SARAYBOSNA - Balkan Savaşları‘nın 100. yıl dönümü kapsamında Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu‘nun talimatıyla Balkan ülkelerinde ‘‘bölgeyi barış havzasına çevirmek‘‘ amacıyla çalıştaylar başlatıldı.

Osmanlı‘nın Bulgaristan, Sırbistan, Karadağ ve Yunanistan‘a karşı 8 Ekim 1912-30 Mayıs 1913 tarihleri arasında yaptığı ve ‘‘vatan‘‘ olarak kabul edilen Rumeli topraklarının kaybedilmesine yol açan Balkan Savaşları‘nın ardından 100 yıl geçti. Osmanlı‘nın ardından barışın ve huzurun olmadığı, sürekli savaşlarla adı anılır hale gelen ‘‘Balkanlar‘‘da Türkiye barış için yeni bir misyon üstlendi.

Dışişleri Bakanlığı‘nca 4‘üncüsü 28-29 Aralık‘ta, Birinci Balkan Harbi‘yle kaybedilen, daha sonra İkinci Balkan Harbi‘yle tekrar geri alınan Edirne‘de Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Yeremiç‘in de katılımıyla düzenlenen ‘‘Büyükelçiler Konferansı‘‘nda Bakan Davutoğlu, ‘‘Balkan Savaşları‘nın 100. yıl dönümünde bölgenin barış havzası haline getirilmesi‘‘nin önemine dikkati çekti.

Bakan Davutoğlu‘nun talimatıyla harekete geçen Dışişleri Bakanlığı‘na bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi, Türkiye‘de ve bölge ülkelerindeki bilim adamları, sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ‘‘Balkanlar‘ın barış havzası haline getirilmesi‘‘ amacıyla çalıştaylar düzenlemeye başladı. Makedonya‘da ilki 20 gün önce düzenlenen çalıştayın ikincisi ise Bosna-Hersek‘te aralarında Boşnak, Sırp ve Hırvat bilim adamları, sivil toplum kuruluşları ve Türkiye‘den gelen öğretim üyelerinin katılımıyla yapıldı.

Türkiye‘nin Saraybosna Büyükelçisi Ahmet Yıldız, basına kapalı olarak düzenlenen çalıştayın ardından AA muhabirine yaptığı açıklamada, Türkiye‘nin ve özellikle de Dışişleri Bakanı Davutoğlu‘nun Balkanlar‘a büyük önem verdiğini söyledi.

Bu çalıştayların da fikir olarak Davutoğlu‘na ait olduğunu ifade eden Yıldız, ‘‘Sırbistan Dışişleri Bakanı Vuk Yeremiç‘in de katılımıyla düzenlenen Büyükelçiler Konferansı‘nda bizi bu konuda talimatlandırmıştı. Balkan Savaşları‘nın 100. yılında barış girişimi kapsamında ikinci çalıştay Saraybosna‘da yapıldı‘‘ dedi.

Çalıştaya her etnik gruptan ve her kesimden davetlinin katıldığını ifade eden Yıldız, yapılan görüşme ve konuşmaların bölgenin geleceğine ve barışına büyük katkısı olacağını vurguladı.

-‘‘Çalıştaylarımızın amacı ‘ortak barış düzeni‘ oluşturmak‘‘-

Dışişleri Bakanlığı‘na bağlı Stratejik Araştırmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Dr. Mesut Özcan, AA muhabirine, bu çalıştayların amacının bölgede ‘‘ortak barış düzeni‘‘ oluşturmak olduğunu söyledi.

