Asım, Mehmet Akif'in ana hatlarını detaylı olarak çizdiği ideal bir gençlik prototipidir. Vatanını, milletini, değerlerini ve tarihini sevmektedir. Haksızlıklara karşı susmayan, bileğiyle düzeltmeye çalışan bir gençtir Asım. Güçlüdür ve gücünü şahsi çıkarları için kullanmayan, ülkesi ve milleti yararına harcayan bir gençtir. Kavgacıdır ama onun kavgası toplumun yararına bir kavgadır.
İdeali ülkenin geleceğinde söz sahibi olacak ruhen ve fiziki olarak güçlü bir nesil yetiştirmek olan Mehmet Akif, bunu "Asım'ın nesli" olarak nitelemekteydi. Asım, Mehmet Akif'in ana hatlarını detaylı olarak çizdiği ideal bir gençlik prototipidir. Vatanını, milletini, değerlerini ve tarihini sevmektedir. Haksızlıklara karşı susmayan, bileğiyle düzeltmeye çalışan bir gençtir Asım. Güçlüdür ve gücünü şahsi çıkarları için kullanmayan, ülkesi ve milleti yararına harcayan bir gençtir. Kavgacıdır ama onun kavgası toplumun yararına bir kavgadır.
Çocukluk yılları ve ailesi
Mehmet Akif, 1873'te İstanbul Fatih'te Sarıgüzel isimli semtte dünyaya geldi. Nasuh Mahallesi 12 numaralı evde dünyaya gelen Mehmet Akif'in babası Fatih Medresesi müderrislerinden İpekli Temiz lakabıyla tanınan Tahir Efendi'dir. Annesi ise Buharalı Mehmet Efendi'nin kızı Emine Şerife hanımdır. Mehmet Akif'in ailesi sade yaşantının hüküm sürdüğü orta halli inançlı bir ailedir. Mehmet Akif anne ve babasını şöyle anlatır:
"Beyaz sarkl, temiz, yaşça ellibeş ancak
Vücudu zinde fakat saç sakal ziyadece ak."
"Annem çok âbid (ibadetine düşkün) bir hanmd. Babam da öyle. Her ikisinin de dinî selabetleri vard. İbadetin verdiği zevkleri heyecanla tadmşlard."
İstanbul'un en yoksul mahallelirnden birinde dünyaya gelen Mehmet Akif, kendi mahallesinin yoksulluğunu, kendi haline terkedilmişliğini şöyle anlatr:
Bizim mahalleye poyraz kşn da uğrayamaz
Erir erir akarz semtimize geldi mi yaz!
Bahâr görmeyiz ala lâtif olur, derler...
Çiçeklenirmiş ağaçlar, yeşillenirmiş yer.
Demek şu arsada ot bitse nevbahâr olacak?
Ne var gidip Yakack'larda demgüzâr olacak
Fusulü dörde çkarmaz bizim sokaklarmz;
Kurak, çamur.. İki mevsim tanr ayaklarmz!
Öğrenimi konusunda aile meclisi ikiye bölündü
Mehmet Akif, henüz 4-5 yaşlarında iken geleneklere uyularak Emir Buhari Mahalle Mektebi'ne yazdırıldı. Yaklaşık 2 sene sonra Fatih İptidasi'ne (İlkokul) girdi. Üç yıllık bu okulu bitirdikten sonra Fatih Merkez Rüştiyesi'ni 1895 yılında bitirdi.
Mezuniyeti ile birlikte aile meclisini ikiye bölen bir anlaşmazlık yaşandı. Annesi Mehmet Akif'in medresede tahsil görmesini istiyor babası ise medresede okuyacağı şeyleri kendisinin öğretebileceğini bunun içinde yeni kurulan mekteplerden birine gitmesinde ısrar ediyordu.
Mülkiye yılları
Sonunda babasının dediği oldu ve Akif, dönemin gözde okullarından Mülkiye'ye kaydettirildi. Mülkiye'nin idadi bölümünde geçen üç senenin sonunda diplomasını aldı. Böylece Mülkiye'nin bir üst sınıfına katılmaya hak kazandı. Ancak bir sene sonra babasının vefatı ve evlerinin yanması sonucunda gündüzlü öğrenci olarak okuyamaz hale geldi. Bunun üzerine yatılı olarak o yl açlan ve ilk sivil veteriner yüksek o


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



