milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • MEDYA
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

10 ŞUB 2012 CUM
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DERİN SAVAŞ
  • BİLMECE YUMAĞI
  • 'ORTADA SUÇ FALAN YOK'
  • DAVASININ ERİYDİ
  • TEZKEREYLE Mİ DÖNECEK?
  • FİDAN'I KİM HARCAMAK İSTİYOR ?
  • DIŞA BAĞIMLI OLARAK BÜYÜK DEVLET OLUNAMAZ
  • BİR ÜLKENİN BAŞBAKANI, EMPERYALİST PROJE İÇERİSİNDE YER ALABİLİR Mİ?
  • FATİH'İN KARADAN YÜRÜTTÜĞÜ GEMİLERİN BELGESİ BULUNDU
  • BÇG'Yİ DE GÖRÜN

Nazım Payam ile söyleşi...
Bizim Külliye’yi ilkyazının heyecanıyla çıkarıyoruz

1 08 KASIM 2009
PAZ 00:40

[-] Normal [+]
  • Röportaj
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Yazmaya nasıl ve nerede başladınız? Yazmaya çocuk denecek yaşlarda başladım. Fakat yazdıklarım, benden başka kimselerin okumadığı ders defterlerinde idi. İlk yazdıklarım o defterlerde kaldı. Ve nice sonra hemşerimiz Ahmet Kabaklı'nın varlığından cesaret alarak Türk Edebiyatı dergisine bir şiir göndermiştim; gönderdiğim şiir Türk edebiyatı dergisinde yayımlandı. Şimdi sayısını ve tarihini tam olarak hatırlamıyorum, 1980 olacak galiba. Oysa uzun süre saklamıştım şiirimin yayınlandığı sayıyı.

  • Bizim Külliye’yi ilkyazının heyecanıyla çıkarıyoruz -

Kaç yaşında olduğunuzu anımsıyor musunuz?

1955 doğumlu olduğuma göre, okur huzuruna pek de erken çıkmış sayılmam.

Sizi yazmaya veya okumaya teşvik edenler oldu mu?

Okuma ve yazma hevesini arkadaşlarımdan, ağabeylerimden edindim. İlkokul yıllarında resimli hikâyeler elimizden düşmezdi. Bugün adını dahi unuttuğum o kitapları verilen üç beş kuruş harçlıkla kiralar,  saatlerce, aç susuz, köşede bucakta adeta gizlenerek okurduk. Gizlenerekdeki kastım, kiraladığımız kitapları arkadaşlarla değiştirmemizdi. Böylece bir kitap kiralar; iki veya üç kitap okumuş olurduk. Resimli hikâyelerden sonra tahkiyeli eserlerimize ayrı bir hayranlık besledim. Okuduğum tahkiyeli eserlerimizin temel fikri çözme, yazıldığı devrin konuğu olup sosyal sorunların kaynaklarına inme düşüncesi hem merakımı hem heyecanımı artırıyordu. Şiir yazıyordum... O günler adlandırmamış olsam da şiir damarlarını açık tutmak için bolca okumam gerekiyordu. Önceleri şiir yazmak için okuyordum, şimdiler de okumak için yazıyorum.

İlk okuduğunuz kitap, şiir, hikâye veya yazı, dergi, gazete?

Ferhat ile Şirin, Köroğlu, Battal Gazi, Ergenekon aklıma ilk gelenler... Kerem ile Aslı'da Ermeni "Keşiş"in sinsi düşmanlığı hâlâ hafızamdadır. Hele destanlarımız! Destan kahramanlarımızın toplum içinde aranılan ideal tip olduğunu, kadınlarımızın cariye, komşu kızı, caddede sokakta,  pencerede görünen olmadıklarını, gökten inmiş ve kıymeti haiz olduklarını okumalarla öğrenmiştim. Okuduğum Türk destanları öyle diyordu. Dede Korkut hikâyelerine doyamadım. Ama mevcut on iki hikâye içinde tekrar tekrar okuduğum, "Deli Dumrul" hikâyesiydi. Deli Dumrul'un: "Yücelerden yücesin/ Kimse bilmez nicesin/ Görklü Tanrı'm/ Nice cahiller seni gökte arar, yerde ister/ Sen hod mü'minlerin gönlündesin" Söyleyişindeki Tanrı anlayışı Kur'an'ımın ve sünnetimin aileme yansıyan bilinciydi. Okumak, şiir yazmak için yola çıktığım bir olguydu. Şiiri kavrama umudu çerçevesindeki çabalarımın insanımı, inanç kaynaklarımı bana bu kadar tanıtacağına ihtimal verememiştim. Anonim halk ürünleri milletimin berrak suyu idi. Su kadar aziz şifahi kaynaklarıma baktıkça; duygu ve fikir karmaşamdan sıyrılıp huzuru yakalıyordum. Eser kahramanlarıyla birinci dereceden akrabalık kurmak benim için ayrı bir lezzet kaynağı olurdu çocukluk yıllarımda. Meselâ Deli Dumrul'u eniştem, eşini ablam bilmiştim. Ablamın enişteme seslenişinde şiirin ayak seslerini duyuyordum.

... "Göz açıp gördüğüm/ Gönül verip sevdiğim" ...

"Arş tanık olsun! Kürsi tanık olsun!/ Yer tanık olsun! Gök tanık olsun!/ Ulu Tanrı tanık olsun! / Benim canım, senin canına kurban olsun!"

Bağlılık ve fedakârlığın samimi şiirini, adı bir yerlere sıkıştırılmış hanım şairlerimizde göremedim. Belki bu yüzdendir, erkeklerimiz, şiir yazan kadından çok, şiir gibi yaşayan hanımefendilerden hoşlanır. "Dede Korkut'un Mukaddimesini" hikâyeleri kadar sevmiştim, bize mahsus şiirselliği vardı. Mukaddimeyle birlikte fikir kitaplarına kapıyı araladım. Tezkirelerin uzantısı olan biyografi ve otobiyografilere düşkünlüğümü çok sonraları anladım. Bu düşkünlüğümle bir yanılgımı da fark ettim. Şiiri yalnızca Türkçe ders kitaplarından okumakla yetiniyordum. Şiir yazmaya yeltenen, şiir yazmak için okuyan ben, o yıllar şiir kitaplarına hiç para vermemiştim. Hele, güçlü şairlerle iletişim kurmak aklımdan geçmezdi. Okuduğum, şiirlerin şairlerini hep ölmüşlerdir, diye düşünürdüm. Lisedeydim; bir gün, arkadaşlarımdan biri beni Hisar'da şiirleri yayımlanan şair Süleyman Bektaş ile tanıştırdı. Bektaş ağabey, kabuğuna çekilmiş nezih bir insan... Hisar'a onun yardımıyla abone olmuştum. "Hisar dergisi yayınına ara verince öz kardeşimi yitirmiş kadar üzüldüm."diyecek kadar vefalı bir şiir eriydi. Beni edebiyat dergileriyle tanıştıran Bektaş ağabeyimdir.

İlk yazdığınız yazı - şiir - hikâye yayınlandığında ne hissettiniz?

Yazdığım şiiri kabullenmiş, yazdığım şiiri belgeleştirmiş dergiyi herkese gösterme yaşını çoktan geçmiştim. Ama içten içe alevlenen sevincimin şavkı yalnız bana mahsus bir fanusta hâlâ yansır.

Yazma tutkunuzu başından başlayarak anlatır mısınız?

Bende yazma tutkusu uyandıran ve uyandırdığı tutkuyu biçimlendiren Süleyman Bektaş'tır. Rahmetli hukuk fakültesini son sınıfta terk etmiş bir daha dönüp tamamlamayı hiç düşünmemişti, onun düşündüğü de onu terk etmişti. Bektaş' Hisar'da Varlık'ta yayımlanan şiirlerini bana okurdu. Hele Hisar'da çıkan şiirleri daha güçlü bir şairlik edası verirdi ona. Yayımlanan her şiiri ile çocuk sevinciydi taşıdığı. En mutlu yüz hatlarıyla sorusunu yöneltirdi. "Hisar'ın bu sayısındaki şiirimi okudun mu?"  "Elbette okudum." Okumuş olup olmamam o kadar önemli değildi. El ayak çekilinceye kadar beni oyalar, sonra rafları kendisinin sevdiği kitaplarla dolu kitapevinde sevdiği şiirlerden, şiirlerinden bir edebiyat matinesi düzenlerdi. Şiir okumaya benimle başlar, yolculuğunu bensiz sürdürürdü.  Ara sıra "Şu mısraa bak."geçişleriyle eski,  yeni, şiirlerini okur, niçin yazdığını, neyi anlatmak istediğini açıklardı. Çok zaman ben de virgüllerden, noktalardan sızar, benzer duyguları ifade eden şiirlerimi okuma fırsatı bulur, duygu fanyalarını serpmesine yardımcı olurdum. Şiir okuma dinletisi bitince "yarın akşam devam" şartıyla kalkılır: "Haydi biraz yürüyelim" arzusuyla gece yarısı sohbetine başlardık. Elazığ'ın Gazi Caddesinde geç vakitlere kadar dolaşır, sohbeti koyulaştırırdık. O, Voltaire'den, Konfiçyüs'ten, J.J Rouesseua'dan vecizeler söyler, söylediği vecizelerle, şiirlerle konumuzu belirlerdi. Batı klâsiklerine hayrandı. Ben onun yanında ne kadar iyi dinleyiciydim, anlatamam.

Daha çok ve özellikle çocukluk döneminizi anlatır mısınız?

Elazığlıyım. Dördü kız, ikisi erkek altı kardeştik. Babam,  yaşadığı şehri yoklukla anlatır, yedeğindeki yoklukla dili dönerdi. Sabahın köründen, gece geç vakitlere kadar çalış çalış, ortada var olan yine de yokluk, derdi. Evi sığınak, giyinmesi örtünmeden ibaretti. Babamın, susmak bilmeyen yokluğuna karşın besleyip büyüttüğü sabır ve şükürdü. Nasırlaşan fukaralık döneminde ona şehirli olduğunu hatırlatan tek husus gelenekleri; kapı komşu ilişkileri, bayram, düğün şölenleri. Bütün ilişkilerinde masrafsız olanları severdi babam. Annemin şehir sohbetleri yok denecek kadar azdı, girmezdik şehir sohbetlerine. Öksüz ve yetim büyüdüğü dayı evinden, koca evine geliş güzergâhını upuzun çizer, öylece kalırdı. Odalar, hol, mutfak, salon ölçüsünden biraz büyük bahçe ve çıkmaz sokak, bütün şehir mekânı buydu. Caddeye bıraksanız dar sokaktaki evini bulamazdı annem. Annemin şehri de mazisi de babamdı. Rahmetli ağabeyimin şehirli mazisi gözlerimdeki buğuyu az da olsa sildi. Müezzinlerden önce uyanışını, sabah ezanını bekleyip sonra camlara, şahnışenlere, cumbalara, damlara doğru uzun uzun "simiit simiiit!" diye bağırışını, simit çığırışlarından sonra, gün ortasına doğru elmalı şeker satışını çocukluk hayalleriyle izlerdim. Gençliğine sakalıkla girmişti ağabeyim. Örülü saçları tülbentten sarkmış genç kızların ağabeyimden su alışları, kovalarına boca edişleri göğsünü kabartırdı ağabeyimin. Kendini Ferhat'a benzetişine kulak kabartmışımdır. Sakalıktan sonra da hiç boş kalmadı ağabeyim. Dinlenmek nedir, bilmezdi. Biriktirdiklerinden bir yaylı araba edindi, sonra onu satıp fayton aldı. Rahmetli annem, ağabeyimin bütün koşuşturmasına rağmen, bir baltaya sap olamayacağını anlatır dururdu. Ona baktıkça içi sızlardı. O dönemler bizim için hayat, fukaralık ile terin çarçabuk kaynaştığı boğaz tokluğuna yaşanılandı. Şehrimizin eylül tarafındaydık biz. Kolay para kazanmaktan, sanattan, zevkten, yaşadıklarımızın inceliklerini yakalamaktan uzak, sarı solgun tarafında...

Rahmetli ablam bir köye gelin gitti. Dayanamadı köy hayatına. Sanırım, köy hayatı kabir hayatıdır, diyenler; şehirden köye gitmişleri kastediyorlar. Ailemden okur-yazar olan bir benimdim.

Artık yazar olmuştum dediğiniz zamana kadar olan çabanızı yazar mısınız?

Bir şeyler olmak için çabaladığım belli.  Ama hâlâ yayımlanan ilk şiirin, ilkyazının heyecanıyla kalem tutuyorum. Ve bu heyecanladır ki "Bizim Külliye" dergisini çıkarıyoruz.

