Alay Köşkü Edebiyat Meclisi, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Mustafa İsen ve önemli şair ve yazarların katılımıyla ilk kez toplandı. Dönemin Güzel Sanatlar Birliği‘nin 1928‘de gerçekleşen edebiyat zümresi kongresinde Peyami Safa, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Halit Ziya Uşaklıgil gibi 40 kadar şair ve yazarının bir araya geldiği Alay Köşkü, bu kez günümüz şair ve yazarlarını ağırladı.
İstanbul İl Kültür ve Turizm İl Müdürlüğü tarafından organize edilen toplantıya yazarlar İskender Pala, Yavuz Bülent Bakiler, Beşir Ayvazoğlu, Mustafa Ruhi Şirin, Ömer Erdem, Ali Ural, Cahit Koytak, Mustafa Miyasoğlu, Sibel Eraslan, Türk Edebiyatı Vakfı Başkanı Servet Kabaklı‘nın da aralarında bulunduğu edebiyat dünyasından çok sayıda davetli katıldı.
Toplantıda, tarihteki edebiyat meclislerini anlatan Mustafa İsen, sanatın varlığını sürdürmeye başladığı tarihinden itibaren, ya aynı zevki ya da aynı düşünceyi paylaşan insanların bir araya gelmesiyle oluşan edebiyat meclislerinin örneklerinin Batı toplumunda ve İslami gelenekte de bulunduğunu dile getirdi.
Bir kısmı devletin desteğiyle, bir kısmı belli başlı kanaat önderlerinin ortaya çıkmasıyla, bir kısmı da üsluba dayalı çalışmalar çerçevesinde oluşan meclislerin, neredeyse 15. yüzyıldan itibaren örneklerine rastlandığını söyleyen İsen, Osmanlı‘da merkezde sarayda, taşrada şehzade valiliklerinin bulundukları yerlerde, şehzadeler tarafından bir meclis meydana getirildiğine, Aşık edebiyatında Ağa ve Bey konaklarının, Rumeli‘ye özgü olarak da akıncı beyleri ve ailelerinin sanatın koruyucusu olduklarına dikkati çekti.
İstanbul‘da Zati, Bursa‘da Kandi gibi öne çıkmış bir takım şairlerin mekanlarında bir araya gelindiğini söyleyen İsen, o dönemde Mevleviler başta olmak üzere tekkelerde de şairlerin bir araya geldikleri ifade etti.
İsen ‘‘Bizdeki edebi faaliyetler batıdaki gibi bir akım doğurmamıştır. Bunun nedenlerinin de konuşulması gerekir. Bizde ya bir haminin etrafında ya da üsluba dayalı benzeşmeler çerçevesinde bu faaliyetler görülür‘‘ dedi.
Baykara meclisleri
Tarihte Hüseyin Baykara ile Ali Şir Nevai ilişkisinin bir devlet adamı ile şair ilişkisine örnek olarak gösterildiğine dikkati çeken İsen, ‘‘Baykara Meclisleri‘‘nin tezkirelerde entelektüel seviyede insanların katılıp en güzel sohbetlerin yapıldığı meclis anlamında kullanıldığını söyledi.
İsen ‘‘İstanbul‘da yakın zamanlara kadar bu gelenek devam etti. İbn-ül Emin‘in sohbetleri, İsmail Hami Bey‘in sohbetleri geleneği yakın zamana kadar sürdürdü. Ankara‘da halen bu gelenek devam ediyor. Her perşembe akşamı Yılmaz Öztuna‘nın bir meclisi var. Ben o meclisin mümkün olduğu kadar müdavimlerinden birisiyim. Toplantılar daha çok tarih edebiyat ve musiki ekseninde yürümektedir‘‘ diye konuştu.
Kültür ve Turizm İl Müdürü Ahmet Emre Bilgili de, Padişahın alayı izlediği Alay Köşkü‘nün Hünkar salonunda, Alay Köşkü Edebiyat Meclisi‘nin ilkini gerçekleştirmekten duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Burada ayda bir musiki meclisi yaptıklarını, bugün itibariyle de edebiyat meclisi başladığını söyleyen Bilgili, yakın zamanda tarih meclisinin başlayacağını bildirdi.
