Kurban bayramında Kosova'da olmalıydınız... Sabahın erken saatlerinden itibaren camilere akın eden Kosovalıları görmeli, Priştine'de olup Fatih Sultan Mehmet Camii'nde "bayram sabahı"nı yaşamalıydınız... Camide saf tutmuş Kosovalıların arasında, ezan-ı Muhammedî'yi dinlemeliydiniz...
Ata yadigârı camiyi restore eden Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi Başkanlığı (TİKA) ile gurur duymalıydınız...
Caminin avlusuna sığmayan cemaatin tarih dolu sokaklarda saf tutarak kıldığı namaza şahit olmalıydınız... Camide başlayan bayram coşkusuna tanık olmalıydınız...
Öyle ki; Kosova'da 7'den 70'e genç yaşlı herkes namazlarını kıldıktan sonra cami çıkışında bayramlaşıyor, etrafa gülücükler saçıyordu. Hele soğuğa rağmen yeni, cici, pırıl pırıl kıyafetlerini giyip, babasının elinden tutup camiye gelen, namazı bekleyen çocuklar...
Onlardaki heyecan ve mutluluğu görünce çocukluğumu hatırladım.
Anılarım gözümün önünde canlandı: Hani günler öncesinden kıyafetler alınır, ütülenir, asılırdı dolaplara. Heyecanla beklerdik bayram sabahını...
Büyüklerin elini öper, mendil içinde şeker, bayram harçlığı alırdık. Bayram demenin şenlik olduğunu unutmuştum neredeyse... Bütün bunları, çocukluk anılarımı Kosova'da hatırladım. Hayatımda ikinci kez ailemden ayrı (ilki askerdeydi) bayramı geçirmenin burukluğunu yaşıyordum. Fakat bunun yanında milyonları aşan ilk kez gördüğüm kardeşlerimin yanında olmanın mutluluğunu da yaşıyordum... Kısacası bu bayram neşeyle karışık bir hüzün vardı, bende...
Çocuklara Bayram hediyesi
Bayramlaşma bittikten sonra dağılan cemaatle birlikte Kosova Müzesi'nin yanından geçerek başkent Priştine'deki meydana geliyoruz. Meydandan kopup gelen davul sesleri karşılıyor bizi. Davul sesine doğru hızlı adımlarla yürüyen, koşuşturan çocuklar dikkatimizi çekiyor. Eline poşeti alan çocuk kalabalıktan sıyrılarak kenara çekiliyor, yüzünde beliren tebessümle... Ne olduğunu soruyoruz? "Kosova Eğitim ve Kültür Derneği'nin (AKEA) çocuklara bayram hediyesi dağıttığını" söylüyorlar. Ailelere kurban ve eğitim gereçleri yardımları yapan, hediyeler vererek çocukların bayram sevincini yaşamasına vesile olan AKEA'nın bu duyarlı ve anlamlı hizmetini takdir ediyoruz.
Kosova Demokratik Birliği ( LDK) milletvekillerinden Fuad Ramigi:
Türkiye bir daha bizi yalnız bırakmasın
Bayramın birinci günü saat gece yarısını gösterirken başkent Priştine'de Kosova'nın bağımsızlık sembolü haline gelen dev 'Newborn' yazısının bulunduğu alanın arkasında, Amerikan Koleji'nin yanında bulunan bir cafenin önünde Kosova Demokratik Birliği ( LDK) milletvekillerinden Fuad Ramigi ile bir araya geliyoruz.
Fuad Ramigi, İsrail'in Gazze'ye yönelik uyguladığı zalim ambargoyu delmek ve uluslar arası kamuoyunun dikkatini Siyonist zulmüne çekmek üzere yola çıkan Mavi Marmara Gemisi'ne katılan onlarca erdemli insandan biri.
Savaş döneminde Kosova'da Savunma Bakanlığı yapan eski bir general...
Kısa bir tanışmanın ardından Ramigi'ye soruyorum:
"Sokaklarda NATO askerleri dolaşıyor. Bu durum sizde nasıl bir duygu oluşturuyor, mevcut şartlar altında Kosova'nın geleceğini nasıl görüyorsunuz?"
"Kosova'nın geleceği aydınlık gibi görünmüyor... Avrupa ülkeleri, Sırbistan ve Ruslar ile birlik olup, Kosova'nın bir devlet gibi hareket etmesini, çalışmasını engelliyor. Azınlık hakları adı altında inanılmaz kanunlar çıkarıldı. Sırplara çok ciddi haklar verildi..."
Tepkisi sesinin tonuna yansıyordu, devam etti, " Devlet ilan edildi ama maalesef hala ülkem bağımsız değil..."
"Sırplara o hakları kimler verdi?"
"Bu kararların alınmasında Sırp Patriği'nin dayatmaları etkili oldu. Kosova'da tam bir istikrar ve çözüm istenmiyor."
Yanımızda kurban yardımlarını dağıtmak üzere Kosova'da bulunan Uluslar arası İnsani Yardım Vakfı İHH'nın gönüllülerinden Ahmet Taş, Talha Şimşek, lhami Kara ve Tv-Net Editörü ve metin yazarı İsmail Halil var.
İsmail, "Kosova limanı açıldı. Bunun olumlu katkısı oldu mu?" diye sordu.
"Liman için henüz proje başlamadı. Limanın Kosova ekonomisi için önemli bir yeri var ama bağlantı yollarının açılması lazım. Eğer yollar açılmazsa hiçbir faydası olmaz... Eğer yollar açılırsa, ekonomik bakımdan refah sağlanır."
Türk birlikleri Kosova'yı terk etmesin
Ramigi'ye Türkiye'nin Balkanlarda izlediği yeni politikalar konusundaki düşüncelerini sordum.
"Biz, her zaman Türkiye'nin Balkanlarda bulunmasını istiyoruz... Ama Türkiye, 100 yıl sonra Balkanlara geri dönüyor. Türkiye'nin dış politikası hiçbir dönem bu zamandan daha iyi olmamıştı. Türkiye son zamanlarda öyle bir rol alıyor ki, AB'nin köprüsü oluyor. Aynı zamanda İsrail de eski pozisyonunu kaybediyor... İsrail komşu ülkeleri için tehlikeli bir ülke fakat Türkiye Ortadoğu'da kontrolü eline alıyor ve İsrail'i tehdit olmaktan çıkartıyor. Daha önce İsrail'in dış siyaseti, Yunanistan ve Bulgaristan'ı kullanarak Balkanlar'a girme üzerineydi. Türkiye bu adımı atmakla Türkiye İsrail'in Balkanlar kapısını kapattı" diyor.
Türkiye'nin Balkanlarla yakından ilgilenmesinden duyduğu memnuniyeti dile getiriyor ardından da Kosova'da konuştuğum hemen herkesin ortak beklentisini dile getiriyor, "Türkiye'den eğitim konusunda destek bekliyoruz." "Çünkü" diyor, "Avrupa, gençlerimizin mantalitesini değiştirmek, neslimizi bozmak, bizim kültürümüzle savaşmaları amacıyla öğrencilerimizi ülkelerine taşıyor. Bu sebeple Türkiye, öğrencilerin Avrupa'ya kaçmasını engellemek için bize destek vermeli."
Konuyu Mavi Marmara gemisine getiriyorum. "Mavi Marmara olayından sonra İsrail'e karşı alınan kararları nasıl bulduğunu" soruyorum.
Önündeki fincan içerisinde bulunan expressodan bir yudum alıyor, "BM İsrail'e karşı etkili bir karar almadı. Mavi Marmara Gemisi soruşturması sadece komisyona havale edildi. Ancak öte yandan gelişmelere baktığımızda; 60 yıl sonra ABD ve BM'nin İsrail'e karşı ses çıkartmaya başladığını görüyoruz. Bu değişim, bütün dünya siyasetini değiştiren bir şey olabilir.
"Hangi duygularla o gemiye binmek istediniz? "
"Dünya gerçeği görsün istedik. Bu gemiye binmemde 4 nokta önemliydi. Ben ve benim ailem savaşın ne demek olduğu biliyoruz. Çünkü savaşı yaşadık. Ambargo ve savaşın ne demek olduğunu biliyoruz. Ben iki savaş gördüm. Hatta zulme karşı savaştım. İkincisi biz insanlığın ne demek olduğunu biliyoruz ve insanlık için bir şeyler yapmak istedim. Aynı zamanda Filistin halkına, "Biz de bir zamanlar sizin durumunuzdaydık. Ama bir gün gelecek özgürlüğünüze kavuşacaksınız." Mesajı vermek için oradaydım. Son olarak da Arnavutlara, savaş sırasında geniş yardımlar yapıldı. Biz de bu şekilde Filistin'e yardım etmek, vefa borcunu ödemek istedik."
Tam vedalaşırken müteşekkir bir tavır ve mütebessim bir çehreyle, "Yüz yıl sonra buraya yeniden geldiniz. Bir daha bizi yalnız bırakmayın. Türkiye bizi yalnız bırakmasın... NATO güçleri Kosova'dan çekildiğinde, Türk birlikleri burayı terk etmesin..." diyor.
YARIN: BÜTÜÇ: Türkiye'yi daima yanımızda hissetmek istiyoruz


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



