Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a (C.C.) hamd ederim. Salât ve selâm, Peygamberimize, âline ve sahabelerine olsun.
Biz Müslümanlar, Müslüman olarak öldüğüne kanaat getirdiğimiz kimseler için, “Allah rahmet eylesin” deriz. Yani Allah, Müslüman olarak ölmeyi başarana rahmetiyle muamelede bulunsun ve onu cennetine koysun demek isteriz. Allah’ın rahmetine layık olacak olanların vasıfları yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle zikredilmektedir. TEVBE 71: “Mümin erkekler ile mümin kadınlar birbirlerinin velileri, yani dost ve yardımcılarıdır. Onlar iyiliği emreder, kötülükten menederler, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, Allah ve Resulüne itaat ederler. İşte onlara Allah rahmet edecektir. Şüphesiz Allah azizdir, hikmet sahibidir.” Bu ayette Allah’ın rahmetine layık olacak olan müminlerin altı vasfı zikredilmiştir. 1. Müminler birbirlerinin velisi, dostu ve yardımcısıdır. 2. İyiliği yürütürler ve emrederler. 3. Kötülükler ile mücadele ederler ve onu menederler. 4. Namazı dosdoğru kılarlar. 5. Zekâtlarını verirler. 6. Allah’a ve Resulüne itaat ederler. Bu altı vasıf, kimde varsa ve bu hâl üzere ölürse, Allah o kimseye rahmet eder. Allah’ın rahmet ettiği mümin kullarına vaat ettiği şey ise cennettir. TEVBE 72: “Allah, mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altından ırmaklar akan ve içlerinde sonsuza kadar kalacakları cennetler, Adn cennetinde güzel meskenler vaat etmiştir. Allah’ın hoşnut olması ise hepsinden daha büyüktür. Büyük kurtuluş işte budur.” Bir kul için, bundan daha büyük kazanç olmaz.
LÜTFİ KİBİROĞLU
Allah hükmünü icra edendir. Her canlı mutlaka ölümü tadacaktır. Ölüm ecelledir ve ecel her varlığın ölüm ile tanıştığı andır. Önemli olan ecelimize, Adil Bir Düzen’in kurulması için, Allah yolunda hakkını vererek yapılan bir cihat ile ulaşabilmektir. AHZAB 23: “Müminler içinde Allah’a verdikleri sözde duran nice erkek adamlar vardır ki, işte onlardan kimi, verdiği sözü yerine getirip sırasını savmış, o yolda canını vermiştir. Kimi de (bu yolda can vermek için) sırasını beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini) değiştirmemişlerdir.” İşte sözünde duran, hiçbir dünyalık için yolunu değiştirmeyen, davasına sadık ve yolunda cihadı terk etmeyen, adam gibi adamlardan birisi de Lütfi Kibiroğlu başkanımız idi. Sırasını savdı, hak yolda iken canını sahibine teslim etti. Allah rahmet eylesin, kabrini cennet bahçelerinden bir bahçe yapsın, derecesini yüksek, mekânını cennet eylesin. Erbakan Hocamızın dediği gibi dava delisi bir kimse idi. Belediye başkanlığı yaptı. Adil davrandı. Herkes şimdi onu, hayır ile anıyor. O Saadet Partili olmanın dışında hiçbir şey düşünmedi. Dışarıdan kendisine cazip teklifler geldi, o bunların hiçbirisine iltifat etmedi. Yaptığı bir kongre konuşmasında dinleyenlere ders niteliğindeki şu tespitleri çok önemlidir. Diyordu ki: “Ben iki şeye akıl erdiremiyorum. Birincisi; buradan bir faksa kâğıdı koyuyorsun, Amerika’daki fakstan onu olduğu gibi alıyorsun. İkincisi ise; Milli Gazete’nin tirajı, Milli Görüş partilerine ve MİLKO’lara üye olanlar, milyonlar ile ifade edildiği halde Milli Gazete’nin tirajı yirmi beş, otuz binlerde, ben bu iki şeyi anlamakta zorlanıyorum.” Bu tespit hâlâ zihinlerde tazeliğini korumaktadır. Milli Gazete’ye abone olma ve okuma şuuru Lütfi Kibiroğlu başkanımızın üzerinde durduğu önemli bir mesele idi. Allah vefat etmiş bütün dava büyüklerimize, Erbakan Hocamız ve Lüfi Kibiroğlu ağabeyimize rahmet eylesin.
EŞREF BİTLİS
Eşref Bitlis; ülkemizin yetiştirdiği saygın paşalardan birisidir. 1933 Malatya doğumlu olan paşa, 1952 yılında Kara Harp Okulu’ndan Teğmen rütbesi ile mezun oldu. 1978’de Tuğgeneral oldu ve Bolu Komando Tugay Komutanlığı’na atandı. Bu yıllar sağ-sol çatışmalarının ülkemizin başına bela olduğu yıllardı. Şehirler karışıyor, etnik çatışmalar körükleniyor, bir hiç uğruna insanlar birbirini öldürüyordu. Ordunun Fatsa ilçesi, sol grupların karargâhı olmuştu. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra bu olaylar ne olduysa birden kesiliverdi. Eşref Bitlis, Fatsa’da huzuru sağlamak için başlatılan 24 Ekim 1980 ile 22 Aralık 1980 arasında devam eden güvenlik operasyonunu yöneten paşa. Eşref Bitlis, o yıllarda Fatsa’da bozulan kardeşlik havasını ihya etmek için de çareler armış. Çeşitli toplum kuruluşları ile münasebetler kurmuş, oluşan husumetleri ortadan kaldırmak için onların yardımını istemiştir. Fatsa’da yerel basının öncüsü sayılan Güneş gazetesinin kurucusu Hikmet Altuntaş, Eşref paşa ile yaptığı bir görüşmede, paşa kendisinden, gazete çalışanlarından ve yazarlarından oğlu Feridun Altuntaş’ı kendisine göndermesini ister. Feridun Altuntaş, Eşref paşanın yanına gider kısa bir sohbetten sonra Eşref paşa, Feridun beye: “Hepimiz faniyiz, günün birinde ölüp gideceğiz. Senden isteğim, nasıl bir Fatsa’da yaşamak istiyorsan kalemini öyle kullan” der. İnanarak ve Milli Görüş şuuruyla söylenmiş bir söz. Eşref paşanın Jandarma Genel Komutanı olduğu 1990’lı yıllarda Türkiye, başka bir terör belasıyla uğraşmaktadır. Eşref paşa, bölgede sınırların değişmesini sağlayacak oluşumlara karşıdır. Bu bakımdan Çekiç Güç’ün varlığından da her zaman rahatsızlık duymuştur. Bundan dolayı, ABD Ankara Büyükelçiliği, zamanın hükümetine hakkında şikâyette bulunduğu basında yer almıştır. Eşref paşa, 17 Ocak 1993’te bu zamana kadar aydınlatılamayan bir uçak kazası sonucu hayatını kaybetmiştir. Eşref Bitlis paşamıza, Kıbrıs zaferinin Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar paşamıza ve bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.
ÖLÜM
Üstat Necip Fazıl, Ölüm Güzel Şey şiirinde şöyle diyor: “Ölüm güzel şey budur perde arkasından haber / Hiç güzel olmasaydı ölür müydü peygamber.” Ölüm güzel şey ölmesini bilene, nefsini terbiye edip şahadet ile son nefesini verene, İslam’a teslim olmuş Allah ve Resulüne itaat edene, bana ne Amerika’dan diyene ölüm güzel şey… Selam hidayete tabi olanlara…