İnançların zayıflatıldığı ve maneviyatın hayatın dışına itildiği toplumlarda ruhsal problemlerde hızlı bir artış görülüyor. Çünkü inancı zayıflayan kişi sürekli endişe ve panik halinde yaşar. Oysa Allah'a inanan kimseler bu dünyada yalnız olmadıklarını bilirler ve kendilerini gören, duyan, kuşatan bir varlığa kul olduklarını bilmektedirler. Bu insanların güven duyguları gelişmiştir.
Çağımızın en önemli hastalıkları arasında yer alan depresyon durumunda kişi umutsuz ve karamsardır. Kendini güçsüz hisseder ve sürekli bir endişe hali içindedir. Allah'a inanmak ve onun kendisine şah damarlarından daha yakın olduğunu bilmek insanın bu duygularını iyileştirmektedir. İnancın gücü insanı, en zor durumlarda dahi güçlü kılmakta ve yaşadığı sorunların üstesinden gelmesini sağlamaktadır.
Günümüz insanının en büyük sorunlarından biri de kendine ve çevresine güvenmemesidir. Güven duygusunu kaybeden kişi sürekli endişe ve korku hali yaşamaktadır. Oysa Yaratıcı'ya teslim olmuş kişi için bütün bu endişeler rüzgarın kanatlarında kaybolur gider. Allah'a inanan ve onun kendisine yakın olduğunu bilen kişi için hiçbir korku yoktur.
Özünden uzaklaşan insan
İnsan, özünden, maneviyatından uzaklaştıkça içinden çıkamayacağı hatalara, suç unsurlarına ve bağımlılık tuzağına düşüyor. Bu konuda çeşitli birimlerden yardım ve destek alan insanlar ne yazık ki bekledikleri sonuca ulaşamıyorlar. Çünkü bu insanların çözümü kaybettikleri değerlerin içindedir. İnsan ne zaman ki, Yaratıcısına yönelip kul olmayı başardığında bu sorunlar da ortadan kalkacaktır. Son yıllarda özellikle Batı toplumlarında inanç ve değerlerden yoksun olan kişilerin içki, uyuşturucu ve şiddet eğilimi gösterdiği belirtiliyor. İnsanların sorunlarıyla ilgili çalışmalar yapan uzmanlar, Allah inancının bu insanlara büyük faydalarının olduğunu gözlemlediklerini ifade ediyorlar.
Amerika'da alkolikleri tedavi eden Alcohalich Anonymous (AA) adındaki kurumda 12 basamaklı bir program uygulamış. Bu program manevi geleneklere dayalı olarak devam etmektedir. Burada hastalara Yüce bir gücün yardımına güvenmeleri telkin ediliyor ona güvenmeleri gerektiği söyleniyor. Burada ateist ve alkoliklerin bile bu tedaviden faydalandıkları görülmüştür. Burada yapılan bir diğer araştırmaya göre ise, insanın ruh sağlığını bozabilecek bir takım olumsuzluklar sonucu ortaya çıkan stres, depresyon ve anlamsızlık hislerine karşı dini inançların iyileştirici gücünün olduğu görülmüştür. Amerikada 4000 yaşlı üzerinde yapılan araştırmaya göre uzun süre düzenli olarak dini ibadetlere katılanların katılmayanlara oranla daha az depresyona girdikleri gözlemlenmiştir.
Dua en büyük ilaç
Modern insanın en büyük sorunu yalnızlıktır. Kendini diğer insanlardan kopuk ve yalnız hisseden kişi bu boşluğu doldurabilecek seçenekler üretmeye çalışıyor. Allah'a sağlam bir imanla inanan ve ona dua eden kişi için bu duyguya yer yoktur. Rabbimiz "Eğer kullarım sana benim hakkımda sorular sorarlarsa (bilsinler ki) ben çok yakınım, dua edenin yakarışlarına her zaman karşılık veririm" buyurur. Dua eden ve Allah'a hakkıyla inanan kişi, istek ve arzularının işitildiğini ve bunlara karşılık verileceğini bilir. Dua bu anlamda insanı, gereksinimlerinin karşılık bulmayacağı endişesinden ve boşluk duygusundan kurtarır.
İnsan duaya ekmek ve su kadar ihtiyaç duyar. Çünkü yalvaracağı ve yalvardığında kendisine icabet edecek başka varlık yoktur. Kişi, iyi ya da kötü günlerinde, karşılaştığı zorluklarda, başına gelen felaketlerde sığınacak, sesini duyuracak bir varlık arar. Ve Allah'a dua eder, Rabbim kişiye acılarına karşılık gelecek kadar sabır ve dayanma gücü verir. Allah kendisine korkarak ve ümit ederek yalvarmamızı istiyor. Ümit etmek çaresizliğimizin ilacıdır ve her derdin bir dermanı olduğu duygusunu verir. Dua bütün açılmaz sandığımız kapılara açar, ümitsizliği, çaresizliği ve yalnızlığımızı giderir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:




