Şüphesiz ki; Türkiye'nin Balkanlarda artan nüfuzu, bazı Avrupa Birliği ülkelerini tedirgin etmeye başladı. Bazı Avrupalı yetkililer, bu yöndeki endişelerini yüksek sesle dile getiriyor. İtalya Dışişleri Bakanı Franco Frattini de bunlardan biri...
Zira İtalyan bakan Frattini 29 Nisan'da Sırbistan'ı ziyaretinde, Türkiye'nin Balkanlarda son derece aktif bir politika izlemeye başladığını ve Avrupa Birliği'ne rakip haline geldiğini söylemekten kaçınmamıştı. Frattini, başkent Belgrad'da düzenlediği basın toplantısında, "Balkan ülkeleri Avrupa Birliği'yle bütünleştirilemezse, başka eksenlere kayabilir. Türkiye'nin bu bölgedeki mevcudiyeti ve faaliyetleri gözden uzak tutulmamalıdır" diyordu. Saraybosna'da 2 Haziran'da düzenlenecek olan Avrupa Birliği-Balkanlar Konferansı'nın iyi değerlendirilmesi gerektiğini kaydeden Frattini, "Avrupa Birliği; Balkanların batısındaki ülkeleri kendine çekmelidir, eğer bu yapılmazsa başka güç merkezleri devreye girecektir" ifadesini kullanıyordu...
Biz de bu yöndeki gelişmeleri, yani; Türkiye'nin ve Avrupa Birliği'nin Balkan politikalarını, Ankara'nın diplomatik girişimine AB'nin bakışını ve bölgede istikrarın çözüm yollarını Türkiye'nin Belgrad Büyükelçisi Süha Umar ile konuştuk.
Türk Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi'nin (TASAM) öncülüğünde Tekirdağ Valiliği, Tekirdağ Belediyesi ve Namık Kemal Üniversitesi'nin işbirliği düzenlenen "3. Uluslararası Balkan Kongresi'nin katılımcıları arasında yer alan Büyükelçi Süha Umar, tıpkı kongrede olduğu gibi gazetemize de önemli açıklamalarda bulundu.
Belgrad Büyükelçimiz Süha Umar, Türkiye'nin Sırbistan ile ilişkilerinin geliştirmesinin önemine dikkat çekerek "Sırbistan'ı göz ardı edemeyiz. Eğer Türkiye Balkanlarda herhangi bir biçimde kendi çıkarını veya kendisiyle yakın bağlantılı olduğunu düşündüğü ülkelerin çıkarını koruyacaksa, bunun ilk koşulu Sırbistan'la ilişkilerini sıkı tutmaktır. Çünkü Sırbistan, Batı Balkanlardaki kilit ülkedir" dedi.
Ankara'nın Balkan politikasından Avrupa'nın rahatsız olduğunu belirten Umar, "Avrupa, Balkanlarda kendi çıkarlarını düşündü hep. Nüfuzu ve çıkarları için onlarca yıl Sırbistan'ı Türkiye'ye karşı kışkırttı... Şimdi Sırplar ve Türkler yan yana. Böylece diğer ülkelerin elini bağlamış oldular. Kimi kime karşı oynayacaklar? Ellerinden koz gitti" şeklinde önemli bir tespitte bulundu. Türkiye'nin Belgrad Büyükelçisi Süha Umar'ın çarpıcı görüşlerinin bulunduğu söyleşiyi sunuyoruz:
Avrupa, Türkiye'nin Balkan politikalarından rahatsız
Türkiye, Balkanlar'da son dönemlerde çok etkin rol oynuyor. Örneğin geçtiğimiz ay Bosna Hersek Cumhurbaşkanı ile Sırbistan Cumhurbaşkanı'nı Türkiye bir araya getirdi. Ülkemizin Balkanlara bu ilgisinin kaynağı nedir?
Yakın tarihe bakıldığında, Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanları kaybettiğinde yıkıldığı görülür. Artık Osmanlı yok ama günümüzde Türkiye'nin Avrupa ile olan ekonomik, tarihi, siyasi, kültürel ve sosyal ilişkileri Balkanlarla ilişkilidir. Balkanlarda bizim çok ciddi ekonomik ve siyasi çıkarlarımız var. Her şeyden önce orada Türkler olmasa da, bizimle çok yakından bağlantılı halklar yaşıyor. Tabii pek çok başka neden de var. Onun için Balkanlar bizim için geçmişte ne kadar önemliyse bugün de aynı öneme sahip. Bizim ilgimiz bundan kaynaklanıyor.
