Akademik yayınevi üç yeni kitabı okurla buluşturdu. Eski Türkiye Türkçesiyle Şâh-Mârân Hikâyesi, aslına uygun bir biçimde bir Şahmaran hikaye derlemesi. Dürr-i Meknûn Yazıcıoğlu Ahmed Bican Efendi tarafından 15. yüzyıl ortalarına doğru yazılmış bir eser. Satı Bey ise II. Meşrutiyet Dönemi'nde üstlendiği yöneticilik ve eğitimcilik görevleriyle dikkat çeken Satı Bey'i ele alıyor.
Şâh-mâran hikâyesi
Akademik yayınevi üç yeni kitabı okurla buluşturdu. Eski Türkiye Türkçesiyle Şâh-Mârân Hikâyesi, aslına uygun bir biçimde bir Şahmaran hikaye derlemesi. 15. yüzyıldan önce de sözlü gelenekte var olan bu hikâyeler hâlâ Tarsus başta olmak üzere Anadolu'nun birçok yerinde halk anlatısı olarak nesilden nesile aktarılmaktadır. Sibel Üst, Fikret Uslucan ve Mehmet Dursun Erdem tarafından hazırlanan bu çalışma Şahmaran'ın taş basma bir yayınına dayanmaktadır. Bu taş basma yayın, diğer Şahmaran hikâyelerinden daha arkaik özellikler taşımaktadır. Hikâyenin eksiksiz, harekeli, okunaklı oluşu taş basma nüshanın yeniden yayınına imkân vermiştir. Bu zamana kadar halk ağzından derlenen çalışmalardan oluşan Şahmaran hikâyeleri, ilk defa bu kitapla; yüzyıllar öncesine ait orijinal bir hikâyenin, Arap harfli taş basma bir nüshadan Latin harflerine aktarılarak okuyucusu ile buluşturulmuş şeklidir. İçinde vefa, güven, dostluk duygularının yoğun olarak işlendiği bu hikâyenin, günümüz insanının, yeniden kendini bulma süreci içinde alacağı birçok dersi barındırma açısından oldukça zengin bir yapı arz ettiği muhakkaktır. 14 farklı Şahmaran hikâyesinin yer aldığı bu çalışma bu hikâleri dinlemek, öğrenmek, eski haliyle okumak isteyenler için çok yararlı olacaktır.
Dürr-i meknun, saklı inciler
Kelime anlamı "mahfazalı dizili inci" olan Dürr-i Meknûn, Osmanlı yüksek zümresinin genel kültür kaynaklarından, Yazıcıoğlu Ahmed Bican Efendi tarafından 15. yüzyıl ortalarına doğru yazılmış bir eserdir. Yaşadığı dönem ve bölge, yazarın, Milattan önceki yüzyılların filozoflarından ve bilginlerinden kendi çağdaşı Müslüman yorumculara kadar hem Batı'nın hem de Doğu'nun kültür birikiminden yararlanarak ilk Osmanlı Ansiklopedisi diyebileceğimiz bu eseri ortaya çıkarmasına yardımcı olmuştur. Eser dinî, tasavvufî ve efsanevî bir nitelik taşır. Dürr-i Meknûn'da cennet, cehennem ve kıyamet gününe ait tasvirlerden geçmiş yüzyıllardaki medeniyetlere ait bilgilere, gökyüzündeki yıldızlar ve bunların özelliklerinden yeryüzündeki dağlar, nehirler, adalar ve buralarda yaşayan kimisi yarı insan yarı hayvan olan canlılara kadar her türlü bilgiyi bulmak mümkündür.15. yüzyıl Osmanlı kültür dünyasının genel bilgiler ansiklopedisi niteliğinde olan eserde coğrafya ve kozmografyaya ait bilgiler de geniş yer tutar. Bu sebeple Dürr-i Meknûn,15. yüzyılda yaşayan insanların dünyayı ve evreni nasıl algıladıklarını gösteren önemli bir eserdir. Evrenin oluşumunu 'Büyük Patlama' kuramına çok yakın bir açıklama ile veren, Nuh Tufanı'nı bilinen efsanelerden çok daha gerçekçi bir biçimde betimleyen bu eser, Osmanlıların 15. yüzyılda evrene ve dünyaya bakışları hakkında benzersin bir kaynak. On sekiz bölümden oluşan eserde çeşitli ayet, hadis ve hikâyelerle dünyanın yaratılışı, yeryüzü ve gökyüzü, bazı peygamberlerin kıssaları ve kıyamet alâmetleri anlatılır. Öğretici nitelikli eserde bu yolla halkın aydınlatılması amaçlanmıştır. Dürr-i Meknûn'un birçok nüshasının olması, o dönemde çok okunan bir eser olduğunu gösterir. Topkapı Sarayı Müzesi Kütüphanesi'nde de bu eserin dört nüshasının bulunmasından, Osmanlı padişahlarının da bu esere ilgi duyduğu, değer verdiği ve okuduğu düşünülebilir. Ahmet Demirtaş tarafından hazırlanan çalışma, giriş, inceleme, çevriyazı, dizin, notlar, sonuç, bibliyografya ve tıpkıbasım bölümlerinden oluşmaktadır. Eserin tıpkıbasımı, eserin dili üzerinde çalışma yapacaklar için büyük kolaylık sağlayacaktır.
Satı Beyi tanımak
Bu çalışmada; II. Meşrutiyet Dönemi'nde üstlendiği yöneticilik ve eğitimcilik görevleriyle dikkat çeken Satı Bey, yalnızca bu vasıflarıyla değil; güçlü bir hatip ve fikir adamı olması yönüyle de tanıtılmıştır. Osmanlı okullarından seçilmiş dikkat çekici fotoğraflarla da zenginleştirilen kitap, Türk eğitim tarihinde çığır açmış olan bir mütefekkirin, çağımıza tutulan bir aynası gibidir. "İyi okullar, iyi cemiyetler gibi iyi an'anelere sahip olan, düzenleri kağıtlar üstünde ve dudaklar arasında değil; çevrede, hayatta ve ruhta bulunan okullardır" diyen Satı Bey; Türk eğitim dünyasına ve Türk fikir hayatına dahil ettikleriyle hatırlanacaktır.
Şehbal Derya Acar'ın hazırladığı çalışma, bir türlü oturmayan, her gün değiştirilmek lüzumu hissedilen eğitim sistemimizin nasıl sağlam ve kalıcı hale gelebileceği konusunda yerli ve millî bir fikir verecektir.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Kaynak: Semih Erdemli / Türkiye
Etiketler:



