İkiz kule saldırısı bahanesiyle önce Afganistan'ı sonra Irak'ı işgal eden emparyalist ABD ve müttefikleri, 'kimyasal silah bulunduğu' yalanıyla 2003'ten bu yana kan, gözyaşı, vahşet ve katliamdan başka bir şey getirmediği Irak'ı 9 yıllık sürenin ardından resmen terk ediyor. Ancak arkada 'Bad el harab ül basra' sözünü haklı çıkaran bir tablo bırakarak. 8 asır önce Moğol Hükümdarı Hülagü Han'ın yakıp yıktığı Bağdat ve tüm Irak kentleri şu anda, Haçlı Seferi başlattığını açıkça ilan eden ABD eski Başkanı W. Bush'un evangelist projeleri uygulama çabası nedeniyle tamamen harap bir halde.
Moğol istilasından sonra Irak toprakları, tarihinin ikinci büyük enkazıyla karşı karşıya kaldı. Bağdat'taki Amerikan bayrağının törenle indirilmesinin ardından resmen sona eren işgalin ardından geride; fiilen üçe bölünen, altyapısı yok edilen, tarihi eserleri ve kaynakları ortadan kaldırılan, petrolü ve doğalgazı yağmalanmış bir Irak kaldı.
Yalan ve vahşet
Silah tüccarları ve etrafında güçlü bir Irak istemeyen Siyonizm'in de etkisiyle Bush'un komutasındaki Haçlı güçlerinin ikinci hedefi olan, Filistin'deki intifadanın destekçisi Saddam Hüseyin yönetimindeki Irak, El Kaide ile işbirliği içinde olma ve kimyasal silahlar bulundurma gerekçesiyle 19 Mart 2003'te işgal edildi. Ancak 2001'deki İkiz kule saldırısından sonra geçen on yılda hem Afganistan'tanda hem de Irak'ta vahşet, katliam, kan ve gözyaşından başka bir şey yaşanmadı. Irak'ta işgale gerekçe gösterilen kimyasal silahlar tamamen uydurma ve yalan çıktı.
Saddam rejiminden kaçan ve kitle imha silahları üretildiğine ilişkin tek şahit olan Rafid Ahmet Elvan El Cenebi, vicdan azabı duyarak, "Saddam rejimini devirmek için elime şans geçmişti, yalan söyledim" dedi ve ırkçı emperyalizmin nasıl bir proje uyguladığını açıkça ortaya koydu.
Dönemin en etkili yöneticilerinden ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell da, "Daha sonradan anladık ki verilen bilgiler hatalıydı, üzerinde oynanmış ve gerçek olmayan bilgilere dayanıyordu. Ben hiçbir şey uydurmadım ama yine de derin bir pişmanlık duyuyorum" diye söyleyerek, dünyanın nasıl kandırıldığını itiraf etti.
Ağır bilânço
Irak halkını Saddam Hüseyin'in zulmünden kurtarıp ülkeye demokrasi, insan hakları ve özgürlük getireceği vaadinde bulunan ABD ve müttefikleri, 9 yıl sonra insanlık onurunu ayaklar altına alan ağır bir bilânço ile Irak'tan çekiliyor. Geçen sürede, tarihte görülmemiş zulüm ve vahşet görüntüleri yaşandı. Ebu Gureyp'teki işkence ve insanlık dışı uygulamalar, bütün dünyanın kanını dondurdu. İçerisinde çoğunlukla kadın ve çocukların bulunduğu 2 milyonu aşkın masum sivil, ABD ve koalisyon güçlerinin silahlarından çıkan mermi ve şarapnel parçalarıyla hayatını kaybetti.
Sonuçta 2 milyon kadın dul, 4 milyon çocuk yetim kaldı. Ülke fiilen üçe bölündü. Demokrasi ve insan hakları vaat edilen ülkede, bugün hala günde ortalama 100'ü aşkın insan iç kargaşa ve kardeş kavgasından dolayı hayatını kaybetmeye devam ediyor. İşgalin ardından yaşanan çatışmalar nedeniyle, son derece hassas olan etnik, dini ve mezhepler arası tüm dengeler bozuldu. Önümüzdeki süreçte, atılan fitne tohumları ve dışarıdan gerçekleştirilecek provokatif müdahalelerle daha büyük çapta çatışmaların olmasından endişe ediliyor.
4.7 bin abd askeri öldü
Irak işgalinde, koalisyon güçlerinin başındaki ABD en büyük kaybı veren ülke oldu. İşgalin Amerikan hazinesine maliyeti resmi açıklamalara göre 800 milyar dolar, diğer kaynaklara göre ise 3 trilyon dolar. 9 yıl içinde ABD ordusundan 4 bin 747, İngiltere'den 179 ve diğer ülkelerden 139 asker öldürüldü. Yaralan ABD'li asker sayısı ise, 30 bin 852 oldu. İşgal sonrası oluşturulan ABD yanlısı Irak yönetiminin asker ve polislerinden ise 11 bin 57 güvenlik mensubu öldü. ABD işgaline karşı askeri direniş gösteren Iraklılardan ise, 35 bin civarında direnişçi ülkesini savunurken hayatını kaybetti. ABD işgaline karşı çıktığı için tutuklananların sayısı ise, 18 bin 900.
Su ve elektrik yok
İşgalin başlamasıyla can güvenliği derdine düşen 2 milyon Iraklı, evini yurdunu bırakıp başka ülkelere sığındı. Aradan geçen 9 yıla rağmen mülteci konumunda ve zor hayat şartlarında yaşayan Iraklılar, vatanlarına dönecekleri günü özlemle bekliyor. Yine bu dönemde, 16 bin sivil ortadan kayboldu. 34 bin doktor ülkeden kaçtı. 2 bin doktor öldürüldü. Irak nüfusu, işsiz hale getirildi. Bugün nüfusun yüzde 70'i işsiz. 4 milyonu aşkın insan, açlık sınırının altında bulunuyor. Ağır bombardımanlar nedeniyle, ülkenin yarısından fazlasına temiz içmesuyu ve elektrik verilemiyor. Altyapı, tamamen çökmüş vaziyette. Neticede, bugün Iraklıların yaralarını sarmak ve ülkeyi yeniden ayağa kaldırmak için uzun bir zamana ihtiyacı var.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Ebubekir Gülüm / Dünya
Etiketler:



