Alman Sosyal Demokrat Parti Genel Başkanı Sigmar Gabriel, Almanya‘da aşırı sağcıların yıllarca hafife alındığını belirterek, bu durumun değişmesi gerektiğini söyledi. Gabriel AA muhabirine yaptığı açıklamada, Almanya‘da bu yıl kendisini en fazla sarsan olayın ırkçı cinayetler serisinin olduğunu vurgulayarak, ‘‘Hangi makamların ne zaman ve neden hata yaptığı tümüyle aydınlatılmalı‘‘ dedi.
Kamuoyunun da bu konuda aydınlatılması gerektiğine işaret eden deneyimli politikacı, ‘‘Politikacıların da bir açıklama borçlu olduğunu düşünüyorum. Ben Köln‘deki Keupstrasse sokağında oturan insanlardan özür diledim. Her şeyden önce de burada gerçekleştirilen bombalı eylemden sonra yaralananların yakınlarından, aylarca, yasa dışı işler yaptıkları gerekçesiyle şüphelenildiği için. Bu, çok kötü bir aşağılanma dönemi olmuş olmalı. Bu cinayet serisinden bağımsız olarak NPD (aşırı sağcı Almanya‘nın Milliyetçi Demokratik Partisi) kapatılmalı. Bir partinin, insanı hiçe sayan propaganda yapmasına ve vergi gelirleriyle finanse edilmesine katlanmak zor‘‘ diye konuştu.
SPD Genel Başkanı, aşırı sağcı parti NPD‘nin yasaklanmasının yeterli olmayacağını da vurgulayarak, ‘‘NPD‘nin yasaklanması şart ve en kısa süre içinde gerçekleşmeli. Ama bununla aşırı sağa karşı mücadele kazanılmış olmaz. Bu konuda siyasi tartışmalar yapmalı, ön yargılara karşı mücadele etmeli ve azınlıkların korunmasını daha kararlı bir şekilde sürdürmeliyiz. Aşırı sağın güçlü bir şekilde ortaya çıktığı köylerde ve kırsal kesimde, aşırı sağcı düşüncelerin kafalara yerleşmemesi için bu tür yapıları önlememiz lazım. NPD, gençlik kulübü, kilise cemaati ve gençlik dernekleri olmayan bazı köylerde tatil kampları ve eğlencelerle etkili olmaya çalışıyor‘‘ ifadesini kullandı.
Gabriel AA muhabirinin, ‘‘Bir röportajınızda ‘Bir grup İslamcı Almanya‘da ardında böyle bir kan izi bıraksa ve kurbanlar Türkler ya da Yunanlılar değil de Almanlar olsa acaba Almanya‘da neler olurdu‘ dediniz. Bununla ne demek istediniz?‘‘ sorusuna, ‘‘Bu aşırı sağcı şiddet olayları ortaya çıktığında çok büyük bir tepkinin olmaması dikkat çekici. Belirli devlet organları, ayrıca toplumumuzun ve medyanın büyük bir kesimi de belirli korku imajlarına sahip ve bu nedenle tehlikenin başka yönden geldiğini görmüyor. Almanya‘da aşırı sağı yıllarca hafife aldık. Bu durum değişmeli‘‘ yanıtını verdi.
SPD‘nin Bilkay Öney, Dilek Kolat ve Aydan Özoğuz ile üç Türk kökenliyi üst görevlere getirdiğini ifade eden Sigmar Gabriel, göçmen kökenli insanların tecrübe, bilgi ve yeteneklerinden vazgeçemeyeceklerini belirterek, ‘‘Aksi takdirde önemli bir eksiğimiz olur. Bu nedenle SPD‘nin, çoktan ulaştığımız bir gerçek için yapılarını gittikçe daha fazla açmasına seviniyorum. Çok daha fazla göçmen kökenliyi bakanlık görevlerinde ve SPD‘nin yönetici kademelerinde görmek isterim‘‘ diye konuştu.
SPD Genel Başkanı Sigmar Gabriel, Türk-Alman ilişkilerinde 2011 yılının özel bir öneme sahip olduğunu da vurgulayarak, şunları söyledi: ‘‘50. yıl, teşekkür etmeyi vurgulamak için iyi bir fırsattı. Sıkça ağır işlerde çalışmak zorunda kalan ve çoğu Türkiye‘den gelen göçmenler Federal Almanya Cumhuriyeti‘nin yeniden kalkınmasına büyük katkıda bulundu. Göçmenler olmadan ekonomi mucizesi gerçek olmazdı. Almanya‘da birlikte yaşam konusunda birçok başarılı örnek var. Ancak toplumumuzun daha açık hale gelmesi ve nereden gelirse gelsin insanların daha fazla fırsatlara sahip olabilmesi için de sıkı bir şekilde çalışmaya devam etmemiz lazım. Göçmen kökenli insanların avukat ve taksici, sanatçı ve polis, öğretmen ve zanaatkar ve politikacı da olmasını istiyorum. Bunun için daha birçok şeyin olması lazım. Ancak politikada da çoğu zaman olduğu gibi, en önemli şey karşılıklı görüşmelerdir. Özellikle bu yıl Türkiye‘den gelen insanlarla çok ilginç buluşmalar yaşadım.‘‘


