milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

26 MAY 2012 CMT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • MEMURLAR İLE HÜKÜMET ARASINDAKİ TOPLU SÖZLEŞME GÖRÜŞMELERİ
  • ''HERKES İÇİN ENGELSİZ DÖNÜŞÜM PROJESİ''
  • DUSTUR: "MÜBAREK'İN BAŞBAKANI MISIR'A CUMHURBAŞKANI MI OLACAK?"
  • NİYET VARSA BİR HAFTA İÇİNDE BİLE ANLAŞILABİLİR.
  • ÖLÜ SAYISI 30'A YÜKSELDİ
  • BM GÖZLEMCİLERİ HULA'YA GİDİYOR

AKP'nin korkusu o korku mu?

16 EKİM 2011
PAZ 00:05

[-] Normal [+]
  • Değmesin Yağlı Boya
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Eski Türkçede "N" gibi okunan bir "K" harfi vardır ki ona "Sağır kef" denir. Bir gün, devrin meşhur, mühim ve sağır şahsiyetlerinden birine hitaben kaleme aldığı bir yazıda babam "Sağır kef" kullanılması gereken bir ibarede pek acemi ve cahilane bir hareketle "N" harfini kullanır. Bunu gören Atatürk: "Ercüment bey, der, nasıl oldu da bu kelimeyi yanlış yazdınız."

  • AKP'nin korkusu o korku mu? -

Ercüment Ekrem, soğukkanlı, şu cevabı verir:

"Nezaketim mani oldu paşam, kendilerine karşı 'sağır' bir harf kullanırsam alınırlar diye korktum!..."

Burada anlatılan baba, Ercüment Ekrem Talu'dur. Recaizade Mahmut Ekrem'in oğlu. Farsca, Fransızca, İtalyanca, Latince, Yunanca, İngilizce, Almanca, İspanyolca, Lehce dillerini okuyan, konuşan ve yazan Ercüment Ekrem'in bankacı, politikacı, idareci, şair, romancı, hikayeci, mütercim, fıkracı, lügatçı, öğretici, dilci gibi sıfatlarının olduğu da yazılır Edebiyat tarihinde.

Çocuğu itiraf ediyor babasının ağzından, "sağır" bir harf kullanmaktan korktuğunu...

Anlatılan olayın diğer kahramanından, yaşanılan "korku"nun tarihini anlamak kolay. 1956 yılının Aralık ayına kadar yaşayan (68 yıl) Ercüment Ekrem'in tedbirliliği ise siyasal fakültelerinde tez konusu olmalıdır.

İlk öğrendiği okuyup-yazma dili olmasına rağmen Osmanlıca, Milli Şef'imizin harf inkılabından sonra onu kullanmaması, (Geçen haftaki yazımızı hatırlatalım) sağır kef yazarsam, az duyar olduğum aklıma gelir, endişesinden/hesabından olmasa gerek; lakin konumuz bu değil.

Konumuz: Ercüment Ekrem her ne kadar nezaketimin gereği dese de, sağır bir harf kullandığında alınacak olandan duyduğu korkudur.

Milli Şef yıllarında, dergisi Büyük Doğu'nun kapağına bir kulak resmi çizdirip, altına da "Başımızda kulak istiyoruz", diye yazdıran Necip Fazıl'ın uğradığı zulümleri onu sevenler bilir. (Cesaret farkı)

1962 yılının Mart ayında yayımlanmış bir CHP organı dergide şu satırları okumuştum: Sakıt aileleri, İnönü için: "Allah onu başımızdan eksik etmesin" demeğe başladılar.

Sakıt aileleri, yani Demokrat Partili etiketi taşıyanlar, Yassıada'larda yargılananlar...

Başbakanları ve iki bakanları asılalı altı ay olmuş. fakat korku devam etmekte. Ya bize de sıra gelirse korkusu... Gümüşpala'lı AP Meclis'tedir o günlerde. Ey İsmet Paşa, yaptıkların yetmedi ise, dahasını da yap, diyecek cesaretleri mi olacaktı?

Bu ülkenin Cumhurbaşkanlığı makamına dokuzuncu sırada oturan Süleyman Demirel'in (en az oy alarak) seçilmesinden bir kaç gün önce tv kanallarına çıkıp "Ben bir İsmet Paşa hayranıyım!" demesi, ölümünün üzerinden çeyrek asır geçmesine rağmen bu ülkede yaşanan Milli Şef korkusunun hangi yüreklerde, hangi boyutlarda olduğunu göstermişti. İspatı Demirel'in 28 Şubat'lı icraatlarıdır.

Bir "sağır harf" inadı göstermeyerek yaşamayı seçen Ercüment Ekrem'i anlamak kolay. Fakat devleti, cinayetlerle yanyana anlatan Demirel'i anlamak çok zor. Hayranı olduğu, hiç değilse tabutluklarıyla ünlü idi.

Aslı o gömlektir

Ressam Çal'lı İbrahim, bir resim sergisinde kendisinin meşhur bir tablosunun aynen kopye edilmiş olduğunu görünce, hemen sergi açan ressamı buldu ve herkesin içinde:

- Bu eserinizi iki bin liraya satın alıyorum! dedi.

Orada bulunan ve resimden anlıyan biri:

- Aman üstad, etme, diye atıldı. Bu resim beş para etmez, sizin bir tablonuzdan çalınmadır. Niçin o kadar yüksek para teklif ediyorsunuz?

Çal'lı, berikine döndü:

- Aslının ne kadar değerli olduğunu anlatmak için arkadaş!

Bu fıkrayı önüme Etyemezli Apti koymuştu. İki kere okumamı yeterli bulmuş olacak ki, sordu: Nasıl buldun?

Bir Çallı fıkrasıydı işte. Emeğini savunmayı, emeğine sahip çıkmayı anlatıyor. Bu biraz pahalıya mal olsa da...

İyi, anlamışsın dedi, Etyemezli Apti. AKP'nin seçimlerde neden yüksek oy aldığını da çözmüş oldun böylece.

Bir tablodan seçim sonuçlarına dönmek. Nasıl olacaktı?

Bu millet dedi, AKP'ye yarımlığına rağmen, kötü kopyalığına rağmen yüzde elli oyunu vermişse, bu onun aslının Milli Görüş olmasındandır. Bu anlatımı AKP'nin anlamaması onun sorunudur. Zira kötü ressam olmak da kolay değildir.

Kolayı seçmek

Menderes devrinin ilk yılları. DP iktidara gelmiş, fakat ezan hala CHP'nin istediği gibi okunuyor.

Kırk mücahidin başlattığı bir eylem devreye giriyor. Şehirlerine dağıldıkları Türkiye'nin camilerinde ezanı aslı gibi okumaya başlıyorlar.

Emniyet güçleri peşlerine düşerken ilk tepki kimlerden geliyor, biliyor musunuz?

DP teşkilatlarından, DP il/ilçe yöneticilerinden, DP'ye oy vermiş insanlarımızdan...

Daha yeni iktidara geldik. Şimdi sırası mı? Partimizi kapattırmak mı istiyorsunuz, gibi cümlelerledir itirazları.

BDP'nin önerisine rağmen, konu başörtüsü olunca kaçmayı yeğleyen KP'lileri görünce hatırladık işte.

DP'lileşmek, AP'lileşmek DYP'lileşmek, ANAP'lılaşmak onları ondurdu mu ki AKP'de aynı yolun yolculuğuna özeniyor?

Kendileri bilir.

Ev

Medyada okunması ve yazılması zor isimli inşaat ilanlarından geçilmiyor. İstanbul'da her boşluğa dikilen ve çevresinde zamanımızın surları havasında sıralanan binalar, binalar, binalar... Yapan da reklamında işin, satan da...

Sordum: Satıyor mu?

Millet almak için kuyrukta, dediler. İyi ama bu kadar reklam niye? Gazetelere, tv kanallarına destek mi çıkıyorlar?

T. Özal hükümetinin ilk yıllarındaki kooperatif modası/furyası geldi aklıma. Az mı yazmıştık hayal kırıklığı hikayelerini...

Kiranız, taksidini ödesin, diye başlayan reklamı okuyunca Nasreddin Hoca'mızı hatırlamamak olmaz. Peşin parayı görünce gülersin tabi, dediği o yün fıkrasına az mı gülmüştük.

Kira, borç taksidini ödeyecekse, (ki o kiracı nerede; herkesi ev sahibi yaptınız.) satmasanız da çocuklarınıza kalsa o daireler diyesi geliyor insanın.

Hatıralar ağlatır

Başbakan Erdoğan'ın annesinin cenazesine katıldı bu ülkenin insanları ve içlerinden/dışlarından ağladılar.

"Ben de ağladım" diye yazmış ANAP'lı eski bir siyasetçi. "Birileri Başbakan'a şirin görünmek için yazdığımı söyleyeceklerdir ama..." diyerek de sürdürüyor yazısını.

Evet, birileri yani bu ülkenin diğer çocukları onu, o da birilerini (!) iyi tanıyor.

Birilerinden olan bu fakir tarihe bir not düşmek istiyor burada.

Ağladığı doğrudur o zatın. Fakat tam karşısındaki çelenke takılınca gözü, biraz sulanmıştır. Hasretlik duygusu işte.

O çelenkte Bedrettin Dalan adı yazıyordu. T.Özal'ın bu ülkeye kazandırdıklarından ve şu anda yurt dışında kaçak olarak yaşayan Bedrettin Dalan. T. Özal yönetiminin simgelerinden Bedrettin Dalan.

Eski ANAP'lı zat onun çelengini görünce ağlamıştır.

Sinema Tarihinden

İki sene önce bir yerli film çevrilirken, prodüktör, figüranlardan birine: "Eğer burdan aşağı atlarsan elli lira veririm" demişti. Üç gün çalışıp, ancak üç ay sonra elli lirayı alabilen figüran, apartımanın üçüncü katından, san'at aşkına balıklama atladı. Tabii feryat figan... Can kurtaran arabasıyla İlk Yardım Hastahanesine gitti.

Prodüktör namuslu adammış. O gün elli lirayı yaralı figürana verdi. Ama ben işi merak ettim, prodüktöre sordum:

- Birader sen bu zavallıları iki sandöviçle çalıştırır, akşam ellerine zar zor bir beşlik verirsin. Nasıl oldu da bu zavallıya elli lirayı verdin?

Prodüktör güldü:

- Bu Amerikan reklamcılığıdır, dedi, benim elli liraya yaptığım reklam bin liraya olmazdı.

O günkü gazeteleri gösterdi. Bütün gazeteler, falan film çevrilirken müessif bir kaza olduğunu, bir artistin film çevirirken altıncı kattan düştüğünü yazıyorlardı.

Geçen gün gazetelerde buna benzer bir hadise okuyunca aklıma, o film geldi.

Muzaffer Tema şimdi kendi hesabına film çeviriyor. Gülhane Parkında film çekerken, bir devecinin de filmini çekmiş. Deveci elli lira istemiş. Tema, ben seni çekmedim, demiş. Birbirlerine girmişler, hakaret, küfür... Derken mahkemeye düşmüşler. Karşılıklı hakaretten mahkum olmuşlar.

Bu havadisi gazetelerde okuyunca, kendi kendime:

- Deveci elli lirayı artık hak etti, dedim.

Ülkemizde yeşilçam sineması adıyla ünlenen sinema sektörü haberleri hiç eksik değil gazetelerden. Altın'lı ödül törenlerinde algülüm ver gülüm tatminciliğinin gerçekliğine inandırılmaya çalışıladursun insanlar, arşivimizden küçük bir notla destek olalım dedik, onlara. Üstelik birkaç gün önce kaybettiğimiz Amerika'yı keşfetmiş sanatçılarımızdan Muzaffer Tema'nın (Allah taksiratını affetsin) da adı geçiyor Temmuz 1955 tarihli bu notta. Yeşilçam sinemacılığında değişen bir şey var mı görülsün/değerlendirilsin istedik.

YAVRUM MESUT VE THE ŞAPGALI BABA

Çamurlu sokak sakinleri

- Yavrum Mesut böyle erken erken ne işin var? Binaenaleyh tanklar mı yürüyor sokaklarda?

- Horoz ölür, gözü çöplükte kalır diyorlar the şapgalı baba. Hiç değişmiyorsun yahu.

- Kimin horozu hangi çöplükte öldü? Binaenaleyh tapulu çöplüğüme başkasının horozunu sokmam. Kovala yavrum Mesut kovala. Haydi kış kış de...

- Çöplüğünü karıştırma the şapgalı baba. Çöplendirdiklerinin listesini bir bulurlarsa, yandın yahu.

- Beni yakmak için mi geldin yavrum Mesut. Binaenaleph ihtilallerden başka günlerde ben hiç bu saatte uyanmadım. Fevkalade bir şey mi var?

- Mesai saati başlıyor the şapgalı baba. Sen hala uyuyorsun yahu.

- Müezzinlik mi yapacağız Yavrum Mesut? Binaenaleyh namaz kılan oldu da kılmasın mı dedik, Arabistan'a gitsin mi dedik? Mesai başlayacaksa, başlamasın mı dedik?

- 28 Şubat sorgusuna alınmadın the şapgalı baba. Bak ben de ayaktayım yahu.

- Yani zaman aşımından mı yırttın yavrum Mesut? Binaenaleyh zaman aşındırmaya bu saatlerde mi başlıyorsun? Fevkalade uyanık olmak lazım.

- Ben sana mesainin başladığını haber vermek istedim the şapgalı baba. Köstebekler uyandılar yahu.

- Sen kimin köstebeğisin yavrum Mesut. Binaenaleyh bu saatte uyanık olman fevkalade köstebekliğine işarettir, delildir, ispattır.

- Dizine oturduğumda beni bebeğim diye seviyordun the şapgalı baba. Şimdi köstebek mi olduk yahu?

- Çamura oturmam dedin, binaenaleyh geldin benim çamurum oldun. Tuğlaları fevkalade tutturdun yavrum Mesut. Bir tuğla çekilirse, duvar yıkılır; yıkılan duvarın altında kalmak fevkalade yanlıştır, hatadır, günahtır.

- Benim çamur uyumuma laf söyleme the şapgalı baba.

- Sen benim çamur çukurumsun yavrum Mesut. Binaenaleyh içine düşen köstebeğin aklına fevkalade şaşarım. Gel bebeğim, köstebeğim. Binaenaleyh gel bir öpeyim.

TARİH

Kendilerini kapı önünde buldukları ihtilalden sonra "Amerika, altımızı oymuş; haberimiz olmamış" diyen Demirel'in sürekli Dışişleri Bakanı Çağlayangil'den, köstebek avcılığı yapan Kılıçdaroğlu günlerine erdik.

"Bu da geçti polis kayıtlarına."

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Değmesin Yağlı Boya bölümü’nde 16.10.2011 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: Necati Tuncer / Türkiye
  • tags Etiketler: akp, korku, o,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Değmesin Yağlı Boya

    1. Bush montlu Özal günlerinden
    2. Nisan Mayıs ayları
    3. Sen neden oradasın?
    4. Bir cami elli lira
    5. Adı malzemedir
    6. Bir sıçrarsın Çevik
    7. Hesaplaşma başlasın
    8. Sakal, cübbe, sarık=Sanık
    9. 28 Şubat: 32 kısım tekmili birden
    10. Katil varsa cinayet vardır
  • Diğer

    1. Memurlar ile hükümet arasındaki toplu sözleşme görüşmeleri
    2. ''Herkes İçin Engelsiz Dönüşüm Projesi''
    3. Dustur: "Mübarek'in Başbakanı Mısır'a cumhurbaşkanı mı olacak?"
    4. Niyet varsa bir hafta içinde bile anlaşılabilir.
    5. Ölü sayısı 30'a yükseldi
    6. BM gözlemcileri Hula'ya gidiyor
    7. Eşşebab örgütünden, daha yoğun savaşma tehdidi
    8. Davutoğlu, Malmström ile vize muafiyetini görüştü
    9. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Yıldırım İtalya'ya geldi
    10. Otomobil satış noktalarımız bizim halka dönük yüzümüz
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Midyat'a Vatikan kolonisi!
    3. Yelkenler indirildi
    4. Memura yüzde 3,5 Cargill'e yüzde 35
    5. Bu olacak Ayasofya!
    6. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    7. Üşütmeye Karşı Etkili (Ciğerotu)
    8. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    9. Aynı aşk ve heyecanla
    10. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Dedem döneminde dini kitap toplatılmış
    5. Saraybosna Film Festivali Çocuklar'la açılacak
    6. Yarım yüzyılda Burhan Doğançay
    7. İmamların oynadığı tiyatro ayakta alkışlandı
    8. Toz Kanatlı Kelebek Necip Fazıl Kısakürek
    9. Dünyanın hazinesi Türkiye kütüphanelerinde
    10. Çin'den Pentagon'un raporuna tepki
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek