Melikşah Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Hüseyin Kalyoncu ve Yrd. Doç. Dr. Shatlyk Amanov'un yaptığı araştırma sonucunda hazırlanan raporda, ABD'nin enerji politikasının küresel boyuta sahip olduğu, farklı kaynaklardan dünya enerji piyasasına giriş yapan her ilave enerji kaynağının, ABD'nin kendi enerji güvenliğini de artırdığı vurgulandı.
Kayseri Melikşah Üniversitesi, enerji bağlamında, ABD'nin Orta Asya politikasıyla ilgili araştırma yaptı. Washington yönetimlerinin 1990'lı yıllarda en fazla çabayı ABD'nin uzun vadeli enerji güvenliğinin sağlanması için harcadığı belirtilen raporda, ABD ekonomisinin petrol ithalatına olan bağımlılığının sürekli artması nedeniyle bu konudaki endişeleri daha da artırdığına, 2000'li yıllara gelindiğinde ABD'nin özellikle Körfez ülkelerinden ithal ettiği petrol miktarında artış gözlendiğine dikkat çekildi.
ABD'nin, Orta Asya bölgesindeki rezerv çeşitliliğini stratejik hedef seçtiği belirtilen raporda, şunlar kaydedildi: ''Günümüzde Amerika Birleşik Devletleri, kendi enerji güvenliğini ve küresel ekonomik sistemin sürekliliğini kazanmak amacıyla, dünyanın en önemli petrol ve doğal gaz üreticisi ülkeleriyle yakın işbirliği içerisindedir. Bu ülkeler grubu içerisinde Orta Asya'nın yeni bağımsız cumhuriyetleri de yer almaktadır. Başta Rusya, Çin ve İran olmak üzere diğer bölgesel aktörlerin sürekli güçlenmesi, Amerikan şirketlerinin özellikle enerji sektöründeki artan yatırımları, 11 Eylül saldırıları ve Afganistan'a yönelik askeri müdahale, Washington'un bölgeyle olan ilgisini en üst düzeye çıkarmıştır. Afganistan'da devam eden operasyonların desteklenmesi ve terörizmle mücadele politikası, ABD'nin Orta Asya ülkeleriyle askeri ve güvenlik işbirliğini geliştirmesinin en önemli itici gücü olmuştur.
Eskiden Hazar kaynaklarının Amerikan enerji güvenliği açısından taşıdığı öneme daha çok vurgu yapılırken, yeni dönemde bizzat bölge ülkelerinin petrol ve doğal gaz sektörlerinin geliştirilmesine ve ABD'nin Orta Asya ve Kafkasya'daki stratejik çıkarlarının korunmasına önem verilmiştir. Bölgenin stratejik konumundan ve enerji kaynakları üzerindeki yoğun küresel rekabetten dolayı ABD'nin daha uzun süre Orta Asya;da kalacağı öne sürülebilir.''
Obama, Bush'un izinde
Obama yönetiminin Orta Asya politikası ve özelde enerji stratejisinin, selefi George W. Bush dönemindeki uygulamalarla paralellik taşıdığı vurgulanan raporda, Obama ve ekibinin, Bush'un izlediği agresif politikalar yerine daha ılımlı ve uzlaşmacı bir yol izlemekle birlikte, ABD'nin temel stratejik ve dış politika önceliklerinde bir dönüşüm yapmadığı savunuldu.
Obama'nın, dış politika gündeminde bu bölge ülkelerine ilişkin vurgusunu giderek artırdığına dikkat çekilen raporda, şu ifadelere yer verildi: ''Obama yönetiminin Amerikan askerlerini Irak'tan çekmiş olması ve Afganistan üzerinde daha fazla yoğunlaşmaya başlaması, Orta Asya bölgesini yeniden gündemin ilk sıralarına taşımıştır. Paradoksal olarak, yine Obama'nın, ABD'nin petrol ithalatına olan bağımlılığını azaltmayı seslendirmesi, Orta Asya'daki Amerikan realpolitiğini ve enerji endeksli politikalarını kökünden değiştirebilir. Bu zayıf bir ihtimal olmakla birlikte, gerçekleşmesi durumunda Kazakistan için stratejik kayıp anlamına gelebilir.''


Bu yazı
Bu yazıya ait yorumları RSS ile takip etmek için
Etiketler:



