Vatan gazetesi yazarı Okay Gönensin, dün kaleme aldığı yazısında "Silahlı Kuvvetler'i her türlü soru işaretinin dışına çıkarma sorumluluğu, başında bulunanlara aittir.
Bunun en temel yolu da 'bir kısım medya'yı suçlamak yerine sorulara açık cevaplar vermektir" ifadelerine yer verdi.Genelkurmay Başkanı Orgeneral Başbuğ'un son konuşması haklı olarak tartışma konusu oldu. Kimi tartışma ve yorumlarda Genelkurmay Başkanı'nın böyle bir savunmaya ihtiyaç hissetmiş oluşunun üzerinde de duruldu. Başbuğ'un sözleri "ciddi" bir rahatsızlığı gösteriyor. O rahatsızlık, Başbuğ'un "bir kısım medya"ya tepki göstermesine de yol açtı. "Bir kısım medya"nın ana "uğraşı alanı" olarak Silahlı Kuvvetler'i seçmiş olması mümkündür. Onların yayınları da bütün yayınlar gibi yasal denetime açıktır. Genelkurmay, rahatsız olduğu yayınların yasal sakıncaları olduğunu düşünüyorsa gereklerini yerine getirir.
Genelkurmay Başkanı, yasal soruşturma ya da dava konusu olan olaylarla ilgili olarak cevap hakkını kullanmıyor. Cevap hakkı kullanımının zorunlu olarak "davaya müdahale" niteliğinde olması gerekmez. Ancak kamuoyu kuşkusuz Genelkurmay Başkanı'nın "kâğıt parçası" dediği "İrtica ile mücadele planı" için sivil mahkemenin "gerçek olduğunun kabulü" kararı aldığını ve dava açıldığını hatırlıyor. Genelkurmay Başkanı, bu ve başka belgelerin de hep aynı "medya kanalları" üzerinden kamuoyuna ulaşması konusundaki tepkisini dile getirirken, daha önce "asimetrik psikolojik savaş" deyimini kullanmıştı. Bu tepki haklı görülebilir, çünkü gerçekten Silahlı Kuvvetler'le ilgili tüm "olumsuz" haberler aynı yayın organlarında yer alıyor. O yayın organlarının bir cevabı var: "Belgeleri yayınlama cesaretini biz gösterdiğimiz için bunlar bize geliyor." Bu belgelerin hep aynı kanallardan kamuoyuna ulaşması ayrı bir konudur, belgelerin ardındaki faaliyetler ayrı bir konu. Kendisini fazlasıyla taraf hissedenler, belgeleri, kamuoyuna ulaştığı yol dolayısıyla tümüyle reddetmeye devam ediyor.
Önceki gün iki olay daha yaşandı. İstanbul Poyrazköy'de gömülü silahlarla ilgili olarak daha önce sivil mahkeme tarafından ifadesi alınmış olan bir subay intihar etti. Ergenekon davasının önemli sanıklarından bir emekli generalin yattığı hastanede bir kişi, silahla çok yakınına kadar geldi. Bunlar basit ve birbirinden bağımsız olaylar olabilir. Subayın intiharı kişisel nedenlerle de olabilir, hastaneye silahla giren kişinin akıl hastası olduğu da ortaya çıkabilir. Ancak bu olayların art arda gelmesi de insanların kafasında yeni soru işaretleri yaratacaktır. Silahlı Kuvvetler'i her türlü soru işaretinin dışına çıkarma sorumluluğu, başında bulunanlara aittir. Bunun en temel yolu da "bir kısım medya"yı suçlamak yerine sorulara açık cevaplar vermektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



