Şaşırtıcı derecede yoğun bir ilgi vardı. Bu ilginin nedeni, Türkiye idi kuşkusuz. "İşte, bizim yerimiz bunların yanı. Bizlerle her bakımdan anlaşacak olan bu insanlar, başkaları değil..." demememiz imkansız.
Havaalanında bizi Dr. Abdulali Hamidine karşıladı. Eşyalarımızı araca yerleştirmemizin ardından toplantılarımızı yapacağımız Tanca kentine doğru yola çıktık. Başkent Rabat yakınlarında mola verdik. Burada bizi bir sürpriz bekliyordu. Fas Meclis Başkan Yardımcısı Lahcen Daudi, Adalet ve Tenmiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı, Dış İlişkiler Sorumlusu ve bazı milletvekilleri bizleri karşıladı. Yemek sırasında kısa bir tanışmayla birlikte sıcak bir sohbete girildi. Meclis Başkan Yardımcısı‘nın dostluk ifadeleriyle dolu sözcüklerinin ardından Adalet ve Tenmiye Partisi Genel Başkan Yardımcısı ise, parti ve hareket hakkında bilgiler verdi. Koalisyon hükümetine katılmama gerekçelerinden söz ederek, "Koalisyona katılmamız bize bir şey kazandırmazdı. O nedenle, bu duruma soğuk baktık. Ve ana muhalefette kalmayı tercih ettik" ifadesini kullandı. Milli Gazete Genel Müdürü Yılmaz Bayat ise; günümüzde büyük bir Müslüman soykırımı yaşandığına ve dünya üzerinde kan dökülen her yerin İslam coğrafyası içerisinde yer aldığına dikkat çekerek birlik ve beraberlik mesajları verdi. Yemeğin ardından yetkililerle vedalaşarak Tanca‘ya doğru yola çıktık. Kente vardığımız zaman şehrin güzelliği bizi kuşatıverdi. Palmiye ağaçlarıyla donatılmış geniş yollar, estetik görünümlü binalar insana rahatlık hissi veriyordu. Yorucu ve uzun bir yolculuğun ardından kalacağımız otele vardık. Otelde de organizatörler arasında yer alan üniversite hocaları Saida Latmani ve eşi, Abdulcelil Louhmadi, Fatma bin Hasena, Cemile Nouhou, Latifa Benkhai, Bedia Hamri ve parlamenterlerden Muhammed Necip Boulif bizi sevgi ve muhabbetle karşıladı.
Yoğun proğram
Grubumuzun bazı üyeleriyle birlikte feribotla, yanlış hatırlamıyorsam 45 dakikalık mesafedeki İspanya‘ya gitme planları yapıyorduk. Ancak yoğun program dolayısıyla bu düşüncenin gerçekleştirilemeyeceğini anladık. Sabah kahvaltısının ardından Tanca Belediye Başkanı Derhem Dahman ile daha sonra da Tanca Vali Yardımcısı ile görüştük. Fas-Türkiye arasında kurulabilecek ticari ilişkilerin ele alındığı ziyarette sadece Tanca‘ya yapılacak yatırımlar için 11 milyarın üzerinde bütçe ayrıldığı belirtildi. Ayrıca kültürel yakınlıktan da söz edilen ziyarete Vali Yardımcısı‘nın sözleri damgasını vurdu. Vali Yardımcısı, "Bizler medeniyetler çatışmasını değil, medeniyetler buluşmasını sağlayacak milletleriz. Sizler Viyana‘dan, bizler buradan Avrupa‘ya girseydik ortada buluşup, tarihi değiştirebilirdik" diyerek belki de bilinçaltındaki temennisini esprili bir dille dışa vuruyordu.
Tanca Serbest Bölgesi ziyaretinde ise yetkililer, ülke ekonomisi ve yatırım alanlarına ilişkin bilgiler verdiler. Bugüne kadar, birçok projenin kâğıt üzerinde kalmış olabileceğini ancak havaalanına bitişik olarak 345 hektarlık alana inşa edilmesi planlanan serbest bölge projesinin hayata geçirileceğine işaret eden Faslı yetkililer, Türk işadamlarını yatırım yapmaya çağırdılar. Yabancı yatırımcılara çok yönlü kolaylıklar sağlandığını ifade eden yetkililer, Tanca otobanının Türk şirketleri tarafından yapıldığına dikkat çekti. Söz konusu görüşmeler Türk dünyası-Arap ülkeleri-Afrika ülkeleri üçgeni çerçevesinde sürdürülüyordu. Tanca Limanı Bölgesi‘ni gezdikten ve Ticaret Odası yetkilileri ile görüştükten sonra gündüz programımızı tamamladık.
Sempozyuma yoğun ilgi
Abdulmelik Es-Sa‘di Üniversitesi‘nde düzenlenen sempozyuma katılmak üzere fakülteye gittiğimizde güllerle ve Fas‘ın eşsiz tatlı ikramlarıyla kapıda karşılandık. Gerek görevli öğrenciler, gerekse öğretim üyelerinin yakın ilgisi bizleri ziyadesiyle memnun etti. Her şey çok güzeldi. Dostluk ve kardeşlik adına gereken her şey birer birer gerçekleşiyor, müthiş bir sevgi seliyle karşılanıyorduk. Hınca hınç dolu olan konferans salonuna öğrencilerin coşkulu alkışları arasında girdik.
Bizler gibi onlar da dostlarıyla karşılaşmanın, bütünleşmenin hazzını yaşıyorlardı adeta... Salona sığmayan öğrencilerin pencerelerden sempozyumu takip etmeye çalışması dikkatlerden kaçacak gibi değildi. Şaşırtıcı derecede yoğun bir ilgi vardı. Bu ilginin nedeni, Türkiye idi kuşkusuz. Bu atmosferi görüp sempozyum esnasında sorulan soruları duyduktan sonra her iyi niyetli kişinin, "İşte, bizim yerimiz bunların yanı. Bizlerle her bakımdan anlaşacak olan bu insanlar, başkaları değil. Bu coğrafya ile birlik ve beraberlik içerisinde olabiliriz, bu insanlarla bütünleşebiliriz. Kültürümüz bir, dinimiz bir, ortak bir tarihimiz de var. Konuştuğumuz dilden ve genetik farklılıktan başka birbirimizden hiçbir farkımız yok. Dostluk mu onlar da var, kardeşlik mi onlar da var, sevgi mi onlar da var... İnsanlık adına olması gereken ne varsa onlar da var..." dememesi imkansız.
Fas‘ın dış problemleri
Fas‘ın en önemli dış problemi Sebte ve Melilla meselesidir. Fas‘ın kuzeyinde Akdeniz kıyısında bulunan ve halkının büyük çoğunluğu Müslüman olan bu iki güzel şehir bugün hâlâ İspanya işgali altındadır. İspanya yönetimi bu iki şehri zorla ve şiddet kullanarak hâkimiyeti altında tutmaktadır. Çok turist çekmesi ve turizm gelirleri yönünden ülke ekonomisine önemli katkıda bulunması dolayısıyla bu iki şehri işgal altında tutmakta ısrar eden İspanya, Sebte ve Melilla Müslümanlarına vatandaşlık hakkı da vermiyor.
Dolayısıyla bu iki şehirde yaşayan Müslümanlar oy kullanma hakkına da sahip değiller. İspanya yönetimi bu şehirlerdeki Müslümanları azınlık durumuna düşürebilmek için buralara sürekli İspanyolları yerleştirmeye çalışıyor. Melilla‘da İspanyollar için ayrı bir site inşa edildi ve Müslümanların bu siteye yerleşmeleri yasak edildi. Fas yönetimi İspanya‘nın bu şehirlerdeki işgaline son vererek buraları kendine bırakmasını istiyor. Ancak bazı siyasi hesaplar dolayısıyla bu konuda pek etkili bir politika da izlemiyor. ABD yönetimi Sebte ve Melilla meselesinde İspanya‘nın politikasını desteklediğini ve bu şehirlerin İspanya‘nın elinden alınmasına çalışılması halinde bu ülkenin yanında yer alacağını açıkladı.
Ressam Sawsan Youssef:
"Fas halkı sanata ilgili bir halk"
Fas halkının sanata ne denli ilgi duyup duymadığına ilişkin sorumuza ressam Sawsan Youssef şu şekilde cevap verdi: Herkes, dünyada farklı zevklere sahip. İnsanların bir kısmı müziğe, bir kısmı resim ve benzeri sanat çalışmalarına bir kısmı da diğer tür el sanatlarına ilgi gösterir. Bu durum tüm dünyada olduğu gibi Fas için de geçerli bir durum. Sonuç olarak; Fas‘ta da resim ve diğer el sanatlarına büyük bir ilginin olduğunu söylemek mümkün...
Fas‘ın ilk kadın mimarlarından olan Hatice Hanım:
"Ben bütün Müslümanları seviyorum!"
Osmanlı ya da Türkiye denince aklına neler geldiğini sorduğumuz Fas‘ın ilk kadın mimarlarından olan Hatice hanım, "Türk veya Türkiye ya da Osmanlı denince Müslümanlar ve onların tarihteki başarıları aklıma geliyor. Aslına bakarsanız benim için etnik kökenin hiç ama hiç önemi yok. Bir kişinin Müslüman olması benim için yeterli. Ve ben tüm Müslümanları seviyorum. Müslümanların güçlü olmasını, birlik ve beraberlik içerisinde olmasını temenni ediyorum" dedi.
FAS izlenimleri
* Bayan sürücülerin sayısı oldukça fazla.
* Aşırı misafirperverler.
* Akşam yemeğini saat 21‘den sonra yiyorlar.
* Türkiye‘de geçmişte olduğu gibi Peygamberimize hürmet gerekçesiyle, çocuklarına sadece Muhammed ismi vermiyorlar
* Tuvaletler, alafranga... Avrupa‘da olduğu gibi tuvaletlerde taharet musluğu yok.
* Karşılaştıklarında 4 kez öpüşüyorlar.
* Hayvanların otobanlara geçmesini önlemek için yol kenarlarına duvarlar yapmışlar
* Hiç aceleci değiller.
* Diğer Arap ülkelerine kıyasla randevu mefhumuna çok önem veriyorlar
* Çok sayıda sürücüler için polis kontrolleri var.
* Havaalanına araçla girişte ücret alıyorlar.
* Çok sıcak, samimi ve rahatlar...
* Tebessüm yüzlerinden eksik olmuyor
* Şakacı insanlar, sık sık zekice espiriler yapıyorlar
* Oldukça bakımlılar, dış görünüşe çok önem veriyorlar




