Bismillahirrahmanirrahim. Âlemleri yaratan, yaşatan, yöneten, terbiye eden Rabbimize hamd; her şeyi tanzim edici, âlemlere rahmet Peygamberimize salât ve selam olsun.

İslam dininin en büyük düşmanlarından birisi de münafıklardır. Müslüman gözüküp ümmetin arasına fitneler sokarak binlerce insanın ölümüne sebep olmak onların şiarındandır. Münafıklara karşı duyarlı olmak, etkilerini azalmak ta bir görevdir. Asrısaadette buna örnek olacak bir olayı birlikte okumaya çalışalım.

Ürve b. Zübeyir ve Amr b. Sabit el Ensari anlatıyorlar: "Allah Resulü Müreysi seferine çıktı ve bu seferi esnasında Halid b. Velid‘i gönderip Kafaü‘l Müşellel dağı ile deniz arasındaki Menat adlı putu yıktırdı. Bu sefer sırasında Behziy kabilesinden biri Muhacirlerin diğeri Ensarın aralarında sulh olan iki kişi dövüştüler. Muhacir olan adam diğerini yere fırlattı, o da: ‘Ey Ensar neredesiniz!1 diye yardım istedi. Ensar‘dan birkaç kişi onun yardımına koştular. Bunun üzerine Muhacir olan da: ‘Ey Muhacirler neredesiniz!‘ diye Muhacirleri kışkırttı ve böylece iki taraf birbirlerine girip aralarında biraz sürtüşme oldu.

Sonra aralarına girildi de birbirlerinden ayrıldılar. Bunun üzerine münafıkların hepsi Abdullah b. Ubey‘e gidip: "Bir zaman senden bir şeyler umulurdu. Bugün ise ne kötülük ne de iyilik gelir oldu. Görüyorsunuz ki, şu geniş gömlekliler bize karşı nasıl birbirlerini tutuyorlar," dediler. Çünkü münafıklar her yeni hicret edene "geniş gömlekli" derlerdi. Allah‘ın düşmanı olan Abdullah b. Ubey‘de: "Allah‘a yemin ederim ki, eğer Medine‘ye dönersek güçlü ve şerefli olanımız hor ve güçsüz olanı oradan kovacaktır," dedi. Münafıklardan Malik b. Dahşen de: "Ben size Allah Resulünün yanındakileri beslemeyin ki, dağılsınlar demedim mi?" dedi. Hz. Ömer bu sözü duyunca: Ya Rasulüllah! Bana izin ver, şu halkın fikrini bozan herifin (Abdullah b. Übey) boynunu vurayım,‘ dedi. Rasulüllah (s.a.v.): ‘Sana izin verirsem onu öldürecek misin?‘ diye sordu. Ömer: ‘Evet, bana izin verirsen boynunu vuracağım,‘ dedi. Rasulüllah (s.a.v.) ona: ‘Yerinde otur,‘ dedi. Sonra Beni Eşhel kabilesinden Üseyd b. Hudayr gelerek: ‘Ya Rasulüllah! Bana izin ver, şu halkın fikrini bozan herifin boynunu vurayım, dedi. Peygamberimiz ona da: ‘Sana izin verirsem onu öldürecek misin?‘ dedi. Üseyd: ‘Evet, vallahi bana izin verirsen, kılıcımla kulaklarının altından vuracağım," dedi. Ona da: "Yerinde otur," emrini veren Rasulüllah hareket emrini verip günün en şiddetli sıcağında yola çıktı. Allah Resulü, bir gün bir gece ve ertesi gün de güneş yükselinceye kadar yola devam ettikten sonra konakladı. Daha sonra bir o kadar daha yol yürüdü ki, sabahleyin inerken Kafaü‘l-Müşellel dağından üç günlük yol almıştı. Allah Resulü Medine‘ye geldikten sonra Hz. Ömer‘i çağırarak: "Ey Ömer, sana izin verseydim, onu öldürecek miydin?‘ dedi. Ömer: ‘Evet,‘ dedi.

Allah Resulü(s.a.v.): ‘Eğer onu öldürseydin öyle kimseleri gücendirirdin ki, ben bugün onlara onu öldürmeyi emretsem öldürürler. Fakat ben bunu yaparsam, "Muhammed arkadaşlarını öldürtüyor" derler,‘ dedi.

Bunun üzerine şu ayetler nazil oldu: "Münafıklar sana geldiklerinde: Şahitlik ederiz ki sen Allah‘ın Resulüsün derler. Allah da bilir ki sen elbette, O‘nun Resulüsün. Allah, münafıkların kesinlikle yalancı olduklarını bilmektedir. Yeminlerini kalkan yapıp Allah yolundan yan çizdiler. Gerçekten onların yaptıkları ne kötüdür! Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar. Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider, konuşurlarsa sözlerini dinlersin. Onlar sanki duvara dayanmış kütükler gibidir. Her gürültüyü kendi aleyhlerine sanırlar. Düşman onlardır. Onlardan sakın. Allah onların canlarını alsın. Nasıl bu hale geliyorlar? Onlara: Gelin, Allah‘ın Peygamberi sizin için mağfiret dilesin, denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların, büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün. Onlara mağfiret dilesen de, dilemesen de birdir. Allah onları kesinlikle bağlamayacaktır. Çünkü Allah, yoldan çıkmış topluluğu doğru yola iletmez. Onlar: Allah‘ın elçisinin yanında bulunanlar için hiçbir şey harcamayın ki dağılıp gitsinler, diyenlerdir. Oysa göklerin ve yerin hazineleri Allah‘ındır. Fakat münafıklar bunu anlamazlar. Onlar: Andolsun, eğer Medine‘ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır, diyorlardı. Hâlbuki asıl üstünlük, ancak Allah‘ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler." (Münafikun: 1-8).

Allah Müslümanları ve İslam âlemini münafıkların şerrinden korusun.

Kaynak: Muhtasar Hayatüs Sahabe

Muhabir: Haber Merkezi