Dünyanın dört bir yanında köklerine sık sıkıya bağlı bulunduğu ortamı zenginleştiren eğitimli, kültürlü insanları olan bir ülke Türkiye. Almanya‘nın Dortmund kentinde 4 bin üniversite öğrencisi buluşuyor ve "yinelemeyen yenileyemez" diyor.
Seyahatler her insanın içinde farklı duygular farklı heyecanlar oluşturur. Çünkü seyahat demek yeni şeyler görmek, keşfetmek ve öğrenmek anlamına geliyor. Bana da Almanya ve Hollanda için seyahat teklifi geldiğinde benzer heyecanları yaşadım.
Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş beraberinde Genel Başkan Yardımcısı Akif Gürdoğan ve Genel Sekreter Turhan Alçelik ve Hüseyin Demir ile birlikte Almanya ve Hollanda‘da İslam Toplumu Avrupa Milli Görüş teşkilatı tarafından düzenlenen programlara katılmak üzere yola çıktık. Uçağımız Almanya‘nın Köln kentine indiğinde, beklediğimizden daha sıcak bir bahar havası karşıladı bizleri. Kendimizi biraz soğuk havaya göre ayarlamış olsak bile kısa sürede, ortam uyduk.
Köln‘ün merkezinde bulunan Otel‘e yerleştikten kısa süre sonra Kerben‘e doğru yola çıktık. Kerben‘de IGMG Genel Merkezi‘nde Yavuz Çelik Karahan ve çalışma arkadaşları bizleri karşıladı. Orada yediğimiz güzel bir yemek sonrasında, ben ekipten kısa süre ayrılıp kendimi Kerben sokaklarına attım. Kerben sokaklarında attığımız kısa bir kent turundan sonra zaten akşam olmak üzereydi. Almanya‘da ve sonrasında ziyaret ettiğimiz Hollanda‘da yollar oldukça tenha ve her şey çok sade bir şekilde düzenlenmiş. Hiçbir yerde karmaşaya rastlamıyorsunuz. Hayat düzenli ve sade.
İnsanlar havanın kararmasıyla birlikte sokakları terk ediyorlar. Tabi bu bizim alışık olduğumuz bir durum değil. Köln sokaklarında, akşam karanlığı ile birlikte neredeyse sadece biz kaldık. Yol arkadaşlarımız İlhan Bilgü, Tahir Özdamar ve Hüseyin Demir ile birlikte kendimize kahve içebileceğimiz bir yer bulduk. Akşam sohbetimiz uzun süre burada devam etti. Yıllardır Almanya‘da yaşayan İlhan Belgü ve Tahir Özdamar Avrupa‘da hayat şartlarının her geçen gün ağırlaştığına dikkat çektiler. Bunun yanında küresel ekonomik krizle birlikte işsizlik oranlarında önemli artışlar yaşandığını ve özellikle de firmaların adına "kısa çalışma" dedikleri sisteme geçtiklerini bunun da ciddi gelir kayıplarına neden olduğunu anlattılar. Anlaşılan o ki, eskilerin deyimiyle "Alamanya" artık eski Almanya değil. "Keup Strasse" burası Köln‘de Türkler‘in yoğunlukta olduğu ve genellikle döner ve kebap çeşitlerinin satıldığı bir cadde. Leziz Türk yemeklerini ve Antep baklavalarının en güzelini bu caddede bulmak mümkün. Köln sokaklarında yaptığımız gece turundan sonra kaldığımız otele döndük. Ertesi sabah uyandığımız da güneşli ve güzel havanın da etkisiyle Köln‘de kısa fakat zevkli bir yürüyüş yaptık. Ahmet Budak ve Tahir Özdamar mihmandarlığında Köln Meydanı‘na geldiğimizde şehrin en ünlü yapısı daha doğrusu simgesi olan Dom Kilisesi‘ni karşımızda bulduk.
Katolik bir şehir olan Köln‘ün ve Dom Kilisesinin Haçlı savaşlarında önemli rolü olmuş. Savaşın organizasyonunda merkezi bir rol üstlenmiş.
Avrupa‘da okuyan üniversiteli Türk öğrenciler için düzenlenen Üniversiteliler Günü 2009(Uniday 2009) programına katıldık. Programa Avrupa‘nın dört bir yanında ve hatta Kanada‘dan 3099‘u davetiyeli toplamda 4 bin civarında üniversite öğrenci katıldı. Önemli konuklar davet edilmişti. Türkiye‘den Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş ve Prof. Dr. İskender Pala ile İsviçre‘den Prof. Dr. Tarık Ramazan. Bütün konuşmacılar karşılarında üniversiteli öğrenciler olduğu için toplantıya ciddi hazırlıklarla gelmişlerdi. Verilen mesajlarda son derece anlamlıydı.
Üniversiteliler Başkanı Celal Tüter konuşmasında yinelemeyen yenileyemez derken, körü körüne bir tekrarı da reddettiklerini vurguladı. Tüter‘e göre, "Tekrarlamayan, geçmişe dönüp bakmayan kendini yenileyemez. Geçmişle kuracağımız sağlıklı bir ilişki, geleceğin bizim ellerimizde en güzel bir biçimde şekillenmesi anlamına gelecektir." Gündemdeki İslam tartışmalarının ve Müslümanların konumlarının tartışmaya açılmasının asıl sebebinin Müslümanların Avrupa‘da kalıcı oluşundan ziyade artık Avrupa‘nın bir parçası haline gelmiş olmaları gerçeği olduğuna vurgu yapan Tüter, bu konuda Müslümanlar olarak doğru adımlar attığına da işaret ederek, özellikle üniversiteli gençlerin kısır ve asılsız tartışmalar sebebiyle ümitsizliğe düşmemeleri gerektiğini söyledi: "Popülist politikaların, bazı köşe yazarlarının sıradan polemikleri sizi bıktırmasın. Biz, gündelik tartışmaların geçiciliğine değil, yapmış olduğumuz çalışmalardaki haklılığımıza ve hakikati temsil edişimizdeki derinliğe bakarız. Rahmetli Turgut Cansever hoca diyor ki, niyetler ne kadar halis olursa olsun bilgi yoksa maksad hasıl olmaz. Onun için bilgili donanımlı insanlarla hedefe varılır"
Avrupa‘yı zenginleştireceğiz
İlk konuşmacı Tarık Ramazan oldu. Avrupa‘daki entegrasyon sorunlarını çok iyi bilen Ramazan önemli konulara değindi. Öğrencilere Avrupalı Müslümanlar olarak davranmak zorunda olduklarını ifade eden Ramazan, "Kimler, sizin hakkınızda kim olduğunuzu söylerse söylesin bunun önemi yok. En önemlisi siz, kendiniz hakkında neler söylüyorsunuz?" Biz Avrupa‘ya entegre olacağız, ama biz, kendi kimliğimizle entegre olacağız. Sadece entegre olmakla kalmayacağız. Bu topluma katkıda da bulunacağız. Bunu, kendi Müslüman toplumumuzu da yenileceğiz, değiştireceğiz" derken uyarılarını sırladı.
"Müslümanlar olarak sözümüzde ve eylemlerimiz bir olmalı ve kendimizin ne olduğunu bu topluma ancak böyle gösterebiliriz" diyen Ramazan özellikle öğrencilerin Müslüman toplumun olduğu kadar Avrupa‘nın bugünü ve geleceği için büyük bir sorumluluk yüklenmeleri gerektiğini ifade etti: "Öğrenciler olarak dünyada pek çok Müslüman‘ın, insanın, eğitim göremeyeceğini bilmelisiniz. Öğrenerek bir sorumluluk üstleniyorsunuz. Bu sorumluluğunuzu da yerine getirmelisiniz. Kazandıklarınızı, öğrendiklerini Allah size bahşettiğine göre, bunu da Allah için topluma aktarmalısınız. Eğer kimliğinizi, doktor, mühendis, profesör olarak sıfatınızı kullanıp bu ümmete ve bu topluma hizmet edemiyorsanız, o zaman bu sıfatlarınızı atın. Çünkü işe yaramıyor."
İtirazlarımız iddialarımızla örtüşecek
Tarık Ramazan‘ın ardından kürsüye gelen IGMG Genel Sekreteri Oğuz Üçüncü, İslam Toplumu Millî Görüş‘ü tanımladığı konuşmasında, İslamî kimliğin önemine vurgu yaptı. "Sizlerin bize verdiği bu emanete sahip çıkarak kurumsallaşacağız ve başarılı bir şekilde ilerilere taşıyacağız. Tüm dünyaya barış, adalet ve refah getirmek için çalışıyoruz. Ilımlı İslam‘a karşı çıktık. Bize karşı yürütülen çirkin karalama kampanyasına maruz kaldık. Amaç bizim toplumda itibarımızı zedelemek ve iddiamızdan vazgeçirmek. Toplumsal tartışmalarda bize geri adım attırmak. Ama bunu başaramayacaklar. Bu saldırılara en güzel cevabı sizler veriyorsunuz. Bir tane Oğuz yok ki, binlerce Oğuz var. Bunların önünü nasıl keseceksiniz. Savunduğumuz değerlerden yaşadığımız bütün sıkıntılara rağmen vazgeçecek değiliz. Bizlere değerlerimiz sıkıntı getirecekse biz bunları göğüslemeye hazırız. Müslümanlar bu toplumun vazgeçilmez unsurudur. Geleceğimizi hep birlikte inşa edeceğiz" dedi.