Bir fotoğraf karesinin hikayesi
Yazar Beşir Ayvazoğlu ise Alay Köşkü ile edebiyat ilişkisini anlattığı konuşmasında, Türk Ressamlar Cemiyeti‘nin Sanayi-i Nefise Birliği adını alarak bütün sanat dallarını kapsamasından sonra, Güzel Sanatlar Birliği adını aldığı tarihlerde Alay Köşkünün de bu kuruluşa tahsis edildiğini anlattı.
Ayvazoğlu, 1928 yılına girildiğinde Birliğin başkanı ressam Şevket Dağ‘ın ‘‘bütün sanat dallarının temsil edildiği Birlikte, neden edebiyat yok‘‘ diyerek edebiyat adamlarını davet ettiğini ve aralarında bir temsilci seçmelerini istediğini kaydetti. Davet edilen 15 kişinin başta Peyami Safa olmak üzere üç kişiyi temsilci olarak seçtiklerini, Peyami Safa ve iki arkadaşının ise edebiyat zümresi kongresi için o gün yazan çizen Servet-i Fünun ve Fecr-i Ati kuşağından şair ve yazarlardan, Yedi Meşalecilere kadar herkesi kongreye davet ettiğini anlatan Ayvazoğlu, şunları kaydetti:
‘‘Kongre günü geliyor. Gencinden yaşlısına, Halit Ziya‘sından Hüseyin Rahmi‘sine, Yaşar Nabi Nayır‘ından Necip Fazıl‘ına, Peyami Safa‘sından İbrahim Alaaddin‘ine o devirde hayatta olan çok sayıda yazar- çizer, toplantıdan önce Alay köşkü dibinde toplanıyorlar ve bir fotoğraf çekiliyor. Harika bir fotoğraf, başka ülkelerin edebiyat tarihinde böyle bir fotoğraf var mıdır? Bilmiyorum.
Kongre yapılıyor; yaşlılar var, gençler var, aslında bir de gerilim var. Onları bir arada bir fotoğraf karesinde gördüğünüz zaman zannediyorsunuz ki; can ciğer kuzu sarması aslında hepsi birbirine muhalif. Gerilimli bir ortamda kongre yapılıyor.‘‘
Kongre sonunda Birliğin Edebiyat Zümresi Genel Sekreterliğine Peyami Safa, yönetim kurulu üyeliklerine Halit Ziya Uşaklıgil, Yusuf Ziya Ortaç, Halit Fahri Ozansoy ve Ahmet Haşim‘in seçildiğini anlatan Ayvazoğlu, şunları kaydetti:
‘‘Ondan sonra bir kavga kıyamet daha kopuyor. Vay efendim, daha dünkü yazar, bu kadar yaşlı yazar varken nasıl zümreye başkan seçilir? Bu tartışmalar içinde Peyami Safa birliğin edebiyat için çalışmalar yapması için kolları sıvıyor. İlk olarak Rusya‘dan gelmiş Ankara‘da hapiste olan Nazım Hikmet‘e destek veriyor ve Nazım‘ın meşhur Yanardağ şiirini Cumhuriyet‘te kendi sayfasında yayınlıyor. Ertesi gün Cumhuriyet gazetesinin açıklaması (bu şiirin yayınlanmasına karar verilmesinde bizim bir ilişkimiz yoktur) oluyor. Ve bunun üzerine zor durumda kalan Peyami Safa Cumhuriyet‘ten istifa ediyor. Peyami Safa, Nazım Hikmet‘i burada, üst edebiyat dünyasında takdim ediyor.
O dönem edebiyat tarihimizin çok renkli, çok hareketli dönemidir ve o tarihte şu anda içinde bulunduğumuz mekan baş roldedir. Bu edebiyat meclislerinin burada başlaması hoş bir gelişmedir‘‘
İsen‘in Emirgan‘daki Şerifler Köşkü‘nün bir yazlık mekan olarak şair ve yazarlara tahsis edilebileceğini ifade ettiği toplantıda musiki dinletisinin ardından yazarlar da görüşlerini ifade etti. Meclis toplantısı Cahit Koytak‘ın şiir dinletisiyle sona erdi.





