Sağcı ve solcu saygın hukukçularımız ve bıraktıkları değerli eserler vardır. Ama ünlü ‘militan‘ hukukçuların hiçbiri ne saygın olabilmiş, ne de bugün referans olacak tek içtihat bırakabilmişlerdir. Saygın olmak isteyen yargıç, atayan makama göre değil, saf hukuki kanaatine göre karar veren yargıçtır. Onun için, Anayasa Mahkemesi‘nin yapısının değişmesi ve yeni atamalar yapılması sebebiyle yöneltilen suçlamalara mahkeme başkanı Haşim Kılıç‘ın tepki göstermesinde yadırganacak bir taraf yoktur.
Hâkim teminatının bulunduğu bir sistemde yargıçlar atanmalarıyla değil, kararlarıyla değerlendirilmelidir. Öyle ya, falanca hâkimler kendilerini atayanların emrinde değilse, öbürleri niye atayanların emrinde olsun?! Elbette hukukçuların da dünya görüşleri olur ve farklı içtihatların temel sebebi bundur. Farklı içtihatlar politik militanlık haline gelmeyip hukuk teorisinin sınırları içinde kaldıkça normaldir ve iyidir. Zira kurulların "tarafsızlığı" ancak üyelerinin çeşitli görüşlere sahip olmasıyla mümkündür. Tek fikirli kurullar tarafsız olamaz. Onun için ben, Anayasa Mahkemesi dâhil, yüksek yargı kurullarının üye kompozisyonunun çeşitlenmesini yargının tarafsızlığı için yararlı görüyorum.
Kökleri 27 Mayıs‘a hatta daha eskilere giden tek fikirli yargı yapılanması yüzünden, Sayın Haşim Kılıç‘ın deyimiyle "yıllardır yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı örtüsü altında yüksek yargının içine düşürüldüğü durumu kimsenin savunacak mecali yoktur." Yargıyı ve yargıçları kökenlerine göre önyargıyla değil, kararlarının hukuk kalitesiyle değerlendirmeye toplum olarak alışmayız..
Taha Akyol-MİLLİYET





