Yeni göreve başlayan çiçeği burnundaki Saadet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanı Fatih Aydın ile Milli Görüş gençliğini, gençliğin sorunlarını ve yapılması gerekenleri konuştuk. Ülke olarak gençliğe güvenilmesi, sorumluluklar yüklenmesi gerektiğini söyleyen Aydın, yapılacak yeni anayasa çalışmalına ilişkin de önerilerde bulundu. İşte Milli Görüş Gençliğinin başında yer alan Fatih Aydın'ın o çarpıcı röportajı...
Fatih Aydın Kimdir?
26 Eylül 1983 Kayseri de doğdu. İlkokulu tamamladıktan sonra Kayseri İmam Hatip Lisesi'ni bitirdi. 2007 yılında Kayseri Erciyes Üniversitesi Beden Eğitimi Öğretmenliğini bitirdi. Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde okumaya devam ediyor. Milli Gençlik Vakfı Orta Öğretim Komisyonun da okul başkanlığı ve çeşitli birimler de görev yaptı. Üniversite de 2 yıl Kayseri Üniversite Başkanlığı görevini yürüttü. 1 yıl AGD Üniversite Bölge Başkanlığı yaptıktan sonra 2006 - 2008 yılları arasında AGD Genel Merkez Üniversite Komisyonu Teşkilat Başkanlığı görevini ifa etti. 3 yıl Kayseri de Öğretmenlik yapan Aydın, öğretmenlikten istifa ederek Saadet Partisi Gençlik Kolları Genel Başkanlığı görevine bir ay önce başladı.
* Sayın Başkan öncelikle gençliği nasıl tarif ediyorsunuz?
Bizim için gençlik büyük önem arz ediyor. Çünkü Merhum Liderimiz, Hocamız bunu şöyle ifade ediyor. "Bütün insanlığın saadeti için çalışandır" diye inanan bunu idealize eden ve bu uğurda fedakarlık yapan herkesi genç olarak kabul ediyoruz. Hz. Peygamber de gençlere büyük önem vermiş. Asrı Saadet'ten beri insanlık en büyük sosyal gücün gençlik olduğunun farkında. Dünyada ne kadar büyük hareketler olmuşsa ne kadar büyük çalışmalara yapılmışsa bunların ana gövdesini genç oluşturuyor. Bir topluluk eğer başarıya ulaşacaksa bunun temelinde mutlaka genç vardır. Gençliği bünyesinde barındıran teşkilatlar mutlaka istediği amaca ulaşacaktır.
Erbakan Hocamız ne diyor. 'Bir milletin asıl gücü ne tankıdır, ne topudur ne tüfeğidir. Bir milletin asıl gücü inançlı ve imanlı gençliğidir' diyor. Demek ki bir gencin genç olabilmesi için bedenin genç olması yeterli değildir. Ruhunun da genç olması gerekir. Siyonizm genci bitirebilmek için biyolojik yaşı 18-20'de olsa ruhsal yaşı 70 olan insanlar türetti. Kafası bitmiş, gelecek kaygıları taşıyan, hüzünlü, jiletçi, şıpsevdi, çıt kırıldım. Bu tip gençler türetilmeye başlandı. Hep materyalist merkezli düşünen gençlik olduğu için Hocamız tarifini bunun karşıtında ortaya koymuş. Bir genci idealist yapan 5 özelliği vardır. Bunlar ise inançlı olmalı, bilgi sahibi olmalı, ahlaklı olacak, hikmet sahibi olacak. Tüm bu özellikleri ise aksiyon sahibi ile genç bütünleştirecek. Bizde herkes kardeşi için yaşar. Çünkü karşındaki insanı düşündüğün kadar Müslümansın.
Batı'da ahlak, Doğu'da terör sorunu var
* Önümüzdeki döneme ilişken neler söyleyeceksiniz. Gençlik Kolları teşkilatları bundan sonra neler yapacak?
Gençlik kolları olarak nelere dikkat edeceğiz. Çok güçlü bir yapı kurmak istiyoruz. Bütün bölgelerde il sorumluluklar ve il başkanlıklarımızı tekrar gözden geçiriyoruz. Sadece iş yapmak için değil iş çıkarmak için çalışıyoruz. Eğer bir yapı bize sıkıntı verecekse o yapıyı tamamen değiştireceğiz. Buna dair her bölgenin kendi şartlarına göre bir yapı oluşturmaya gayret edeceğiz. Her bölgenin kendi sorularına dair çözüm yollarını üretebilmek için bölgenin şartlarına göre hareket edeceğiz. Batı'daki gencin sorunu ahlaktır ama doğudaki gencimizin sorunu ise terördür. Türkiye'de hep aynı çalışmayı yaparsanız büyük problemler yaşayabilirsiniz. Sivil toplum ile ilişkilerimizi geliştirip ortak projeler üretmek istiyoruz. Diğer siyasi parti gençlik kollarını ziyaret edeceğiz. Çünkü onlarda bizim kardeşlerimiz. Onların da fikirlerini alacağız. Madem hepimizin amacı bu millete hizmet etmekse o zaman gelin bakalım bazı ayrılıkları kenara bırakalım ortak çalışalım diyeceğiz. Gençlerin sorunları ve çözüm önerileri ile ilgili konferanslar ortaya koyacağız. Etkin olarak bu konferansları gerçekleştireceğiz. İnşallah birkaç büyük merkezde Siyaset Akademileri kuracağız. Milli Görüş perspektifinde Siyaset Akademileri kuracağız. Bunu bölge düzeyinde yapacağız. İstanbul'da, Ankara'da, Diyarbakır'da mutlaka bunları kuracağız.
* Son yıllarda gençliğin idealizm düşüncesi giderek azalıyor. Bunun yerini daha çok bireyci düşünceler yer alıyor. Bu zihniyet değişimine nasıl bakıyorsunuz?
Ülkemizde bazı sosyal ve siyasi kırılmalar yaşandı. Bunlardan en fazla bizim gençliğimiz etkilendi. Çünkü bizim gencimizin önünde bir rol model olan Erbakan Hoca vardı. Şimdi liderimizin vefatıyla birlikte bizim bu süreçte ilke ve ideaları rol olarak ortaya koymamız gerek. Yani Hocamız sonunda bir şahıstı. Sonunda faniler gibi onun da hayatı son buldu. Ama ortaya koyduğu ilkeler ve idealler öne çıkarılıp, gençliğimiz bu anlamda tekrar o yüksek ruha ulaştırılacak. Son süreçte yaşanan sıkıntılar gençliği olumsuz etkiledi. Dünyadaki ve Türkiye'deki olaylar aslında gencimizin kafasını da değiştirdi. 40 yıl önce bir genç günde birkaç olay ile karşılaşıyordu. Ancak şimdi ise günümüzde bir çok ortam içerisinde olabiliyor. Çünkü önünde internet, televizyon var. Anında kafa yapısı değişiyor. Bu ise gençlerimizin psikolojisini alt üst etti. Gençlerimize bir şey aktarıyorsunuz ve bundan etkileniyor ama birkaç dakika sonra televizyondaki yorumculardan etkileniyor. Bu sefer kafası değişiyor. Bu gençlerin üzerinde etkilerini kırmak gerek. Bunu ise önce ahlak ve maneviyat ile kırabiliriz. Bunun gençlerimizin ruhuna, yaşantısına aksettirilmesi gerek. Bunlar sadece kafalarda bir bilgi olarak durursa bir arşiv niteliği taşır. Eğer o bilgi yaşantıda bir hareket buluyorsa işte onun o zaman karşılığı vardır.
TBMM'nin yüzde 10'u, 30 yaşın altında olmalı
* Biliyorsunuz yeni anayasa çalışmaları var. Bu konuda yeni anayasa çalışmalarına ilişkin gençlik olarak bir öneriniz var mı?
Şu anki Anayasa da gençler için sadece bir tane madde var. Başka hiçbir şey yok. Gençlerimizin topluma daha faydalı olmasını isteyen bir kısım gruplar var ülkemizde. Ancak bu iş devlet eliyle olmalı. Çünkü bir taraftan beş genci kurtarmaya çalışırken öte taraftan yüzlerce genç heder oluyor. Ferdi olarak ne kadar çalışma yaparsanız yapın birkaç kişi kurtarabilirsiniz, bu iş devlet eliyle olmalı. Batan gemideki insanların teker teker kurtarılmasından ziyade, batan geminin kendisini kurtarmanın taraftarıyız. Bunu sağlayacak devlet. Hiçbir gencin kötü alışkanlıklar edinmemesi için görsel ve yazınsal yolla eğitim programları kanalıyla ve karşılığında caydırıcılığı olan cezalar yoluyla engelleyecek. Gerekli meşru tüm yollara başvuracak. Kanunları buna göre düzenleyecek. Okullarda sadece Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi değil. Biz bilgi istemiyoruz. Bilgilerin zihinlerde olması bir şeyi değiştirmiyor. Bunların yaşantısına geçmesi gerekir. Ahlakın diğer dersler için de önemi belirtilmeli. Matematiği insanlığa faydalı olmak için öğreniyoruz. Her bir dersin mutlaka bir ahlak yönü vardır. Bunu mutlaka göstermemiz gerekir.
Gençlere ne kadar önem verildiğini TBMM'ye bakarak görebilirsiniz. Meclis Türkiye'deki genç nüfusu temsil etmemektedir. 550 milletvekilinin en az 55'inin otuz yaşının altında olması şarttır. Yeni anayasada mutlaka bu şekilde bir düzenleme yer almalıdır. Çünkü gencin heyecanının orda kullanacağız. Bu ise meclise bir dinamiklik getirecektir. Yıllardan beridir hep 40 -50 yaşın üzerindekiler bakan olarak seçildi. Seçin bakalım 30 yaşındakini, sorumluluk verin, güvenin gencinize. Niye güvenmiyorsunuz. Çünkü yıllarca bu genci siz mahvettiniz ve güvenemiyorsunuz. Hz Peygamber Efendimiz ilk atadığı vali 20 yaşında. İslam ordularının başına ise 17 yaşında birini getirdi. Düşünebiliyor musunuz. Orduların komutanı 17 yaşında.
İşsizler topluluğu değil de vasıfsız insanlar topluluğu
* Gençlerin en büyük sorunlarından olan işsizliğin temel nedeni nedir?
Milli Görüş ne diyor. Maddi ve manevi kalkınma. Öncelikle gence önem vereceksiniz. Eğitim ve öğretimi yeniden düzenlemek gerekir. Bunun sonucunda ise insanları yönlendireceksiniz. Günümüzdeki işsizliğin temelinde vasıflı insan bulunmamasıdır. Üniversitelere o kadar çok alım yapılıyor ki. Binlerce öğretmenlik mezunu insan var. Peki siz bunları istihdam etmeyeceksiniz o zaman ne olacak bunlar. Öğretmenlik dışında ne yapabilir. 24-25 yaşına gelmiş artık topluma faydalı olmak istiyor. Ama çıkıyor ki, karşısında iş yapacağı yer yok. Psikolojisi bozuluyor, görüyorsunuz ki intiharlar artıyor. İşsizliğin temelinde de eğitim ve öğretim var. İnsanlar tasnif edilerek kaliteli bir şekilde yetiştirilmeli.
* Son yıllarda ise ülkemizde gençler arasında kötü alışkanlıklar giderek artıyor. Mesela kamu kurumları bile bira festivallerine sponsor oluyor. Bu konuda ne diyeceksiniz?
Okullarda çocuklara ahlak eğitimi vermediniz. Çocukların kalbine, vicdanına polis yerleştirmediniz. Dizilerde lise gencinin profili var. Hayatındaki tek merkez kız olan bir gençlik yetiştiriyorsunuz. Birbirlerini aldatan insanlar profili ortaya koyuyorsunuz. Her tarafta genci fuhşa yönlendiriyorsunuz. Sonra da niçin genç uyuşturucu kullanıyor, niçin gasp ediyor diyorsunuz. Bunları siz sağlıyorsunuz. Bu gün dizilerin baş kahramanları uyuşturucudan tutuklanıyor. Namaz kılan genci ise öcü olarak gösterirseniz sonucu olarak buna katlanırsınız. İçki festivaline bile devlet sponsor oluyor. Kültür Bakanlığı bu anlamda dizilere ve diğer organizasyonlara destek olacağına gidiyor bira festivaline sponsor oluyor.
