Edebiyat öğretmenliği de yapan Avrupa Şampiyonu bilek güreşçimiz Mehmet Ali Üzül başarılarının devamını getirmek istiyor. Hedefinde dünya şampiyonluğu bulunurken, daha çok maddi yetersizlikten ve bu spora olan ilgisizlikten yakınıyor. Her şeye rağmen çalışmalarını sürdürürken, kendi gibi yetenekli gençleri yetiştirerek başarılı bir sporcu olması için çabalıyor.
Mehmet Ali Üzül. O Şanlıurfa‘da yaşayan edebiyat öğretmeni. Üzül ülkesi ve çok sevdiği şehri Şanlıurfa adına öğretmenlik yapmakla yetinmemiş bilek güreşinde kazandığı büyük başarılarla da şehrinin adını taçlandırmış. 1 Haziran‘da 23 ülkenin katıldığı ve 21 ülkeden de canlı yayınlanan Bulgaristan‘daki Avrupa Bilek Güreşi Şampiyonası‘nda hem sağ hem de sol bilekte birinci olarak Avrupa Şampiyonu olma başarısını göstermiş. Amacı ise 2010 yılında yapılacak olan Dünya şampiyonasında birinciliği alabilmek. Çalışmalarını tüm hızıyla sürdürürken o da birçok sporcumuz gibi haklı olarak ilgisizlikten yakınıyor. Bu spora gerekli önemin verilmemesi canını sıksa da, bu sporun gelişmesi için elindeki tüm imkânları kullanıyor. Üzül, bazı kurum ve kişilerden destek gelse de bunun yeterli olmadığını vurguluyor. Şimdilik küçük bir çalışma salonunda tek masada çalışmalarına devam ettiklerini hatırlatırken de ilgililere sesleniyor, "Ülkemizin adını bu sporda da tarihe yazalım. Çünkü yakın zamanda olimpiyatlarda da bu spor temsil edilecek."
Bilek güreşi hızla yayılıyor
Üzül‘ün sesi duyulur mu bilinmez ama bilek güreşine olan ilgi her geçen gün artıyor. Özellikle de gençler arasında hızla yayılan bu sporun ayakta durabilmesi için büyüklerin sporcuların ellerinden tutması gerekir. Bir zamanlar tarih yazan Naim Süleymanoğlu, Halil Mutlu ve Hamza Yerlikaya‘nın yakaladığı büyük başarıları yaşatan sporcu gelmediyse de bundan sonra da gelmeyecek anlamı çıkarılmamalı. Bilek güreşi dahil tüm branşlara yeterli desteğin sağlanması ve bu sporcuların değerinin bilinmesi gerekiyor. Bu anlamda tabiî ki basına da büyük görev düşüyor. Sayfa sütunlarınızı ve ekranlarınızı bilek güreşine de açın. Herkesin adına Avrupa şampiyonumuz ve dünya ikincimiz Mehmet Ali Üzül sizlere şimdiden teşekkür ediyor.
* Bilek güreşi sporunda oldukça iddialısınız ve bu konuda da epey bir başarınız var bize bunlardan bahseder misiniz?
Bulgaristan‘ın Sofya kentinde düzenlenen Avrupa Bilek Güreşi Şampiyonasında 60 kiloda hem sağda hem de sol kolda birincilik ödülüne sahip oldum. Şuanda Avrupa şampiyonuyum. Türkiye‘de bu dalda bunu başarabilen ikinci sporcuyum. Daha önce de böyle bir başarıyı şu anda dünyanın en iyi bilek güreşçisi olan Engin Terzi yakalamıştı. Benim hedefim de dünya şampiyonasına katılarak dünyanın en iyisi olmaktır. Bunları başarabilmemiz için de halkımız ve çeşitli mercilerin desteğine ihtiyacımız var.
* Bilek güreşi Türkiye‘de her ne kadar kişiler arasında yapılsa da profesyonel anlamda pek de rağbet görmüyor. Siz bu yola nasıl çıktınız?
Ben yola Şanlıurfa‘dan yola çıktım ve şampiyona şampiyona dolaşıyorum. 2001‘den buyana bu sporun içerisindeyim. Başarılarımdan biri de dünya ikinciliğidir. Beni bu anlamda destekleyen Anadolu Gençlik Derneğidir. Ben AGD‘nin sponsorluğunda bu yarışmalara katılıyorum. Tabiî ki bir çok yer ve kurumda yardımda bulunuyor ancak yeterli imkânlar sağlanmıyor. Özellikle de Belediye Başkanımız Ahmet Eşref Fakıbaba da kısmi ihtiyaçlarımızı karşılıyor. Fakat biz daha çok ilgi bekliyoruz. Çünkü biz ülkemizi ve şehrimizi tanıtıyoruz. Bu anlamda da bizlere en iyi şekilde çalışma ortamı sağlanmalıdır.
* Peki geçiminizi sadece bu sporla mı sağlıyorsunuz. Başka uğraşlarınız ve mesleğiniz var mı?
Ben aslında edebiyat öğretmeniyim ve bu görevime de devam ediyorum. Bu spor dalına hevesli ve kabiliyeti olan öğrencilerime de yardımcı oluyorum. Yetiştirdiğimiz öğrencilerin içerisinden şimdilik bir Avrupa üçüncüsü çıkardık. Daha da başarılı öğrencilerimiz çıkacaktır. Bu doğrultuda çalışıyoruz. Öğrencilerimizin ilgisini artırabilmek için de çeşitli aktiviteler düzenliyoruz. Bu dala hevesli herkesi ülkemiz adına yarışabilecek seviyeye getirmek için çabalıyoruz. Şimdilik iyi gidiyor fakat, daha iyi olmasını istiyoruz.
* Bu sporun geleceği nedir
Sadece Şanlıurfa‘da değil Türkiye‘de de bu spora gerekli önem verilmiyor. Eğer ilgilenilse eminim ki bu dalda da çok başarılı sporcularımız çıkacaktır. Biz çalışmalarımızı merdiven altı diye tabir edilen bir mekânda yapıyoruz. Tek masamız var ve o masada sırayla çalışıyoruz.
Açıkçası burada kendi kendimizi eğitiyoruz. Resmi olarak antrenörümüz olsa da biz kendimizin hocasıyız. Milli Takımımızın kaptanı olan Engin Terzi bize bu anlamda çok yardımcı oluyor ve gelişmemiz için çok çabalıyor. Şimdilik bu sporun olimpiyat sporu olması için büyük uğraşlar veriliyor. Hatta bunun 2012 olimpiyatlarında gerçekleşmesi bekleniyordu. Eğer dünya oyunlarına davet edilirse otomatikman olimpiyatlara da girecektir. Büyük ihtimal de 2016‘da İngiltere‘de yapılacak olan olimpiyatlarda bu sporu göreceğiz. Bunun için de yetkililerin elini çabuk tutmasını istiyoruz. Çünkü bu spora kabiliyetli birçok sporcumuz olduğu halde ilgisizlikten bırakabiliyor. Eğer fazlaca ilgilenildiği takdirde ülkemiz adına çokça altın madalya kazandırabileceğimize inanıyorum.
*Bu sporda öne çıkan unsur güç mü yoksa teknik mi?
Biz de bu soru üzerinde bayağı düşündük ve araştırdık. Ortaya şöyle bir gerçek çıktı. Yüzde 60 güç, yüzde 40 da tekniğe dayalı bir spordur. Eğer eş güçler güreşiyorsa burada ise teknik olan kazanıyor.
* Bunlar yapay yiyecekler değil mi?
Hayır bunlar yasal ve doğal yiyeceklerdir. Protein herkese tavsiye edilir. Aminoasit de hakeza. Tribulus da zaten bildiğimiz deve dikeni diyebiliriz. Bunun için bunların her hangi bir yapaylığı yoktur. Bir de bunları almak zorundayız. Bu sporu yapan bir çok kişi bunları kullanır.
*Günlük yiyeceklerden hangisini tüketiyorsunuz. Mesela ıspanak efsanesi ne kadar doğru?
Bizim için fark etmiyor. Urfalı deyimiyle ‘Datştan yumuşak olsun, yenilebilir olsun‘ yeter. Yemek konusunda pek ayırt etmem. Önümüze sunulanı yeriz biz.
* Peki bundan sonraki hedefleriniz neler?
Açıkçası benim bazı konularda endişelerim var. Çünkü zamanında Naim Süleymanoğlu ve Halil Mutlu Türkiye adına çok büyük başarılara imza attı. Fakat onların peşinden bu başarıyı yakalayabilecek bir sporcu çıkmadı. Başka bir deyimle yetiştiremedik. Korkum odur ki biz gittikten sonra da bu sporun sahipsiz kalmasıdır. Bunun için de yetkili mercilerin bu spora gerekli önemi vermesi istiyoruz. Sadece bu spora değil, başarılı olabileceğimiz spor dallarına gerekli yatırımlar yapılmalı ve bütçe ayrılmalıdır. Aksi halde birçok yetenek ilgisizlikten yok olup gidecektir.
* Diğer spor dallarında belirli yaştan sonra emekli olmak zorunda kalıyorsunuz. Bu da güce dayalı bir spor. Buna binaen kaç yaşına kadar bu sporla uğraşılabilir.
Bu sporda yaş sorunu yoktur. Kol kuvveti olduğu için siklet siklet gidiyor. Gücüne güvenen herkes bu sporda yarışabiliyor. Örnek verecek olursam Amerikalı Rom Beth 48 yaşında kendi sikletinde dünya şampiyonu oldu. John Brzenk 44 yaşında dünya şampiyonu olduğu gibi 25 yıldır sağ kolda kimseye yenilmedi. Hala da bu spora devam ediyor. Bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz. Açıkçası bu sporun yaşı olmaması da kişiler için büyük avantaj. Kaç yaşında olursanız olun gücünüz varsa her yerde yarışabilirsiniz.
* Bu sporda sakatlıklar nasıl oluyor
Çoğunlukla aşırı yüklenmeden dolayı eklem sakatlıkları ve lif yırtılması oluyor. Tabi tendom kopmaları da yaşanıyor. Ben bu dalda da dünyada bir ilki gerçekleştirdim ve İtalya Şampiyonasında kürek kemiğimi kırdım. En az bir yıl sol kolumla ilgili aktivitelere katılamadım. Her sporda sakatlık durumu yaşanabilir. Dikkatli olduğunuz takdirde bu olasılığı en aza indirgeyebilirsiniz. Bu da tabiî ki iyi antrenmana da bağlı diyebiliriz. Biz antrenmalarımızı aksatmamaya çalışıyoruz. Bu da bizim müsabakalarda en az hasarla çıkmamızı sağlıyor.
* Bu sporun gelişmesi için yetkililerden ne bekliyorsunuz?
Öncelikle bilek güreşinin bir spor olduğunu kabullenilmesi gerekir. Dünyada engelliler ve sağlıklı insanların yapabildi spor dalıdır. Bu dal için bütçeler ayrılmalı ve gereken özenin gösterilmesini istiyoruz. Türkiye Bilek Güreşi Federasyonu kendi imkanlarıyla bir şeyler yapmaya çalışıyor. Mesela okullarda bu sporun yaygınlaşabilmesi için etkinlikler yapılıyor. Bir de Kara Kuvvetleriyle ortak bir çalışma yürüttüler. Bu tür çalışmaların devam edebilmesi için sponsorların devreye girmesi gerekir. Çünkü maddi imkansızlıklar nedeniyle bir çok proje ve aktivite yarım kalıyor. Bu aktivitelerin artması için de bir sonuç alınamıyor. Yine de bu spor dalı için çabalayanları gördükçe umudum tekrardan yeşeriyor.
* Başka bir spor dalıyla meşgaleniz var mı?
Şimdilik sadece bilek güreşiyle ilgileniyorum. Bir de bildiğiniz gibi edebiyat öğretmenliği yapıyorum.
* Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Daha çok bizimle ilgilenenlere ve ilgileneceklere seslenmek istiyorum. Türkiye‘de bize kucak açan sizlere, federasyonumuza, tabiî ki Anadolu Gençlik Derneği‘ne ve bizlere yardım eden herkese çok teşekkür ediyorum. Şanlıurfalı işadamlarına bizlere destek çıkması çağrısında bulunuyorum. Bize destek çıkıldığı takdirde ülkemize ve Şanlıurfa‘ya daha çok başarılar getireceğimize inanıyorum. Bu dal olimpiyat sporu olduğunda inşallah ülkemiz adına madalya getireceğimiz sözünü veriyorum. Özellikle de sporcularımız adına Şanlıurfa‘daki antrenman sıkıntımızın giderilmesini talep ediyorum. Sıkıntılarımız giderildiğinde bizlerin başarılarını seyretmelerinden başka de bir şey de istemiyorum.
*Basında da bilek güreşiyle ilgili etkinliklere rastlayamıyoruz. Bu ilgisizliği neye bağlıyorsunuz.
Ne yazıkki basın da bu sporla ilgilenmiyor. Tabiî ki ilgilenenler var fakat o da sesimizi duyurmamızı sağlayamıyor. Aslında bu sporun yaygınlaşmasında en büyük pay basınındır. Türkiye‘de gerekli ilgiyi görebilmek için onların yardımına ihtiyacımız var. Sesimizi ancak bu şekilde duyurabilir, başarılarımızı basın yoluyla gösterebiliriz. Başarı görülünce de imkânlarımız artırılacaktır. Ben buna inanıyorum. Bizimle ilgilenen basın kuruluşlarına da çok teşekkür ediyorum.
*Güce dayalı bir spor diyorsunuz. Peki beslenmeniz nasıl oluyor.
Bİzİm yer sıkıntımız olduğu gibi beslenmede de epey bir zorluk yaşıyoruz. Bu spor patlıcanla ya da Urfa isotuyla geliştirilecek bir spor değildir. Büyük müsabakalara girmeden en az bir ay önceden yiyeceklerimize ve içeceklerimize çok dikkat ederiz. Beslenmemizi o doğrultuda ayarlarız. Yiyecek paramız da ne yazık ki çoğunlukla kendi cebimizden karşılıyoruz. Bunlar sıradan yiyecekler değildir. Protein tozu, Aminoasitler, glukozamin ki eklemi güçlendirir ve Tribulus alıyoruz.
*Bu sporla ilgilenenlere tavsiyeleriniz neler
Hemen hemen her ilimizde bir güreş temsilciliğimiz var. Olmayan illerde de irtibata geçildiği takdirde kurulması sağlanabilir. Bizim federasyonumuz bu tür faaliyetlerde bulunanlara yardımcı oluyor. İmkânlar kıt olsa da masa ve gerekli çalışma aletleri tedarik edilebiliyor. Bilek güreşine ilgi duyanlar internetten de www.bilekci.com‘dan faaliyetlerimizi, antrenmanlarımızı ve çalışma tekniklerini görebilirler.