Bosna-Hersek ve Balkanlar‘ın son 100 yıl içerisinde çok büyük dönüşümler yaşadığını, fakat bu dönüşümlerin çoğu zaman çok kanlı ve acı bir şekilde gerçekleştiğine dikkati çeken Özcan, şöyle konuştu:

‘‘Bunun en son örneklerinden biri de ne yazık ki 1992-1995 yıllarındaki savaşta yaşandı. Benzer acıların yaşanmaması için son birkaç yıldır Türkiye siyasi, ekonomik ve akademik anlamda çok çeşitli çabalara öncülük yapıyor. Bu çerçevede, 2012 yılında da Balkan savaşlarının 100. yıl dönümü münasebetiyle bu türden ortak çalışmalar ile bölgesel ortak bir vizyon oluşturup, bu vizyonla geleceğe yönelik daha barışçıl bir proje çıkarmaya çalışıyoruz.

Bu çerçevede çeşitli ülkelerle iş birliği yaparak bu ortak vizyonu paylaşmaya çalışıyoruz. Amacımız bu bölgede barış ortamı oluşturmak, çünkü buna herkesin ihtiyacı var, herkesin bundan çıkarı var. Bu çerçevede sadece Dışişleri Bakanlığımız değil, Türkiye‘nin diğer kurumları ve akademisyenlerimizin de desteğini alarak bu çalışmaları yürütüyoruz.‘‘

Dr. Özcan, çalıştaylarına Saraybosna‘nın ardından Arnavutluk, Belgrad ve Sofya ile devam edeceklerini belirterek, ‘‘Bölgede bir iş birliği platformu oluşturmak, yerel partnerlerimizin desteğini sağlamak istiyoruz. Bunun sonucunda bu tür çalıştayların sonucunu İstanbul‘da büyük bir toplantıyla daha geniş bir kapsamda ele almayı amaçlıyoruz‘‘ dedi.

-‘‘Büyükelçiler Konferansı‘nın Edirne‘de yapılması bir mesajdı‘‘-

Balkanlar‘a yönelik bu tür çalışmaları sürdüreceklerini vurgulayan Özcan, 100 yıl önce yaşanan Balkan savaşlarının Türkiye‘yi ve bölgedekileri çok etkilediğini, bu nedenle bu savaşların muhasebesinin yapılması gerektiğini kaydetti.

Dr. Özcan, bölgedeki diğer ülkelerin, akademisyenlerin, sivil toplum kuruluşlarının bu inisiyatife büyük ilgi gösterdiğine de işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı:

‘‘Bu tek taraflı bir şey değil, tam tersine onların da iş birliği ile gerçekleştirilen, çok taraflı bir platform olacak. Bu seneki Büyükelçiler Konferansı Edirne‘de yapıldı, aslında o bile Türkiye‘nin vermek istediği bir mesajdı. Sırbistan Dışişleri Bakanı ve Romanya Dışişleri Bakanı da konferansa geldi ve konuştu. Bu noktada, bu sadece Türkiye‘nin bir inisiyatifi olarak gözükmüyor. Türkiye‘nin öncülük ettiği, ama bölge ülkelerinin de paylaştığı bir ortak vizyon olarak değerlendirilmelidir.‘‘

-ATAM Başkanı Prof. Dr. Cezmi Eraslan-

Çalıştaya katılan Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Cezmi Eraslan da dört asır Balkanlar‘da barış içinde yaşayan bölge halkının 1900‘lü yıllarda Osmanlı‘nın zayıflaması ve dış müdahalelerle birlikte birbirlerine düşman gözüyle bakmaya başladığı bir ortamın ortaya çıktığını belirtti.

Rusya‘nın garantörlüğünde Balkan devletlerinin 1912 yılında Osmanlı‘ya saldırmasıyla Balkan Savaşı‘nın çıktığını anımsatan Prof. Dr. Eraslan, şöyle konuştu:

‘‘Balkan savaşlarından sonra bu bölgede yaşananlara baktığımız zaman ortaya çıkan bu sıkıntıların, problemlerin, düşmanlıkların belli ölçüde bütün toplumlukları, bölgeyi etkilediğini ve bir adım ileri giderseniz, tüm dünyayı etkileyen bir manzara ortaya koyduğunu bize gösteriyor. Burada daimi çatışma, problem, çekişme, bu coğrafyada yaşayan hiç kimsenin lehine değildir. Bu coğrafyada huzur içinde yaşamak istiyorsanız mutlaka bir arada barış içinde yaşamayı öğrenmek gerekli. Bu açıdan baktığımızda, Osmanlı deneyimi 19. asra kadar devam eden kısmıyla son derece başarılı bir örnektir.‘‘

Türkiye‘nin bu deneyimden ve Atatürk‘ün ‘‘Yurtta sulh, cihanda sulh‘‘ sözünden hareketle gerek ekonomik, gerek siyasi, gerek sosyal manada bu dış politikayı uygulamaya koyduğuna işaret eden Prof. Dr. Eraslan, ‘‘Yüzyılın başında savaş meydanında birbirlerine karşı savaşan liderler, 1920‘lerden sonra, Türkiye‘nin inisiyatifi ile barış masası etrafında bir araya geldi. Ve Balkan Paktı gerçekleştirildi‘‘ dedi.

-‘‘Yurtta barış, dünyada barışın günümüze uyarlanması sıfır sorun politikası‘‘

İkinci Dünya Savaşı sonrası ve 1990‘larda yaşanan acı deneyimlerin bölge barışını elzem kıldığını vurgulayan Prof. Dr. Eraslan, sözlerine şöyle devam etti:

‘‘Dışişleri Bakanımızın ‘sıfır sorun politikası‘ ya da ‘minimum problem, maksimum işbirliği‘ politikası, ‘Yurtta barış, dünyada barış‘ politikasının günümüze uyarlanması olarak değerlendirilebilir. Tarihi geçmişi, devlet tecrübesi itibarıyla da bu politikanın önderliği de tabii ki tek başına değil, bölgedeki tüm devletlerin katılımıyla gerçekleştirilecek bir süreç. Bu süreç siyasi ve ekonomik iş birliklerinin altyapısını oluşturacak bir gelişme sağlayacaktır.‘‘

-Doç. Dr. Birgül Demirtaş-

TOBB Bilim ve Teknoloji Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Birgül Demirtaş da 1990‘lı yıllarda Balkan ülkelerinde yaşanan savaşın dünyanın gündeminde olduğunu, ancak bu savaşların sona ermesiyle de dünya gündeminin başka yönlere kaydığını söyledi.

Balkanlar‘da hala çok önemli gelişmeler yaşandığına işaret eden Doç. Dr. Demirtaş, şunları kaydetti:

‘‘Bölgede çatışmalar olmasa bile, 1990‘ların temel problemlerinin bir kısmı aslında hala devam ediyor. Bosna-Hersek‘in içinde hala birtakım problemler var. Sırbistan‘la Kosova‘nın problemler yaşadığını biliyoruz. Makedonya içinde zaman zaman problemler yaşanabiliyor. Balkanlar‘da hala kalıcı barışa ulaşılabilmiş değil. Hala sınırların tartışıldığı bir bölgeden bahsediyoruz. Etnik milliyetçilik çok belirgin, bazı ülkelerin yapılarına da yansımış durumda.

Türkiye bu bölgenin bir parçası ve buradaki en ufak bir huzursuzluk, gerginlik, Türkiye‘yi de pek çok açıdan doğrudan ilgilendirmektedir. Türkiye‘nin 2009‘da başlattığı Balkan inisiyatifi çok önemli. Oluşturduğu ‘Türkiye-Bosna-Hersek-Sırbistan‘; ‘Türkiye-Bosna-Hersek-Hırvatistan‘ üçlü mekanizmaları çok önemli. Bu iş birliği mekanizmalarından önemli sonuçlar elde edildiğini görüyoruz. Türkiye bu bölgede karıcı barışın sağlanması için inisiyatif alıyor. ABD, AB, onlar da birtakım çözüm çabalarında bulunuyor, ama baktığımızda Türkiye‘nin son dönemdeki çabalarının ardından barış adına birtakım somut sonuçlar görebiliyoruz.‘

Muhabir: Haber Merkezi