Gencin maneviyatını alıyorsunuz sonra istediğiniz zaman meydana sürüyorsunuz
* Milli Görüş gençliği olarak Arap Baharı'nı nasıl değerlendiriyorsunuz. Çünkü Arap ülkelerinde yaşanan bu siyasi gelişmeler gençler üzerinden şekillendirildi. Buna ne diyorsunuz?
Milli Görüş şahıslardan ziyade zihniyetlerle ilgileniyor. Dünyadaki Siyonizm ve ırkçı emperyalizm gençlerdeki bu gücü gördüğü için, gençlerin ahlakını bozar, onları istediği gibi yönetir ise o zaman dünyayı da istediği gibi şekillendireceğini bilir. Dolayısıyla gençleri bireyselleştirerek, dünyevileştirmek için çaba sarf ediyorlar. Genç gelecek kaygısı dışında bir kaygı taşımasın isteniyor. Yeni başka kaygıları olmasın isteniyor. Sadece cebini düşünen, sadece kendisini düşünen bir genç modeli ortaya çıkarmak için çalışıyorlar. Böylece hafif bir dalgalanmada bütün gençlik kitlesini arkalarına almayı başarıyorlar. Zaten dünyayı aç bırakıp, işsiz bırakıyorsunuz. Bir de maneviyatını aldığınız zaman genci istediğiniz gibi meydanlara dökebiliyorsunuz. Ortadoğu'da yaşanan olayların merkezinde gençlerin kullanılmasını da bu şekilde değerlendiriyoruz. Eğer bu gençlik hareketine manevi değerleri güçlü olanlar sahip çıkmazlarsa ve küresel güçlerin ellerine teslim edilirlerse o zaman yaşanan bu hadiselerin hepsi Siyonizm'in işine gelir. Bu hareketler tamamıyla toplumların kendi özlerine dönük olması gerekir. Bu ise bölgede bulunan İslami hareketlerin gençleri yönlendirmesine bağılıdır.
Siyonizm o kadar sistemli çalışıyor ki kendisinden olmayan herkesi davasına hizmet ettiriyor. Biz Müslümanlar olarak birilerine kendi amaçlarımız için kullanmayı abes görüyoruz ama Siyonizm kendi davası için her şeyi ve herkesi mutlaka kullanıyor. Türkiye'yi bu anlamda model olarak Ortadoğu'ya sundu. Bak sizin modeliniz bu. Namaz kılıyor, hanımı mesture, Hacca gidiyor, Umre yapıyor. Bak inançlı insanlar. Ama bu insanlar inançlarını kalplerinin dışına çıkarmıyorlar. O zaman ey Ortadoğulu halkları sizde böyle yapın. Siyonizm bu ülkelere, size İslam'ı bırakın demiyoruz. Biz İslam karşıtı değiliz, İslam'ı kendinizde yaşayın. Bunu ekonominin, siyasetin ve hayatın içine sokmayın. Ama biz Milli Görüşçüler olarak bundan muzdaribiz. Türkiye'de yıllarca bu şekilde zulmettiler. Laikliği kendileri tanımladılar, içlerini kendileri doldurdular. Laiklik üzerinden yıllarca inanç saldırısında bulundular. Sen yılarca bundan muzdarip olmuş birisini alıp örnek olarak sunuyorsun. Halk nasıl anlayacak. Ya bu laiklik kötü bir şey olsaydı en fazla muzdarip olan insanlar bunlar. Eee... Bu insanlar laikliği bize anlatıyorlarsa o zaman kötü bir şey değilmiş. Ne yapalım o zaman bizde sahip çıkalım dedirtebilmek için Siyonizm şu anda bu oyunları oynuyor. Bunun karşısında Müslüman Kardeşler tepkisini koydu tabi.
YÖK ve ÖSYM kaldırılmalı
* Türkiye'de özellikle yüksek öğretimde bir dizi sıkıntı var. Başörtüsü sıkıntısı şahısların değiştirilmesi ile giderilmiş oluyor. Buna ne diyeceksiniz?
Devlet hiçbir gencin eğitim ve öğretim hakkını engellemeyecek. Yıllardır ülkemizde ne yaşanıyor. Bizim inançlığı gençliğimizin önü tıkandı. Başörtülü, sakallı diye dışlandı. Bende bir katsayı mağduruyum. Buna devletin ne hakkı var. Siz devlet eliyle İHL'lerin önünü kapatırsanız. Devlet eliyle gençliği bozmuş olursunuz. Dil, din, mezhep ve cemiyet farkı gözetmeksizin herkes eğitim kurumlarından faydalanacak deniyor. Ancak şimdi paran olmasa okuyamıyorsun. Her ferdin eşit şartlar altında eğitim ve öğretim alması için gerekli düzenlemeleri yapması gerekiyor. Özel eğitim kurumlarını kaldırması gerekir. Bu kurumlar diğer eğitim kurumların özel öğretim alanlarında sınırlandırılmalıdır. Özel bir bilgi, iş sahası olacak ise bu yapılabilir. Ancak şimdi ise özel okullarda ekonomik ayrışma yapıyorsunuz. Parası olan okuyor diğeri okuyamıyor. Siz toplum içindeki ayrışmayı kendiniz yapıyorsunuz. Zengin oraya fakir diğer okullara gidiyor. YÖK ve ÖSYM acil olarak tasfiye edilmeli. Bunların tamamı Başbakanlık'a bağlı bir müdürlük olmalı ve eğitim fakültesi geçmişi olan kişilerden seçilmeli.
Yani kurumların başındaki şahıslar değişti diye böyle bir şey olabilir mi? Peki yarın bu şahıslar değişirse o zaman tekrar zulüm mü gelecek. Onun için olayı kökünden temizlemek gerekir. Kökü çürümüş ağacın üzerindeki yaprakların tozunu silmekle işi çözemeyiz. Bu ağacın kökü çürümüş. O zaman bu ağacı kökten sökmek gerekir. İlköğretim ve ortaöğretimde de sıkıntılar var. Dolayısıyla eğitim sistemi 1 4 3 4 şeklinde kesintili olmalıdır. Genç ana okuluna, ilkokula gidecek sonrasını zorunlu tutarsanız ne olacak. Çocuk okumuyor. Bu ülkenin herkese ihtiyacı var. Doktora, mühendise ihtiyacı olduğu kadar işçisine de esnafına da, ticaret yapacak insana da ihtiyacı var. Sen şimdi bunu zorla yıllarca okul sıralarına oturtursan. Bu diğerlerinin de eğitimini engelleyecektir. Bırak bu çocuğa fırsat ver. Sanat okullarına yönlendir, iş sahalarına yönlendir. Topluma böylece faydalı olsun. Kesintisiz eğitimi sırf İHL'lerin önü kesilsin diye getirdiler. Şimdi ise debelenip duruyoruz. Eğitim mutlaka kesintili olmalı.
Üniversitede asgari ücretin iki katı burs verilmeli
* Üniversite öğrencilerinin de en büyük sıkıntısı ekonomik sıkıntı. Bu sorunun çözümü için bir öneriniz var mı?
Devlet öğrenciye vereceği bursu asgari ücret üzerinden belirlemesi gerekiyor. İlkokulda asgari ücretin beşte biri oranında. Ortaokulda onda üçü oranında, lisede üçte biri oranında, lisansta ise iki katını vermelidir. Destek vereceksin. Ama şimdi vermesi gerekirken harç alıyorsun. Öğrenci bir liranın peşinde koşarken onu kendine düşman etmek için harç parası alıyorsun.
* Sosyal medyayı takip ediyor musunuz?
Gençlerimiz günümüzde birçok etkinin altında kalıyor. Bunlardan en önemlisi ise medya ve özellikle internet. Gençlerimizin topluma faydalı bireyler olması için bu alanların çok etkili bir şekilde kullanılması gerekiyor. Gençlik Kolları resmi sitemiz şu anda tadilat içerisinde. İnşallah çok yakında yeni ve güçlü bir şekilde yayınına devam edecek. Facebook ve Twitter'ı da etkili olarak kullanıyoruz. Eğer siz mevcut olan bu alanı etkili kullanırsanız tabiî ki bu size hizmet edecektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Röportaj: Ahmet Açıkay / Türkiye
Etiketler:



