Abant Platformu'nun Erbil'de düzenlediği ' Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak' başlıklı konferansta, ilginç bir iletişim sorunuyla karşılaştık...
Bizim konuşmacı ve tartışmacılar ise gündelik siyaset yerine sosyolojiye, medya analizine, tarihe eğilimliydi.
Özetle: Biçimsel anlamı önemli, içeriği ise görece zayıf bir konferans oldu.
Bir de tahminim var:
ABD, Irak'tan çekildikçe, Kürdistan, doğudan İran'ın, güneyden Arapların baskısına maruz kalacak.
Bence önümüzdeki dönemde Türkiye, Kürdistan'ın ' soft power' ve ekonomik ilişki anlamında abisi olmaya çalışacak.
(Eğer devletlerin arasında kaçınılması zor bir güç rekabeti varsa, bunu yapmaya da mecbur!)
Yakın tarihlere kadar, " Bağımsız Kürdistan, Türkiye'nin bütünlüğünü tehdit eder " diyen Ankara'nın kırmızı çizgileri silindi gitti.
Henüz pek toy olsa da, Kürdistan devleti ilan edildi. Türk işadamları da onun gelişmesinde pay sahibi oldu. Bundan sonra birleşik Irak'a dönüleceğini sanmıyorum. Tersine Türkiye, Kürdistan'ı korumaya ve geliştirmeye çalışacak.
Kürdistan'da petrol var, Türkiye'de ise mal ve mühendislik bilgisi... Erbil'de apaçık gördük işte: Kürtlerin gözü kulağı Türkiye'de... Ama Ankara'dan ziyade İstanbul'da! (Ticaretin sorun çözücü gücünü yabana atmayalım.)
Bütün bunların olması için de Türkiye'nin kendi Kürtleriyle olan sorunlarını halletmesi gerekiyor.
(EMRE AKÖZ / SABAH)


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