Üçüncü, "İtirazlarımız iddialarımızla örtüşecek. İddiamızın altını çizecek icraatlarımızı ortaya koymalıyız. Daha işimizin başındayız. Hepinizi bu teşkilatın faaliyetlerine destek vermeye çağırıyorum. Biz sizi bekliyoruz. Gelecekte daha profesyonel, daha kurumsallaşmış toplumun geleceğine ışık tutan insanlar olmanızı istiyoruz. Avrupa‘daki Müslümanların geleceği şu an tesis ediliyor. Gelecek nesle ne gibi bir İslam bırakacağız bunun cevabı şu an veriliyor. Bizim kısır tartışmalarla zaman kaybetme lüksümüz yok. Eğer geleceğin adımları şimdi atılıyor ise, kendi prensiplerimizle kendi doğrularımızı günümüz şartlarında yorumlayarak geleceğimizi yarınlara taşımalıyız" diyerek görüşlerini dile getirdi.
Herkes inandığı gibi yaşamalı
Oğuz Üçüncü‘nün ardından IGMG Genel Başkanı Yavuz Çelik Karahan, "Avrupa‘nın her yerinden gelerek bugüne iştirak eden bütün kardeşlerimin hepsine teşekkür ediyorum. Bugün bu davanın sorumluluğu sizlerin omzundadır. Geleceği şekillendirecek olan sizlersiniz. Bir arada yaşamanın Müslümancası‘nı Avrupa‘ya nakşedecek olan sizlersiniz. Adaleti sağlayacak olan sizlersiniz ve artık sorumluluklar sizlerindir. Bu teşkilatı bugünlere getiren herkesi takdir ediyoruz. Onların emeklerinin yarı yolda kalmayacağını ifade ediyoruz. Ruhen ve bilgi olarak donanımlı insanlar olmanızı istiyorum. Farklılıkları silip süpüren küresel selin önünde farklılıkların zenginlik olduğunu en güzel şekilde söyleme sorumluluğumuz var. Hikmeti aktarma ve ulaştırma sorumluluğumuz var. Biz Avrupa‘da kalıcılığın sloganla değil, insana saygıyla olacağına inanıyoruz. Biz tecrübelerimizi insan kaynaklarına yönelterek iddia ve irade sahibi insanların sayısını artırmak istiyoruz. İyinin doğrunun güzelin ve adil olanın hâkim olmasını istiyoruz. Biz herkesin inandığı gibi yaşamasını istiyoruz. Biz Avrupa‘daki 25 milyon Müslüman‘ın içinden çıkacak yeni nesillerin yetiştirilmesi için çalışıyoruz" dedi.
Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş:
Ahlaklı bireylere ihtiyaç var
Kurtulmuş, Avrupalı gençlere "Siz değerli gençler, bir kendinizi inşa edeceksiniz. Bilgili olacak kendinizi ve dünyayı bileceksiniz. Ahlak ve davranışlarınızla örnek olacaksınız. Kişilik sahibi olacaksınız. Kişilik sahibi olmak, söylediği sözden geri dönmemektir. Kendi aleyhine de olsa doğruyu söylemek ve adaletten yana olmaktır. Şeffaf olun. İçinizde ne varsa dışınız da o olsun. Bakıldığınız zaman arkanız görülen insanlar olun" diyerek tavsiyelerde bulundu.
Batı, maneviyatı ihmal etti
Modern batı medeniyetin probleminin yokluk olmadığını ifade eden Kurtulmuş, "Batı‘da teknoloji, silah ve üretim var. Gelişme ve zenginlik var. Ama insan topluluklarını ayakta tutan o ruh dinginliği yok. İnsanlarla kendisi ile barışık olmayan bir ruh halidir. Maddi gücün yanında modern batı medeniyeti manevî değerleri ihmal etti. Modernist değerler maneviyatı önemsemiyor. Müslümanlar ise son üç asırda başka bir yanlışa düştüler. ‘Nasılsa batı her şeyi üretiyor o zaman biz onlardan alırız. Bir şey yapmamıza gerek yok‘ dediler. Müslümanlar yerinde oturdu, hayat sadece maneviyattan ibaretmiş gibi içine kapandı, maddi gelişmeyi ihmal etti. Hiç bir uygarlık tek kanatla uçamaz. Kanadın biri maneviyat diğeri maddiyattır. "Rabbena atina fiddünya haseneten ve fil ahireti haseneten" dediğimizde biz ‘Yarabbi dünya ve Ahiret‘te haseneyi diliyoruz. Hasene dediğimiz şey, iyiliktir. İzzettir şereftir, adalettir, özgürlüktür. Biz dünyada Ahiret‘te da şerefi ve izzeti istiyoruz" demiş oluyoruz.
Dünya‘da küresel barışın nasıl korunacağını formüle eden Kurtulmuş, bunun küresel erdem olduğuna dikkat çekerek, "Ortak insanî erdemler. Sadece Müslümanların, Türklerin, Almanların değil bütün insanların küresel erdeme ulaşmasını sağlamak. İnsanlara karşı iyi muamele insani bir muamele eden ahlaklı bireyler yetiştirmek. En zor şartta da adaletten ve barıştan yana olmak bizim en önemli önceliğimiz olmalı. İkincisi toplumsal ahlak ki biz buna sistem ahlakı diyoruz. Sistem niye hırsız ve zulüm üretiyor. Niye adaletlisizlik üretiyor. Her hangi bir ülkede adaletin işlemesi için ahlaklı bireylerin üzerine ahlaklı bir sistemi oturtmak zorundayız. Üçüncüsü ise küresel adalettir. Dünyanın en büyük problemi küresel adaletsizliktir. Dünyada 300 kişinin mal varlığı 3 milyar insanın yaşadığı ülkelerin gelirinden daha fazladır. Bu kabul edilemez. Emperyalizmin kaynağı da budur. Irak işgal edilirken, haksızlık ediyoruz diye yapmıyor. Sadece işgal etme hakkı olduğunu düşündüğü için işgal ediyor. Sadece bireylerin ve sistemin ahlaklı olması da yetmez. Küresel adaletin sağlanması lazım. Dördüncüsü ise, küresel barış gerekir. Ben ne kadar özgürlüğe layık isem, Afrika ormanlarındaki ilkel insanların da o kadar özgürlük hakkı olduğunu kabullenmemiz lazım. Özgürlük ve refahı sadece kendine has görmek zulümdür" ifadelerini kullandı.
Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş:
"Kökleri olmayan hiçbir ağaç, ağaç olmaz"
Almanya‘nın Dortmund kentinde düzenlenen Uniday 2009‘un son konuşmacısı Saadet Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş idi. Kürsüye çıktığında Kurtulmuş‘u ayakta dakikalarca alkışlayan gençler 1 saatlik bir konuşmayı da büyük bir ilgiyle dinlediler. Gençlere hayata ve geleceğe dair önemli nasihatlerde bulunan Kurtulmuş, "İddiası olan, bir gelecek kurmak isteyenlerin mutlaka bir kökü olması lazım. Kökleri olmayan hiç bir ağaç, ağaç olamaz. Avrupa‘nın içerisinde Müslüman bir topluluk olarak, hem bizim toplumumuz için hem de Avrupa ve insanlık için önemli bir görevi yerine getiriyorsunuz" dedi. Kurtulmuş konuşmasında günümüz dünyasında hızla yıpranan adalet, barış, özgürlük, ahlak ve maneviyat gibi kavramların ne kadar önemli olduğuna işaret ederken, küresel bir erdeme ihtiyaç olduğunu vurguladı.
Dünyanın bugün geldiği noktanın insanlık açısından büyük bir dramı ifade ettiğine dikkat çeken Kurtulmuş, "Bir taraftan işgaller, savaşlar diğer taraftan ise yoksulluk, adil olmayan gelir dağılımı, çevresel sorunlar, ahlakî ve toplumsal çözülme. Bunların hiç biri kendiliğinden ortaya çıkmadı. Hangi sorunu ele alırsanız alın hiç biri tek başına çıkmadı. Bu sorunların temelinde asıl daha derin bir sorun var. Keşke sadece ekonomik ve çevresel sorunlar olsa. Onların çözümü kolay. Bu sorunların asıl temeli üç asırdır dünyayı yöneten medeniyetin büyük bir krize girmiş olmasıdır. Bunun için mesele ekonomik ve siyasal bir kriz değil, bir uygarlık, medeniyet krizidir. Bunun için bizim medeniyetimizin çocuklarına dünyanın yeniden düzene oturması için, yeryüzünde adaleti, refahı ve özgürlüğü yeniden sağlamak için büyük bir görev düşüyor" dedi.
Krizin temelinde modernist değerler var
Krizin temelinde modernist değerler olduğunu söyleyen Kurtulmuş bunları şöyle sıraladı: "Birincisi İnsanı bireysel olarak değerlendiren ve sadece kendi menfaatini öne çıkaran, yeryüzünün kaynaklarına sahip olarak görmek isteyen modernist değerler çökmüştür. Olayları sadece rasyonel olarak açıklamak mümkün değildir. İkincisi sanayi kapitalizminden sonra gelişen sanayi ötesi finans kapitalizmi çöküyor. Neoliberal ekonomi politikaları çöküyor. Kapitalist sistemin değerleri iflas ediyor. Üçüncüsü soğuk savaşın sona ermesinden sonra ortaya çıkan yeni dünya düzeni artık tam bir düzenbazlık haline gelmiştir. Mevcut sistem güçlü ve güçlünün sözünün geçtiği dünya sistemidir. Dördüncüsü mevcut dünya sistemi barış üretemiyor. 1990‘dan beri çıkan savaşlarda ikinci dünya savaşında ölenler kadar insanlar öldürüldü.
