İsrail'i her fırsatta eleştiren, her türlü şımarıklığına, adaletsizliğine, keyfi tavırlarına vurgu yapan Başbakan Erdoğan'ın, İsrail'in en başat özelliği olan Siyonist tavrına değinmemesi acaba bilinçli bir tercih mi sorusunu akıllara getirdi.
İsrail'i kurulduğunda tanıyan ilk Müslüman ülke olan Türkiye, birkaç sene öncesine kadar İsrail'in bölgedeki en yakın müttefikiydi. ABD ile sürdürülen ve "stratejik ortaklık" olarak adlandırılan ilişkilerin benzerinin İsrail ile de sürdürülmesi sebebiyle vuku bulan müttefiklik hali, son yıllarda yaşananlardan sonra yerini görünürde gerginliğe bıraktı. İç siyasette prim yaptığı kadar özellikle de Arap coğrafyasında siyasi ranta sebep olan İsrail ile kriz hali, askeri anlaşmaların askıya alınmasına sebep olsa da, ekonomik ilişkiler konusunda herhangi bir sonuç doğurmadı. Öyle ki, son bir senede İsrail ile dış ticaret hacmi yüzde 30 oranında arttı.
İsrail 'Siyonist' değil mi yoksa?
Tüm dünyadaki Siyonizm karşıtlarının ortak argümanlarından birisi olan "Yahudilere değil Siyonist İsrail'e karşı olma" tavrına denk düşen bir şekilde, sıradan Yahudilerle değil İsrail devletiyle meselesi olduğunu ısrarla söyleyen Başbakan Erdoğan'ın bir kelimeyi sarf etmemesi ilginç gözüküyor. Siyonizm karşıtlarıyla benzer kaygıları dillendirmesine rağmen "Siyonist İsrail" kelimesinin kullanılmaması veya İsrail'in "Siyonist" tavrının bir kerecik bile söz konusu edilmemesi, "İleride muhtemel bir barışmaya açık kapı bırakma niyeti mi?" şüphesini uyandırıyor. İsrail'in Siyonist tavrı kendi dindaşları arasında bile görüş ayrılıklarına sebep olurken, bunun dillendirilmemesi bilinçli bir tercihmiş gibi gözüküyor.
Herkes hem fikir
"Milli Görüş"ün sıklıkla dile getirdiği Siyonizm tehlikesine vurgu yapmanın, çıkarıldığı söylenen "Milli Görüş" gömleğiyle irtibatlandırılması kadar, "Milli Görüş"ün haklılığının teyidi anlamına geleceği de "Siyonist" ifadesinin kullanılmaması sonucunu doğuruyor. Sol kesimin bile kabul ettiği bir gerçek olan Siyonizmi, İslami çizgiden gelen bir hareketin söz konusu etmemesi dikkate değer bulunuyor.
İsrail karşıtlığının yaptırımı ağır
Uluslararası toplumu ve kararlarını hiçe sayan, kendi menfaatleri ve arzuları doğrultusunda yeri geldiğinde "şımarık çocuk" tavrına bürünen İsrail devleti, kendisini eleştiren herkesi kısa yoldan Anti-Semitist ilan etmesiyle meşhur. İsrail aleyhtarı söylemlerin kabul görmediği ve hatta cezalandırıldığı bir atmosferde, İsrail'in haksız ve keyfi tutumlarını eleştirmenin bedeli de Yahudi karşıtlığı olarak yaftalanmak oluyor. 2007'de Almanya'da Yahudi soykırımını inkar eden birisi 5 sene hapse mahkum olurken, 2008'de matematik öğretmeni Vincent Reynuard Fransa ve Belçika tarafından mahkum edilmişti. Ayrıca, İngiliz tarihçi yazar David Irving de 2006'da yine aynı gerekçeyle Avusturya'da mahkeme karşısına çıkmış ve 3 sene hapis cezasına mahkûm olmuştu.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Burak Kıllıoğlu / Türkiye
Etiketler:



