Mogadishu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Sheikh Ahmed, başta Birleşmiş Milletler olmak üzere Batılı ülkelerin yardım kuruluşlarının eleştirdi. Ahmed, BM‘nin Somali‘de dağıttığı yardımların, son kullanma tarihlerinin geçtiğini ve muhtaç insanları hasta ettiğini söyledi.
Son yılların en büyük kuraklığını yaşayan Somali‘den Türkiye‘ye Cansuyu Derneği‘nin davetlisi olarak gelen Mogadishu Üniversitesi Rektörü ve Somali Gençlik Platformu‘nun Kurucusu Prof. Dr. Ali Sheikh Ahmed, Türkiye‘nin son aylarda Somali‘ye gerçekleştirdiği yardımları ve bundan sonra da Somali‘nin geleceği hakkında görüşlerini Milli Gazete‘den Ahmet Açıkay‘a anlattı...
Sayın Rektör öncelikle Somali‘nin son durumu hakkında bize bilgiler aktarır mısınız?
Somali‘de son 3 aylık dram, tsunami ve deprem felaketi gibi değil. Çünkü bu sürekli devam eden bir durum. Özellikle son 3 ayda açlık ve kuraklık çok daha etkili olmaya başladı. Somali‘de tam olarak bir devlet yapılanması olmadığı için nüfus sayımı da tam olarak yapılamıyor. Bu yüzden 8-9 milyon insanın yaşadığı tahmin ediliyor. Bunun da 5-6 milyonu bu açlık ve kuraklıkla bire bir boğuşuyor. Somali‘de yüzlerce köy boşaltıldı. Köylerde yaşayanların büyük bir kısmı açlık yüzünden öldü, geriye kalanlar ise göç etmek zorunda kaldı. Bunlar da mülteci kamplarına ve büyük kentlere gitti.
Mogadishu Üniversitesi olarak Somali‘deki bir kampta yaptığımız araştırma sonucunda her aileden en az 2 kişinin öldüğünü tespit ettik. Açlıktan dolayı köylerini, kasabalarını terk edenler en az 200-300 kilometrelik yolu yürüyerek göç etti. Sadece başkente bile neredeyse yüz binlerce insan geldi. 500 bin Somalili ise Kenya‘ya giderek sınır bölgelerindeki mülteci kamplarında yaşamaya başladı. 60 bin kişi Etiyopya‘ya gitti. Şu anda ise güney bölgesinde bulunan 4 milyon insan hala açlıkla mücadele ediyor.
Açlıkta en çok zararı çocuklar, yaşlılar ve kadınlar gördü. Açlıkla boğuşan insanlarımız için uluslar arası camiadan ve başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerinden acilen yardımlar bekliyoruz. Eğer yardımlar devam etmezse bu insanlar da diğerleri gibi ölecek.
Özellikle Türk halkına ve Türkiye‘den gelen sivil toplum kuruluşlarına teşekkür ediyoruz. Bu zor günlerimizde bizleri yalnız bırakmayarak kardeşlik görevinizi yerine getirdiniz. Başbakan Erdoğan‘ın da bölgeye gelmesi de bizim için çok önemliydi. Bizim kötü günümüzde yalnız bırakmadınız. Yapılan yardımlar tarihte olan bağlarımızı yeniden diriltti. Ayrıca kardeşlik bağının ne kadar eskiye dayandığını ve bağın ne kadar büyük olduğunu da bütün dünyaya göstermiş oldunuz. Tarihte de Osmanlı bölgede insanlarımıza yardımcı oldu.
Mülteci kamplarında durum nedir. Çünkü binlerce insan buralar yardım almak için geldi?
Biz öyle olaylara şahit olduk ki, örneğin kadın çocuğunu emziriyor ama çocuğunun iki saat önce öldüğünden haberi bile olmuyor. Çünkü kadın da hasta. Gördüğümüz manzaralar bizleri çok etkiledi. Yardımlar için bizde kendi imkanlarımız ile yardım yapıyordu. Gittiğimiz kampların birinde bir kadının iki çocuğu vardı, biri sırtında biri de kucağında ve bu şekilde de yiyecek arıyordu. Kampta kadına yiyecek verdiler ama kadının sırtındaki çocuk ölmüştü. Bir insan düşünün üç dört gün bir şey yemiyor. Bir anne baba düşünün çocuklarına yiyecek bulamıyor ve çocukları ellerinde göz göre göre ölüyor.
Somali tarımı ve hayvancılık yapılan bir bölge. Ancak iki yıldır yağmur bile yağmıyor. İnsanlar temiz su bulacakları kuyuları bile yok. Hayvanları telef oldu. Uluslar arası yardım kuruluşları bölgeye yardım yapamadılar. Sadece son aylarda Müslüman ülkelerden yardımlar gelmeye başladı.
Peki son aylarda üniversitenizin öğrencileri arasında açlık yüzünden hayatını kaybeden oldu mu?
Bunu tespit etmek çok zor. Üniversitemizin bazı fakülteleri açlığın çok etkili olduğu illerde bulunuyor. Buralardaki öğrencilerimizin aileleri ve kendileri bir takım sıkıntılar ile karşılaştılar. Ailelerinden ölenler oldu, öğrencilerimizden de ölenler olmuş olabilir. Biz daha bu konuda bir araştırma yapamadık. Çünkü imkanlarımız çok sınırlı.
Biliyoruz ki Somali‘nin etrafı okyanus ile çevrili. Neden insanlar deniz ürünlerinden yeterince faydalanamıyor?
Aslında Somali‘nin en büyük sorunu, otorite sorunudur. Çünkü deniz kıyısının olduğu bölgelerde farklı bir siyasi yapı var. Atlas Okyanusu‘na 3 bin 300 kilometre sınırı olan bir ülke. Başkent‘te bulunan yönetim ülkenin yüzde 20‘sine hükmediyor. Bütün bu sebeplerden dolayı insanlarımız deniz ürünlerinden faydalanamıyor.
Somali‘deki açlığın temelinde Batılı ülkelerin tavrının da yattığını biliyoruz. Bunu nasıl görüyorsunuz?
Batılı yardım kuruluşları Somali‘ye yeterli yardımları yapmıyor. Yardımlar son dönemde başladı. Bu da Türkiye ve İslam ülkelerinden yapılıyor. BM ve diğer ülkeler milyarlarca dolarlık yardım yaptıklarını söylüyor ancak durum ortada. Somaliler bu ülkelerden ve yardım kuruluşlarından bu güne kadar herhangi bir şey görmedi. Belki yardımlar yapıldı bir yerlere ama kesinlikle Somalililere yapılmadı. Batılı yardımlar ülkemize ulaşmadı. Onların da kendilerine göre hesapları var. Uluslar arası kuruluşlara sesleniyoruz. Televizyon kanallarında çıkıp söyledikleri şeylerin tatbikini istiyoruz. Bu sadece televizyon ekranlarında kalmasın.
BM‘nin mülteci kamplarında un dolu depolarının olduğunu ve bunu halka dağıtmadığını medyadan öğrendik. Batılı ülkeler Somali‘yi açlığa mı mahkum ediyor?
Söylediğim gibi eğer yardım yapılmışsa bile yok denecek kadar az. Somali içinde BM ve AB‘deki kuruluşlar yardım yapmadı. Bir dönem yardımlar yaptılar ancak bu yardımları alan vatandaşlar ise hastalandı. Çünkü yapılan yardımlar içinde yer alan gıda maddeleri bozulmuştu. Son kullanma tarihleri geçen ürünleri dağıttılar. Bu yardımları alan vatandaşlarda ishal oldu.
Türkiye‘deki sivil toplum kuruluşlarının yaptıkları yardımlar arasında Cansuyu‘nun çalışmalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Cansuyu Derneği‘ne ve bize yardım gönderen vatandaşlarınıza teşekkür ediyoruz. Derneğin üst düzey yetkilileri bizzat bölgeye gelerek durumu yerinde tespit etti ve yardımlarda bulundu. Oraya gelen ekipteki arkadaşlar çok hızlı hareket ettiler. Mogadishu‘da bulunan kamplardaki insanlara bizzat yardımda bulundular. Daha önce yaşamadığımız bir şey de oldu. Cansuyu yetkilileri kendi yardımlarını kendi elleri ile muhtaç insanlara dağıttı. Gıda, ilaç ve diğer konularda yardımlarda bulundular. Bu yardımlar yaralarımıza büyük oranda derman oldu. Böylece Cansuyu diğer ülkelerden gelen yardım derneklerine de örnek oldu. Çünkü onlar yardım getirmişler ama organizasyon nasıl yapılır, yardım nasıl dağıtılır bunu bilmiyorlardı. Bu konuda da Cansuyu bir ilke imza atmış oldu. Bundan sonra da Cansuyu‘nun bölgede daha büyük projelere imza atacağını düşünüyorum. İnşallah bir gün gelecek tarih diyecek ki Somali‘ye Cansuyu geldi ve insanlar açlıktan kurtulmayı bildi.
Siz bir akademisyen olarak Somali‘deki açlığın giderilmesi noktasında nasıl bir kalıcı çözüm önerisi yapıyorsunuz?
En önemlisi Somali‘de şu an yaşanan insanlık dramını yardımlar ile aşması gerekiyor. Uluslararası ve diğer yardım kuruluşları yapacakları yardımlar ile aciliyeti olan bölgelerdeki insanları hayatta tutmalı. Somali‘nin bir diğer sorunu ise su sorunu. İnsanlarımız temiz su bulamıyor. Bunun için ise su kuyularının bir an önce açılması gerekir. Son olarak hükümetin ülkenin tamamını idaresi altına alması gerekiyor. Bundan sonra da ciddi projeler ortaya koyarak, insanları eğitmesi gerekiyor. Halkın eğitilmesi ve okulların açılması da çok önemli.
Bunlar yapılsa en azından Somali önemli ölçüde sıkıntılarından kurtarılmış olacak.
Son olarak başta Türkiye olmak üzere İslam ülkelerinden ne bekliyorsunuz?
Biz meseleye kardeşlik çerçevesinden bakıyoruz. Zenginin fakire yardımı olarak değil de kardeşin kardeşe yardımı olarak görüyoruz. Bundan dolayı Türk halkı, Arap ülkeleri ve diğer Müslüman ülkelere yardım talebimiz devam ettiriyoruz. Su kuyularının açılması, öğrencilerin eğitim görmesi ve en önemlisi de insanımızın hayatta kalabilmesi için yardımların aralıksız devam etmesi gerekiyor.





