Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Mehmet Atalay, basın çalışanlarının yıpranma payı ile ilgili, ''2008'de çıkmış bir düzenleme olduğu için mağdur olan meslektaşlarımızın mağduriyetini anlıyoruz. Bu konuda neler yapabiliriz onun üzerinde de düşünüyor ve çalışıyoruz'' dedi.
Basın İlan Kurumu Genel Müdürü Atalay, Elazığ'da bir otelde gazetecilerle bir araya geldi. Atalay, burada yaptığı konuşmada, 50. yılını kutladıkları kurumda yeni bir yapılanma içerisinde olduklarını kaydetti.
Kurumun yasasında değişikliğe gidilerek tüm illerde faaliyet göstereceğini ifade eden Atalay, gezdikleri illerde basın sektörünün sıkıntılarının çok fazla farkı olmadığını gözlemlediklerini ifade etti.
Hükümette şu anda basınla ilgili çalışmaların Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a bağlı olduğunu anımsatan Atalay, ''Basınla ilgili sorunların genelde çözümüne en yakın olduğu bir dönemi yaşadığımızı düşünüyorum. Pek çok konuda adım atıyoruz. Yasal ve mevzuat açısından bazı düzenlemeler yapıyoruz. Kurum olarak biz de Türkiye'de basının genel sorunlarını çözmek için elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz'' diye konuştu.
Basının sorunları
Basının genel sorunları olduğunu ifade eden Atalay, ''Yıpranma paylarıyla ilgili geri dönüş hakikaten bizi de üzüyor. Bu bir eksiklik. 2008'de çıkmış bir düzenleme olduğu için mağdur olan meslektaşlarımızın mağduriyetini anlıyoruz. Bu konuda neler yapabiliriz onun üzerinde de düşünüyor ve çalışıyoruz. Bunu söyleyeyim'' dedi.
TOKİ ile yaptıkları görüşmelerde önce İstanbul'da yaşayan gazetecilerin konut edinmesi için hamle başlattıklarını belirten Atalay, bu konuda bugüne kadar adım atamamış iller olursa onlarla da birlikte hareket edebileceklerini kaydetti.
''Şantaj haberciliğine karşıyız''
Atalay, ''Biz bağımsız, inandığını yazabilen, sorgulayan, kamu adına denetim yapabilen bir basından yanayız. Demokrasinin mutlaka gereğidir'' dedi.
Özgür, bağımsız bir basının mutlaka olması gerektiğini ifade eden Atalay, şöyle devam etti: ''İnandığını yazabilmeli, birilerini rahatsız edecekse bile yine yazabilmeli. Yorumlarını yapabilmeli. Ancak tek şartımız var o da zaten basın ahlak ilkelerinin çerçevesinde olan itirazlardır. Şantaj haberciliğine karşıyız, iftira haberciliğine karşıyız, yalan haberciliğe karşıyız, tahkir edici yayınlara karşıyız. Bunun dışında her şey alabildiğine serbest olmalı. Demokrasinin ilerlemenin gereği bunu söylüyoruz."


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



