuçta Avrupa'dan bahsediyoruz, belki de on yıl içinde çok değerlenecek Bosna toprakları.

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Kültür bölümü’nde 23.06.2010 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: Bünyamin Yılmaz / Türkiye
  • tags Etiketler: bosna, sanatçı, zeyd şoto, albüm, müzik, saraybosna, istanbul, ,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Kültür

    1. Tekkeler niye kapatıldı?
    2. Savaşın acı dolu izleri bu müzede
    3. Zile Kalesi restore ediliyor
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    6. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    7. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    8. Dünyanın hazinesi Türkiye kütüphanelerinde
    9. Toz Kanatlı Kelebek Necip Fazıl Kısakürek
    10. İmamların oynadığı tiyatro ayakta alkışlandı
  • Diğer

    1. Memurlar ile hükümet arasındaki toplu sözleşme görüşmeleri
    2. ''Herkes İçin Engelsiz Dönüşüm Projesi''
    3. Dustur: "Mübarek'in Başbakanı Mısır'a cumhurbaşkanı mı olacak?"
    4. Niyet varsa bir hafta içinde bile anlaşılabilir.
    5. Ölü sayısı 30'a yükseldi
    6. BM gözlemcileri Hula'ya gidiyor
    7. Eşşebab örgütünden, daha yoğun savaşma tehdidi
    8. Davutoğlu, Malmström ile vize muafiyetini görüştü
    9. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım İtalya'ya geldi
    10. Otomobil satış noktalarımız bizim halka dönük yüzümüz
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Yelkenler indirildi
    3. Bu olacak Ayasofya!
    4. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    5. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    6. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    7. İktidarda figüran çatlağı
    8. Şok Detay
    9. Regaip Geceniz mübarek olsun
    10. Yasa geri çekilsin
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Üstad Necip Fazıl anılıyor
    5. Zamma toplu savunma!
    6. Vefatının 30. yılında Hamid Aytaç
    7. Fırçasıyla gönül köprüleri inşa ediyor
    8. Cepheden Haber Var oyunu izleyenleri duygulandırdı
    9. Mourinho, İstanbul'a geliyor
    10. Fenerbahçe'den 5 ayda 27 şampiyonluk
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek