Soru: Kıymetli Sivilay Ablacım, senin engin varoluşsal psikoterapisel pedagoji bilgilerine güvenerek bir soru soracağım.

Bildiğin gibi Başbakan BBC‘ye verdiği "100 bin Ermeniyi gönderirim" röportajından sonra, koridorda Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu‘nu görünce, hatasını fark edip "Ben bir şey yaptım Ahmet" şeklinde pişmanlığını dile getirmiş. Davutoğlu da "Nasıl yaparsınız!" diye tepki göstermiş. Acaba Başbakan aynı koridorda Cemil Çiçek, Vecdi Gönül, Aliye Kavaf ve Onur Öymen ile karşılaşıp bu lafı etseydi alacağı cevap ne olurdu? (Rumuz: Mysterious Feyto)

Cevap: Cemil Çiçek: İyi yaptınız, ağzınıza sağlık. Vecdi Gönül: Ulus-devlet inşası için geç bile kaldık. Kemal Unakıtan: Gönderirken hepsinden yurtdışı çıkış harcı alalım. Yusuf Halaçoğlu: 100 bin değil efendim. 89 bin 346 buçuk kişi. Onur Öymen: Anaları da ağlayacak haliyle. Bak nasıl lafıma geldin...

Naiflik

Soru: Sevgili Sivilay Abla, sorum şu: 28 Şubat döneminin en kudretli generalinin "Gidin o kadına söyleyin, onu kazığa oturturuz" dediği kadın politikacımız geçen gün bir gazeteye "Bugün yaşananları görünce 28 Şubat daha naif kaldı diyebilirim" şeklinde bir açıklama yapmış. Gazete de fırsatı kaçırmadan bu açıklamaları manşetine taşımış. Bu politikacımızın bu tehditleri naif bulmasını neye bağlıyorsunuz? (Rumuz: Şiirbey)

Cevap: Sevgili Şiirbey, bilimin de açıklayamadığı şeyler vardır. Zevkler ve renkler tartışılmaz.

Muhabir: Haber Merkezi