Yüz binlerce çocuk kolsuz ve bacaksız kaldı. Bosna, Ruanda, Irak ve Afganistan‘da yaşanan katliamlar modern dünyanın gerçek yüzünü ifşa etmektedir. "Bir Afrikalının ölümü bir beyazın ölümü kadar önemli olmadıkça insanlık gerçek değerini bulmuş olmaz" diyen Saadet Lideri Kurtulmuş, küresel erdeme ihtiyaç olduğunu söyleyerek, "Küresel erdem eşittir: Ahlaklı bireyler, ahlaklı sistem, küresel adalet ve küresel barıştır" dedi. Bugünkü yaşanan krizin temelinde modernist değerler olduğunu belirterek, "Mevcut sistem sadece güçlünün sözünün geçtiği bir sistemdir. Artık bu sistem iflas etmiştir. Dünyanın yeniden düzene oturması gerekiyor. Bu konuda adalet diyen, herkese refah diyen, herkese özgürlük diyen siz değerli gençlere büyük görev düşüyor" şeklinde konuştu.
Köln Meydanı‘nda Gazze‘ye destek veren bir aktivist Walter Herrmann:
‘Rachel Cori‘ler ölmez‘
Köln Meydanı‘nın tam ortasında Filistin‘in özgürlük mücadelesine destek veren ve İsrail‘in acımasız zulmünün kurbanı olan özgürlük savaşçısı Rachel Corrie‘nin fotoğrafı duruyordu. Onun hemen yanında da Filistin‘de İsrail zulmünü gösteren fotoğraflar vardı. Fotoğraf sergisini inceledik. Sergiyi açan ve Köln Meydanı‘nda büyük bir mücadele veren(Büyük bir Mücadele veren diyorum çünkü gerek kilise yetkilileri gerekse Alman Polisi onu oradan defalarca göndermek istemiş. Ama o her defasında mahkeme kararıyla geri dönmüş) Walter Herrmann bizi gülümseyerek karşıladı. Kendisine böyle bir mücadeleyi neden verdiğini sorduğumuzda, "dünyanın neresinde olursa olsun ben bütün savaşlara ve zulümlere karşıyım" cevabını verdi. Belli ki, Filistin‘de insanların yaşadığı acıları yüreğinde hissediyor. 1991 yılındaki Irak savaşından bu yana bu mücadeleyi sürdüren hemler öyle genç bir insan da değil. Yaşı 70‘e yakın ama enerjisinden bir şey kaybetmemiş. Numan beyle tanıştığına çok memnun oldu. Kısa bir sohbetin ardından Herrmann ile hatıra fotoğrafı çektirdik ve oradan ayrıldık.
Kişilik sahibi olun verdiğiniz sözden dönmeyin
İşleri despotça halletmenin Müslümanların yöntemleri arasında olmadığını belirten Kurtulmuş, "Bizler oturur konuşur, istişare ederiz demokratik kuralları isteriz. Toplumu istediğimiz gibi şekillendiririz gibi bir anlayışımız yok. Toplum kendisinin nasıl olacağına kendisi karar verecektir. Biz ma‘rufu söyleyen insanlarız. Bu ilkelerimiz evrensel ilkelerdir ve bu ilkelerle herkesle çalışabiliriz. Siz değerli gençler, bir kendinizi inşa edeceksiniz. Bilgili olacak kendinizi ve dünyayı bileceksiniz. Ahlak ve davranışlarınızla örnek olacaksınız. Kişilik sahibi olacaksınız. Kişilik sahibi olmak. Söylediği sözden geri dönmemektir. Kendi aleyhine de olsa doğruyu söylemek ve adaletten yana olmaktır. Şeffaf olun. İçinizde ne varsa dışınız da o olsun. Bakıldığınız zaman arkanızın görülen insanlar olun. Çift lisan kullanmayın. Bizim Allah‘ın kullarından saklayacağımız bir kelimelik bile bir gizli gündemimiz olamaz. Güvenilir ve emin olmak bizim en önemli özelliğimiz olsun. Herkes sizden güvende olsun emin olsun. Bunları yapmayanlar yukarıda anlattığımız evrensel doğruları anlatamaz. Kalabalıklar arasında yalnızlaşan bir toplum olduk. Toplumsal erdem ve dayanışmayı sağlamak için çalışmalıyız. Bireycilik değil, toplumculuk daha önemlidir. Arkadaş biriktin, insan biriktirin, arkadaşlarınızı sakın ha test etmeye kalkışmayınız. İmtihan etmeye kalkmayın. Siz kendinizi kendi fedakarlığınızla test edin. Siz paylaşan veren taraf olun. Sizin gibi düşünmeyenlerden de geniş bir çevreniz olsun. Üniversiteyi bitirdiğiniz zaman geriye yüzlerce insanla konuşmuş. Yüzlerce insanla tartışmış ve tanışmış, yüzlerce kimin neyi ve hangi konuda ihtisaslaştığını bilen insanlar olarak bitirin" diyerek konuşmasını tamamladı.
Herkes dilediği şekilde inanır
Kurtulmuş, "Herkes dilediği şekilde inanır. Dilediği şekilde yaşar. Eğitimini inanışlarına göre eğitim yapar. Dilediği gibi iş yapar ve dilediği yere gider. Gezme ve yerleşme özgürlüğü. Müslümanların Yahudi düşmanlığı yaptığını söylemek insafsızlıktır. Çünkü biz her insanın eşit haklara sahip olarak doğduğuna inanırız. Dolayısıyla dinî olarak anti-semitik olmamız da mümkün değildir. Biz hiç bir ırk ve din mensubuna düşman olamayız. Biz ancak zalimlere düşmanlık yaparız. Kim olursa olsun fark etmez. Çünkü o hak ile batılı birbirine karıştırıyor. Var sayalım ki, Filistinliler İsraillileri baskı altına alıp İsrailli kadınları ve çocukları öldürseydi, sizler İsraillilere haksızlık yapıyorsunuz derdik ve Filistinliler‘e karşı çıkardık. Herkes için özgürlük. Bizim gibi düşünmeyenin, bize karşı çıkanın ve bizi yok etmek isteyenlere de özgürlük istiyoruz. İkinci özelliğimiz adalettir. Adaleti olmayanın özgürlüğü koruması mümkün değildir. Üçüncüsü refahın ve zenginliğin paylaşılmasıdır. Zenginin malında fakirin hakkı vardır. Mallar zenginler arasında dolaşan bir mülk olmasın, ilkeleri bizim evrensel prensiplerimizdir. İnsan hakları bizim için en önemli özelliktir. Her insanın aklı, malı nesli, canının korunma hakkı vardır. Modernizmde insan hakları kazanılarak elde edilir. Bizde ise doğuştan gelir. Emaneti ehline vermek gerekir. Kim ehilse emaneti ve görevi ona veririz" ifadelerini kullandı.
İnsanları ma‘rufa çağırıyoruz
Bugünün en büyük probleminin erdem olduğunu ifade eden Kurtulmuş, "A milleti ya da B milleti dünyanın efendisi olmasın. Küresel erdem eşittir: Ahlaklı bireyler, ahlaklı sistem, küresel adalet ve küresel barıştır. Bunlar olmadan yeryüzünde ne çevre sorununu çözebilir ne de ekonomik sorunu ortadan kaldırabilirsiniz. Üzerimize düşen kendimizi buna göre donatmaktır. Biz insanlığın hayrına iyi olan şeyleri istiyoruz. Biz buna ma‘ruf diyoruz. İnsanları ma‘rufa çağırıyoruz. Ma‘ruf, evrensel doğrulardır. Ma‘ruf, evrensel doğrulardır. Hıristiyanların, Yahudilerin, ateistlerin, budistlerin huzurunda da aynı şeyleri konuşsak bu maruflar aynı kabulü görecektir. İnsan olmanın birinci özelliği Özgürlüktür. Gerek inanma gerekse inanmamak özgürlüğüdür. Cenab-ı Allah insanı özgür bireyler olarak yarattı o kadar özgür yarattı ki, kendisi bizi yoktan var etmesine ve çamurdan yaratmasına rağmen, kendisine inanmaya mecbur bırakmadı. Kudüs örneği buna güzel bir misaldir. Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler çeşit çeşit dinî yorumlar ve milletler. Her biri farklı kimliklerine rağmen uyumlu bir toplum oluşturabildiler" diye konuştu. Dünyanın üç yeni değere ihtiyacı olduğuna işaret eden Kurtulmuş, "Yeni bir insan tipine, yeni bir paradigmaya ve yeni bir medeniyete ihtiyaç var" dedi.
Rotterdam‘da işadamlarının onuruna verdiği yemekte konuşan Kurtulmuş:
‘Dünyayı kurtaracak cevher bizdedir‘
Rotterdam‘da işadamlarının onuruna verdiği yemeğe katılan Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, "Neo-liberal politikalar, bugünkü modernist siyaset gerçekten insanlık için huzuru ve saadeti sağlamış olsaydı söyleyecek sözümüz olmazdı. Ama tam tersine bugün söylenecek söz bizdedir. Dünyayı kurtaracak değerler bizdedir" dedi.
Saadet Partisi Lideri Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, Rotterdam‘da Avrupalı işadamları tarafından kendi onuruna verilen yemeğe katıldı. Burada sivil toplum kuruluşlarının önemine işaret eden Kurtulmuş, "Sivil toplum demek millet gibi devlet gibi düşünmemek muhalif olmak demektir. Sizler, Türkiye‘deki hükümetlerin Avrupa‘daki siyasetiyle ilgili eksikliklere dikkat çekerek bu konudaki uyarılarınızı yapın" dedi.
Saadet Partisi‘nin önümüzdeki dönem siyasetiyle ilgili bilgiler veren Kurtulmuş, "Doğru nerede varsa gider alırız doğru çünkü hak adalet özgürlük mutlaktır. Bu değerler üzerine yeniden dünyaya nefes soluk aldırabilecek en önemli imkân bizdedir. Cevher hazine bizdedir. Yapmamız gereken o hazineyi arsasında arazisinde toprağının altında gizlidir. Kazmayı küreği alıp bu hazineyi insanlığın faydasına sunacağız. Bir de özellikle arkadaşlarımızdan istirham ettiğimiz husus bu sorumluluk bilinci içerisinde çok yüksek bir özgüvenle hareket etmeliyiz" dedi.
Medeniyetimizi güçlü hale getireceğiz
"Neo-liberal politikalar, bugünkü modernist siyaset gerçekten insanlık için huzuru ve saadeti sağlamış olsaydı söyleyecek sözümüz olmazdı" diyen Kurtulmuş şöyle konuştu: "Mustafa Sandal‘ın şarkısında dediği gibi her şeyleri var teknoloji var arabası var ama ruhu yok. O ruh insan topluluklarını ayakta ve zinde tutan şeydir. Hakikaten insani değerler konusunda satılabilecek mal da bizdedir. Bu yok olanı ortaya koyabilecek cevher de bizdedir. O cevheri ortaya koyarak bu dünyadaki tarihsel görevimizi yerine getireceğiz. Ben siyasete de böyle bakarım, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerine de böyle bakarım. Akademik çalışmalara da böyle bakarım. Eğer bu amaçla çalışmalarımızı sürdürmüyorsak boşuna vakit harcıyoruz. Biz kendi medeniyetimizi güçlü bir hale getireceğiz"
Kurtulmuş, "Yeryüzünde insanlığın ortak paydası olacak sözü biz söyleyeceğiz. İnanıyorum ki ben Avrupa‘da eğitim gören öğrencilerimiz arasından Avrupa‘ya yön verecek siyaset ve hukuk adamları çıkacak. Avrupa‘da eksik olan şeyi tamamlayacak. Avrupa‘daki Türk toplumunun sorunları bu çerçevede çözülebilir. Bizim aramızdan Avrupa‘daki parlamentolara girecek kişiler çıkabilir. Eğer böyle yaparsak küresel barışa katkı da sunmuş olacağız" ifadelerini kullandı.
Saadet‘i iktidara hazırlıyoruz
Saadet Lideri Numan Kurtulmuş, "Çok farklı kesimler, bu seçimde Saadet Partisi‘ne kulak verdiler. Liberaller, sosyal demokratlar, milliyetçiler ve Saadet‘i farklı şekilde değerlendiren toplumsal kesimlerden insanlar, Saadet Partisi‘nin yeni üslubunu dinlediler ve kullandığı dili ciddiye aldılar" dedi.
Proğramın ikinci durağı ise Hollanda oldu. Hollanda‘da IGMG‘ye bağlı önemli cemiyetlerden biri olan Birlik Cemiyeti‘nin 20. Hizmet Yılı nedeniyle düzenlediği programa katılmak için yola çıktık. Almanya‘da hız sınırı yok. Otobana girdikten sonra kadran 200‘den aşağıya düşmüyor. Ama Hollanda öyle değil. Hız sınırı uygulaması var ve 130‘un üzerine çıkma şansın yok hatta birçok yerde hız sınırı 80 km. 3 saat süren bir yolculuktan sonra Hollanda‘ya vardık. Hollanda peynir ülkesi. Başka bir deyişle "peynir kafalıların ülkesi" Yolda giderken sıkça dev çiftlikleri görüyorsunuz. Yol arkadaşım Adnan Beye yolda gördüğüm çiftlikleri sorduğumda ‘peynir kafalıların ülkesi‘ diyerek takılıyor. Hollanda‘da hava Almanya‘ya göre biraz daha serin.
Programlar Hollanda‘nın Rotterdam şehrinde olduğu için kalacağımız otelde oradan ayarlanmıştı. İlk olarak Hollanda İslam Federasyonu Başkanı Mehmet Yaramış beyin daveti üzerine Hollanda İslam Federasyonu Genel Merkezi‘ni ziyaret ettik. Yeni alınan genel merkez şehrin önemli merkezlerine yakın ve oldukça büyük bir bina olarak inşa edilmiş. Kısa bir tanıtım turunun ardından Hollanda İslam Federasyonu‘na bağlı Birlik Cemiyeti tarafından düzenlenen programa geçtik. Bu programda da bir konuşma yapan Saadet Lideri Kurtulmuş, Saadet Partisi‘nin 29 Mart seçimlerinde oyunu en fazla artıran parti olduğuna işaret etti. Türkiye‘de yeni bir dönemin başladığına işaret eden Saadet Lideri bu yeni dönemde bütün denklerim içinde Saadet Partisi‘nin olduğunu söyleyerek, "Çok farklı kesimler, bu seçimde Saadet Partisi‘ne kulak verdiler. Liberaller, sosyal demokratlar, milliyetçiler ve Saadet‘i farklı şekilde değerlendiren toplumsal kesimlerden insanlar, Saadet Partisi‘nin yeni üslubunu dinlediler ve kullandığı dili ciddiye aldılar" dedi.
Bu seçimde tohum ektiklerini söyleyen Kurtulmuş, "Tam tabiriyle, tohum ektik. Bunun sonuçlarını, bir daha ki seçimde fazlasıyla alacağız. Etrafımızda çok ciddi bir sempati halkası oluştu. Bu halkayı daha çok besleyecek, yeni siyasal stratejiler üzerinde çalışacağız. Saadet Partisi yeni dönemde, önce genel seçime hazır, sonra iktidara hazır bir parti haline getirilecektir" ifadelerini kullandı.
Program bitiğinde kalabalık bir ekip eşliğinde Rotterdam‘da bir akşam gezintisi yapmak üzere yola koyulduk. Kısa bir gezintinin ardından bizlere güzel bir sürpriz hazırlandığını öğrendik. Hollanda‘nın en ünlü Balık Restaurantlarından birine harin ve lekkerbek yemek için oturduk. Terry‘nin yeri adında küçük ve şirin bir restaurantta ilk kez harin ve Lekkerbek‘in tadına baktık. Lezzetli balık yemeğinin ardından dışarı çıktığımızda Kuzey denizinin serin rüzgârları bizi üşütmeye başlamıştı ve artık yatma vakti gelmişti.
Hollanda Büyükelçiliği‘ne ziyaret
Saadet Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Numan Kurtulmuş T.C. Lahey Büyükelçiliğine bir nezaket ziyaretinde bulundu. Büyükelçi Selahattin Alpar beş kişiden oluşan heyeti Lahey‘deki büyükelçilik binasında kabul etti. Heyette Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Akif Gürdoğan, Parti Genel Sekreteri Dr. Turhan Alçelik, İslam Toplumu Milli Görüş Genel Başkanı Y. Çelik Karahan, Hollanda İslam Federasyonu Başkanı Mehmet Yaramış vardı. Yarım saati aşkın bir süre devam eden görüşmede Saadet Partisi Lideri Prof. Kurtulmuş büyükelçi Alpar‘a çalışmalarında başarılar dilerken kendisinden bu ülkede yaşayan vatandaşlarımızla alakalı bilgiler aldı. Gayet nazik bir karşılama ve Türk kahvesi kurabiye ikramıyla devam eden ziyaret esnasında Kurtulmuş da büyükelçi Alpar‘a Türkiye‘deki son durumlar ve yapılan son yerel seçim hakkında hem partisi açısından hem de genel anlamda bir değerlendirme yaptı. Karahan ve Yaramış ise Avrupa‘da yaşayan insanlarımızın ihtiyaçlarına binaen kurulmuş sivil toplum kuruluşunun başkanları olarak, insanlarımızın huzur, saadet ve barış içinde bulundukları ülkelerde yaşayabilmeleri adına gayret ettiklerini dile getirdiler ve elçiliğimizin tavsiyelerini her zaman göz önünde bulundurduklarını söylediler. Büyükelçi Selahattin Alpar konuklarını kapıya kadar geçirerek teker teker el sıkıştı ve bizleri nazik bir şekilde uğurladı. Büyükelçilikten çıktıktan sonra öğleden sonra saat 13.00‘da işadamları ile yemekli bir toplantı düzenlenmişti ki, bu zamana kadar arada kısa bir boşluk vardı. Mehmet Yaramış bey bu boşlukta kısa bir gezi turunun iyi geleceğini söyleyerek heyete Rotterdam‘ın ünlü panoramasını göstermek istediğini söyledi. Hep birlikte önce bu büyüleyici güzellikteki panoramayı gezdik. 1800‘lü yılların Rotterdam‘ı panoramik olarak çizilmişti. Bu ziyaretin ardından Rotterdam‘ın en ünlü balık lokantalarından birinde düzenlenen yemekli toplantıya iştirak ettik ve orada Numan Bey işadamlarına seslendi.


