Milli mücadelenin merkezi Kudüs

Terör rejimi İsrail, Kudüs’te Müslümanların evleri gasp ediyor. Korkudan çocukları hapsediyor. Şehitlikleri yıkıp eğlence merkezi yapıyor. Evlerini satmayan Filistinlilere açık çekler veriyor. Müslüman mahallelerinin çöplerini dahi almıyor. Kudüs’teki baskıdan dolayı Hristiyanlar bile Osmanlı’nın hasretini çekiyor… Dünyanın huzur bulabilmesi için, ümmetin milli mücadelenin merkezinde, Kudüs’te birleşmesi gerekiyor. Çünkü Katar’ın da, Arabistan’ın da, Suriye’nin de, Türkiye’nin de felaket senaryoları orada yazılıyor.

DİĞER FOTOĞRAFLAR

TOLGA SAÇIKARALI

Terör rejimi İsrail, Kudüs’te Müslümanların evleri gasp ediyor. Korkudan çocukları hapsediyor. Şehitlikleri yıkıp eğlence merkezi yapıyor. Evlerini satmayan Filistinlilere açık çekler veriyor. Müslüman mahallelerinin çöplerini dahi almıyor. Kudüs’teki baskıdan dolayı Hristiyanlar bile Osmanlı’nın hasretini çekiyor… Dünyanın huzur bulabilmesi için, ümmetin milli mücadelenin merkezinde, Kudüs’te birleşmesi gerekiyor. Çünkü Katar’ın da, Arabistan’ın da, Suriye’nin de, Türkiye’nin de felaket senaryoları orada yazılıyor.

İSRAİL’İN İŞGAL KANUNU

İsrail, işgal ettiği Kudüs’ün kadim mahallerini ağır kanunlarla Yahudileştiriyor. Kayıp Mülkler Kanununu ileri sürerek Müslümanların mülklerine el koyuyor. Kanuna göre, Filistinliler ‘harap’ durumdaki işyeri ve evlerini birkaç ay içinde restore etmek zorundalar. Aksi durumda İsrail, evlerini kamulaştırarak ellerinden alıyor. El koymak için kapı ya da penceresinin kırık olması bile yeterli. Restorasyon edilmediği için el konulan mülkler, Yahudi ailelere veriliyor. Kanun kapsamına alınamayan ancak Yahudiler için önemli olan işyeri ya da evler ise Filistinlilerden yüksek bedellerle satın alınmaya çalışılıyor. Evini satmayanlar, yüksek vergilere tabi tutuluyor, elektriği kesiliyor, kapısının önündeki çöp dahi alınmıyor.

EVİMİ SATMAM İÇİN TEK ŞARTIM VAR

Evlerini satmayan Filistinlilere 100 milyon dolarları bulan devasa teklifler yapan İsrail, olumsuz cevap alınca açık çek teklif ediyor. Bu tekliflerin yapıldığı isimlerden birisi olan Ebu Hatice’nin verdiği cevap ise ibretlik; “Size evimi tek şartla satarım. Bana 2 milyar Müslümandan yazılı onay getireceksiniz. Çünkü burası ümmetin malıdır. Ben de burada ümmetin bekçiliğini yapıyorum.”

KİLİSEDE DEVAM EDEN OSMANLI ÂDETİ

Kudüs’teki kiliselerde Sultan Abdülaziz Han döneminden kalma çok ilginç bir adet yaşatılıyor. Her Pazar günü ayine gelen papazların önünde, Osmanlı muhafız kıyafeti ile birisi yürüyor. Muhafız, yol boyunca elindeki asayı, otoriteyi temsilen yere vuruyor. Papazlara yapılan saldırıları engellemek için Sultan Aziz’in emri ile görevlendirilen muhafızlar, Osmanlı’dan sonra çalışmasalar da, Kudüs’teki Hristiyanlar âdeti günümüzde de devam ettiriyorlar.

TABİİN CAMİİ’Nİ ERMENİ AİLEYE VERDİLER

İsrail, uyguladığı işgal politikalarıyla, İslam eserlerini, Osmanlı yapılarını tamamen asimile etmeye çalışıyor. Bu politikalar neticesinde Yafa’daki İki Osmanlı mahallesinden birisi tamamen yok edilerek imara açıldı. Bugün Tel Aviv’e bağlanan Yafa, Osmanlı’nın en büyük liman şehirlerinden biriyken bugün tarihi kimliğini kaybetmek üzere. Yafa’da bulunan Tabiin Camii, İsrail’in Kayıp Mülkler Kanunu bahanesiyle Ermeni bir aileye satıldı. Minaresi bile ayakta olan camii, şu an Ermeni Zekerian ailesinin evi olarak kullanılıyor. Yafa’da İsrail’in istimlak etmek istediği Hasan Paşa Camii ve Bahar Camileri ise Mirasımız Derneği tarafından restore edilerek işgalden kurtarılan nadide eserler arasında.

HRİSTİYANLAR DA ZULÜM ALTINDA

Kudüs’te zulüm gören sadece Müslümanlar da değil. Bölgede yaşayan Hristiyanlar da İsrail’in zulmünden son derece rahatsız. Bunu da açıkça dile getiriyorlar. Ayrıca Kudüs’te çok ilginç bir durum ile karşılaşıyorsunuz: En büyük kiliselerin papazları, görevlileri Türk. Mesela Kıyamet Kilisesi’nin papazlarından YohannesYaki, Bursa doğumlu bir Rum. Çok iyi Türkçesi var. Daha önce Türkiye’de görev yaptığını söylüyor. Türkiye nasıldı diye sorgumuzda; “Türkiye şinanaydı. Burada büyük baskı altındayız” diyor. Kilisenin Diyarbakırlı olan diğer papazı da benzer ifadeler kullanıyor. Öbür tarafta Hz. Meryem’in kabrinin olduğu kilisede de aynı tablo ile karşılaşıyorsunuz. Kilisenin görevlisi Ermeni asıllı Hayri Baba, Kudüs’te doğmasına rağmen çok iyi Türkçe konuşuyor. Babası 1915’te Sivas’tan Kudüs’e göç etmiş. Ona soruyoruz ahvalini; “Osmanlı’dan sonra hiçbir şeyin tadı kalmadı, her şey bozuldu” diye cevap veriyor.

İSRAİL’İ KIZDIRAN TÜRKİYE KOŞUSU

Terörist İsrail’in işgal yıldönümünde Kudüs’te tekbir getirmek, eylem yapmak, gösteri yapmak yasak. Ancak Kudüslü gençler bu yasağı anlamlı bir şekilde protesto ediyorlar. 14 Mayıs günü Siyonistler savaş marşları çalarken, Filistinli gençler Türkiye bayrağı bastırılmış kıyafetleri ile Kudüs surlarının çevresinde koşuyorlar. Bu tabloya dayanamayan işgal güçleri, Türkiye forması giyen gençleri basit gerekçelerle gözaltına alıyor. Filistinli gençlerin gözünde Türkiye’nin ayrı bir yeri var. Kudüs Sokaklarında karşılaştığınız her genç, Türkiye’ye gelmek istediğini söylüyor. Hatta bazıları “Türkiye bizi askere alsın, asker lazım değilse mermi oluruz” diyor.

18 Haziran 2017 - Dünya


.
.

Anket

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Coca-Cola fabrikası açmasını nasıl karşılıyorsunuz?


YÜKLENİYOR