Nazım Payam ile söyleşi... yazı dizisinin bölümleri

  • 1. bölüm : Bizim Külliye’yi ilkyazının heyecanıyla çıkarıyoruz08-11-2009
Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Röportaj bölümü’nde 08.11.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: Nurettin Durman / Türkiye
  • tags Etiketler: dergi, şiir, şair, kitap,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Röportajlar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Erbakan’ın yerli oto çabasını unutmayız
    2. Müslümanlar dünyada söz sahibi olacak
    3. Kıbrıslı Türkler'in sabrı taşıyor
    4. Görsel Yönetmenimiz Bilal Ay ile Milli Gazete'nin yeni yüzüne dair
    5. Ölülerimiz bile mağdur oldu
    6. Çözüm konfederasyondur
    7. 1.5 milyarlık dev uyanmalı
    8. Avrupa'nın krizi, hak edilmeyen refahın faturası
    9. Noel’e değil Fethe koşuyoruz
    10. Müslümanlar uyanıyor
    1. Ölülerimiz bile mağdur oldu
    2. Büyükelçiliğe müdahale Türkiye'ye meydan okumaydı
    3. Dünya müslümanları birleşirse Keşmir kurtulur
    4. Batı'da ahlak Doğu'da terör sorunu var
    5. PKK profesyonel yardım alıyor
    6. Avrupa batışın eşiğinde
    7. Korsanların o kadar gücü yok
    8. Müslümanlar dünyada söz sahibi olacak
    9. 1.5 milyarlık dev uyanmalı
    10. İmece sistemiyle tüm krizleri yenebiliriz
    1. Korsanların o kadar gücü yok
    2. Kapitalizm, kendi krallığını yok ediyor
    3. Batı'da ahlak Doğu'da terör sorunu var
    4. PKK profesyonel yardım alıyor
    5. Dünya müslümanları birleşirse Keşmir kurtulur
    6. Sultanların sohbete katıldığı dergah
    7. "Yine Yeniden Milli Görüş"
    8. İmece sistemiyle tüm krizleri yenebiliriz
    9. 'Sultan baba' rahmetle anılıyor
    10. Avrupa batışın eşiğinde
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Yazı dizileri

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    2. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    3. Nijer'de hayat yine de güzel
    4. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    5. Para içinde yüzen bir adam
    6. Kültür başkenti Kuveyt
    7. Kongrede gözyaşlarımıza hakim olamadık
    8. Kuveyt Kalkınma Sandığı bölgenin can simidi
    9. Petrolle ilgili politikalar devletlerin siyasetleridir
    10. Erbakan'ın vefatı İslâm dünyası için büyük kayıp
    1. Para içinde yüzen bir adam
    2. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    3. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    4. Nijer'de hayat yine de güzel
    5. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    1. Para içinde yüzen bir adam
    2. Nijerlilerin 'Baharı' iş ve aş
    3. Nijer'de hayat yine de güzel
    4. Nijer'in madenleri hâlâ sömürülüyor
    5. Kimse ile hesaplaşma derdimiz yok
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
  • Özel Dosyalar

    diğer yazı dizileri en çok yorumlananlar en çok tıklananlar en çok tavsiye edilenler
    1. AVM'ler Mescitsiz toplum projesi mi?
    2. Bodrumlara sürgün edilen mescitler
    3. Panorama 2011
    4. Panorama 2011
    5. Panorama 2011
    6. Panorama 2011
    7. Panorama 2011
    8. Umut olmak güzel bir duygu
    9. İşte Libya gerçeği!
    10. Nijer günleri
    1. Irak ve Libya'daki hatalar Suriye'de yapılmasın
    2. AVM'ler Mescitsiz toplum projesi mi?
    3. Umut olmak güzel bir duygu
    4. Panorama 2011
    5. Bodrumlara sürgün edilen mescitler
    6. Arap Baharı günlerinde Beyrut (2)
    7. Arap baharı günlerinde Beyrut (1)
    8. İşte Libya gerçeği!
    9. Nijer günleri
    10. Panorama 2011
    1. Arap baharı günlerinde Beyrut (1)
    2. Arap Baharı günlerinde Beyrut (2)
    3. Irak ve Libya'daki hatalar Suriye'de yapılmasın
    4. Nijer günleri
    5. İşte Libya gerçeği!
    6. Umut olmak güzel bir duygu
    7. Panorama 2011
    8. Panorama 2011
    9. Panorama 2011
    10. Panorama 2011
    1. İstenen kriterde içerik bulunamadı !
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Haberler | Bisiklet Mağazası | Bebek Mağazası | ticaretmerkezi.com.tr | Kombi | Bebek Ürünleri

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek