Cevdet Yılmaz'dan 'Cumhurbaşkanlığı sistemi' açıklaması

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz, "Şu anki sistemimizde cumhurbaşkanı sorgulanamazken, bir tek vatana ihanetten sorgulanabiliyor. Yeni sistemde cumhurbaşkanlığının bütün iş ve işlemleri yargı denetimine açılıyor." dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Cevdet Yılmaz, "Şu anki sistemimizde cumhurbaşkanı sorgulanamazken, bir tek vatana ihanetten sorgulanabiliyor. Yeni sistemde cumhurbaşkanlığının bütün iş ve işlemleri yargı denetimine açılıyor." dedi.

Yılmaz, Çankaya Köşkü'nde basın kuruluşlarının Ankara temsilcilerine verilen akşam yemeğinde, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu ve soruları yanıtladı.

"Cumhurbaşkanlığı sisteminin karar alma süresini hızlandıracağı, bunun ekonomik anlamda olumlu yansımaları olacağı söyleniyor. Diyelim Cumhurbaşkanlığı sisteminin 10 yılda milli gelire katkısı ne olur?" sorusu üzerine Yılmaz, "Son 13-14 yılda istikrarımız var, yok diyemeyiz. 'Yeni gelecek başkanlık sistemiyle birlikte istikrar gelecek.' de diyemeyiz zaten var istikrarımız. Ama ne olacak? İstikrar kalıcı hale gelecek." ifadelerini kullandı.

İstikrarın, yeni sistemle kurumsal anlamda garantiye alınacağını, kalıcı hale getirileceğini belirten Yılmaz, bu durumun, öngörülebilirliği artıracağını, belirsizlikleri azaltacağını ve yatırımları hızlandıracağını vurguladı.

Yeni sistemle cumhurbaşkanının, kararnamelerle idareyi düzenleme yetkisi aldığına dikkati çeken Yılmaz, şöyle devam etti:

"Gerek atamalar gerekse kurumları birleştirme, kapatma, yeniden organize etme açısından çok daha hızlı, esnek hareket edebileceğimiz bir düzen oluşacak. Performansını beğenmediği bir yöneticiyi cumhurbaşkanı çok hızlı bir şekilde değiştirebilecek. Bürokrasiyle ilgili karar alma süreçlerini iyileştirici çalışmalar için Meclisten kanun beklenmeyecek. Dolayısıyla bürokrasi çok daha hızlı, etkili, performansa dayalı bir şekilde hareket eder hale gelecek. Aslında cumhurbaşkanlığı sisteminin ikincil düzenlemelerle düşünülmesi lazım. Bürokrasiye, siyasete, yargıya ilişkin ikincil düzenlemelerle birlikte çok daha etkili bir hale gelinmiş olacak."

Yılmaz, ekonomik olarak bakıldığında, yeni sistemde kalıcı istikrar, istikrarın kurumsal garantiye kavuşması ile ekonomide öngörülebilirliğin artmasının öne çıktığını vurguladı.

"Cumhurbaşkanı vali atayacaksa valiyi hızlı atayacak"

Mevcut sistemde karar alma süreçlerinin uzunluğuna işaret eden Yılmaz, şu değerlendirmeleri yaptı:

"Eğer bugün olduğu gibi bir uyum yoksa bu büyük belirsizlikler üretme potansiyeline sahip. İşte yeni sistemde bunlar ortadan kalkmış olacak. Cumhurbaşkanı vali atayacaksa valiyi daha hızlı atayacak. Bürokrasideki üst düzey pozisyonları aynı şekilde. Dün Trump göreve başladı, Amerika'da böyle 5 bin pozisyon var. Hızla o pozisyonlar dolduruluyor. Dolayısıyla hızlı bir şekilde hükümetler icra yapmaya başlıyor.

Malum hükümetlerin en değerli zamanı ilk 100 günleridir. Bilemediniz, ilk 6 aylarıdır. Bizde maalesef hükümetlerin reform yapacakları, önemli karar alacakları bu dönemler bürokraside gerekli değişiklikleri yapmak için harcanır, birtakım çekişmelerle hükümet kurma zorluklarıyla geçer ve hızlı bir icraat yapamazsınız. Yeni sistemle seçimin hemen ertesi günü gerekli kararlarını alıp, kimse yönetici hızlı bir şekilde icraata başlayacak. Bunların ekonomiye şüphesiz olumlu yansımaları olacak. Ama hesap anlamında önemli bir şey yapmış değiliz doğrusu. Bu biraz sistemin yanı sıra yöneticinin performansına da bağlı yani sadece sistemin iyi olması yetmez, yöneticiler de elbette iyi olmalı."

"Farklı bir senaryo düşünelim"

"Cumhurbaşkanının partisi Parlamentoda çoğunlukta olmazsa bahsettiğiniz sistem aynı etkinlikte işler mi?" sorusunu yanıtlayan Yılmaz, şunları söyledi:

"İşler. Bir defa yürütmede hükümet kurma zorluğu yok. Bu sistemin yapısı gereği her halükarda bir başkan seçiliyor. Birinci turda diyelim bugün Tayyip Bey, geniş bir desteğe sahip, farklı bir senaryo düşünelim, 'Tayyip Bey gibi karizmatik bir lider yok.' diyelim, ilk turda hiçbir aday yüzde 50'yi aşamazsa ki genellikle öyle olacaktır özellikle Tayyip Bey sonrası dönem için, ilk turda Meclis seçilmiş olacak. İkinci tura kalan iki cumhurbaşkanı adayı belirlenmiş olacak. Meclis kompozisyonuna göre muhtemelen seçim öncesi birtakım ittifak arayışları olacak adayların. Yani iki aday da yüzde 50 çoğunluğu sağlamak üzere ittifak arayışına girerek ikinci tura gidecek. İkinci tura geçtikten sonra kazanan aday, bir koalisyon pazarlığı yapmasına gerek kalmadan kabinesini şekillendirecektir."

"Meclis de cumhurbaşkanı da aynı yetkiye sahip"

Yılmaz, "Diyelim AK Parti, 400 milletvekili var ama cumhurbaşkanlığını başka bir partiden bir adaya kaptırdı. Bu durumda ne olacak?" sorusu üzerine, bu durumda iki adayın anlaşmak zorunda olacağını belirtti.

Adayların anlaşamamaları durumunda ise seçime gitmek zorunda olduklarını dile getiren Yılmaz, şöyle konuştu:

"İşte 'giyotin kuralı' dediğimiz bu. Yani sistem krizi çıkmasın, devlet krizi oluşmasın, çaresiz bir durum ortaya çıkmasın diye o kural konuyor. Bu, binalardaki elektrik sisteminin sigortası gibi. Aslına bana soracak olursanız ben bunun kullanılacağını pek zannetmiyorum. Ama o risk olduğu için uzlaşmak, anlaşmak zorunda kalacaklar. Birlikte yeniden seçime gitmek zor bir karar. Bu riski gören taraflar bir araya gelip uzlaşmak, anlaşmak zorunda kalacaklar.

Bunu maalesef medyada yanlış anlatıyorlar. Sanki cumhurbaşkanının tek taraflı fesih yetkisi varmış gibi anlatıyorlar. Fesih değil bu, tek taraflı değil bir defa. Meclis de cumhurbaşkanı da aynı yetkiye sahip. Ama Meclisi seçime götürmeye cumhurbaşkanı karar verirse kendisi de gitmek zorunda. Meclis, cumhurbaşkanını seçime götürmeye karar verirse kendisini de götürmek zorunda. Dolayısıyla bu aslında sistem krizlerini engelleyici bir sigorta ve uzlaşma kültürüne zorlayıcı bir mekanizma. Bizim de en fazla ihtiyacımız olan siyasette uzlaşma kültürü. Bu sistem uzlaşma kültürünü güçlendirecek diye düşünüyorum."

Yılmaz, cumhurbaşkanlığı sisteminin güçlü bir kuvvetler ayrılığını getirdiğini, Meclisin, yalnızca kontrol ve denetim yetkisi olduğunu ancak onay yetkisi olmadığını bildirdi.

"Meclisin kanun yapmasına kimse kısıt getiremez"

"Cumhurbaşkanlığı sistemi içinde milletvekilleri alanı oldukça daraltılmış bir üyesi olacak. Örneğin siz Bingöl'e gidince seçmene ne vadedeceksiniz?" sorusu üzerine Yılmaz, yeni sistemde yasa yapma tekeline tamamen Meclisin sahip olacağını, Meclisin üzerinde hiçbir kısıtlamanın söz konusu olmadığını belirtti.

Kararnamelerde kısıt olduğunu ancak Meclisin kanun yapmasına kimsenin kısıt getiremeyeceğini anlatan Yılmaz, "Öyle bir şey yok. Meclis her alanda kanun çıkarabilir, hiç kimse de buna bir şey diyemez. Eski sistemle karıştırmayalım, yeni sistem farklı bir mantaliteye sahip." dedi.

Denetim konusunda sadece "gensoru" ile "güven oylaması" mekanizmasının kaldırılacağını aktaran Yılmaz, "Onun dışındaki mevcut sistemimizdeki bütün denetim yolları açık. Şu anki sistemimizde cumhurbaşkanı sorgulanamazken, bir tek vatana ihanetten sorgulanabiliyor. Yeni sistemde cumhurbaşkanlığının bütün iş ve işlemleri yargı denetimine açılıyor. Bu çok önemli. Şu anda tek başına yaptığı iş ve işlemler yargı denetimine tabi değil." değerlendirmesini yaptı.

Yılmaz, cumhurbaşkanlığı sisteminde Meclisin de her alanda soruşturma yetkisi olduğuna dikkati çekerek "Burada işin özü şu, marjinal birtakım şeyler söylenebilir ama biz yasamadan bir yetkiyi alıp yürütmeye, yürütmeden yargıya falan vermiyoruz. Yürütmenin içindeki yetkileri cumhurbaşkanlığı makamında konsolide ediyoruz." dedi.

22 Ocak 2017 - Siyaset


kutuyu işaretleyip tamama basın

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR