SUH Diyabete “dur” diyecek

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünde doktorasını diyabet (şeker hastalığı) üzerine yapan Alkan, yaptığı açıklamada, bölgede suh bitkisinin insanlar üzerinde diyabeti iyileştirici etkisi olduğu söylentisi üzerine harekete geçtiğini anlattı.

Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Fen Fakültesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümünde doktorasını diyabet (şeker hastalığı) üzerine yapan Alkan, yaptığı açıklamada, bölgede suh bitkisinin insanlar üzerinde diyabeti iyileştirici etkisi olduğu söylentisi üzerine harekete geçtiğini anlattı. Bu kapsamda laboratuvar ortamında çalışmaya başladığını belirten Alkan, şöyle devam etti: “Suh bitkisinin ekstraksiyon (ayırma işlemiyle elde edilen madde) işlemini yaptık. Daha sonra sıçanlarda bir kimyasal (STZ) ile pankreasın beta hücrelerini tahrip etmek suretiyle diyabet oluşturduk. Daha sonra hazırladığımız suhekstresini 3 hafta boyunca belli dozlarda sıçanlara uyguladık. 3 hafta boyunca kan şekeri düzeylerinin düştüğünü gördük. Bu düşüş 3’üncü hafta da kendini ciddi oranda gösterdi. 500’ün üzerinde olan kan şekeri seviyesinin 100’lere düştüğünü gördük.”

Türkiye, İran, Irak üçgeninde yetişiyor

Suh bitkisinin özellikle Irak, İran, Türkiye üçgeninde yetişen, yörede otlu peynire de katılan bitkilerden olduğunu ifade eden Alkan, yörede yetişmesi nedeniyle bitkiye daha kolay ulaşma imkanına sahip olduklarını dile getirdi. Şu anda dünyada 415 milyon diyabet hastası bulunduğunu, Türkiye’de bu rakamın 6 milyonun üzerinde olduğuna işaret eden Alkan, şunları kaydetti:

“Her altı saniyede bir insan diyabete bağlı komplikasyonlardan ötürü hayatını kaybettiği için bu çalışmanın ne kadar önemli olduğu kaçınılmaz bir gerçek. Biz bu bitkinin çok iyi geldiğini gördük. Diyabet oluşturduğumuz sıçanlarda, hem kan şekeri düşürücü hem insülin sekresyonunu (salınımını) artırıcı etkisi olduğunu hem de patolojik sonuçlarda pankreas beta hücrelerinin yenilendiğini gördük. Yalnız biz bu çalışmayı yaparken önce ekstreyi sıçanlara farklı dozlarda uygulayarak toksisite testleri uyguladık ve ondan sonra uygun dozları belirleyerek verdik. İnsanlar bunu diyabete iyi geldiği için bilinçsizce tüketmesinler. Bu bitkinin yüksek dozda kullanılması karaciğerde bazı enzimlerin artışına sebep olabilir. Toksik etkiye sebep olabilir.”

Deney olumlu sonuçlandı...

Deneyde kullandığı sıçanların tedavi süreci sonunda eski sağlıklı durumlarına döndüğüne dikkati çeken Alkan, şunları söyledi: “Sıçanların sağlıklı gruptaki sıçanlar gibi davranışlar sergilediklerini gözlemledik. Bizim diyabette gözlemlediğimiz bazı komplikasyonların olmadığını gördük. Örneğin aşırı su tüketiminin, aşırı idrar oluşumunun olmadığını gördük. 3 hafta sonunda sıçanların dokularının sonucunu aldık ve bunların hemogram ve biyokimya sonuçlarına baktık. Antioksidan seviyelerine baktık. Kullandığımız bitkinin hem antioksidan özellik gösterdiğini hem de bizi yanıltmayacak şekilde kan şekeri seviyesinin düştüğünü gördük. İnsülin salımında diğer hasta gruplara oranla yükseliş olduğunu, patolojik sonuçlarda pankreasın beta hücrelerinde yenilenme olduğunu gördük. Yani sağlıklı grupla aynı düzeye geldiğini fark ettik.” Elde ettikleri sonuçların umut verici olduğunu ancak yine de çok iddialı konuşmak istemediğini vurgulayan Alkan, sonuçlara rağmen çok yüksek oranda bitki kullanımının karaciğerde toksik etki de oluşturabileceği uyarısında bulundu.

04 Mart 2017 -



Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

Anket Belediye başkanlarının istifa süreçleri ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

YÜKLENİYOR