Tarihinde ilk kez Müslüman bir kişinin hak ihlali davasına bakan AİHM'nin alt dairesi, Türkiye'den giden sosyalist ve ırkçı başvuruların aksine; devlet lehinde Leyla Şahin aleyhinde karar verdi. 18 Mayıs 2005 tarihinde yapılan duruşmada, üç sayfalık bir savunma sunan AKP hükümeti, insan hakkı ihlali olmadığı gerekçesiyle yasak uygulamalarını onaylayan alt daire kararının aynen onaylanmasını istedi.
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, yaptırdıkları anketlerde türbanın Türkiye'de yüzde 1.5'luk gibi küçük bir kesim için sorun olduğunun ortaya çıktığını belirterek, "Türbanla ilgili, başörtüsüyle ilgili sorunları, sorun sayıyor musunuz? Sorun sayanların sayısı yüzde 1.5'tur. Halk hangi konuların öncelikle çözülmesini istiyorsa biz hükümet olarak bu sorunlara odaklandık. Bizim gündemimizde halkın sadece yüzde 1.5'unun gündeminde olan bir konu öncelikli olarak yoktur. Olması siyaseten de yanlıştır. Bizim önceliğimiz türban değil işsizliktir" ifadesini kullandı.
Haksızlığa AKP desteği...
Başörtüsüyle ilgili en çok tartışılan konulardan birisi de AKP iktidarı döneminde, AİHM'de Türkiye adına yapılan talihsiz savunma oldu. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde okurken 5. sınıfta başörtülü olduğu gerekçesiyle okuldan atılan Leyla Şahin, din ve vicdan hürriyeti, eğitim özgürlüğü gibi temel hakların ihlal edildiği gerekçesiyle AİHM'ye başvurmuştu.
Tarihinde ilk kez Müslüman bir kişinin hak ihlali davasına bakan AİHM'nin alt dairesi, Türkiye'den giden sosyalist ve ırkçı başvuruların aksine; devlet lehinde Leyla Şahin aleyhinde karar verdi. Leyla Şahin haksız kararı, AİHM'nin Büyük Dairesi nezdinde temyiz etti. Dava yeniden görülmeye başlanınca bu sefer, yasakla ilgili savunmayı Türkiye devleti adına AKP hükümeti yaptı. 18 Mayıs 2005 tarihinde yapılan duruşmada, üç sayfalık bir savunma sunan AKP hükümeti, insan hakkı ihlali olmadığı gerekçesiyle yasak uygulamalarını onaylayan alt daire kararının aynen onaylanmasını istedi.
Hükümet savunmasında, Leyla Şahin'in Fakülteye kayıt yaptırırken herhangi bir engelle karşılaşmadığı belirtilerek, "Bu durum, Şahin'in eğitim kurumlarına giriş hakkı bakımından eşit muamele gördüğünün bir kanıtıdır. Şahin'e, daha sonra İstanbul Üniversitesi Rektörlüğü'nün genelgesi muvacehesinde müdahale edilmiş, bu müdahale de yargı organları tarafından denetlenmiştir. Şahin bu bağlamda adil yargılanma hakkından yararlanmadığını ileri sürmemiştir. Bu yasak, Anayasa Mahkemesi ve Danıştay kararlarına dayanmaktadır" denildi.
Savunmada, AİHM içtihatlarına aykırı bir davranışın olmadığı kaydedilerek, hükümetin özgürlüklerin genişletilmesini amaçladığı ve bu yönde çaba sarf ettiği savunuldu. Bu süreçte, özgürlüklerin genişletilmesinin temel yasaların, yargı kararlarının ve toplumsal mutabakatın bir bileşkesi olarak gerçekleşeceği vurgulanan hükümet savunmasında, AİHM 4. Dairesi'nin verdiği karar çerçevesinde hüküm tesis edilmesi istendi.
Hükümet temsilcisi yasağı savunurken Başbakan Erdoğan, sanki savunmayı kendisine bağlı Dışişleri Bakanlığı temsilcisi yapmamış gibi anlaşılmaz şekilde AİHM'nin kararını eleştirdi ve "Bu karara ben yargı kararı olarak uyarım ama haklar, özgürlükler noktasında doğru bakmam. Niye? Çünkü nasıl olur da bir insan başını örtüyor diye eğitim, din ve vicdan özgürlüğü ortadan kalkar? 'İnanç hiçbir zaman yasanın önüne geçemez' diyor. Benim bu kızımın böyle bir iddiası yok ki... İnancı böyle olduğu için başını örtüyor, o halde saygı duymak lazım. Mahkemenin de bu konuda söz söyleme hakkı yoktur. Söz söyleme hakkı din ulemasınındır" ifadesini kullandı.
Şerife Gül Arıman (Mazlumder Ank. Şb. Bşk.)
Hükümet duruşunu netleştirmeli
İdarenin yasakçı ve keyfi uygulamalarına; siyasi otorite ve kamuoyu tarafından güçlü bir tepki verilemediği ve belki de kullanılan yöntemler yanlış olduğu için bu sürece ulaşmak uzun zaman aldı. Yasak yoktu ve herkes bunu bilmiyordu. Şu an gelinen nokta, malumun ilanıdır.
Bu süreci hazırlayan sebepler, özgürlükler hususunda sistemde mevcut iyileşmeler, demokratik açılım hareketleri ve referandum sürecidir... Ancak halen istenilen noktaya ulaşılamamıştır.
Bazı özel üniversitelerde dahi yetkililer öğrencilerin başörtülü olarak üniversiteye girmemeleri hususunda caydırıcı yöntemler izlemekte, tutanak tutmakta ve disiplin cezaları alacakları yönünde ifadeler kullanarak psikolojik bir baskı oluşturmaktadırlar.
Bazı devlet üniversitelerinden derneğimize yapılan başvurularda öğrencilerin derse başörtülü girmeleri durumunda, hocanın derse girmediği yönünde bilgiler gelmektedir. Sorunun çözüldüğü bazı üniversitelerde ise halen tutanaklar tutulmakta ve tutanak tutan öğretim görevlileri bu tutanakları boşuna tutmadıklarını ifade etmektedirler.
Başkent Üniversitesi halen başörtüsü sorununa karşı sert bir duruş sergileyerek, özgürlükçü üniversiteler listesine girmemekte direnmektedir. Üniversitelerin aşırı merkeziyetçi yapıları, Türkiye'nin genelinin çözüme gitmesini engellemekte ve her gün farklı uygulamalarla karşılaşılmaktadır. Bu kesin bir çözüme ulaşılamamış olması üzücüdür.
Hükümetin bu konudaki duruşunu netleştirmesi, sadece üniversitede değil, her alanda başörtüsüne özgürlük için yeni temiz bir sayfa açması gerekmektedir.
Hizmet alan ve hizmet veren gibi ayrımlarla özgürlüklerin pazarlık konusu yapılması genellikle az gelişmiş ülkelerde karşılaşılan bir sorundur. Başörtülülerin her yerde temsil edilebilmesi, kamusal alan isimli yılan hikayesine son verilmesi, başörtülü olduğu için hakkı gasp edilen her kesimin hakkının teslim edilmesi gerekmektedir.
Üniversitelerde başörtülü olmak yürürlükteki hiçbir mevzuata göre suç teşkil etmemektedir. Öğrenci disiplin mevzuatında açık bir ifade ile kılık kıyafetin serbest olduğu belirtilmekte olup, yasak tamamen hayalidir.
Yükseköğretim Kanunu'nun halen yürürlükte olan Ek 17. Maddesi'ne göre; "Yürürlükteki kanunlara aykırı olmamak kaydı ile yükseköğretim kurumlarında kılık kıyafet serbesttir" şeklinde ifade edilmektedir. Kaldı ki yönetmelikle yahut bir mahkeme kararı ile veya üniversitenin iç yönergesi ile temel hak ve hürriyetler sınırlandırılamaz. Bu sebeple yasağı devam ettirmek isteyenlerin hiçbir hukuki dayanakları yoktur.


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



