Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi‘nden Adana‘ya gelerek çadırlarda hayat mücadelesi veren tarım işçisi ailelerin çocukları, eğitimlerine mecburi olarak ara veriyorlar.
Okula gitmek isteyen ancak ayakkabıları dahi olmayan çocuklar, maddi imkansızlıklar yüzünden okula gönderilmiyorlar. Adana, uzun yıllardır geniş ve zengin tarım arazileri sebebiyle Doğu ve Güneydoğu Anadolu‘da işsiz olan ailelerin geçim kapısı oluyor. Aileler, "taşı toprağı altın" diyerek çocuklarıyla birlikte bir döşek, bir yorgan alıp Çukurova‘nın yollarını tutuyor. Ancak Çukurova‘nın bereketli toprakları artık göç eden ailelerin karnını doyurmaya yetmiyor. Her yıl görülen aşırı göç sebebiyle iş bulmak güçleşti. En fazla mağdur olanlar ise göç eden ailelerin çocukları. Okul çağındaki çocuklar, eğitimlerine ara verilerek getirildikleri Adana‘da maddi imkansızlık yüzünden okula gönderilmiyorlar. Merkez Yüreğir ilçesinde de Şanlıurfa‘dan gelerek çadırda yaşayan ailelerin çocukları, diğer tarım işçilerinin çocukları gibi okula gidemiyorlar. Bir umutla Adana‘ya gelen ailelerin çocukları, giyecek ne ayakkabı ne montları olduğu için yağmur, çamur ve soğukta yalın ayakla geziyorlar.
Şanlıurfa‘da okula giden çocuklarını burada da okula götürmek için mücadele eden aileler, gittikleri okullardan hep geri dönmek zorunda kaldı. Tarım işinde kazandıkları para ile ancak karınlarını doyuran ailelerin okul kıyafeti, defter, çanta, kalem ve silgi alacak maddi gücü yok. Bu sebeple, çadırda yaşayan, evde küçük kardeşlerine bakan, çamaşır yıkayan 25 çocuk artık okula gidemiyor. Çoğunluğunu kızların oluşturduğu bu çocukların okula gidememesinin tek sebebi ise fakirlik. Çocuklar cahil kalmak istemiyor, okuyup öğretmen, hemşire, polis olmak istiyorlar. 9 çocuk annesi Hatice Gümüş, okul çağına gelen 4 çocuğunun okula gidemediğini belirterek, "Bir çadırda kocamla birlikte 11 kişi yaşıyoruz. Biz Adana‘ya para kazanmaya geldik. Ancak yağmur çok yağdığı için fazla çalışamıyoruz." dedi.





