Diyalize bağlı böbrek hastalarının ölüm nedenlerinde kalp ve damar hastalıklarının ilk sırada yer aldığı belirtildi.
Anadolu Böbrek Vakfı ile Türk Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği'nin katkılarıyla, Ufuk Üniversitesi Konferans Salonu'nda bu yıl ''Dünya böbrek Günü Toplantısı''nın altıncısı düzenlendi.
Anadolu Böbrek Vakfı Başkanı Prof. Dr. Ayla San, toplantıda yaptığı açıklamada, Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu'nun kurucusu Prof. Dr. Joel Kopple'ın, Dünya Böbrek Günü'nün oluşturulmasında öncülük yaptığını ve Ekim 2003'te Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu (IFKF) başkanına geleneksel bir Dünya Böbrek Günü oluşturulması fikrini dile getirdiğini söyledi. San, 2004 yılında IFKF'nin ve Uluslararası Nefroloji Derneği'nin (ISN)yönetim kurullarının, Dünya Böbrek Günü programını desteklemeye başladığını belirterek, ''Uluslararası Nefroloji Derneği ve Uluslararası Böbrek Vakıfları Federasyonu güç birliği yaparak, böbrek hastalarının sayısını aşağı çekebilmek için her yıl Mart ayının ikinci Perşembe gününün Dünya Böbrek Günü yapılmasını kararlaştırdı'' dedi.
Hipertansiyon böbrek hastaları için çok önemli bir risk
Türk, Hipertansiyon ve Böbrek Hastalıkları Derneği Yönetim kurulu Başkanı Prof. Dr. Şükrü Sindel de hipertansiyonun böbrek hastaları için çok önemli bir risk faktörü olduğunu belirterek, yaşamını yitiren hemodiyaliz hastalarının ölüm nedenleri arasında kalp ve damar hastalıklarının ilk sırada yer aldığını söyledi. Böbrek hastalıklarının yaşam süresinin uzamasında, başta kalp damar hastalıkları olmak üzere çeşitli faktörlerin etkili olduğunu ifade eden Sindel, böbrek hastalarında yaşam süresinin uzaması için hipertansiyonu da içinde barındıran kalp ve damar hastalıklarından korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Sindel, diyalize bağlı olan böbrek hastalarının büyük bir oranında aynı zamanda hipertansiyon bulunduğunu dile getirerek, hipertansiyonun inme gibi ölümcül sonuçlar doğuran ciddi bir hastalık olmasına karşın korunulabilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna da dikkati çekti. Sebebi genetik kaynaklı da olabilen hipertansiyondan kontrollü tuz tüketimi, sağlıklı beslenme biçimi ve düzenli fiziksel aktivite ile korunulabileceğine işaret eden Sindel, hastanın yaşam süresinin uzamasında erken tanının da önemine işaret etti.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



