Söylenenleri özetleyelim. * Afyon'da parti kurucularına bir bakıyor ve hemen tepki göstererek orayı terk ediyor. * Yoldan çevriliyor. (Yalvar yakar/rica minnet/sen olmazsan olmaz ağbi/bizi bırakıp gitme gözyaşları/vesaire) * Tayyip bey ve Abdullah Gül ile üçlü görüşme ve çekilen rest. * Onlar razı oldular, ve ben de... Gerisini biliyorsunuz.
Yukarıdaki alıntı unutulmaya başlandığını anladığında (insanlar yaşadıkları kötü yılları, ki ihtilal yılları gibi, Özal'lı-Demirel'li yıllar gibi, o yılların içindeki zulmü seven ve uygulayanlarla birlikte unutmak ister.) hatıralarını yazarak, pazarlama safhasına geçen kulacı büyük ünlü Türklerden AKP'li T. Altıkulaç'ın bir dergiye (aksiyon) verdiği röportajdan aldık.
İyiki yazmış anılarını AKP'li T. Altıkulaç, diyoruz. Çünkü işin doğrusunu (!) anlatıyor. Siz AKP'ni kuranların arasında, B.Arınç, A.Latif Şener var mı diyordunuz?
Alın işte cevabı!
AKP'li T.Altıkulaç diyorki: AKP'ni ben kurdum. Recep Bey ve Abdullah bey eyvallah, aynen katılıyoruz dediler.
AKP bu, ne olduğunu biliyoruz. Bilmeyenler dahi şimdilerde öğrendiler, kolaycılığına kaçmasın hiç kimse. Vesika lazımdı. Bizzat banisi anlatıyor.
"Zaman da gösterdi ki ekonomi, iç ve dış politikada başarı bir yana endişe ettiğim noktalarda beklemediğim düzeyde arzu ettiğim noktaya geldi. (Yani Tayyip bey)"
Peki, burda ne demek istiyor AKP'li T. Altıkulaç? Erdoğan'ın ünlü Mısır konuşmasını açıkca ben yazmıştım mı diyecekti? İşte başörtüsü meselesi öyle durup duruyor mu diyecekti? O kadarcığı da anlayıverin.
"Necip Fazıl gibi bir zat tutuyor, sizi 'din dışı, rejim uşağı...' diye takdim ediyor."
Neden?
"Ona birileri yazdırdı."ğından.
Ey Necip Fazıl'ı tanımış ve onun eğitiminden/terbiyesinden nasibini almış olanlar, bir cevap verin AKP'li T.Altıkulaç'a. Necip Fazıl, onun anlattığı gibi mi idi?
İkinci küpürümüzde Necip Fazıl'ı okuduğunu sandığımız ünlü yazarlarımızdan Beşir Ayvazoğlu'nun köşesinde yayınlandı.
Sayın Ayvazoğlu, AKP'li T.Altıkulaç'ın kitabını alın, okuyun derken elbette şu soruları sormuyor:
- Semra Özal kim? T.Özal hükümetinin köşk beğenme ve konukevi yapma bakanı mı? (Çırağan sarayını ve Şeref stadını otel yaptırtmıştı)
- Alma, satma, kamulaştırma.. Büyük bir arsa, büyük bir bina, köşk, konukevi, yayınevi gibi kelimelerle anlatılan ilişkiler, zorlukları aşarken çekilenlerden midir?
- AKP'li T.Altıkulaç, T.Özal hükümetlerinin önemli icraatcısı Semra Özal'la nerede ve nasıl karşılaştırmıştır. Ve onun karşısında nasıl bir pozisyonda durmuştur? Hürmette kusur edeceğine ihtimal vermiyoruz ama, sayın Ayvazoğlu yazmamış bu soruların cevaplarını? Halbuki AKP'li T.Altıkulaç bu ayrıntıları da mutlaka yazmış olmalı.
Nerden mi biliyoruz?
Milli Nizam hareketiyle askerlikte karşılaştığını ve tavrını koyduğunu söylemeyi ihmal etmemesinden.. (Acaba o askerlik yıllarında ihtilale teşebbüs mü etti, yoksa bu parti kapatılsın diye muhtıra mı verdi?)
1980 öncesindeki Demirel'in iktidar yıllarından ve ihtilalci K.Evren'in hemen yanıbaşından ve Semra Özal'ın emlak işleri danışmanlığından ve Kur'an kurslarını kapattırmasından ve cemaatlerin tapulu mallarına musallat olmasından ve hizmet ehlini müfettişlerle yıldırmaya çalışmasından ve hocaları DİB kadrosundan attırmasından bu ülke insanlarının iyi tanıdığı AKP'li T.Altıkulaç, bugün AKP'nin "arzu ettiği noktaya" gelmesinden çok memnun..
Bir kaç özel soruda bizim olacak, AKP'li T.Altıkulaç'ın röportajına "Mesut bey beni değerlendirecekmiş..." başlığı altında sayfalarını açan aksiyon dergisine. Susma haklarını da kullanabilirler zira.
"Mesut bey beni değerlendirecekmiş.." başlığını koyarken kaç kuş vurmayı hedeflemiştiniz?
Yolsuzluktan mahkum olmaktan zaman aşımı ile yırtmış Mesut Yılmaz aşkına bir bakın AKP'li T.Altıkulaç'taki. "Beni bakan yapacakmış" diyor ağzı kulaklarında.
Devam ediyoruz ünlü röportajın satıraralarında gezmeye. "Görev devrine ilişkin olumlu, olumsuz anılarını paylaşmaları için il müftülerine ricada bulundum. 29 mektup geldi, ancak hep övgü."
Diğer müftüler, cevap vermeyen müftüler niçin cevap vermediler dersiniz? Ve sayıları kaç kişi onların? Yani çoğunluktalar. Bu ülke adına sevindirici bir durum değil mi bu? İyi ki o müftülerimiz var; AKP'li T.Altıkulaç'ın onca icraat yılına rağmen...
Bir hakikat kalmasın alemde Allah'ım nihan!
Ne olacağı önemli
Ünlü AKP'lilerden Bülent Arınç bey teşkilat gezilerinde partililerine hitap ederken Demirel taklidi yapmış; her kazayı vilayet yapacağım dediği günleri hatırlatarak..
Sonra; nasıl iyi yaptım mı? Diye sormayı da ihmal etmemiş. Şimdilik orada oturup partisini tutanlara.
Ben de Etyemezli Apti'ye sordum: Ne dersin? Bir an gözleri daldı ve usulca fısıldadı. Önceleri de Milli Görüşcü taklidi yapıyordu.
Yukarıdaki resimde, taklit üstadı, bugünü ve istikbali parlak bir AKP'linin gelecekte ne taklidi yapacağını görüyorsunuz.
Gel, gör beni
Geçtiğimiz hafta Meclis kürsüsünden iteklenerek indirilen milletvekili üzerinden muhalefet üretmeyi sürdüren CHP'nin son icraatını ressamımız tesbit etti.
Meclis idare amirinin iki elinin birden dokunduğu CHP milletvekili Kamer Genç'i, Silivri'de ikamet eden kendi milletvekilleri Haberal'ın alın teriyle sahibi olduğu hastaneye götüren CHP'liler, kırık-çıkık ve travmatoloji servisinde yoğunluklu bir bakım yaptırmışlardır.
Doktorların bir süre Meclis kürsüsüne çıkamaz ve çiçek sulayamaz raporu verdiği CHP milletvekili, dün Meclis'e gelerek maaşını, görevlilerin takdirleri ve alkışları arasında almıştır. CHP muhalefetini görüntüleyerek, onları bir kere daha tarihe geçiren ressamımızı kutluyoruz!
Elde şiş - Esas iş
Partisinin takip edeceği yeni yıl politikalarını belirlemek için fal baktıran, pardon çağdaş yaşamca söylersek astrologlara yıldızlarını okutan Kılıçdaroğlu'na demişlerki:
Yeni yılda da eski işimizi aynen sürdüreceksiniz!
Adamı Gürsel ve arkadaşları sayemizde genel başkanlığı sürecek, kurultay yok, diye sevinedursunlar, yıldız okuyucuların kastı bu değil.
Peki, ne?
İşte şimdi bu soruyu, biz size soruyoruz.
Kılıçdaroğlu'nun yeni yılda da devam ettireceği eski işi nedir?
Yapacağınız, Kılıçdaroğlu'nun 2012 görüntüsünü bize bir cümle ile anlatmaktır.
Diyeceği olan, tahmini olan, fikri olan herkes yazabilir; alttaki ve üstteki e-mail adresinize.
Bilenler ne mi kazanacak?
İsim ve adresleri bizde saklı kalacak ve reçete yayınlarından kitaplarımız neşredilmeye başlandığında, göndereceğiz onlara. Razı iseniz...
Yavrum Mesut ve The şapgalı baba
Taklitciler korksun gayri
- Alo! The şapgalı baba, nerdesin yahu.
- Nerede olduğumu en iyi sen bilirsin yavrum Mesut. Binaenaleyh gidecek yerimiz vardı da gitmedik mi?
- Senin yatacak yerin de yokmuş the şapgalı baba. nerede uyuyorsun yahu.
- Gözümüze uyku girdi de uyumadık mı? Binaenaleyh su uyur baba uyumaz yavrum Mesut. Kendim için uyursam namerdim.
- Yani beni mi bekliyorsun the şapgalı baba, elinde şapganla. Yoksa nereye gideceksin?
- Getirmedilerki gideyim yavrum Mesut. Binaenaleyh o kadar rica ettim. Gelirsem fevkalade gelirim dedim. Tankların sesinden duyan olmadı.
- Gömlek çıkarmışları getirdiler the şapgalı baba.
-Gömlek çıkarmışlar da ne giymişler yavrum Mesut? Binaenaleyh kimin gömleğini çıkarmışlar, kimin gömleğini giymişler? Gömlekleri dar mı gelmiş, Amerika'dan yar mı gelmiş? Soyunmak fevkalade soyulmak demektir. Ayıptır, hatadır, günahtır.
- Gömleklerini çıkaranlar kulaçlamışlar the şapgalı baba. Senin üstünü çizmişler yahu.
- Benim büstümü kim, nerede, nasıl çizmiş? Binaenaleyh tankların üstüne çıkarak mı çizmişler? Arabistan'a giderken mi çizmişler? Hangi sokakta çizik büst var bilirim. Memleketi fevkalade heykellerle donatmazsam namerdim.
- Karşında gazeteci bölüğü varmış gibi konuşuyorsun the şapgalı baba. Arayıp soranın yok, büstünün peşine düştün yahu.
- Aradılar yavrum Mesut aradılar. Binaenaleyh onlara Ecevit'i anlattım. Beni fevkalade seviyordu.
- Onun yanına gitsene the şapgalı baba. Seni özlemiştir yahu.
- Tankları mı gördün yavrum Mesut. Binaenaleyh senin nereni çizmişlerdi? Gazlı bez bandajlı burun sana fevkalade yakışıyordu.
- Yine benim burnumu sızlattın the şapgalı baba. Ben seni bilgilendirmeye geldim yahu.
- Tankları mı gördün diye sordum ya yavrum Mesut. Binaenaleyh başka ne biliyorsun?
- Seni taklit ediyorlar the şapgalı baba. Ölü sayısı her geçen gün artıyor yahu.
- Bana sağcılar adam öldürüyor dedirtemezsin yavrum Mesut. Binaenaleyh solculara baba olmam fevkalade doğrudur, gereklidir, elzemdir.
- Sana baba diyebilir miyiz amca mı dediler the şapgalı baba. Yoksa kasedin çıkmaz diye mi düşünüyorlar yahu.
- Görmeyeli çok şey öğrenmişsin yavrum Mesut. Binaenaleyh tankları görmekten başka şey bilmiyordun. Rutin dışına çıkmış, fevkalade bir çamura oturmuşsun.
- Sen benimle uğraşacağına, seni taklit edenlerle uğraş the şapgalı baba. Parsayı götürüyorlar yahu.
- Arsayı nereye götürüyorlar? Binaenaleyh üstüne AVM dikilmeyen arsa mı kaldı memlekette? Çankaya'nın arsasını istediler de vermedim mi Yavrum Mesut.
- Ben de onu diyorum sana the şapgalı baba. Seni taklit ede ede işi götürüyorlar yahu.
- Gel, elimden tut yavrum Mesut. Binaenaleyh bir daha dönmem. Dönersem namerdim.
- Ama nizamiyeden dönmüştün the şapgalı baba. Ben tankları görsem de dönme yahu.
- Dönmem yavrum Mesut dönmem. Binaenaleyh kapıyı kapatma, açık kalsın.
- Hani ardına bakmayacağım diyordun the şapgalı baba. Gözün hep arkada yahu.
- Önümü göremiyorum yavrum Mesut. Binaenaleyh ne varsa benim arkamda var. Fevkalade gözyaşı var, kan var, ağlayan analar var, kızlar var. Hemde kulaç kulaç var yavrum Mesut. Binaenaleyh yürü.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Necati Tuncer / Türkiye
Etiketler:



