BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, Filistin‘in BM‘de tanınma girişimine ilişkin, ‘‘Bu, BM‘ye üye devletlere kalmış bir konudur‘‘ (!) dedi.
Genel Sekreter Ban Ki-mun BM‘de düzenlediği basın toplantısında, Filistin meselesine yönelik sorular üzerine, İsrail-Filistin ihtilafını sona erdirmenin ve iki devletli çözüme ulaşmanın son derece önemli bir amaç olduğunu, ancak bunun uzun yıllardır bir türlü yapılamadığını belirtti. Bu yüzden bu amaca ulaşmanın uluslararası toplumun bir önceliği olduğunu vurgulayan Ban, iki taraf arasında diyaloğa ve müzakerelere yeniden dönülmesi için gerekli şartların oluşturulmasının son derece önemli olduğunu belirtti.
BM Şartı‘nın devlet olarak tanınma konusunda son derece açık olduğunu belirten Ban, ‘‘Bu konular, BM üye devletlerin ilgilenmesi gereken konulardır, ben sadece üstüme düşen görevi yerine getireceğim‘‘ dedi.
Ban, İsrail-Filistin barış müzakerelerinde ilerleme kaydedilememesinden büyük sıkıntı duyduğunu belirterek ‘‘İki tarafın görüşmelere başlamaları hayati. Bu ihtilafı sona erdirmek ve iki devletli çözüme ulaşmakta çok geç kalındı. Zaman kaybediliyor‘‘ diye konuştu.
İsrail-Filistin meselesinin bölgede ülkeler arasındaki ilişkileri de kötü etkilediğine dikkat çeken Ban, bu kapsamda Türkiye-İsrail ve İsrail-Mısır ilişkilerinin olumsuz seyrettiğine işaret etti. Ban, bölgedeki tüm liderlere çağrıda bulunarak, ülkeler arasındaki ilişkileri güçlü siyasi liderlik ve vizyon göstererek iyileştirmeleri gerektiğini vurguladı.
"Palmer bağımsız bir rapordur"
Ban Ki-mun, Mavi Marmara saldırısı konusunda İsrail‘i haklı gören Palmer raporu hakkında ise şunları söyledi:
‘‘Türkiye ve İsrail bölgede son derece önemli iki ülkedir. İki ülkenin uyumlu şekilde işbirliği yapmaları Ortadoğu‘da barış ve istikrarın artmasına yardımcı olacaktır. BM Genel Sekreteri olarak, Palmer Raporu‘nu yayımlattım, ancak bu raporun içeriğine ilişkin tavsiyelerde bulunmadım, bu bağımsız bir rapordur.‘‘ dedi.
"Esad sözünü tutmadı"
Ban Ki-mun, ayrıca Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad‘ı ülkede reform yapacağına yönelik verdiği sözlerine yerine getirmemekle suçladı. Genel Sekreter Ban, BM‘de Suriye‘deki gelişmelere yönelik bir soru üzerine, Esad‘ın ülkede şiddeti ve baskıyı artırdığını belirterek kendisine durması yönünde Arap Birliği başta olmak üzere yapılan tüm talepleri görmezden geldiğini söyledi.
Ban, ‘‘Neredeyse altı ay oldu, kendisiyle birkaç kez konuştum, bana hep söz verdi, ama hiçbirini tutmadı. Artık yeter, artık uluslararası toplum (Suriye‘ye yönelik) tutarlı önlemler almalı ve tek ağızdan konuşmalı‘‘ dedi. Ban bu kapsamda Suriye‘ye yönelik yapılması gerekenlere BM‘ye üye devletlerin karar vermesi gerektiğini belirtti. Genel Sekreter Ban, BM İnsan Hakları Konseyi‘nin Suriye‘deki insan hakları ihlallerini araştırmak üzere uluslararası bir komisyon kurmaya karar verdiğini de hatırlatarak ‘‘Suriye‘deki gösterilerin son derece baskıcı şekilde durdurulması sırasında yapılan insan hakları ihlalleri araştırılmalı‘‘ dedi.
Filistin karşıtı ABD‘li milletvekillerinden Avrupa‘ya mektup
Amerikan Temsilciler Meclisi‘nin Demokrat milletvekilleri, Filistin‘in BM‘de tanınma girişimine karşı çıkmaları için Avrupalı liderlere mektup gönderdi. Filistin karşıtı ‘Demokrat‘ milletvekilleri, Avrupa‘da 40 devlet ve hükümet başkanına gönderdikleri mektupta, Filistin‘in girişiminin ‘‘Filistinliler ve barış süreci için yıkıcı sonuçlara (!) yol açabileceği‘‘ iddiasında bulundu. Demokrat milletvekillerinden 58‘inin imzaladığı mektupta Demokratların meclis liderleri Nancy Pelosi, Steny Hoyer ve Howard Berman‘ın da imzasının bulunduğu kaydediliyor. Demokratlardan ayrı olarak Temsilciler Meclisi‘nin Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Cumhuriyetçi İleana Ros Lehtinen‘nin de Avrupalı liderlere baskı yaparak, açık ya da özel olarak Filistin‘in tanınma girişimine karşı çıkacaklarını söylemelerini istediği bildiriliyor. Filistin yönetimi yaptığı açıklamada, BM‘nin tam üyesi kabul edilmeleri için gelecek hafta BM Güvenlik Konseyi‘ne başvuracaklarını bildirmişti. Filistin‘in girişimine karşı çıkan ABD ve İsrail, Filistin‘in hareketinin iki devletli çözümü öngören görüşmelere zarar vereceğini ileri sürüyor.



