Günümüzde Birleşik Arap Emirlikleri olarak tanımlanan bölgedeki İngiliz hakimiyeti 1853‘lere kadar gitmektedir. Petrol rezervlerinin geç de olsa 1962‘den itibaren işletilmeye başlamasıyla BAE kısa sürede bölgenin en zengin ülkesi haline gelir. Arap Baharının yaşandığı günümüzde çöldeki bu muhteşem emirlikler federasyonu da Birleşik Arap Emirlikleri‘nin kuruluşunun 40. yılını kutlama hazırlıkları yapıyordu.Davetli olarak BAE‘ye gittiğimizde kutlamalar öncesinde Abu Dabi ve Dubai‘de kısa zamanda muhteşem bir gelişme gösteren ülkenin arka planını da gözlemleme fırsatını bulduk. Gerçekten de, Arapların 7 ülkeden oluşturdukları bir bakıma Birleşmiş Devletleri "örnek" bir birlik ve uzlaşma ortaklığı sergiliyor. Uçsuz bucaksız bir çölde Birleşmiş Devletler, Orta Doğu‘ya adeta göz kırpıyor. Çöl sıcağının etkisiyle yer değiştiren tepeciklerin yanı sıra süzülen kum tanecikleri...Emirlikler sahraya bir "vaha" gibi serpilmiş bulunuyor... Tam 7 Emirlik...Bütünü "Birleşik Arap Emirlikleri" oluşturuyor......Ve 7 ülkeden 1 devlet... Aslında, 7 şehir 7 ülke kimliğiyle, çölde her bakımdan "muhteşem" federasyona dönüşüyor:İşte, "Birleşik Arap Emirlikleri" ... Abu Dabi, Dubai, Acman, Füceyre, Resül-Hayme, Şerce ve Ummül-Kayveyn‘de kuruluşun 40. yıldönümü, Arapların renkli, gizemli ve görkemli gelenekleriyle karşılanıyor.Karanlığı gündüze çeviren rengârenk ışıklar, lazerli neonlar ve havai fişeklerin altında federasyonda her şeye rağmen yaşatılmak istenen geceler çölün siluetine hakim oluyor.
Yönetim, Şeyhler Konseyi‘nin
1971‘de bağımsızlığını kazanan BAE‘nin idari yapısı monarşiyle yönetilen diğer körfez ülkelerine göre biraz karmaşık. BAE her ne kadar Ebu Dabi, Dubai, Sharjah, Asman, Umm al-Qiwain, Ras al-Haimah ve Fujairah gibi yedi farklı Emirlikten oluşsa da birliğin iskeletini Ebu Dabi ve Dubai oluşturur. Ebu Dabi ve Dubai emirliklerinin kendi aralarında vardıkları anlaşmaya göre federasyonun başkanlığı Ebu Dabi‘ye düşerken, Ebu Dabi‘de bulunan federal hükümetin başkanlığı da Dubai emirliğine bırakılır. Ülke yedi emirden oluşan yüksek konsey tarafından yönetiliyor. Ama Ebu Dabi ve Dubai emirlikleri alınan kararlar üzerinde veto hakkına sahip.Abu Dabi Emiri Şeyh Zayed‘in vefatıyla başkanlığa Sheikh Khalifa bin Zaid Al Nahayan, Başbakanlığa, Muhammed bin Rashid Al- Maktum, getirilmiş bulunuyor. Emirlikler iç işlerinde müstakil yönetiliyor. Emirliklerin, en büyük ve en etkilisi Abu Dabi sonra da Dubai Şeyhliği geliyor. BAE‘nın, Suudi Arabistan ve Umman‘a sınırı kilometrelerce sürüyor. Çölde birer "Vaha" gibi serpili emirliklerin, zenginliği petrol ve doğal gazdan kaynaklanıyor. Dubai‘nin ticari fonksiyonu da eklenince Birleşik Arap Emirlikleri‘nin ekonomik durumu yıldızlaşıyor.BAE‘nin 40. yıl kutlamalarını izlemek için geldiğimiz Abu Dabi‘de kaldığımız Yas Viceroy Hotel‘de bir dizi etkinliğe katıldık. Ülkenin bakanları ve yetkilileri tarafından bize program ile ilgili bilgiler aktarıldı. Programın ilk günü BAE Merkez Bankası Başkanı Sultan Nasser Al Suwaidi ile görüştük. Ekonomi Kalkınma Bölümü ile ilgili bilgiler aldığımız yetkililerden Şeyh Zayed Camii‘ni de ziyaret ettik. İlk günün akşam yemeğine ise Turizm ve Kalkınma Yatırım Şirketi Yönetim Kurulu Komitesi ev sahipliği yaptı. Programın ikinci günü ise kaldığımız otelin Al Manar Salonu‘nda bir dizi toplantı vardı. Çevre Ajansı ve Diş İşlerden Sorumlu Devlet Bakanı bize bilgiler verdi. Sonrasında ise Zayed Üniversitesini ziyaret etme imkanı bulduk. Akşam yemeğinde ise Kadınlar Birliği‘nin gösterisini izleme fırsatı bulduk. BAE‘de bulunduğumuz sürenin son günü de Burj Dubai gezisine gittik. Şeyh Maktum ile görüşme fırsatı yakaladık. Abu Dabi‘deki Sarayında akşam yemeğini beraber yedik.
BAE‘nin ekonomisi yer altı zenginliklerine bağlı
BAE‘nin GSMH‘si 130.8 milyar dolar (55. sırada), kişi başına düşen milli gelir ise 27,957 dolar (23. sırada)‘dır. Emirliklerin en büyük gelirini petrol teşkil eder. Petrol üretimi hızla ilerlemektedir. Abu-Dabi ve Dubai‘de zengin petrol yatakları mevcuttur. Çıkarılan petrolün çoğunluğu ihraç edilir. Yüksek gelir ve büyük bir dış ticaret fazlasına sahiptir. Dışa açık bir ekonomi anlayışına sahiptir. Zenginliğinin kaynağı gelirlerin @‘ını oluşturan petrol ve doğalgazdır. Ülke petrol dışında doğalgaz rezevleri açısından da zengindir. Bölgedeki diğer ülkelerin de önemli ölçüde mal ve hizmet tedarik ettikleri bir ticaret yapısına sahiptir. Petrolün sağlamış olduğu çok büyük gelirle ülkenin her yeri imar edilmektedir. Hiç kimseden vergi alınmaz. Nüfus başına milli gelir 18.430 doları bulur. Dünyada kişi başına düşen milli gelirin en yüksek olduğu ülkedir.
Abu Dabi
Birleşik Arap Emirlikleri‘nin başkentidir. Basra Körfezi kıyısında yer alan şehrin nüfusu 1.250.000 civarındadır. 1971 yılında başkent olan Abu Dabi petrol gelirleri sayesinde günümüzde modern bir şehir haline gelmiştir. Dünyadaki petrol rezervleri bakımından en şanslı ülkeler arasındadır. Diğer 6 emirliğin ciddi miktarda petrol çıkaramamasına karşın petrol gelirleri eşit şekilde dağıtılır. Ancak diğer 6 emirlik petrol gelirlerini sadece metro, otoyol, park vs. gibi yerlerin finanse etmekte kullanabilir. Ayrıca Abu Dabi bir ada olmasına rağmen karaya 3 büyük köprüyle bağlanmıştır. Ve şu anda 4. ve 5. köprü yapım aşamasındadır. Diğer körfez ülkelerinde olduğu gibi çöl iklimi hakimdir. Abu Dabi‘de Vahalarda yaşayanlar tarımla uğraşır. Topraklarının ancak % 2‘si ekilebilir niteliktedir. Tarım ürünleri arasında arpa, buğday ve darı yer alır. Halkın bir kısmı ticaretle uğraşır. Balıkçılık, av ve inci arama işi gün geçtikçe ilerlemektedir. Türkiye ile ticaret 1985 yılından sonra gelişmeye başladı. Türk firmaları BAE‘de geniş çaplı ihaleler almaya başlamışlardır.
Dubai
Arap Yarımadası‘ndaki yedi tane Birleşik Arap Emirliklerinden birini oluşturan emirlik, bazen kendi emirliğinden "Dubai Kenti" olarak ayırt edilir. 1960‘larda yalnızca balıkçı kenti olan Dubai, 1990‘lar sonrası uygulanan politikalar sonucunda ve Hong Kong‘un Çin‘e devredilmesi ile sonrası bölgenin ticaret başkenti olma yolunda ilerleyen 2000‘li yıllar ile de büyük projeler ile dünyaya adını duyuran şehir şu an bölgenin en önemli ticaret ve turizm başkentidir.Birleşik Arap Emirlikleri‘nin en büyük emirliği ve en lüks, en çağdaş olanıdır. Son 20 yılda bu topraklardan petrol çıkarılmaya başlamasıyla Dubai‘nin yapısı değişmeye başladı. Buna karşılık gelirin % 8‘ini petrol oluşturur, bunda bölgenin finans ve iktisat merkezi olması büyük rol oynar. Gümrüksüz devasa alışveriş merkezleri burayı kısa zamanda alışveriş cenneti yapmıştır.Şehrin başında Şeyh Muhammed Raşid el Maktum bulunmaktadır. Şeyh Maktum birçok inanılmaz projeye imza atmıştır. Bunlardan en ilgi çekici olanları palmiye şeklindeki yapay ada ve dünya şeklini alan takım adalar olarak sayılabilir.Şehrin başlıca bölgeleri ise Jumeriah ve Deira‘dır. Şehir dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biridir. Şehirde lüks oteller bulunmaktadır Burj Al Arab oteli bunlardan birisidir. Yıllardır federasyonun ekonomik ve sosyal ağırlığını çeken Dubai‘de hummalı, faaliyetler göze çarpıyor. Araştırmalara göre özellikle, Türkiye‘nin petrol ve petro-kimya ticaretinde bir üs olarak kullanılması da gerekiyor. Nitekim, konunun BAE‘nın önde gelen şahsiyetlerine belirtilince, ilgi ile karşılanması, Türkiye‘nin konumunun önemini açıkça gösteriyor.
Yeni Hedefleri Turizm
Denizin doldurulup, Yas ve Saadiyat adacıklarının oluşturulması, üzerinde de şimdiden milyarlarca dolarlık proje uygulamalarına geçilmesi BAE‘nın hedefini sergiliyor. Öte yandan, kurulmakta olan sanayi şehri Masdar, ağır teknoloji içeren bir üs olmaya aday gösteriliyor. Aslında, Dubai‘deki, 125. katına çıktığımız Halifa Kulesi ve yelken biçimindeki ünlü oteli Burç el Arap, her şeyi çok güzel ispatlıyor.
Şeyh Zayed Bin Sultan El Nahyan Camii
Birleşik Arap Emirlikleri‘nin Abu Dabi kenti, dünyanın en büyük üçüncü camiine kavuştu. Şeyh Zayed Bin Sultan El Nahyan Camii 40 bin 960 kişilik. Büyük Camii olarak da bilinen ibadethanede dünyanın en büyük el dokuma halısı var. İranlı sanatçı Ali Khaliqi‘nin tasarladığı 8 milyon 200 bin dolarlık halıda tam 2 milyon 268 bin ilmik bulunuyor. Türkiye‘den getirilen İznik çinileri ile süslü cami Birleşik Arap Emirlikleri‘nin en büyük camii. İbadethanede aynı zamanda emirliği 1971 ile 2004 arasında yöneten Şeyh Zayed Bin Sultan El Nahyan‘ın anıt mezarı da bulunuyor
Saadiyat Adası
Saadiyat Adası Abu Dabi kıyılarının 500 metre mesafede bulunan büyük ve alçak doğal bir ada. 2018 yılında tamamlanması planlanmış Saadiyat Adası, Abu Dabi kültür merkezi haline gelmesi bekleniyor. Saadiyat Adası sonunda yaklaşık 150.000 ev sahipliği yapacak ve iki on şeritli geçitleri ile Abu Dabi‘ye bağlı olacak. Saadiyat Adası Louvre Abu Dabi, Guggenheim Abu Dhabi olmak üzere dört müze, ev olacak Zayed Ulusal Müzesi , Denizcilik Müzesi. Aynı zamanda dünya çapında bir sanat merkezine içerecektir. Louvre Abu Dabi kuruluş çalışmaları 2009 yılının Mayıs ayında başladı ve 260.000 metrekarelik müzenin 2013 yılında açılması planlanıyor. Jean Nouvel tarafından tasarlanan köprü, Doğu ve Batı sanatını arasındaki boşluğu bir odaklanma ile, dünyanın her yerinden sanat sergileyecek. Saadiyat Adası için ev sahipliği yapacak Guggenheim Abu Dabi , modern ve çağdaş sanata adanmış. Frank Gehry tarafından tasarlanan bina 2013 yılında tamamlanması nedeniyle, 450.000 metre kare, dünyanın en büyük Guggenheim Müzesi olacakİstikbal turizmde
Yeri gelmişken, BAE‘nın petrol, doğal gazda geliri ve ticari faaliyetlerinin yanı sıra istikbalinin turizmde de yattığını söylemeliyiz. Sadece, Şeyh Zayed‘in adına yaptırdığı muazzam camii ziyaret edenlerin, gün geçtikçe arttığı beyan ediliyor. Abu Dabi‘de, dünyanın en yüksek "eğri kulesi"nin bile hizmete açıldığını belirtirsek, alınan mesafenin büyüklüğü kendiliğinden ortaya çıkıyor. BAE‘lerindeki çarpıcı ve süper gelişmelere en çarpıcı örnek ise, daha 40-50 sene önce, develer üstünde sahrada gezinen, balıkçılıktan geçinen BAE‘lıların şimdi, insansız uçak yapabilecek imkanlara sahip olması gösteriliyor. Zaten, rakamlar da bunu teyit ediyor. Ne var ki, BAE ile ilişkilerin daima sıcak tutulması ve özellikle karşılıklı davetlerin sıkı sık gerçekleştirilmesi gerekiyor. BAE‘de Türk firmalarınca üstlenilen projeler yaklaşık 7 milyar doları buluyor. Şimdilik "huzur içinde nice yıllara" dileğimle.



