Adnan Öksüz BEN NE MİLLLETVEKİLLERİ BİLİRİM!..
Necati Tuncer HAKEMMETRE
Burak Kıllıoğlu Taksit yasağı, bankalar, AVMler, esnaf
Reşat Nuri Erol Mücrim kavimleri böyle cezalandırırız
İsmail Hakkı Akkiraz Hayatı Dünya İçin Değil, İslam İçin Yaşamak
İbrahim Veli Millet Sizi Saadette Görmek İstiyor
İsmail Kıllıoğlu Validebağ
Yusuf Ünlü İranın Yükselişi!
Gülay Pınarbaşı Ordunun Şefkati Yanıltmasın
Kılçık 'SAKINCALI PİYADE'

Gazete Abonelik Temsilcilikler Arşiv Anasayfam Yap
Karakter Boyutu
Erzurumlu Kokucu Mustafa Efendi
Erzurumlu Kokucu Mustafa Efendi
08 Eylül 2011 Perşembe 02:15
Erzurumlu Kokucu Mustafa Efendi

1912 yılında Erzurum'a bağlı Serçeşme köyünde doğan Mustafa Necatüddin, önce babasından daha sonra Erzurum müftüsü Muhammed Sadık Solakbay, Alvarlı Muhammed Lütfi efe ve Maksut hocalardan ders alır.

Türkiye'de Müslümanların zor günler geçirdiği 1947 yılında Mekke'ye hicrete karar verir.

Pasaport verilmeyince Suriye'ye geçer.

Suriye'nin Kamışlı ilçesindeki Ulema, hocanın değerini anlayınca ona bir pasaport temin ederler ve hoca efendi Lazkiye limanından gemiye binerek 1948 yılında Mekke'ye ulaşır.

1951 yılında Medine'ye yerleşen hoca efendi vefat yılı olan 1991 yılına kadar eğitimine hiç aralık vermeden devam eder.

Benim bugüne kadar Hanefi fıkhında gördüğüm en değerli alimlerimiz Konya'da Bozkırlı Mustafa Parlaktürk Efendi, İstanbul'da Mehmet Savaş Efendi, Medine'de Mustafa Necatüddin Efendidir.

Hacılarımızın bir kısmı ona Erzurum'lu Mustafa Efendi derler.

Bir kısmı Kokucu Mustafa Efendi derler.

Kimseden yardım almadan, gücü oranında yardım eden, geçimini koku satarak kazanan bu değerli alimimiz genelde bütün dünyadan gelen, özellikle de Türkiye'den gelen öğrencilere her türlü yardımı yapmıştır.

Ben, kendisiyle 1985 yılında Hac için gittiğimde tanışma şerefine nail oldum.

Benim gibi adı sanı duyulmamış birinin bile İstanbul'da neler yaptığını bilecek kadar Türkiye'yi yakından takip ettiğini gördüm.

Hacca giden Cumhurbaşkanı ve Başbakanların muhakkak ziyaret ettiği bir ilim adamıydı.

Bütün dünyadaki ilim hareketleri ile direniş hareketlerinin liderlerinin Hacca geldiklerinde uğrak yeriydi.

Gönlü Kur'an, Hadis ve Fıkıhla dopdolu, Takva elbisesine bürünmüş, Cihad atına binmiş vaziyette bir hayat yaşadığına bütün dünyadan gayretli Müslümanlar şahitlik yapmaktalar.

Birkaç defa Suud sınırları dışına çıkarılma kararı alınmasına rağmen Başbakanların devreye girmesiyle durdurulduğunu biliyoruz.

Erzurum'lu Hattat Mustafa Necetüddin efendinin 1985 yılında Medine-i Müneverre'de Osmanlıca kendi el yazısıyla bana lutfettiği şiiri sizinle paylaşmak istiyorum:

Geldi cihan içre bela/Tütün diye bir ibtila

Zengin fakir alıştılar/Ateş gibi tutuştular

Hem verirler mallarını/Hem yakarlar canlarını

Onu içer ne zevk ile/Üfler dumanı şevk ile

Zulmet sarar her tarafı/Bilmem nedir hoş tarafı

Almış ağu cesedini/Duyan kaçar nefesini

Bir baş belası ki bela/Hiçbir kese verme Huda

Terk et bunu içme sakın/Herkes olur sana yakın

Gel tekmele şu şeytanı/Atı ver pisliğe anı

Zayi etme mallarını/Eyle güzel hallerini

Hoş kokular gele senden/Nasihattir gel al benden

İnşaallah söz tutarsın/Güller gibi gül kokarsın

Hem irşad et başkasını/Göster hem Hak kapısını

Her iş olur İrşad ile/Müminlere hayır dile

Yardım ide Allah bize/Rahmet ide cümlemize

Yarın mahşer günü eyvah/Dedirtmeye bize Allah

Peygamberin nur yoluna/Saldıra rahmet gölüne

Ulaştıra cennetine/Fazlı ile nimetine

Görenlerden cemalini/Kıla bizi dile anı

Ya Rab, bizi mağfiret it/Lutf eyleyip cennete it

Amin diyen duamıza/Haldaş ola halimize

Eskişehir Seri İlanları Sitesi www.eskisehirilan.tk