milli gazete

YayınlarVideoFotoğraf


  1. ARSIV
  2. VIDEO
  3. Sarı Sayfalar

  • ANASAYFA
  • YAZARLAR
  • GÜNDEM
  • SAĞLIK
  • EKONOMİ
  • DÜNYA
  • HABER
  • SPOR
  • AİLE HAYAT
  • KÜLTÜR

26 MAY 2012 CMT
  • HABER INDEKSI
  • ANKET
  • BENİM SAYFAM

GERİ İLERİ
  • BU OLACAK AYASOFYA!
  • TERÖR DEHŞETİ
  • KAHRAMAN POLİS CAN KAYBINI ÖNLEDİ
  • ŞOK DETAY
  • YELKENLER İNDİRİLDİ
  • ÜŞÜTMEYE KARŞI ETKİLİ (CİĞEROTU)
  • SAADET PARTİSİ GAZZE'DE YETİMHANE İNŞA EDECEK
  • İKTİDARDA FİGÜRAN ÇATLAĞI
  • HALKIMIZ GÖSTERİLENE DEĞİL, GİZLENENE BAKSIN
  • YASA GERİ ÇEKİLSİN

Hz. Hüseyin’in şehit edilmesinden dolayı gözlerini kaybeden İslâm bilgini
Abdullah bin Abbas ra

11 ARALIK 2009
CUM 00:00

[-] Normal [+]
  • Aile Hayat
  • Tavsiye Et
  • Yazdır
  • Yorum Yaz

Peygamberle birlikte olması Peygamberimiz (sav)'ın amcası Abbas bin Abdulmuttalib'in oğlu olan ve daha çok İbn-i Abbas olarak tanınan Abdullah, Medine'ye hicretten dört-beş sene önce, Müslümanlar Kureyş'in ablukası altındayken, Mekke'de dünyaya geldi. Doğduğu zaman babası Abbas tarafından Hz. Peygamber'e (sav) götürülmüş ve O'ndan (sav) dua alınmıştı. Hz. Peygamber (sav) nur topu gibi çocuğu kucağına aldı ve ona Abdullah ismini verdikten sonra ağzına biraz hurma ezmesi koydu ve şöyle bir duada bulundu: "Allah'ım! Ona Kitab'ı, Kitab'ın tefsirini ve hikmeti öğret. Allah'ım! Onu dinde ince anlayış sahibi kıl."

  • Abdullah bin Abbas (ra) -

Küçük Abdullah'ın teyzesi Meymune, Rasûlullah'ın (sav) mübarek hanımlarındandı. Hz. Peygamber'in (sav) ailesinin bir ferdi olarak Rasûlullah'ın (sav) evine sık sık gider, O'ndan ders alırdı. Çalışkanlığı, pratik zekâsı ve dürüstlüğü ile kısa zamanda Peygamber'in (sav) sevgisini kazandığı için, birlikte geceleri ibadet bile ederlerdi.

Allah'ın son Peygamberi (sav) vefat ettiğinde, 14-15 yaşlarında olan Abdullah'ın gözlerinden damla damla gözyaşları aktı. Hayatında babasından ve annesinden daha çok onu sevmişti. Artık o, mahzun ve yalnız kalmıştı. Dünyanın en müşfik insanı ile birlikte dört-beş sene, ne kadar güzel günler geçirmişti.

Namazdan dolayı gözlerini tedavi etmekten vazgeçmesi

İBN-İ Abbas'ın gözlerine karasu indiği zaman, göz hekimlerinden biri yanına gelerek şöyle dedi: "Eğer bir hafta sırt üstü yatıp hiç kalkmamaya ve namazlarını işaretle kılmaya dayanırsan, bu, senin gözlerini tedavi eder ve Allah izin verirse bir hafta içinde iyileşirsin." dedi. İbn-i Abbas bunun üzerine Hz. Aişe, Hz. Ebû Hureyre ve diğer ashâba haber göndererek, danıştı: Hepsi: "Ya eğer bu hafta içinde ölürsen, kılmadığın namazlar nasıl olur?" diye cevap verdiler. Zaten namaza düşkünlüğü ile bilinen İbn-i Abbas, bunun üzerine "Peygamber Efendimiz'den (sav) 'Kim namazı bırakırsa, Allah kendisine dargın olarak Allah'ın huzuruna girer.' diye buyurduğunu işittim." dedi ve namazlarını terk etmemek için, gözlerini tedavi ettirmekten vazgeçti.

Her ne kadar bu gibi zarurî durumlarda namazı bu şekilde kılmak uygun olup, namazı terk etme anlamına gelmiyor ise de, sahâbînin normal bir şekilde ifa edilen namaza karşı olan müthiş bağlılığından dolayı tedaviye şüpheli bakmaları yadırganmamalıdır. Hz. Peygamber'in (sav) tavsiyelerine harfiyen uyabilen sahâbîlerin başında İbn-i Abbas gelmekteydi. O da şahsî tercihini bu yönde kullanıp, namazlarını terk etmektense kör kalmayı âhiret boyutuyla daha uygun görmüştü. İbn-i Abbas, kalbin Allah'a karşı kör olmasına yol açabilecek her türlü teşebbüse yeltenmekten ziyade, dünya gözünün kör olmasını tercih etmişti. Allah'ın rızasını kazanmak uğruna her türlü musibete katlanmayı, Müslümanlığın bir düsturu olarak gören İbn-i Abbas, bu yönüyle de en önde giden sahâbîlerden kabul edilebilir.

Vefatı ve cenazesinde yaşanan ilginç olaylar

İBN-İ Abbas, hicrî 68, miladî 687 yılında âmâ olarak ruhunu Taif'te teslim etti. Yüce Mevlası'na ve O'nun sevgili Peygamberine (sav) kavuştuğunda yetmiş yaşlarına gelmişti. Cenaze namazını Hz. Ali'nin oğlu Muhammed bin Hanefiyye kıldırdı.

Said bin Cübeyir, İbn-i Abbas'ın cenaze merasiminde yaşanan ilginç bir olayı şu şekilde nakletmektedir: "İbn-i Abbas'ın cenazesinde ben de bulundum. Hiç görülmemiş bir cins kuş gelip, tabutunun içine girdi ve dikkat ettik; bir daha çıkmadı. Gömüldüğü zaman kabrin kenarında birisi: 'Ey huzur içinde olan kişi! Sen Rabbinden hoşnut, Rabbin de senden hoşnut olarak Rabbine dön, kullarım içine katıl ve cennetime gir.' ( Fecr Sûresi; Âyet: 27-30.) âyet-i kerimelerini okudu. Fakat okuyanın kim olduğu bilinemedi."

Yaşanan bu olağanüstü hadiseyi Meymun bin Mihran da şu sözleriyle teyit etmektedir: "İbn-i Abbas'ı kefenledikten sonra beyaz bir kuş, kefenin içine girdi. O kuş, ne kadar arandıysa da bulunamadı. İbn-i Abbas'ın azatlısı Irkime: 'Siz ahmak mısınız? Bu kuş, Rasûlullah'ın (sav), vefat ettiği gün kendisine tekrar verileceğini vaat ettiği gözüdür.' dedi. Üstüne toprak atıldıktan sonra da bir ses işittik. Fakat sesin sahibini göremedik."

Yıldızlar Engel Tanımaz, Prof. Dr. Ali Seyyar, Aşiyan yayınları

Rüyasında Peygamber (sav)'ı görmesi

Bir öğle vaktinde İbn-i Abbas, Peygamberimiz'i (sav) rüyasında gördü. Allah'ın Rasûlü'nün (sav) üstü başı tozlu, saçı darmadağınıktı. Elinde bir şişe tutuyordu. İbn-i Abbas: "Ya Rasûlullah, bu ne şişesidir? diye sordu. Peygamberimiz (sav): "İçinde Hüseyin ve arkadaşlarının kanları vardır. Sabahtan beri yerden topluyorum." dedi. İbn-i Abbas diyor ki: "Soruşturduk; Hz. Hüseyin o gün şehit olmuştu."

Saygın bir İslâm âlimi olması

O'nun yolundan gitmek, sünneti ihya etmek anlamına geldiği için, kendisinden büyük âlim sahabilerle görüştü ve usanmadan onlardan dersler almaya devam etti. Yaşının küçük olmasına rağmen ilmî meclislere katıldı ve zamanla en zor konuları bile Peygamber'den (sav) aldığı derslerin ilhamı ile çözebildi. Peygamberimiz (sav)'ın, kendisine yaptığı duasının kabul olduğu artık açıkça görülmeye başladı. Sahâbîler arasında o artık "Kur'ân Tercümanı" ve "Hadis Denizi" unvanıyla anılmayı hak etti. Yaşının küçük olmasına rağmen Hz. Ebû Bekir ve Hz. Ömer'in ilmî danışmanlığını başarılı bir şekilde yürüttü.

Tefsir ve fıkıh ilimlerinde büyük bir âlim ve erken dönem Müslüman toplumunun en iyi Kur'ân otoritelerinden olan Abdullah'ın ilmine herkes hayran kalırdı. Meseleleri herkesin anlayacağı, çok tatlı bir dille anlatırdı. Peygamber'in (sav) güzel ahlâkı ile ahlaklanmış olan Abdullah, gurura kapılmadan, "Bu nimeti bana veren yüce Allah'tır. Rasûlullah (sav) benim için ilim ve hikmet niyazında bulundu. Cenâb-ı Hak da ihsan etti." derdi.

Kendi döneminde yaşayan sahâbîler ve tanıştığı ilim adamları onu çok takdir ederlerdi. O, yetmiş sahâbînin üzerinde fikir beyan edip halledemediği bir meseleyi, kendi başına çözecek kadar ilim sahibi idi. O, rivâyet ettiği 1660 hadisle, en çok hadis rivâyet eden yedi sahâbîden beşincisi oldu. Bir kısmını bizzat Peygamber'den (sav) duydu; çoğunu ise Hz. Ömer, Hz. Ali, Muaz, babası Abbas ve Ebû Zer gibi büyük sahâbîlerden öğrendi.

Artık İbn-i Abbas, ümmetin tartışılmaz ilim önderi durumuna gelmişti. Yanında oturup da ona boyun eğmeyen âlim ve ona soru sorup da onda aradığını bulamayan kimse yoktu.

Keskin bir kavrayış ve büyük bir anlayış ile en zor ilmî meseleleri dahi kısa zamanda çözerdi. Hz. Ömer, onu bu yüzden herkesten üstün tutmuştu. Hz. Ömer, önemli ve çözümü zor bir meseleyle karşılaştığı zaman, İbn-i Abbas'a danışır ve ona "Ey becerikli, çöz bakalım." derdi. Bir gün İbn-i Abbas sıtmaya yakalandığında, Hattab oğlu Ömer, onun ziyaretine giderek, "Senin hastalığın bizi perişan etti. Allah bize yardım etsin." dedi.

Görme yeteneğini kaybetmesi

İbn-i Abbas, Kerbela faciası ile ilgili haberler kendisine ulaştığında tarifsiz bir üzüntüye boğuldu. Peygamberimiz'in (sav) torunu Hz. Hüseyin'e yapılan o hunharca muamele ve onun şehit edilmesi, İbn-i Abbas'ı can evinden vurdu. Yaşlı kalbi hüzne boğuldu. Rivâyetlere göre gözlerini kaybedecek derecede içi yanarak ağladı. Ömrünün son demlerinde gözleri, görme yükünü kalbine emanet etti. O haliyle bile eğitim ve insanları irşad hizmetlerine devam etti. Birçok büyük fakih yetiştirdi. İbn-i Kuteybe'den nakledildiğine göre; İbn-i Abbas, gözlerini kaybedince bir şiir terennüm etti: "Allah, gözlerimin nurunu aldıysa da kalbim, kulaklarım ve dilim nursuz kalmadı."

Geri izlemetrackback
  • staticsBu yazı Aile Hayat bölümü’nde 11.12.2009 tarihinde yayınlandı
  • feedBu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için tıklayınız
  • yer Kaynak: Prof. Dr. Ali Seyyar / Türkiye
  • tags Etiketler: sahabe, savaş, peygamberimiz, cihad, mekke, uhud savaşı, abdullah bin cahş, abdullah bin as,
Merhaba, yorum yazmak için oturum açınız

yorum yaz

Yorum yazmak için oturum açmanız gerekiyor.
Üye değilseniz, sadece bir dakikanızı ayırarak hemen üye olabilirsiniz.

Oturum açtıktan sonra bu sayfaya otomatik olarak yönlendirileceksiniz.
shape
  • Aile Hayat

    1. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    2. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    3. En ağır imtihanları onlar yaşadı
    4. Gençlerde çatışma
    5. Çalışan kadınlar
    6. "Sentetik şeker beyne zarar verebilir"
    7. Cinselliği tetikliyor
    8. Abdurrahman Bin Avf
    9. Bel ağrısı neyin habercisi?
    10. Hazreti Peygamber'in tavsiyeleri
  • Diğer

    1. Hangisi Aydın, Ne Aydın'ı?...
    2. Halkımızı zalimlerin insafına terk etmeyeceğiz
    3. "Soruşturmada hayal kırıklığı yaşıyoruz"
    4. 'Bilgileri Eymür'ün internet sitesinden aldım'
    5. Orayı da özel güvenlik koruyacak
    6. 'Güçleri yetiyorsa öldürsünler'
    7. Bursa'da hadis icâzet merasimi
    8. İstanbul'da canlı bomba düzeneği ele geçirildi
    9. Savcılığa rest: İfadeye gelmiyoruz
    10. Rakip Finlandiya
  • Çok Okunanlar

    1. Iskarta tanka 500 milyon avro
    2. Midyat'a Vatikan kolonisi!
    3. Yelkenler indirildi
    4. Memura yüzde 3,5 Cargill'e yüzde 35
    5. Bu kadarını Deli Dumrul bile yapmadı
    6. Halkımız gösterilene değil, gizlenene baksın
    7. Üşütmeye Karşı Etkili (Ciğerotu)
    8. Aynı aşk ve heyecanla
    9. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    10. İktidarda figüran çatlağı
  • Çok Yorumlanan

    1. Nefes yolları rahatsızlıklarına, Sinirli Ot
    2. Böbrek taşına karşı ,kuşkonmaz
    3. İsim koyarken nelere dikkat etmeliyiz?
    4. Dedem döneminde dini kitap toplatılmış
    5. Saraybosna Film Festivali Çocuklar'la açılacak
    6. Yarım yüzyılda Burhan Doğançay
    7. İmamların oynadığı tiyatro ayakta alkışlandı
    8. Toz Kanatlı Kelebek Necip Fazıl Kısakürek
    9. Dünyanın hazinesi Türkiye kütüphanelerinde
    10. Çin'den Pentagon'un raporuna tepki
Günün Haber İndeksi
Arşiv & Arama
Gazete Aboneliği | Gündem | Ekonomi | Dünya | Haber | Kültür Sanat | Spor | Medya | Sayfa Başı
Kullanım Şartları | Seri İlan Kullanım Şartları | Seri İlan Hizmetin İade Şartları | Gizlilik İlkeleri | Kurumsal |Yazarlar | Multimedya | Arşiv | Reklam |Irtibat
Sponsor Bağlantılar : Kombi | Özgür Kocaeli Gazetesi

Firma Kayıt rss

Yardım ve Sık Sorulanlar FAQ

Copyright 2005 - 2008 Milli Gazete Basın Yayın A.Ş

prodestek