Şu ya da bu ülkede, şu ya da bu parlamentoda, şu ya da bu yerel mecliste Ermeni "soykırım" tasarısının kabul edilmesi sıradan bir iş oldu. Tasarıyı kabul eden ülke, uluslararası kuruluş ya da yerel meclislerin sayısı 50‘yi buldu...

İsveç örneği belki de en çarpıcı olan "kabul"... İsveç meclisinde tasarının bir oy farkla da olsa kabul edilmesi göründüğünden daha vahim bir durumu işaret ediyor. Türk kökenli milletvekilinin katılmaması ya da Kürt kökenli milletvekilinin tasarı lehinde oy kullanması, durumun vahametinin yanında ayrıntı kalıyor. Vahim olan, Türkiye Cumhuriyeti‘nin, İsveç parlamentosunda bir-iki oyu bile değiştirecek güce ve inisiyatife sahip olamaması. İsveç meclisinde tasarı bir oyla bile reddedilmiş olsaydı, belki tarihsel önemde bir dönüm noktası olabilir, dünya çapında oynanan bir soytarılığın anlamsızlığını gösterebilirdi. Ama Türkiye "Hariciye"si, bu olayın önemini fark etmedi bile...

Sürüklenme halinin en çarpıcı örneği... İsveç örneği ki, tarihsel bir öcüyü de hortlatıyor. Ermenilere soykırım uygulandığını kabul etmekle kalmıyor, Türkiye‘de Hristiyanları da işin içine dahil ediyor. İki yüz yıldır kullanılan bir hınç, öfke, temelsiz bir siyasal propaganda, 21‘inci yüzyılda tekrar ısıtılıp masaya sürülüyor. Hatırlayınız, Osmanlı devletine yapılan dış müdahalelerin, açılan savaşların en önemli bahanesi hep "azınlıklara yapılan zulüm" iddiaları olmuştu...

Görüyoruz ki, bırakın oyunun bu en alçak tarafına karşı tavır konulmasını, her zaman olduğu gibi, göstermelik bir-iki demeç, elçiyi geri çağırmak gibi birkaç komik hareketin ötesinde bir tavır yok...

Muhabir: Haber Merkezi