Osmanlı camilerinin yarısını yıktılar

İstanbul kültür tarihinin otorite ismi Prof. Dr. Semavi Eyice, “Emanet-i Fatihan” Şehr-i İstanbul’un Cumhuriyet döneminde yaşadığı değişimi Millî Gazete’ye anlattı. İstanbul medeniyetinin dünya tarihini değiştirecek güçte olduğunu ifade eden Eyice, yine gündemi sarsacak bilgiler verdi. Osmanlı vakıf eserlerinin yok edilmeye çalışıldığını belirten Eyice, Fatih’teki Osmanlı camilerinin yarısının yok edildiğini söyledi.

TOLGA SAÇIKARALI-1

İSTANBUL NASIL TARUMAR EDİLDİ?

Dünyanın sayılı sanat tarihçilerinden, Türkiye’nin ilk Bizantologu Prof. Dr. Semavi Eyice ile İstanbul’un Cumhuriyet ile birlikte yaşadığı değişimi konuştuk. Cumhuriyet’in ilk yıllarında icra edilen nazım planlarının, büyük bir tarih ve kültür katliamına sebep olduğunu dile getiren Eyice, “İstanbul’daki Osmanlı camileri, sarayları, konakları heba edildi. Nadide eserler yağmalandı, yanlış restorelerle Osmanlı sanatı ve tarihi bitirilmeye çalışıldı. Adeta İstanbul’daki Osmanlı izi kazınmaya çalışıldı” diye konuştu.

İSTANBUL’UN YIKIM PLANINI HAZIRLAYAN SÖMÜRGE MİMARI HenrIProst

Tunus, Fas, Cezayir gibi devletlerden Osmanlı’nın izlerini kazıyan Fransa’nın sömürge mimarı HenrIProst’a, İstanbul da emanet edildi...

‘YARIMADA’DAKİ 10 BİN OSMANLI ESERİNİN YARISI YOK EDİLDİ

Osmanlı’da İstanbul denildiği zaman malumunuz bugünkü Fatih ilçesi kastedilir. O sebeple eski İstanbul’u yani Fatih’i göz önüne alırsak 10 bine yakın Osmanlı eserinin olduğunu söyleyebiliriz. Bunların içinde cami, mescit, sebil, hamam, kütüphane, medrese, tekke gibi birçok değişik yapı vardır.

Özellikle camileri söylemek gerekirse, İstanbul’daki Osmanlı döneminde yapılmış tam 425 cami vardır. Yani Eyüp hariç, Galata hariç, Üsküdar hariç yalnız İstanbul surları içinde 425 cami kalmıştı Osmanlı’dan… Tabii bu camilerin yarıya yakını, Cumhuriyet’in ilk yıllarındaki nazım planları yüzünden değişik sebepler gösterilerek yıkıldı.

İstanbul’da Osmanlı’dan kalma kaç tarihi eser bulunuyor?

Osmanlı’da İstanbul denildiği zaman malumunuz bugün ki Fatih ilçesi kast edilir. O sebeple eski İstanbul’u yani Fatih’i göz önüne alırsak 10 bine yakın Osmanlı eserinin olduğunu söyleyebiliriz. Bunların içinde cami, mescit, sebil, hamam, kütüphane, medrese, tekke gibi birçok değişik yapı vardır. Ancak özellikle camileri söylemek gerekirse, İstanbul’daki Osmanlı döneminde yapılmış tam 425 cami vardır. Yani Eyüp hariç, Galata hariç, Üsküdar hariç yalnız İstanbul Surları içinde 425 cami kalmıştı Osmanlı’dan… Tabi bu camilerin yarıya yakını, cumhuriyetin ilk yıllarındaki nazım planları yüzünden değişik sebepler gösterilerek yıkıldı. Sultan Abdülmecit zamanında mühendishane talebeleri tarafından yapılmış bir İstanbul haritası vardı. O harita da 425 tane cami ve mescit gösterilmişti. İstanbul’daki selatin camiler dışında kalan bütün camiler o harita da toplanmıştı. Şu an bu haritanın bir kopyası belediye müzesindedir. Osmanlı’dan sonra değişik düzenlemeler gerekçe gösterilerek, bu camilerin bir yarısı yıkılmıştır. Bu haritanın bir kopyası da bendedir. Zamanında Fatih Müftülüğü’ne de bir kopyasını vermiştim. O haritanın dışında birde Ayvansaraylı Hüseyin Efendi’nin 18. yy’da yazdığı Hadikatü’l-Cevami eseri vardır.

İSTANBUL’U SÖMÜRGE MİMARINA TESLİM ETTİLER

Peki, İstanbul’un ilk şehir planını hazırlayan Henry Proyst kimdir?

Üniversite öğrencisi olduğu dönemde Fransa Eğitim Bakanlığı Prost’u Ayasofya’da araştırma yapmak için İstanbul’a göndermişti. Daha sonra 1912’de Prost’un Ayasofya planları bir sergide yayınlanmıştı. İstanbul hakkında da rölöve çalışmaları da vardı. Birinci bölge, ikinci bölge gibi tasnifleri vardı. Mesela birinci bölge olarak Topkapı Sarayı’nın olduğu burun gösteriliyordu. Henry Prost’un iki Yahudi yardımcısı vardı. İki Yahudi mimar, birisi AronAnjel ama diğerinin ismini şu an hatırlayamadım. Bu iki Yahudi, İstanbul hakkında Prost’u yönlendiriyorlardı. Ayrıca Prost’un da bir Bizans hayranlığı vardı. Zaten üniversiteyi bitirme tezi de Ayasofya’dır. Fakat Prost’un dışında Alman şehircileri de İstanbul üzerinde proje üretiyordu. 3-4 tane Alman şehircisinin çok daha garip projeleri vardı. Mesela Sirkeci tren hattını Sarayburnu’ndan geçirip yine Sirkeci’ye indiriyorlardı.  Bu korkunç bir şey tabii…  Allah’tan o projeler kabul edilmedi. Zaten Almanların o planları belediye tarafından o tarihte kitapçık olarak basılmıştı. Hatta ben o çalışmalar hakkında bir makale de yazmıştım. Şehir plancılarının tasarı projeleri diye…  Daha sonra Prost’u uygun gördüler. O da şehirci olmuştu. Sonra Prost’tan İstanbul projeleri istediler.

CAMİYİ MANAVA KİRAYA VERDİLER

O dönem bunlara karşı çıkan olmadı mı?

Karşı çıksan ne olacak, dinleyen mi var, anlayan mı? İşler teslim edilmiş zalimin eline. Fakat o dönemlerde bu işlerle en çok uğraşan İhtifalci Mehmet Ziya’ydı. Ama o da bu yıkıma engel olamadı tabii. Bozdoğan kemerinin olduğu bölgede Revan Çelebi Camii vardı. Mehmet Ziya orası için uğraşmıştı ama o camii de yıkıldı. Şimdi Revan Çelebi Camii’nin yerinde Reşat Nuri isminde bir tiyatro binası var. O tiyatronun yanından Haliç’e kadar olan caddenin kenarında da 5-6 tane eser gitti. Ayrıca tiyatronun karşısında Sekbanbaşı İbrahim Ağa mescidi vardı. Orası da yok edildi. Hem de ne araç ne de yaya yolu üzerinde olmasına rağmen... Çok cevval bir hanım mimar vardı birde, Cahide Tamer Aksel… Cahide Hanım, Burmalı Mescidin yıkılmaması için çok uğraşmıştı. Gayreti netice verdi ve cami yıkılmadı. Bir manava kiraya verildi. Cahide hanım parça parça mescidin restoresini de yaptı. Şu an da mamur durumda ve namaza da açtılar. Günümüzde orada namaz kılınıyor.  O dönemde kanun vardı 5 yüz metre içinde 2 tane cami olmayacak diye. 1935 yılında çıkmıştı bu kanun. Neymiş efendim, 500 metre arasında iki cami varsa birinden biri feda edilecekmiş…

Birçok tarihi eser bir anda heba edildi

Ne gibi projeler?

Mesela Gedikpaşa, orası o zaman yangın yeriydi. Zaten İstanbul’un yangınları meşhurdu. O bölgede ahşap mahalleler vardı. Hepsi yangında kül yığını olmuştu. O yüzden Gedikpaşa bölgesinin bir kısmı imara açıldı. Ama bir kısmını Prost imara açtırmıyordu. Olduğu gibi muhafaza edilecekti. Çünkü altından Bizans kalıntıları çıkmıştı. Daha sonra İstanbul’a pek uğramaz oldu. Buradaki işlerini Yahudi yardımcıları takip ediyordu. Fransa, Prost’u genellikle sömürgelerinde kullanıyordu. Cezayir’de ve Afrika ülkelerinde falan projeler hazırlıyordu. Uzun yıllar Fransız sömürgelerinde çalıştı. Arada sırada da İstanbul’a uğruyordu. Emekli olduktan sonra da yanındaki yardımcısı Yahudi mimarla çalıştı. İzahatları o Yahudi mimardan alıyordu. Fransa’da Paris Mimarlar Odası, Prost hakkında çok kallavi bir kitap yayınladı. Orada hayatı detaylı olarak anlatılıyor zaten. Nazım projelerinin birinde, Yahudi mimarın direktifleri doğrultusunda, Yenikapı son durak olmak suretiyle, Atatürk Bulvarı denilen yer sıfır noktası alınarak, aradaki ana caddenin geçtiği alanın sağınında solunda ne varsa, tarihine bakılmadan çatur çutur yıkıldı. Birçok tarihi eser bir anda heba edildi. Heba edildi diyorum çünkü orada yangın görmemiş bölgeler vardı. Keyfi olarak tarih tarumar edildi. Bazıları bakımsızdı ama mamur olan epey tarihi eser de vardı orada...

Hiç bir sebep göstermeksizin yıktılar

En büyük tahribat nerede yapıldı?

Aksaray’dan Şehzadebaşı’na kadar uzanan bölgede birçok eser vardı, hepsi yıkıldı. Tabii hepsi İslam eseriydi. Camiler vardı, bir tane hamam vardı, tam bozdoğan kemerinin yanındaydı. Hamamı olduğu gibi yıktılar. Sonra Mimar Ayaz’ın kendi vakfı olan bir camii vardı onu yıktılar, hem de hiç yangın görmediği, sapasağlam olduğu halde… Birkaç ufak konak vardı onlar da yıkıldı. Onun dışında ufak camiler vardı onlar yıkıldı, mahalle mescitleri yıkıldı… Bozdoğan kemerinin Marmara tarafında bir mescit vardı, namaz kılınıyordu. Fakat hiç bir sebep göstermeksizin onu da yıktılar. Yıka yıka öyle ilerlediler. Sonra yangın sahasının içinde bir camiyi vakıflar bir öğretmene ev diye vermişti. Validesultan Camii’ne yakın ufak çok şirin bir cami vardı, Oruçgazi Camii. Ramazan’da o camide büyük kalabalıklar olurdu. Fatih dönemi ulemalarından bir zatın vakfiyesiydi. Prost’un sanatçı yönü o eserde ağır basmış olmalı ki onu yıkmadı. Sadece biraz çukurda bıraktı. O caminin muazzam bir görüntüsü vardı eski İstanbul’dan kalma… Daha sonra da hangi aklı evvele düştüyse onu da yıktılar. Onun dışında bozdoğan kemerine yakın büyük bir konak vardı mamur şekilde. Konağın büyükçe bir bahçesi vardı, onu da yıktılar. Hatta bir gün bir taksici “Yıktılar şu güzelim konağı. Ne güzel yorulduğumda bahçesinde oturup dinleniyordum” diyerek hayıflanmıştı. Yani bu tahribat, tahsilsiz taksicinin bile zoruna gitmişti.

İstanbul’da birçok medeniyet yaşamıştır

Osmanlı hiç kilise yıktı mı?

21 Mart 2017 - Gündem


Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR