Zeki Ceyhan Hep gülümsüyoruz zaten!
Abdülkadir Özkan Terör kendi aramızdaki bir olaydan değildir
Mustafa Yıldırım Sosyal Medya ve Aile
Ali Büyükçapar BÜYÜK HEDEFLER
Ekrem Şama KILINÇLARIN GÖLGESİ
Prof. Dr.mehmet Seyfettin Erol Ankara-Washington Hattında 'Kaos Havası'
Ali Haydar Haksal Anadolu Gençlik ve Gençlik
Ahmet Anapalı İslam ordularının muhteşem Malazgirt Zaferi - 2
Fatma Tuncer Babanın hayalindeki çocuk
İbrahim Halil Er BİR AYET: HZ. YUSUF ZAMANINDAKİ MISIRLI YÖNETİCİLER KİMLERDİ?

Gazete Abonelik
Temsilcilikler

Arşiv
Gazete Abonelik
Karakter Boyutu
Yine yeniden ?Beyaz Sinema'
Yine yeniden ?Beyaz Sinema'
27 Ekim 2010 Çarşamba 02:50
Yine yeniden ?Beyaz Sinema'

Kendi topraklarımızdan hikâyelerin anlatıldığı, milli ve manevi duyguların ön plana çıkarıldığı Beyaz Sinema örnekleri bir kez daha sinemaseverlerle buluştu. Gazeteci ve sinema yazarı Ali Murat Güven'in önderliğinde hazırlanan etkinlik kapsamında 7 gün boyunca birbirinden değerli filmler teknolojik iyileştirmeden geçirildikten sonra seyircinin beğenisine sunuldu. Büyük ilgi gören etkinlikte Beyaz Sinema'nın yönetmenleri de yeniden seyirciyle buluştu.

Gazeteci ve sinema yazarı Ali Murat Güven'in gerçekleştirdiği "Beyaz Sinema'nın 40 Yılı: 1970-2010 / Hor Görülen Bir Akımın Kilometre Taşları" isimli etkinlik halktan ve sinemaseverlerden büyük ilgi gördü. Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi'nde bir hafta boyunca devam eden etkinlikte Beyaz Sinema örnekleri seyirciyle buluştu. Gün içinde dönüşümlü olarak yapılan gösterimlerde toplam 13 kurmaca film, Yücel Çakmaklı'nın 50'nci sanat yılı münasebetiyle hazırlanmış 1 belgesel film beyaz perdeye yansıtılırken, gösterilen filmlerin yönetmenleri de seyirciyle söyleşi yapma imkânı buldu. Festivale büyük bir gayretle hazırlanan Ali Murat Güven bu etkinlik için gösterilecek filmleri teknolojik iyileştirmeden geçirdi. Etkinlik boyunca Mesut Uçakan, Salih Diriklik, İsmail Güneş, Metin Çamurcu, Mehmet Tanrısever ve Nurettin Özel'in filmleri büyük beğeniyle izlenirken bu filmler, Beyaz Sinema'nın artık komadan çıkması gerektiğini ve yeni yeni örneklerinin halkla kucaklaşmasının zamanının geldiğini bir kez daha gösterdi.

Millî Sinemanın öncüsü olan ve bu anlamda birçok filme imza atan Yücel Çakmaklı için Atilla Gökbörü'nün hazırladığı "Yücel Çakmaklı'nın 50. Sanat Yılı  (Usta'nın Anısına...) belgeseli duygulu anların yaşanmasına neden olurken, Ömer Lütfü Mete, Haluk Kurtoğlu, Hasan Nail Canat, Lütfü Seyfullah ve daha birçok isim yeniden yeniden hatırlandı. Etkinliğin sürprizleri arasında ise Mehmet Tanrısever'in yapımcı ve yönetmenliğini üstlendiği, büyük İslâm bilgini Bediüzzaman Said Nursî'nin çileli hayat hikâyesinden bir kesiti anlatan "Hür Adam"dan ilk görüntülerin seyirciye sunulması oldu. Uzun süredir merakla beklenen bu önemli projenin mimarı Tanrısever de özet gösterimde bizzat yer aldı ve seyircinin sorularını yanıtladı. Etkinlik sonunda Beyaz Sinema'ya katkı sağlayan yapımcı ve yönetmenlere plaket verildi. Esra Film'de yaptığı çalışmalarla ve genç sinemacılara imkan vermesiyle de bilinen Hüseyin Türkyıldırır ve Millî ve Beyaz sinema örneklerinin halkla buluşması için büyük çabalar gösteren isimsiz kahramanlardan Nesim Şahin de etkinlikte unutulmayanlar arasındaydı.

Karanlıktan aydınlığa çıkışımız yakındır

Etkinlik kapsamında Çizme, Gülün Bittiği Yer, Beşinci Boyut, Sözün Bittiği Yer ve The İmam gibi filmleri gösterilen İsmail Güneş gazetemize yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: "Başarılı ve seyircinin ilgisi olan bir program gerçekleştirildi. Halkta bu tür filmlere bir ihtiyaç olduğunu düşünmüyorum. Çünkü insanlar beyaz doların peşine düşmüş durumdalar. Aslında olması gereken bir şey de. Yapıldı ve yaşandı. Sanıyorum da bitti. 41 kere maşallah denemeyecek bir pozisyon var şu anda. En azından halkımızın böyle bir talebi olmadığını biliyoruz. Çünkü ilk yapıldığında insanlar akın akın sinemaya gittiler, şimdi ise akın akın Recep İvedik'lere gidiyor ya da televizyonda yayımlanan ahlaksız dizileri seyrediyorlar. İzleyenler sonradan bu filmler ve dizilerin ahlaksızlığından dem vurarak şikâyetçi oluyor. O dizilerin ahlaksız olduğunu nereden biliyorlar onu da anlayamıyorum. Madem rahatsızsın oturup seyredeceğine 'seyretme ve seyrettirme' kampanyası başlat. Tabi bu biraz da talep meselesi; kapitalizm artık ruhumuza işlemiş durumda. Bu zamanda tek başına Müslüman olmanız fazla bir şey ifade etmiyor. İlgili partiden olmanız gerekiyor. Böyle bir ülkede beyaz, siyah ve kırmızı sinemanın bir anlamı yok. O açıdan da umutsuzum, kırgınım. Bu halk böyle olmamalıydı. Bu millet böyle olmamalıydı. Bu coğrafyayı var eden bu millet nasıl oldu da aşağılıkların aşağısına düştü. Çok şaşkınlıktayım. Siyaset, kültür nasıl aşağılandı anlayamıyorum. Tamamen başkalarına ya da cüzdanlarına hizmet eden bir sisteme dönüştü. Bunun bir an evvel yıkılması lazım. Yine de Allah'tan umut kesilmez, çünkü karanlıktan aydınlığa çıkışımız yakındır.

Metin Çamurcu:

Güç birliği yapmalıyız

Uzun süredir ortalıkta görünmeyen 'Bize Nasıl Kıydınız'ın yönetmeni Metin Çamurcu ise festival hakkında şu ifadeleri kullandı: "Festival benim için sürpriz oldu. Böyle bir festivalde yer almaktan şeref duydum. Önemli bir iş oldu. Bunun önümüzdeki günlere de sirayet edeceğini düşünüyorum. Bunun böyle kalmaması gerekir. Gelişmeli, aramızdaki birlik beraberliği ve güç birliğini sağlamalıyız. Tek tek bir yerlerde bir şeyler yapmaya çalışsak da bu yeterli olmuyor. Bunun için de hep birlikte daha iyi sonuçlar alabileceğimiz işler yapmalıyız. Bu, son olarak yapılan 'Hür Adam' filminin de ikinci bir Minyeli Abdullah olacağını düşünüyorum ve ondan sonra filmlerin çekilebileceğini umuyorum. Hiçbir şey dünkü gibi kalmayacak. Yani değişecek. Bizim de projelerimiz var. Ancak hiçbir yerden destek alamadığımız için ve imkânlar el vermediği için çekemiyoruz. Evimizi, arabamızı satarak ya da bankadan kredi alarak bu iş yürümez. Bunu yapan arkadaşımız icralık oldu. Bu şekilde bir yere varamayız. Muhakkak bir yerlerden destek almalıyız. Vahdettin'in sürgün hayatıyla ilgili güzel bir projem var. Umarım faaliyete geçirebilirim. Bundan sonra inşallah daha çok film yapılır. Sırada bekleyen çok genç arkadaşlarımız var. Biz yapabilirsek onların da film yapma olasılığı artacaktır. Bunun için de yapılması gereken şey daha çok film üretmek.

Mustafa Miyasoğlu:

Beyaz Sinema bizi anlatıyor

Festivale katılan usta yazar Mustafa Miyasoğlu da hem Beyaz Sinema hem de etkinlik hakkında şu ifadeleri kullandı: "Beyaz Sinema aslında 40 yıllık bir sinema değildir. Türk sinemasının başlangıcından itibaren Beyaz sinema örnekleri var. Ben Beyaz Sinema'dan toplum mühendisliği yapmayan, bugünün güzelliklerini sergileyen sinemayı anlarım. İsim babası Abdurrahman Şen ama 10 civarında yönetmen bu sinemanın örneklerini verdi. Milletin değerlerine ters düşmeyen her sanat eseri bence Milli vasfını taşır. Milli olan şey de bizi doğruyu anlattığı ve yansıttığı ölçüde de beyaz şeylerdir. Beyaz temizdir. Beyaz Sinema örnekleri de bizi güzel bir şekilde anlatıyor. Bunu altı çizilmesi gereken şuur faaliyeti olarak toparlayan liseden öğrencim Ali Murat Güven'i tebrik ediyorum. Bu çalışmalarını kitaplaştırmasını temenni ediyorum."

Aynı karede buluştuk

Etkinliği bEtkinliği hazırlamak için yoğun çaba harcayan ve bu anlamda büyük bir işe imza atan gazeteci ve sinema yazarı Ali Murat Güven etkinliğin kendisinde hoş bir yorgunluk bıraktığını söyleyerek, "Bir ay süren ön hazırlıktan sonra bir hafta boyunca Beyaz Sinema'yla yattık -Beyaz Sinema'yla kalktık. Yedi büyük yönetmeni ve yapımcıları toplamda ise on ismi burada ağırlayarak, filmlerini göstererek emeklerinin altını bir daha çizdik. Artık aramızda olmayanlar var. Başta Yücel Çakmaklı olmak üzere onu da bu gösterdiğimiz filmlerin başına koyduğumuz eklerle unutmadığımızı vurguladık. Bu festivalde ülkemizdeki diğer festivallerde rastlanılan davranış ve konuşma kalıplarının hiç birine yer vermedik. Çünkü bu festival Müslümanca duyarlılıkların öne çıktığı filmlerin festivaliydi. Sunumlarımız da Müslümancaydı, konuk ağırlama şeklimiz de Müslümancaydı. Konuklarımızın onca dertleri arasında iki eli kanda olsa dahi buraya gelmeleri isimlerine yakışır davranıştı. Her şey çok Müslümancaydı. Nasıl ki Yılmaz Güney'i anma geceleri yapılıyor. Nazım Hikmet'i anma geceleri yapılıyor. Orada nasıl Marksist ve Kürtçü jargon üzerinden bir dil geliştiriliyorsa, bu festivalde de ağırlıklı olarak Müslüman kardeşliği atmosferinin egemen olduğunu gördük. Ufak tefek teknik hatalar olabilir. 47 yıllık Antalya Altın Portakal'da bile bir takım sorunlar yaşıyorlar. Yığınla teknik sorun çıkıyor. Biz çok şükür ki bu yığınla filmi cızırdamayan bir ses sistemiyle ve kaliteli bir projeksiyonla seyircilere sunduk. Benim açımdan hayatımın en güzel misyonlarından biri daha tamamlanmıştır. Gazeteci olarak siz de farkındasınızdır o masanın çevresinde toplanan insanlar ilk kez bir araya geldiler. Bütün kırgınlıklar, mezhep-meşrep ayrılıkları, geçmişte setlerde yaşanan sıkıntılar unutuldu ve herkes helalleşti. Bu 40 yıllık süre zarfında bu beyaz perdede sundukları işler için hepsine teşekkür ettik. Az sayıda basın mensubu ve bu konudaki filmlere duyarlı az sayıda gazete radyo ve televizyon izledi. Başından beri de Millî Gazete'nin varlığını yanımızda hissettik. Kalemiz olarak gördüğümüz Millî Gazete'ye tam kadro Kültür Sanat ekibi olarak burada bulundukları için minnettarım."

Artık durmamalıyız

Ölümsüz Karanfiller, Reis Bey ve Kelebekler Sonsuza Uçar gibi filmleri bir kez daha gösterilen Mesut Uçakan da etkinlik hakkında yaptığı açıklamada, "Ali Murat Güven olayı çok titiz ve klas bir şekilde ele aldı. Kendi aramızda yılgın, ölgün, dargın bir şekilde duran savrulmuş ve dağılmış sinemacıları bir araya topladı. Bu olay dahi tek başına büyük bir olaydır. Hepimizin aynı karede buluşması iyi bir gelişme. Türk toplumunda sanatsal bir çıkış gerekiyordu. Yıllarca toplumu dönüştürmüş yönlendirmiş bu tür akıma ve harekete yeniden gündem kazandırmak güzel bir olay. Böyle bir olaya destek olanları kutluyorum. Bütün o filmleri yapan insanları da tek tek kutluyorum. Ama burada durmamasını da istiyorum. Çok daha güzel ve görkemli bir şekilde Türkiye'nin gündemine oturmasını istiyorum." şeklinde konuştu.

Beyaz Sinema çerçevesi gelişmeli

Etkinliği başından itibaren takip eden sinema yazarı İhsan Kabil de şu açıklamayı yaptı: "Bence çok önemli bir girişimdi. Türk sinemasında iyi bir yeri olan ve bizim kendi değerlerimizi ve manevi köklerimizi anlatan filmleri tekrar izleme şansı bulduk.  Bu türün kurucusu Yücel Çakmaklı normal sinema seyircisini hedefleyen bir dil geliştirdi. Onun ilk filmlerinde dahi kendi medeniyet yansımalarımızı görüyorduk. Daha sonra 80'lerden itibaren Mesut Uçakan'ın bir girişi var. Ama 80'lerde Yücel Çakmaklı yeniden devreye girdi. Bunları sırasıyla ise Nurettin Özer, Metin Çamurcu, Salih Diriklik, Mehmet Tanrısever ve İsmail Güneş gibi isimler izledi. Bu isimler özünde Beyaz Sinemayı ele alan fakat farklı anlatımlar deneyen bir yaklaşımda bulundular. Bunu 90 ortalarına kadar getirdiler. Daha çok bu filmlerde siyasi dilin ağırlık bastığını görüyoruz. Bundan sonra biraz da estetiğin önemsenmesiyle ve tasavvufi alanın daha da irdelenmesiyle bu akımın daha da ileriye gideceğini düşünebiliriz. Son dönemde de Uzak İhtimal'i, Bal'ı, Kız Kardeşim Mommo'yu, Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak'ı,  0 Dediğimde'yi biraz daha farklı üsluplarla anlatılsa da Beyaz Sinema örnekleri arasında gösterebiliriz. Dolayısıyla kendi medeniyet dairemizin, kültürümüzün ve inançlarımızla yoğrulmuş ve o duruşla yapılan filmler bu çerçeveyi daha da renklendirecektir. Festival boyunca iyi filmler gösterildi. Keşke oturumlar daha başka yönetmenlerle yapılsaydı. Lakin imkânlar ancak bu kadar el verdi. Önemli bir girişim olduğunu söyleyebilirim. Filmlerin teknolojik iyileştirmeden sonra gösterilmesi de ve bunların tekrar gün yüzüne çıkarılması da iyi bir gelişmeydi. İnşallah devamı gelir diye düşünüyorum."

Sermayesi ve gücü olanlar işbaşına

Etkinlik süresince Garip Bir Koleksiyoncu ve Yaşama Hakkı filmleri seyirciyle buluşan Nurettin Özel ise, "Festival sizin için nasıl geçti?" sorumuza şu yanıtı verdi: "Festival aslında hatırlanmak ve anılmanın yanında sinema materyalinin kullanılabileceğini hatırlatmak adına da önemli bir yol izledi. Çünkü herkes kendi kabuğuna çekilmiş ve kimsenin kimseden haberi yok. Herkes küsmüş durumdaydı. Bu festivalde de birlikte olmamız gerektiğini bir kez daha söyledik. Herkes kendi derdini ve canını sıkan meseleleri anlattı. Belki bunlarla asıl mesajın gideceği adrese varacağını düşünüyorum. Biz güvercinin ayağına bir not bağladık ve güvercini uçurduk. Umarım adresini bulur. Güvercinden iyi bir karşı mesaj bekliyoruz. Sanatçılar bakamından da bir hatırlatmak ve onurlandırmak anlamı vardır. Bir de sermayesi ve gücü olanlar artık bu sanata el atmalıdır. Biz çok az paralara büyük işler yapmaya çalışıyoruz. O da pek mümkün olmuyor. Biz eleştirilecek işler yapabiliyoruz. Hatalar yapmamaya çalışıyoruz. İşadamlarımıza ve sermaye sahiplerine umarım mesaj varır. Ya bize ya arkadaşlarımıza ya da bizden sonra gelecek sinemacılara bütçe oluştururlar.

YASAL UYARI: Sitemizde yayınlanan köşe, yorum yazıları veya haberlerin tüm hakları Milsan Basın Sanayii A.Ş.’ye aittir. Kaynak gösterilse dahi hiçbiri özel izin alınmadan kullanılamaz. Bu haber veya yazıların bir kısmı sadece Milli Gazete tarafından sağlanan RSS verileri kullanılarak ve milligazete.com.tr’ye aktif link verilerek alıntılanabilir.

Eskişehir Seri İlanları Sitesi www.eskisehirilan.tk