Sırbistan isterse tüm ülkeleri barıştırır
Geçmişte de aynı biçimde Türkiye bölgeyle yakından ilgileniyor muydu?
Türkiye'nin bu ilgisi bugüne ait değil. Bugüne ait diyenleri biraz da şaşkınlıkla karşılıyorum. Bugün Türkiye'nin Balkanlarda yaptığı, geçmişteki örneklere benziyor. Atatürk, Balkan Paktı'nı yaparken bugünkünden farklı düşünmüyordu ki. O zaman Atatürk ne gördüyse, Türkiye Cumhuriyeti tarihi boyunca da aynı şeyi görmüştür. Bu son beş-on yılın olayı değil. Yugoslavya döneminde bağlantısızdı, biz NATO üyesiydik. Çeşitli nedenlerden dolayı zaman zaman ilişkiler soğuyordu ama krallık döneminde bizim Yugoslavya ile ilişkimiz çok yakındı. Montrö Sözleşmesi'nde en büyük dayanaklarımızdan biri Yugoslavya idi. Bütün bunları unutmamak lazım. Zamana göre bazen ikinci planda kalan bazen de ön plana çıkan bir durum. Bosna'daki durum ortada. Sırbistan'ı göz ardı edemeyiz. Eğer Türkiye Balkanlarda herhangi bir biçimde kendi çıkarını veya kendisiyle yakın bağlantılı olduğunu düşündüğü ülkelerin çıkarını koruyacaksa, bunun ilk koşulu Sırbistan'la ilişkilerini sıkı tutmaktır. Çünkü Sırbistan, Batı Balkanlardaki kilit ülkedir. En önemli nedeni bütün eski Yugoslavya ülkelerinde çok ciddi Sırp azınlıkları vardır. Sırbistan isterse tüm ülkeleri destabilize eder isterse barıştırır. Bu gerçekler ortadayken biz Balkanlarda Sırbistan'ı yok sayarak bir yere varamazdık. 2008 yılının sonunda Türkiye Sırbistan'a yönelik politikasını temelden değiştirdi ve bu değişiklik bizi bugünlere getirdi.
Sırbistan ile bozulan ilişkilerimiz düzeldi mi?
Kosova'nın tanınmasıyla kötüye giden ilişkiler altı ay içerisinde düzeldi ama ileriye götürülmesi bir yıl aldı. Bugün Türkiye ile Sırbistan, tarihlerinin en üst düzey ilişkisini yaşıyor. Bunun tabii ki bize çok önemli getirileri var. Altı ay önce Bosna-Hersek'teki durum Türkiye'yi son derece rahatsız ediyordu. NATO, Bosna'yı üyelik eylem planı vermemiş ve AB vize serbestîsinin dışında bırakmıştı ve yapılacak hiçbir şey kalmamıştı. Bosna konusu hızla kötüye gidiyordu ama şimdi öyle değil. Bosna, Sırbistan ve Türkiye'nin üçlü süreci sayesinde birbiriyle konuşmayan iki ülke cumhurbaşkanı burada iki saat baş başa konuştular. Bunu kimse bilmiyor. Mayıs ayında Belgrad'da yeniden buluşacaklar. Bosna'nın Sırbistan'da üç yıldır büyükelçisi yoktu, şimdi var. Bu bizim için büyük bir avantaj. Sırbistan, bize Balkanlardaki beklentilerimizi gerçekleştirecek bir aracı sağladı. Tabii Sırbistan'ın da bundan büyük çıkarı var. Sırbistan Türkiye'yi gerek AB, gerek başka ülkelere karşı büyük bir denge unsuru olarak görüyor. Çıkarlarımız birleşti yani. Bu gerçekleri görmeseydik bugün bu sağlıklı duruma gelemezdik.
