28 Şubat‘ta aldıkları brifingler doğrultusunda ‘cunta‘ ile işbirliği yaparak attıkları manşetlerle topluma ‘balans ayarı‘ vermeye kalkışan medyanın ayarı fena kaçtı. Ekranlardan taşan kavga ve itiraflar nihayet süreci bütün çirkinlik ve pislikleriyle orta yere serdi.
EKRANLARDAN TAŞAN İÇ SAVAŞ
Dönemin DYP‘li Turizm Bakanı Bahattin Yücel‘in dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök‘ün şantajıyla istifaya zorlandığını anlatan Can Ataklı, fitili ateşleyen isim oldu. Aydın Doğan‘ın ‘şerefsizlik‘ olarak addettiği olayın ardından, Özkök yazdığı makaleyle kellesini vermeye hazır olduğunu ima etti. Özkök‘ün programın sunucusu Ahmet Hakan‘a da ağır hakaretlerde bulunduğu iddia ediliyor. İtiraflar Yücel‘in yaptığı yeni açıklamalarla sürerken, yeni bir iddia da Akşam yazarı Nagehan Alıç‘dan geldi.
AYDIN DOĞAN‘DAN ÇÖLAŞAN‘A SUS PAYI
28 Şubat‘ın sis perdesi aralanırken, kapalı kapılar ardındaki gerçekler bir bir gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Medyada yer alan iddialara bir yenisi daha eklendi. Akşam gazetesi köşe yazarı Nagehan Alçı, uzunca bir süre Hürriyet gazetesinde köşe yazarı olarak çalışan Emin Çölaşan‘ın Doğan grubunda yazarken muhtelif zamanlarda, şantaj ve tehditle Aydın Doğan‘dan 1.5 milyon dolara yakın para aldığını iddia etti. Alçı, gerekirse bu ödemelerin makbuzlarını yayınlayacağını da söyledi.
Gazeteci Can Ataklı‘nın iddialarıyla yaşanan medya depreminde gözlerin çevrildiği isim olan eski Turizm Bakanı Bahattin Yücel, Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök‘e yönelik önemli suçlamalarda bulundu.
Habertürk‘e konuşan Yücel, Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök‘ün medya gücüyle Refahyol hükümetini yıpratıp yıkmaya çalıştığını kaydederek, "Bu iki isim masum değil." dedi.
"28 Şubat‘ta medya siyasetin yerini doldurur oldu" ifadelerini kullanan Yücel, şunları söyledi: "Can Ataklı bana ‘Senin hakkında dosya var, istifa etmezsen haber yapacaklar‘ deyince, Ertuğrul Özkök‘ü aradım, Can Ataklı‘nın iddialarından bahsettim. Anlamadı. ‘Bu şartlar altında olsa yayınlarız da çünkü zaten sizin hükümeti biz şey yapmaya çalışıyoruz. Yıpratmaya, yıkmaya çalışıyoruz.‘ Yıkmaya çalıştıkları çok açıktı, herkes bunu biliyordu. Dosya konusunda masum... Hükümetin yıkılması konusunda hayır... Aydın Doğan da Ertuğrul Özkök de masum değil. O sırada İstanbul sermayesinin bir grubu ve Aydın Doğan özellikle o hükümetin kurulmasına ne sıcak baktı ne de hükümetin devam etmesinden çok mutlu oldu. Siyaset kurumu kendi arasındaki iletişimi bile medya aracılığıyla yapıyordu."
SABAH GRUBU DA MASUM DEĞİL
Yücel şöyle devam etti: "Sabah grubuna gelince... Meral Akşener arayıp bana, Sabah ile hükümetin arasının bozuk olduğunu Çiller‘in sıkıntılar yaşadığını söylemişti zaten. Sabah grubu da masum değil. O dönemde Doğan medyasıyla birlikte hükümetin gitmesi için yayınlar yaptı. Bana yapılanı Başbakan Tansu Çiller‘e anlattım. Tansu Hanım, "Bekliyordum böyle şeyleri, hiç şaşırmadım" dedi. Zaten çok yapılıyordu böyle şeyler. O hükümetin gitmesi için elinden gelen her şey yapıldı. Bazı sermaye grupları, medya ve TSK‘nın üst düzey komutanları.
ÖZKÖK‘Ü ARADIM ‘ZATEN HÜKÜMETİ YIKMAYA ÇALIŞIYORUZ‘ DEDİ
Yücel, Aydın Doğan ve Ertuğrul Özkök‘ün medya gücüyle Refahyol hükümetini yıpratıp yıkmaya çalıştığını kaydederek, "Can Ataklı bana ‘Senin hakkında dosya var, istifa etmezsen haber yapacaklar‘ deyince, Ertuğrul Özkök‘ü aradım, Can Ataklı‘nın iddialarından bahsettim. Anlamadı. ‘Bu şartlar altında olsa yayınlarız da, çünkü zaten sizin hükümeti biz şey yapmaya çalışıyoruz. Yıpratmaya, yıkmaya çalışıyoruz.‘ Yıkmaya çalıştıkları çok açıktı, herkes bunu biliyordu." ifadelerini kullandı.





