Yüksek Askeri Şûra‘daki tıkanmanın, uzun yılların biriktirdiği bir mirasla hesaplaşma anlamına geldiğini ve bu mirasın; "bu ülkenin sivil siyasetçiler, seçilmiş siyasetçiler tarafından yönetilemeyeceği, onların askerin, yargının vesayeti altında tutulması gerektiği" anlayışı üzerine kurulu bir miras olduğunu artık büyük bir çoğunluğun farkettiğini gözlemliyorum.

Yüksek Askeri Şûra‘da yaşanmakta olan hesaplaşmayı belki ilerleyen dönemlerde daha net bir şekilde değerlendirebileceğiz... Askerler, bağlı bulundukları bir ‘siyasi irade‘nin var olduğu gerçeğiyle, daha önce hiç karşılaşmadıkları kadar net bir karşılaşma yaşıyorlar. Razı olmak isteseler de istemeseler de, bir yolun sonu yaklaşıyor. Ordu içindeki toplumdan kopuk, toplumun tercihlerinden korkan ruh halinin silinip daha sağlıklı bir psikolojik ortamın orduya hakim olması halinde,ordunun "kendi asli görev sınırlarını" kavrama ve 21.yüzyıl koşullarına adapte olma süreci hız kazanacak. Ordunun kendi görev sınırlarına çekilmesi, sadece toplumun değil ordunun da normalleşmesinin ve çağdaşlaşmasının temel koşulu.    (ORAL ÇALIŞLAR / RADİKAL)

Muhabir: Haber Merkezi