AB hatalarını sürdürürse, Balkanlar'a barış gelmez
Balkanlarda kalıcı bir barışın ve istikrarın sağlanabileceğine inanıyor musunuz?
Akıllı davranılması durumunda bu mümkün... Biz akıllı davranıyoruz ama asıl AB'nin tavrı önemli. AB eğer bugüne kadar yaptığı hataları sürdürürse, Balkanlarda ne sınırlar kesinleşir ne barış gerçekleşir.
AB'nin bu anlamda Boşnak ve Arnavutları vize kapsamında tutup da diğerlerini vize kapsamının dışında tutması konusunda neler söyleyeceksiniz?
Bu AB'nin yaptığı ilk hata değil ki. Bilmiyor ve anlamıyorlar. Sırp dışişleri bakanının Avrupalıları bir sözü var: "Siz bizi anlamıyorsunuz! Onun için bir sürü yanlış yapıyorsunuz. Biz sizi anlıyoruz; sizin bizi anlayabilmeniz için beş yüz yıl bizimle yaşamanız gerekiyor." Bölgeyi tanımıyorlar, hiçbir ülkeyi tanımıyorlar, hiçbir şeyi kabul etmiyorlar. Her ülkenin, her milletin kendine göre koşulları var. AB, kafasına göre bazı şartlar koyup mutlaka uyulması beklentisine giriyor. Benim dediğim dedik diye tutuyor AB.
Peki AB'nin geleceğini nasıl görüyorsunuz?
Akıllarını başlarına toplamadıktan sonra hangi ülkenin hangi ülkeye yararı olur. Anlatmaya çalışıyoruz anlamıyorlar. Yirmi yedi ülkeyi tek tek yakalayıp hırpalayacak değilsiniz ya. Bir gün anlayacaklar. Umarım o güne kadar çok büyük yanlışlar yapmazlar. Ama yanlış üstüne yanlış yapıyorlar. Yirmi yedi ülke artı ABD, bir Butmir sürecini yürütemediler, fiyaskoyla sonuçlandı. Biz ise en olmayacak şeyi yaptık. Sırbistan ile Bosna-Hersek'i bir araya getirdik. Sonra niyeyse bize kızıyorlar. Bir bakın bu Türkler ne yapıyor. Biz istikrar istiyoruz, adamlar tüm Batı Balkanlarda politikalarını azınlıklar üzerine kurmaya çalışıyorlar. Niye? AB gibi bir grup niye, mutlaka gerekmediği halde bile her Batı Balkan ülkesinin içerisinde azınlıkların bulunması politikasını benimsiyor. Demek ki bir beklentisi var ve ileride kullanacaklar. Bu iyi niyetten kaynaklanmıyor bence. Bu hiç iyi niyetli bir politika değil.
Kosova meselesi Batı için bir yüzkarasıdır
Türkiye'nin girişiminden Batı dünyası rahatsız mı yani?
Evet. En azından önde gelen devletleri rahatsız ediyor. Avrupa Balkanlarda kendi çıkarlarını düşündü hep. Nüfuzu ve çıkarları için onlarca yıl Sırbistan'ı Türkiye'ye karşı kışkırttı... Şimdi Sırplar ve Türkler yan yana. Böylece diğer ülkelerin elini bağlamış oldular. Kimi kime karşı oynayacaklar? Ellerinden koz gitti. Dayton da doğru dürüst bir barış hazırlamadı. Dayton'un daha iyisi yapılabilirdi ama istemediler. Ahtisari, siyasi bölümünün arkasındaki adamdır. Orada yaptığını görüyorsunuz, yüzüne gözüne bulaştırdı. Kosova'nın arkasında da Ahtisari var. Onu da yüzüne gözüne bulaştırdı. Kosova meselesi Batı için bir yüzkarasıdır. Başta ABD olmak üzere bütün çabalara rağmen dünyada sadece altmış üç ülke tanımış. AB'nin bile beş ülkesi hâlâ tanımadı. Bu kabul edilebilir bir şey mi? Bu ciddi bir başarısızlıktır. Sırbistan açısından da çok büyük bir başarı. Bütün bunları soğukkanlı bir halde düşünmek lazım. Politika basit bir şey değil.



Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Hüseyin Altınalan / Türkiye
Etiketler:



