milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

26 MAY 2012 CMT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • DAVUTOĞLU, MALMSTRÖM İLE VİZE MUAFİYETİNİ GÖRÜŞTÜ
  • ULAŞTIRMA, DENİZCİLİK VE HABERLEŞME BAKANI YILDIRIM İTALYA'YA GELDİ
  • OTOMOBİL SATIŞ NOKTALARIMIZ BİZİM HALKA DÖNÜK YÜZÜMÜZ
  • BÖĞÜRTLEN, ÜRETİCİSİNİ SEVİNDİRİYOR
  • BOMBALI SALDIRIDA YARALANANLARDAN 11'İ TABURCU EDİLDİ
  • BAZI OYUNCULARLA UZLAŞMALARIMIZ BİTMEK ÜZERE

Bir ok attım

05 ŞUBAT 2012
PAZ 00:10

[-] Normal [+]
  • Değmesin Yağlı Boya
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Bir mesel ile başlayalım söze. Tarihin içinden süzülüp gelen her dem taze kalabilen bir mesel... Rengi unutulmayan bir küçük mozaik taşı...

  • Bir ok attım -

Anlatanın ağzına göre, Padişahın oğlu, Vezirin oğlu, Kralın oğlu gibi sıfatlarla başlatılan meselimize biz ne desek de başlasak? Kimler uyumuyorki...

Bulmuş karşısında naklen getirilmiş dinleyici kitlesini, veya kartel gazetesi okuyucusu sertifikası almışları, veya kaybettiklerinin dökümünü hiçbir zaman yapamayacak olan hafıza özürlüleri; atıyor da atıyor!

"Bir ok attım, kebap oldu!"

Alkışlamk haklarıdır rol modelimiz diye kabullendiklerinin, veya patronlarının işaret ettiklerinin, veya gömleksiz siyasetçi yarışmasında öne düşenlerin,veya tetikçilik madalyalı pasif kalemşörlerin, böyle bir ok atmasını... Lakin kebabın nasıl yapıldığını bilen çok. Üstelik atılan okla yapılan kebaptan yiyelim diyen yok. Dar karınlar kebaba aç. Alkışlamaları izaha muhtaç. Sazı göze girmek sevdalıları alsınlar. Bakalım ne çalacaklar.

"Çok güzel ok attığı ve onun okunun üstüne okun atılmadığı gerçeğini kabullenelim once. Sonra atılan oku izleyin. Avına doğru süzülüp gidiyor atılan ok. Hedefe bir tavşan var.  Kurumuş otların, çayırların arasında süt olacak ot peşinde. Nereden bilsin o nazik vücudunun biraz sonra bir oka sahip olacağını. Ok süzülüyor, süzülüyor, hedeften once bir taşa çarpıyor. Taş, çakmak taşıdır. Okun metalini yiyince sırtına kıvılcımlar fışkırtıyor. Kuru otları ve çayırları ateşle buluşturan o kıvılcımlar, ah o kıvılcımlar... Ateş içinde hedef. Hedef okun gelip bulduğu tavşandır. Tavşan pişmektedir kuru otların ve çayırların ateşiyle.

Bir ok atılmıştır ve neticede bir tavşan kebap olmuştur!

Meselimiz bu.

Ok atanların bir sürü, kebap tarifi yapanlarınsa çok sürü olduğu günlere erdik.

Müşahhaslaştırın onları, tanıyın onları. "Bir ok attım zerde oldu!" dediklerinde, Safranbolu'dan safranı nasıl alacaklarına bir bakın.

Şubat ayına girdik. Senenin günleri paylaşılırken uyuyup kalan ve 28 günle yaşama tutunmaya çalışan pısırık Şubat'ın zulüm yüklendiği yılların hatırlanması günlerine erdik.

"Gerekirse silah kullanırız"

Gazetelerine bu manşeti atanlar, katilin olay yerine dönüp gelmesini hatırlatan bir müdafaa içindeler.

"Ama bütün gazeteler böyle başlık atmamıştı" Başkalırının elinde de bıçak olması, katilin elindeki kanlı bıçağın hesaba katılmamasını sağlar mı?

Ok hedefe doğru gidiyor!

Gazete kendi uydurmamış, dönemin askeri yetkilisi söylemiş.

Bir gazetenin uydurma hakkı mı vardı?

Askeri yetkilinin ne diyeceğine mi kilitlenecekti kalemler?

Ok hedefe doğru gidiyor!

Asker söylemiş, hedef yapılmış. Daha ne?

Silah kullanıldığında kime karşı kullanılacağının listesini vermediğinizi mi söylemek istiyorsunuz?

Gerekirse kullanılmış olan silahla vurulanlar, yaralananlar, parçalananlar, ölenler o silahların alış faturalarını vergileriyle, alın terleriyle ödememişlermidir?

Ve,

Dönemin askeri yetkililerinin dediklerini neyin karşılığında manşete attınız?

Neyin karşılığında?

Ok işte burada taşa çarpıyor!

Neyin karşılığında?

Cevaba ermek hakkımızdır. Tavşan kebap oluyor.

Bir Tuğgeneral konuşuyor, kamera kayıtta. Aile, hısım akraba, çevre, sokak, cadde, mahalle, okul, eğitim, kitap, defter, silah, yat-kalk, selam al, selam ver terbiyesinin eksikliğinin itirafı bir konuşma, gerekirse kullanırız-lardan mı?

Kaç Tuğgenerali vardı bu ülkenin?

Hepsinin peşine bir kamera takılmışmıdır, yoksa hepsi bir kamera mı takmıştır peşine.

Ya da Tuğgenerallerin konuşmalarının kayda alınması gerekli mi olmuştu? Peki onca kamera ve kameraman ve yönetmen nereden bulunacaktı? Hem senaryoculuk diye bir meslek de var.

O Tuğgeneralin konuşması naklen yayın olmadığına gore, neden ayıbı gören olmadı tanıklardan. O tanıklar kimdiler ve ayıp yayınlamaya mı ayarlanmıştılar? Ama neysin karşılığında?

Yani mesela o kameraman dahi ne kazandı? Yoksa hâlâ bir general yanında/ peşinde midir?

Ok taşa çarpıyor da çarpıyor!

Herkes yapmıştı, ötekiler de yapmıştı demek, suçu kabullenmektir ve katilin elinde kanlı bıçakla cinayet mahalline ya da Şubat ayına dönmesidir.

Bu ülkede çok tavşan kebap oldu. Hem de kendi oklarıyla.

Bizim Ayasofyamız

Ragıp Gümüşpala AP Genel Başkanıdır.

AP, ihtilalle yok edilen DP'nin yerine ve oylarına taliptir.

Afiş asarken görüntülenmesi Gümüşpala'nın, AP'nin seçim çalışmasının anlatılmasıdır.

AP'nin hedefinde ne var? Ne için destek istiyor vatandaştan?

Ayasofya minarelerinde ezan okutmak için. Demirel'in, AP'nin başına getirildiği günlerden beri AP'ni ve Demirel'I takip etmeye ve anlamaya yaşı müsait olan herkes konuşsun ve anlatsın: Demirel'in ve Demirelli AP'nin hiçbir zaman Ayasofya'ya olumlu bakmadığını/yaklaşmadığını...

Gümüşpala'nın AP'si nasıl kaydırılmış yörüngesi'nden, görsün bu ülkenin çocukları!

Ağlasın bu vesika resme bakıp, hayatlarını ehven-i şer masalıyla aldatanlar...

1965 seçimlerinden hemen sonra idi.

Babamın yanına gelen 1325'li arkadaşı Hoca, kulağına doğru eğilerek, yavaşça demişti ki: Salih, bizim Mason, Sağır'ın adamı imiş.

Sağır, İnönü'nün Demokratlar katındaki adıdır.

O günlerde hazmedeceğine inanılan AP'lilerin birbirine fısıltı ile aktardıkları bu istihbari bilgiye nasıl ulaştıklarını hep merak ederdim.

Bu vesika resmi gördüm, anladım?

Gümüşpala nerede? Demirel kim? Ne talihsizlik, AP'liler adına.

Geçtiğimiz günlerde bir SP Kültür Hareketinde Süleyman Zeki Bağlan'ı dinliyordum.

"Yahya Kemal işgal günlerinde Topkapı Sarayı'nı gezmiş ve duygularını Aziz İstanbul kitabında yazmış.

Osmanlı'nın bekası anladım ki bu iki şeye bağlı imiş: Hırka-I Saadet dairesinde Kur'an okunmasına ve Ayasofya'da ezan okunmasına..."

Yazımızı yine bir Süleyman Zeki Bağlan çalışmasının son satırlarıyla bitirelim.

"İstanbul'un igali yıllarında özellikle cami duvarlarına yapıştırılmış şöyle bir silüet dikkat çekmektedir. Üsküdar'dan şehre bakarken görülen Sultanahmet, Ayasofya, Topkapı Sarayı ve derinliğine Haliç'in fakedildiği posterin üzerindeki yazı şöyledir. Bu şehir kimindir? Altında ise Bu eserler kiminse, bu şehir onundur ifadesi okunur."

Solcular ölmemeli

"Rosenbergler ölmemeli" adlı oyun yeniden sahneleniyormuş Şehir Tiyatrolarında. 1960'lı yılların solculuğunda yeri başka idi bu oyunun. Kötüleri silsen dünya-iyileri öldüren dünya, arabesk şarkısıyla meze yapılıyordu adaletten yana sosyalist konuşmalarda. Katil Amerika! Rosenberg!lerin hesabını vereceksin.

Nükleer bomba sırlarını Sovyetler'e aktarmakla suçlanarak idam edilen Rosenbergler'in suçu sabit olmuş; Sovyetler tarafı itiraf etmiş işbirliğini... Ne gam? Bizimkilerin azizi... Bir daha nerede bulacaksın böyle bir malzemeyi? Hem Sovyetler yıkıldı çoktan. Hem oturup yazacak solcu kafası kimde var? Melih Cevdet şiirini bir kere yazar...

"Ayla Algan Ölmemeli" diye bir makalesi vardı Ergun Göze'nin; yalanı aşkla ve şevkle oynayan solcularımıza isyanını anlatan...

Ayla Algan ölmedi, televizyonlar dolaşıyor. Ayla Algan Rosenbergler kadınını oynasada gidip seyretsek, İstanbul Şehir Tiyatrolarında...

Ben üzülmem bu duruma. Bilakis seviniyorum. Solcularımız açısından: Hâlâ oradalar. Ha, birde TRT'ye bir spiker ayarlasalar.Haberlere Leningrad, Stalingrad diye bağırarak başlayan. Sen Petesburg ne demekmiş?

Sağcılar açısından, yani AKP'liler açısından da sevinmem mi? Sevinirim elbet. Şehir Tiyatrolarının sahnesini Rosenbergler'e vermeyecekler de kime verecekler? Zaten ne demişti Cumhurbaşkanımız sayın Abdullah Gül, bir Cumhuriyet gazetsi sorusu üzerine? Ben A.Necdet Sezer'den fazla solcu atadım!

Yani solculuk ancak AKP desteğiyle yaşıyor bu ülkede. Siz de sevinin.

Yavrum Mesut Ve The Şapgalı

Baba bak yeşil yeşil

-Alo yavrum Mesut neredesin? Binaenaleyh Turgut'umun kalfası, yumruk yemiş kafası, Şubat ayının yarasası, zaman aşımına uğramış davası... Fevkalade özledim, hasret kaldım, göresim geldi.

-Beni çok mu seviyorsun The Şapgalı Baba? Kemal'i ne kadar seviyorsun yahu?

- Sevgim seninle kemal'e erdi yavrum Mesut. Binaenaleyh sen Tankları gördün, Kemal'im neyi görecek?

- Kemal'in Silivri'yi gördü The Şapgalı Baba. Fahri hemşehri yapmışlar. Şimdi de Kurultay'ı görecekmiş yahu.

-Kurultay'ı görsün kurulsun. Denizi görürsün durulursun. Binaenaleyh Danıştay'ımı görecekti, Yargıtay'ımı görecekti? Kurultay'da fevkalade arkadaşlarını görürsün yavrum Mesut:

- Bakanlar fevkalade görüyormuş The Şapgalı Baba. Sizin havuzun başında da Yeşil'i görmüşler yahu.

- Hangi Yeşil'i yavrum Mesut.  Binaenaleyh yeşilden yeşile ton farkı var. Herhalde haki yeşili görmüşlerdir. Hacı yeşili fevkalade uzaktır bize yavrum Mesut.

- Hayır, uzak değilmiş The Şapgalı Baba. Kafatasları hemen havuzun altında diyorlar yahu.

- Kimin kafatası yavrum Mesut. Binaenaleyh kafatası sayımı mı yapıldı? Fevkalade eksik mi var? Senin kırılan kafatasın sağlam olarak mı sayıldı?

- Bırak benim kafamı The Şapgalı Baba. Bana vuran, vurmuş. Biz bu vatanı sokakta bulmadık yahu.

- Vatanı sokakta bulmadın da kafanı mı sokakta buldun yavrum Mesut.  Binaenaleyh kazılarda gösteriyorki bu millet fevkalade kafalı bir millettir.

- Kafatasları sokakların altında bulunuyormuş The Şapgalı Baba. Bu sokak da şüpheli sokaklardan yahu.

- Bizim sokağın nesinden şüphe ediyorlar yavrum Mesut.  Binaenaleyh asfaltını gümüşten, taşlarını altından...

- Tamam işte The Şapgalı Baba. Kafatasları taşların altından çıkıyormuş yahu.

- Bize ne sokaktaki kafatasından yavrum Mesut. Binaenaleyh mezarlıktakiler göçe zorlanmış olmasınlar. Bizim sokağı bulan, yarın beni bulabilir. Fevkalade korkuyorum yavrum Mesut.

Mesela dediler

"Dindar nesiller yetiştireceğiz" demiş Başbakan Erdoğan bey.

Kartel kalemşörleri bir telaşta, bir telaşta...

Sanki Başbakan böyle dedi diye nesiller dindarlaşıverecek...

10 yıldır dindar nesil yetiştirmek adına ne yapmış da, yarına kadar ne yapacak?

Kanunlar AB'ye uyumlu olmuş. AB'de dindar nesil yetişiyormu ki, AKP burada yetiştirecek?

Peki, kartel kalemşörlerinin telaşı niye? Olur mu böyle olur mu? Marşını söyleyip duruyorlar; neden?

Rol icabı...

Onlar öyle bağırıp çağırmasalar, AKP'nin dindar nesillerden yana olduğu nasıl anlaşılacak?

Oyunlar ve Çocuklarımız

Henüz 13 yaşında iken sözleşme ile satılan kızın hikayesini yazıyor gazeteler, uzman konuşmalı programlar yapıyor her gün TV habercileri.

Mide bulantısı, baş dönmesi, göz kararması, umut tükenmesi, iştah kesilmesi, gibi yan etkileri olduğundan böyle haberlerin, muhtevasına dokunmadan suallerimize cevap arayalım.

Ancak şimdi haber değeri kazanması olayın, ki kızımız 19 yaşına ermiş, hangi tartışmalarla ilgilidir. Yani dindar nesil yetiştireceğini söyleyenler olayın neresinde? Ateist nesilciler kimi tutuyorlar?

RP'nin gelmesinin yaklaştığı günlerde, bir TV programında 3-5 kişi ile görüntü veren Metin Akpınar adlı tiyatrocumuz demiştiki o gün: Beyoğlu'nda 13-15 yaşındaki kızların satıldığını bilmiyor musunuz? RP'nin gelmesi kaçınılmaz değil mi?

O gün o programda daha fazlasının konuşulması sayın Akpınar'a yöneltilen, ama ağbi, dur hele havası ile engellenmişti. Sonra ne oldu? RP geldi, belediyesi yeşil kaldırım boyasına kurban edildi, başkanı hep milletvekili olmakla ödüllendirildi. Eee sonra? İşte o Beyoğlu'nda 15 yaşındaki kızı evinden alıp, uyuşturucu vererek katlettiler. Çünkü ülkeye Şubat ayı halim olmuştu; kartel medyasına da...

Siluet'me

Verdiği inşaat ruhsatları ile İstanbul siluetini bozan Belediye, çareyi bulmuş.

Ne mi?

İstanbul siluetinin bozulduğunun görüldüğü yerlerden bakmak da yasak, resim filan çekmek de...

