Ne yalan söyleyelim, YSK yargıçlarını da Anayasa‘nın 76. Maddesi orada durur iken bu kararı neden ve nasıl aldınız diye sorgulamak bana çok anlamlı gözükmüyor.
YSK yargıçları çoğu Yargıtay kökenli, hukuka, siyasete bakışları malum yargıçlar, kendilerinden pozitif hukuku görmezden gelerek başka türlü bir karar üretmeleri beklenmez, beklenemez. Anayasa‘nın 76. Maddesi orada lök gibi dururken de zaten bu biraz haksızlık olabilir...
Bu berbat anayasa TÜMÜYLE değiştirilmeden Türkiye‘nin başını beladan kurtarması mümkün değil. Gerçeği saptırmayalım, iki gündür içine savrulduğumuz yeni kaos ortamının kökeninde YSK‘nın yargıçları değil, Kenan Evren Paşa anayasası ve yüzde on barajı var; yüzde on barajı ifadesini kullanıyorum zira bu baraj olmasa BDP seçime parti olarak girer, veto yiyen adaylar yerine de başka adaylar gösterir idi. 12 Haziran sonrası yapılması gereken en önemli iş bu anayasayı, Siyasi Partiler ve Seçim kanunlarını tümüyle liberal-demokrat bir çizgide değiştirmek.
Bu Anayasa da öyle rötuşlarla adam olabilecek bir Anayasa değil. Bu berbat Anayasa TÜMÜYLE değişmeden Türkiye her sabah yeni bir kaosa uyanacak, kimsenin bundan kuşkusu olmasın. Bu Anayasa ile Türkiye‘nin 2023 senesinde 25 bin dolarlık kişi başına gelir düzeyine ulaşması İMKANSIZ. Bu Anayasa ile Türkiye iç barışa değil, olsa olsa iç savaşa doğru gider. Bu Anayasa ile Türkiye bir askeri Cumhuriyet olma ayıbından asla sıyrılamaz. Bu Anayasa ile Türkiye‘de laik bir devletten bile bahsetmek mümkün değildir.
Seçim sonrası altı ay çok önemli. 2007‘de olduğu gibi 13 Haziran günü milletvekilleri mazbatalarını alıp tatile gidemezler artık; yapılması gereken 15 Haziran gibi TBMM‘nin toplanıp yeni Anayasa için çalışmaya başlaması. Bu tarihe kadar da her partinin, BDP grubunun yeni anayasa taslağını seçmenlere sunmaları ahlaki ve siyasi bir mecburiyet. İlginç bir döneme giriyoruz.
Eser Karakaş STAR





