Bayrampaşa Şifalı Bitkiler Merkezi Sahibi Herbalist Yunus Ersin, gündemdeki genetiği değiştirilmiş gıdaların, bağışıklık sistemi çökmüş, bünyeleri her açıdan tahrip olmuş ve mutasyona uğramış bir nesil oluşturma projesi olduğunu kaydederek, "Maalesef, çok tehlikeli bir virajdayız. İlk evreyle bu gıdalar raflarımıza girdi, 10 sene sonra hastanelerimizin hangi hastalıklarla uğraşacağını tahmin bile edemeyeceğiz" dedi.
Bayrampaşa Şifalı Bitkiler Merkezi Sahibi Herbalist Yunus Ersin, gündeme bomba gibi düşen genetiği değiştirilmiş gıdaların Türkiye'ye sokulması konusunda Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın çok tehlikeli bir virajda seyrettiğini, Türk halkının kobay olarak kullanılmaya kalkışıldığını söyledi.
Genetiği değiştirilmiş gıdalarla ilgili olarak beş sene önce TABDER (Türkiye Aktarlar ve Baharatçılar Derneği) olarak çok ciddi uyarılar yaptıklarını, o dönemde İsrail'in Türkiye'nin çeşitli noktalarında bu yöndeki yaptığı yatırımlara dikkat çektiklerini kaydeden Yunus Ersin, "Maalesef uyarılarımızı kimse ciddiye almadı. Ve iş bu noktaya kadar geldi. Bugün artık, içeriğinde neler olduğunu bilemediğimiz gıdalar raflarımıza yavaş yavaş sızmaya başladı. Türk halkı kobay değildir. Bu gidiş, bitkilerin ve gıdalarımızın orijinal halinin bozulmaya başlayacağı, hatta orijinal halinin zaman içinde yok olacağı ilk evredir. Bir sonraki evre ise, bu bitkileri yiyen insanların bünyelerinde ortaya çıkacak tahribat ve mutasyona uğramış bir nesil oluşturma projesidir" diye konuştu.
Genetiği değiştirilmiş gıdaların raflara girmesiyle birlikte, insan bünyesi için bir çok tehlikelerin geldiğine dikkat çeken Ersin, "Kavun ile salatalığın genetiklerinin birleştirildiğini düşünelim. Vücudumuz bu gıdayı nasıl algılayacak? Kavun olarak algılasa metabolizma farklı çalışacak, salatalık olarak algılasa daha farklı çalışacak. Bir beslenme uzmanına bunu sorduğumuzda, o da diyecektir ki, "Salatalık olarak şu faydaları vardır, kavun olarak şu faydaları vardır"...
Bağışıklık sistemini yok ediyor
Vücudumuzun kaldığı bu ikilem, maalesef, hastalıklara, virüslere ve vücudumuza girecek çeşit çeşit mikroba karşı bağışıklık sistemimizi tamamen yok edecektir. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı'nın genetiği değiştirilmiş gıdalarla ilgili olarak ilgili yönetmeliğinde en kısa zamanda halkımızı korumaya yönelik olarak tedbirler almalarını bekliyoruz" dedi.
Türkiye'nin bitki florası
Türkiye'nin bitki florasının dünyanın en zengin şifa kaynağına sahip olduğunu, yöresel olarak değerlendirdiğimizde ülkemizin hiçbir ekonomik sorununun bile kalmayacağını kaydeden Ersin, şöyle devam etti: "Türkiye'nin her köşesi, farklı şifa özellikleri bulunan bitkilerle dolu. İşte, bizler bu bitkilerin şifa özelliklerini modern tıbbın emrine vermek için çabalayan bir zincir olmak istiyoruz. Bir çok bölgemizde çürüyüp giden şifalı bitkilerimizi alıp değerlendirebilsek, bırakın işleme merkezlerini sadece kurutma merkezleri bile kurabilsek, ilaç sektörünün en temel maddelerini ortaya koymuş olacağız. Böylelikle köylülerimiz de aktif olarak hem çalışmış, hem de ekonomik katma değer üretmiş olacaklar. Biz bu sektörün sahipsiz olduğunu düşünüyoruz. Eğer, sektörümüze destek verilirse ve modern tıp ile bir zincir kurulabilirse, Türkiye, dünyanın en zengin ülkelerinin önüne geçecektir" dedi.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