Eeee?

Siluetin yakınına kadar sokulunulacak ve icabında çömelerek bakılacak.

İmhacı

Demirel'e sormuşlar:

Neden sizin iktidar günlerinizde işlendi onca faili meşhul cinayetler?

Kaza süsü verilerek neden katledildi görevini iyi yapan iyi insanlar?

Ne cevap verdi dersiniz?

Yine o gerdan kırışlar, yine o yukarıdan bakışlar efekt...

- Ama onlarında eceli gelmişti!

Haberleşme

Değmesin Yağlı Boya sayfasını Cumartesi günleri hazırlıyordum. Bu sayfa için Cuma'dan geldim. Kandilleştik gazetemizin genç emektarlarıyla... Sordular: Hayrola ağbi! Neden bu gün?

Onlara Cumartesi günü Eczacı arkadaşların hazırladığı bir toplantıda olacağımdan, diyemezdim elbette...Ya ne dedim?

Sayfamızın hasretine dayanamadım. Bir gün önce bari göreyim, kucaklayayım dedim...

İyi demiş miyim?

Duyanlar güldüler... Siz de güldünüz mü ey Mesut Özlem ve mesai arkadaşları; tiraj kaygısı taşıyan Hasan Ezberbozan ve kardeşleri...

Sizler duyasınız diye de söyledim. Haberiniz olsun.

Tepeler ve İnsanlar

Bazı tepeler uzaktan çok alçak sanılır;

Yaklaşınca görünür, ne kadar yüksek imiş...

Bazı insanlar uzaktan çok yüksek sanılır;

Yaklaşınca görünür, ne kadar alçak imiş...

Zurnacılar

Hani para verilmeden çalınmazdı düdük?

Biz nice parasız zurna çalanlar gördük.

Yumuşak lokma

Borç alan emir de alır demişti atam,

Alınan o borçlar benzermiş tuza tam

Kurtulan borçlu bir devlet yoktur, şu olur;

Tuzla yumuşayıp, sonunda turşu olur.

Ekrem Şama

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Değmesin Yağlı Boya bölümü’nde 05.02.2012 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: Necati Tuncer / Türkiye
  • tags Etiketler: bir, ok, attım,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Değmesin Yağlı Boya

    1. Bush montlu Özal günlerinden
    2. Nisan Mayıs ayları
    3. Sen neden oradasın?
    4. Bir cami elli lira
    5. Adı malzemedir
    6. Bir sıçrarsın Çevik
    7. Hesaplaşma başlasın
    8. Sakal, cübbe, sarık=Sanık
    9. 28 Şubat: 32 kısım tekmili birden
    10. Katil varsa cinayet vardır
  • Diğer

    1. Böğürtlen, üreticisini sevindiriyor
    2. Bombalı saldırıda yaralananlardan 11'i taburcu edildi
    3. Bazı oyuncularla uzlaşmalarımız bitmek üzere
    4. Milliler Finlandiya maçına hazır
    5. Fenerbahçe Ülker'de Aydın Örs dönemi bitti
    6. Özel hastanelerle ilgili yaptırımlarımız olacak
    7. Türkiye'de yılda 10 bin çocuk kalp rahatsızlığıyla doğuyor
    8. Sağlık Bakanlığı'ndan açıklama
    9. Ev sahibi olabilmek için üç gün önceden sıraya girdiler
    10. Usta sunucu Orhan Boran vefat etti
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Midyat'a Vatikan kolonisi!
    3. Yelkenler indirildi
    4. Memura yüzde 3,5 Cargill'e yüzde 35
    5. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    6. Bu olacak Ayasofya!
    7. Üşütmeye Karşı Etkili (Ciğerotu)
    8. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    9. Aynı aşk ve heyecanla
    10. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Dedem döneminde dini kitap toplatılmış
    5. Saraybosna Film Festivali Çocuklar'la açılacak
    6. Yarım yüzyılda Burhan Doğançay
    7. İmamların oynadığı tiyatro ayakta alkışlandı
    8. Toz Kanatlı Kelebek Necip Fazıl Kısakürek
    9. Dünyanın hazinesi Türkiye kütüphanelerinde
    10. Çin'den Pentagon'un raporuna tepki
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek